24 Kasım 2018 Cumartesi

SA7170/ÇY11-HK54: Türkiye’ye Beyin Göçü



SETA’nın geçtiğimiz günlerde yayınladığı raporuna göre Türkiye’ye 106 ülkeden akademisyen geliyor. Çeşitli unvanlara sahip olan bu akademisyenler, hem kendi ülkelerine hem de bulundukları ülkeye katkı sunuyor. Uluslararası olarak nitelenen bu akademisyenler, iki ülke arasında yumuşak güç vazifesi de görüyor. Türkiye’de bulunan akademisyenlere bu ülkeyi tercih etme sebeplerini sorduk. Türkiye’nin İslam, bilim, kültür, uygarlık ve hilafet merkezi olduğunu söyleyen akademisyenler, farklılıkların her iki ülkeye de fayda sağlayacağını vurguluyor.

SA7169/KY60-ES92: Demir Kubbe İsrail’in Başına Çöktü




İsrail kendi başlattığı çatışmalarda, Hamas’ın yeni bir taktik kullanarak attığı füzelerin Demir Kubbe’yi aşması karşısında ateşkes istemek zorunda kaldı. Bunun üzerine Savunma Bakanı Avigdor Lieberman’ın istifa etmesi hükümetteki fikir ayrılıklarını ortaya çıkardı. İsrail şimdi erken seçime gitmeye hazırlanıyor.

Geçtiğimiz hafta İsrail ve Gazze’den karşılıklı atılan füzeler bölgedeki gerilimi birden yükseltti. Başta bu karşılıklı saldırıların nasıl başladığı anlaşılamadı. Ancak daha sonra İsrail’in Gazze’de düzenlediği daha doğrusu düzenlemek istediği, gizli bir operasyonun ortaya çıktığı, bunun üzerine çatışmanın başladığı, ardından füze saldırılarının geldiği anlