17 Ocak 2020 Cuma

SA8297/AŞ106: Erdoğan Karşıtı Yerli-Yabancı Kara Propaganda Faaliyetleri ve CHP

"Erdoğan’dan bunu bekliyoruz, çocuklarımızın saf zihinlerinin bulandırılmasını engellemesi onun Cumhurbaşkanı olarak başat görevlerinden biridir."


Şu anda, 17 Ocak 2020 Cuma günü saat 11:26’da, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ‘CHP Parti Meclisi Toplantısı’ öncesi konuşuyor TRTHaber, NTV, CNNTürk, Habertürk ekranlarından da izliyor ve dinliyor insanlar. (Bu yalanların iğrenç bir resmini Habertürk internet sitesinde görebilirsiniz.) Demokrasi, haber alma hakkı, düşünceleri ifade etme özgürlüğü falan filan geçelim bir kalem ve soralım; “Yalan söylemek de bir hak mıdır, milyonlarca insanı çarpıtılmış gerçeklerle aldatmak bir hak mıdır? Siyaset, yalan söyleme sanatı mıdır?” 

CHP genel başkanı canlı yayınlanan konuşmasında açıkça yalan söylüyor ve gerçeğe aykırı bir şekilde karanlık bir tablo çiziyor. Televizyonlar da bu yalanları insanlara ulaştırıyorlar ve insanların aldatılmasına aracılık ediyorlar. Bu basın özgürlüğü falan da değildir bu düpedüz hukukî bir olaydır ve suçtur. 

Diğer üç kanal özel sektöre aittir, ancak TRTHaber bir kamu kanalıdır, yasaların kendisine yüklediği sorumlulukları da ahlakî ölçüler ve kanunlar çerçevesinde yerine getirir; görevi CHP genel başkanının ve gerçekleri çarpıtan diğer genel başkanların kara propagandasına, bir suçun işlenmesine aracılık etmek değildir. Gerekli yasal düzenlemeler yapılmalı ve bu suçun işlenmesi engellenmelidir.

Bugün Türkçe bilen, Türkçe okuyan insanlara yönelik haber amaçlı faaliyetlerin dışına çıkarak, insanları aldatmaya ve seçimlerini haksız yere etkilemeye odaklı yerli yabancı birçok kanal var. ABD, seçimlerdeki Rus kara propaganda faaliyetlerini soruşturuyor ve tartışıyor, Avrupa Birliği kendi çapında Rus medyasının çarpıtmalarına karşı tedbirler alıyor; ancak konu Türkiye ve Erdoğan olunca ABD, Avrupa ve Rusya ellerindeki büyük medya ve sosyal medya araçlarını birer nükleer silah gibi Türkiye’ye yöneltebiliyorlar (Bakınız; İlgili Haberler). Çünkü bu yeni bir tür savaş ve her devlet kendi çıkarlarını korumak için her şeyi yapıyor… 

Ancak bu ülkelerin hiçbirinde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu gibi kendi ülkesinin aleyhine sonuçlar üretecek olan yalanlarla temellendirilmiş kara propaganda yapan bir muhalefet lideri göremezsiniz. Çünkü bu her ülkede suçtur ve vatana ihanetle eşdeğer bir faaliyettir.

Alman DW, Amerikan VOA, İngiliz BBC ve The Independent, Rus Sputnik, Suud Şark’ul Awsat gibi medya kuruluşlarının Türkçe servisleri yalan haber ve kara propaganda faaliyetlerini Kılıçdaroğlu ve ortakları ile eşgüdümlü olarak yürütüyorlar. Euronews Türkçe de Avrupa Birliği'nin resmi organı olmasına rağmen aleyhte yayınlara devam ediyor. Türkiye düşmanı bu medya organlarının yayınladığı, siyasi, ekonomik, kültürel, sosyolojik, psikolojik ve dinî her şey yalanlarla sıvalı ve Kılıçdaroğlu onların belirlediği parametrelerle hiç utanmadan, arlanmadan ekranlarda konuşabiliyor.

Durdurduğumuz 15 Temmuz FETÖ-NATO-AB-ABD-BAE-Suud askerî darbesi dahil, Fırat Kalkanı, Zeytindalı, Barış Pınarı harekatlarımıza karşı çıkan, Libya ve Doğu Akdeniz politikalarımızı kötüleyen, mülteci karşıtı yalan haberlerle toplumu kışkırtan bu yabancı medya organlarıyla eş zamanlı olarak çalışan Kılıçdaroğlu’na verilecek cevap veya karşılık net; yalan söylemesini engellemek.

Yunan Ekathimerini gazetesinde yayınlanan bir analizde, Libya ve Doğu Akdeniz'deki gelişmelerin Atina'nın istediği gibi gitmediğini ve Türkiye'nin bölgedeki gücünü Rusya ile birlikte konsolide ettiğini, Yunanistan'ın kendi çıkarları yerine genellikle iç kamuoyuna dönük, yetersiz adımlar attığı işleniyor ve sonuç olarak şu cümleler ortaya çıkıyor: "Basitçe ifade etmek gerekirse, Ortadoğu ve Doğu Akdeniz'deki jeopolitik değişimler arasında Erdoğan önemli bir oyuncu haline gelerek, Türkiye'ye bir bölgesel süper güç statüsü kazandırdı."

Muhalefet veya İktidar, hangisi olursa olsun yalan söylemek, toplumu germek veya sosyal kaos üretmek gibi bir özgürlük hiç kimsenin hakkı değildir ve olamaz. Siyasî partiler birbirlerini diledikleri gibi eleştirebilirler, ama yalan söyleyemezler, toplumu aldatamazlar, insanları kışkırtarak sosyal kaos üretemezler.

NTV’nin ve CNNTürk’ün nesnel olmaya çalışan yayınlarının yanı sıra Habertürk çok açık bir şekilde CHP ve dış kaynaklı medyanın yerel şubesi gibi çalışarak yalan haber ve kara propaganda faaliyetlerini, tartışma programları ya da analiz maskesi adı altında sürdürmeye devam ediyor. 

FOXTV gibi haber formatı olmayan sıradan bir televizyon kanalının da boyunu aşan bu tür faaliyetlere girişmesini bir kenarda tutarsak, Habertürk’ün ve aynı şirketin ekonomi kanalı olarak yayın yapan BloombergHT’nin yayın politikaları Trump'ın neden olduğu 2018 ekonomik kriz döneminde aynı karanlık amaca hizmet etmişti ve etki alanı çok genişti. 

Bugün sıradan CHP seçmeni FOXTV’nin yalanlarını gerçek sanarak çevresini etkilemeye çalışıyor, bunu normal saymak mümkün değildir, kaldı ki Habertürk ve BloombergHT her seçmenin izlediği birer kanal olmaktan ziyade ilgililerin ve meraklıların izlediği kanallar ve doğal olarak ekonomik ve siyasî algıları doğrudan etkileyerek sonuç alma imkanına sahipler.

Türkiye, ABD, Avrupa, İsrail ve Rusya gibi yalan habere ve kara propaganda savaşlarına karşı tedbir almak zorundadır… 2002 yılından beri birbirini besleyen bu karanlık odaklara karşı, demokrasi, fikir özgürlüğü gibi bahanelerle temel doğru haber alma haklarımızı elimizden alanlara karşı elimiz kolumuz bağlı oturamayız.

Evet, Türkiye seçmeni eğriyi doğrudan ayırma kabiliyetini geliştirmiş olabilir, ama bu her haber tüketicisinin aynı kabiliyete sahip olduğu anlamına gelmez. Son yerel seçimlerde yalan haberlerin nasıl sonuç aldığını hepimiz gördük. Yandaş medya diyerek aşağılanmaya çalışılan medya kanallarına saldırmayı çok iyi bilen bu tür yalancı organizmalar, yalanlarıyla acilen yüzleştirilmelidir. 

ABD-AB-İsrail-BAE-Suud çetesinin birer maşası olan ve binlerce insanımızı öldüren PKK-FETÖ gibi terör örgütleri ile sıkı iş birliğine girerek ‘partiler mezarlığı’ haline gelen bir şer koalisyonunun (CHP-HDP-İP-SP-GP-FETÖ-PKK) söylediği yalanları halka ve gelecekteki nesillere ulaştırmaya hiç kimsenin izin vermemesi gerekir. Bu insanları yıllarca peşlerinden sağcı, solcu, dinci, liberal gibi maskelerle aldatan beş partinin ve iki terör örgütünün hangi standartlara göre bir araya gelerek birbirini eleştiremez hale geldiklerinin sorulması gerekir...

Erdoğan’dan bunu bekliyoruz, çocuklarımızın saf zihinlerinin bulandırılmasını engellemesi onun Cumhurbaşkanı olarak başat görevlerinden biridir.



Arif Şahin, 17.01.2020, Sonsuz Ark, Şaşkınların Tarihi 106


İlgili Haberler:

1- ABD Başkanı Trump Rusya'nın ABD seçimlerine müdahale ettiğini kabul etti, BBC Türkçe, 17 Temmuz 2018

ABD Başkanı Donald Trump, önceki açıklamalarının aksi yönde bir açıklama yaparak, ABD istihbarat servislerinin Rusya'nın 2016 Başkanlık seçimlerine müdahale ettiğine dair ulaştıkları sonucu kabul ettiğini söyledi.

Trump, Pazartesi günü Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'le yaptığı açıklamada, Rusya'nın böyle bir müdahalede bulunması için bir neden görmediğini belirtmişti.

Trump'ın bu açıklamaları sadece Demokrat Parti değil Cumhuriyetçi Parti içinde de tepkilere neden olmuştu. ABD Başkanı, Salı günü yaptığı açıklamadaysa bu konuşması sırasında hata yaptığını, Rusya'nın seçimlere müdahale etmemesi için bir neden görmediğini söylemek istediğini belirtti.

ABD'nin istihbarat servislerine "güven ve desteğinin" tam olduğunu söyleyen Trump, ABD'deki seçim sürecinin güvenliği için güçlü bir şekilde harekete geçeceğini söyledi. Bununla birlikte ABD Başkanı, müdahalenin seçim sonuçları üzerinde bir etkisi olmadığını da ekledi. Trump, 2016 seçimlerini Demokrat rakibi Hillary Clinton'a karşı kazanmıştı.

ABD Başkanı, gazetecilerin Putin'i müdahale nedeniyle kınayıp kınamayacağına dair sorusuna ise yanıt vermedi.

Trump, Putin'le görüşmesinde ne dedi?

Pazartesi günkü açıklamada, Rusya'nın 2016 ABD Başkanlık seçimlerine müdahale ettiği iddialarının gündeme gelmesi üzerine Putin, "Daha önce de söylediğim gibi Rusya, ABD'nin içişlerine hiçbir zaman müdahale etmedi ve hiçbir zaman müdahale etmeyecek" açıklaması yapmıştı.

Seçimleri Trump'ın kazanmasını isteyip istemediğine ilişkin bir soruya Putin, "Evet, istedim, çünkü ABD ve Rusya ilişkilerini normalleştirmekten bahsediyordu" yanıtını verdi.

Trump da Rusya'nın 2016 ABD Başkanlık seçimlerine müdahale ettiği iddiaları konusunda FBI yerine Moskova'nın tarafını tuttu.

ABD'deki istihbarat servislerine güvendiğini söyleyen Trump, Putin'in görüşme sırasında güçlü bir şekilde iddiaları reddettiğini söyledi.

Rusya'nın seçimlere müdahale ettiğine inanmak için bir neden olmadığını da sözlerine ekledi.

ABD istihbarat teşkilatları ise, 2016 seçimlerine Rusya'nın müdahale ettiği sonucuna varmış, devlet onaylı kampanyalarla Demokrat aday Hillary Clintron'ın siber saldırılar ve sosyal medyadaki sahte haberlerle itibarsızlaştırıldığını söylemişti.

Cumhuriyetçilerden de tepki geldi
Trump'ın bu sözlerine sadece Demokratlardan değil Cumhuriyetçi Parti içinden de tepki sesleri yükseldi.

Tepki gösteren Cumhuriyetçi Parti'den Temsilciler Meclisi Başkanı Paul Ryan, Moskova'nın 2016 seçimlerine müdahalesi konusunda şüphe bulunmadığını söyledi ve "Trump Rusya'nın müttefikimiz olmadığını kabul etmeli" dedi.

Cumhuriyetçi senatör John McCain ise "utanç verici bir performans" sözleriyle eleştirdi. McCain açıklamasında "Daha önce hiçbir ABD Başkanı kendisini böyle bir despot karşısında hiç bu kadar sefilce aşağılamamıştı" dedi.

Helsinki'den Washington'a dönen Trump kaşıtları Beyaz Saray'da toplanıp ellerindeki harflarle 'Yalancı' yazarak protesto etti. Daha önce Trump'a yakın duran siyasiler de ABD Başkanı'nı eleştirdi.

ABD'nin Rusya Büyükelçisi Jon Huntsman'in kızı, Cumhuriyetçi Parti'ye yakın siyasi yorumcu Abby Huntsman Twitter hesabından "Hiçbir müzakere kendi insanını ve ülkeni otobüsün altına atmaya değmez" dedi.

Newt Gingrich de Trump'ın sözleri için "Başkanlığının en ciddi hatası, düzeltilmeli, derhal" mesajı paylaştı.

Trump destekçiliğiyle karşıtlığı arasında gidip gelen Senatör Lindsey Graham ise Trump'ın Kremlin'e ABD ile ilgili bir "zayıflık" mesajı verdiğini söyledi.


Graham, "Başkan Trump, Rusya'yı 2016 seçimlerine karışmaktan kesin olarak sorumlu tutma ve gelecek seçimlerle ilgili güçlü bir uyarıda bulunması fırsatını kaçırdı" dedi.


2- Avrupa Parlamentosu’ndan Rus propagandası uyarısı, DW Türkçe, 13.10 2016

 "Rus hükümeti demokratik değerlere saldırmak, Avrupa'yı bölmek, Rusya'da destek toplamak ve Avrupa Birliği'nin doğu komşuluğunda başarısız devletlerin olduğu intibasını uyandırmak için düşünce kuruluşları, (Russia Today gibi) çok dilli televizyon kanalları, sözde haber ajansları, sosyal medya ve internet trolleri gibi geniş bir araç yelpazesini saldırgan bir tarzda devreye sokuyor.”


AP Dış İlişkiler Komitesi, Moskova’nın Avrupa'yı istikrarsızlaştırmak için AB'yi hedef alan bir medya kampanyası sürdürdüğünü tespit etti. Komite Rus propagandasına karşı bir çalışma gurubu oluşturmaya hazırlanıyor.

Avrupa Parlamentosu Dış İlişkiler Komitesi'nin pazartesi günü kabul ettiği kararında Rus hükümetinin Avrupa değerlerini yok etmeyi hedefleyen bir propaganda yürüttüğü kaydedildi. Kremlin'in Avrupa Birliği'ndeki tek tek gazetecileri ve siyasetçileri hedef aldığı belirtilirken, kararda şu ifadelere yer verildi: "Rus hükümeti demokratik değerlere saldırmak, Avrupa'yı bölmek, Rusya'da destek toplamak ve Avrupa Birliği'nin doğu komşuluğunda başarısız devletlerin olduğu intibasını uyandırmak için düşünce kuruluşları, (Russia Today gibi) çok dilli televizyon kanalları, sözde haber ajansları, sosyal medya ve internet trolleri gibi geniş bir araç yelpazesini saldırgan bir tarzda devreye sokuyor.”

Avrupa Parlamentosu milletvekilleri Avrupa Birliği'ndeki medya kuruluşlarının temsilcilerine seslenerek, onları bu propagandanın kanıtlarını toplamaya davet etti. Avrupalı parlamenterler bazı AB ülkelerinin Rus faaliyetlerine karşı yeterli bilince sahip olmadıkları için Rus propagandasının ve dezenformasyonun hedefi oldukları endişesini de dile getirdi.

Komite, Avrupa Birliği bünyesinde Rus propagandasının izlediği stratejik iletişimi gündemine alacak bir çalışma grubu oluşturulmasına karar verdi. Söz konusu çalışma grubu Avrupa Birliği diplomasisinin "tam teşekküllü bir birimi” olarak "uygun personel ve malî kaynaklarla” donatılacak.

Kararın raportörü Anna Fotyga Deutsche Welle'ye yaptığı açıklamada Batı'yı, Avrupa Birliği'ni ya da tek tek üye devletleri hedef alan "propaganda mekanizmalarını” meydana çıkarmak için daha çok çaba sarf edilmesi gerektiğini söyledi.

Russia Today Genel Yayın Yönetmeni Margarita Simonjan ise DW’ye yaptığı açıklamada bu kararın Avrupa Birliği’nde ifade özgürlüğüne bir müdahale anlamına geldiğini söyledi. Simonjan yazılı olarak yaptığı açıklamada “Bu başta ifade özgürlüğü olmak üzere, çok övülen Batılı değerlerin oldukça ilginç bir yorumudur. Pratikte bu binlerce Avrupalı medya kuruluşu arasında az sayıdaki aykırı sese saldırmak anlamına gelir” dedi. Margarita Simonjan "Kamuoyunun Avrupa kurumlarına olan güvenini sarsan bir şey varsa, o da budur” ifadelerinde bulundu.

‘Fazla incelikli' yöntemler

İstihbarat alanında danışmanlık hizmeti veren Lowlands Solutions Netherlands'in CEO'su Tomas Olivier'e göre Rusya’nın kampanyasının nedeni, Batı'nın Rusya’yı belirgin demokratik eksikliklerinden dolayı sürekli olarak suçlaması. DW'ye konuşan Olivier "Batı, Moskova’nın politik sistemini tarih buyunca totaliter, kötü ve insanlık dışı olmakla suçladığı için, Rus propagandası da hep Avrupa’nın demokratik değerlerini sarsmayı hedefledi" dedi.

Olivier, Avrupalı parlamenterlerin aldığı kararın, Rus medyasının stratejisi karşısında başarılı olabileceğinden şüpheli. Tomas Olivier "Rusya’nın aldığı tedbirlerin çoğu onlarla savaşabilmek ya da onları etkisizleştirmek bakımından fazla incelikli ve maskeli. Bu karar, bu propaganda ve dezenformasyon kampanyalarıyla etkin şekilde başa çıkabilmek için daha bilinçli olmaya ya da aktif bir davranışa yol açmayacak" diye konuştu.

‘Yozlaşmış, çökmüş Batı’

Washington'da bulunan Center for European Policy Analysis adlı düşünce kuruluşu, ağustos ayında Rus propaganda eğilimlerini analiz eden ve karşı stratejiler öneren bir rapor yayımladı. Raporda şu ifadelere yer verildi: "Orta ve Doğu Avrupa’daki Rus dezenformasyon kampanyası, dil ve politika sınırlarını aşmaktadır. Batı, AB ve NATO hükümetlerini, politikalarını ve kurumlarını itibarsızlaştırmak için, siyasi yelpazenin iki ucunda kurulu düzene karşı kendisini konumlandıran protest politikacıları kullanmaktadır. Bu kampanya aynı zamanda Kremlin'in mesajlarını da onaylamaktadır.”

Center for European Policy Analysis'e göre Rus resmi haber portalı Sputnik, Rusya’nın Batı’ya olan bakış açısını yaymada önemli bir araç. Kurumun raporuna göre "Kremlin için önemli olan denge değil, tam tersi, yani ana akıma karşı tek yanlı tiksinme. Sputnik, Orta ve Doğu Avrupalı düzen karşıtı protest politikacılara sistematik olarak orantısız bir biçimde çok yer ayırıyor. Merkezdeki politikacılardan alıntı yaptığında da yozlaşmış, çökmüş ve Rusya düşmanı Batı imajına uygun ifadeler seçiyor.”


Yeni karar, AB’nin Rus propagandasının olası sonuçlarına dair ilk uyarısı olmasa da, bilgilendirme ve kanaat oluşumunu etkileme çabasında yeni bir sayfa açıyor. Karar kasım ayında Avrupa Parlamentosu genel kurulunda oylamaya sunulacak.



 Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.


Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı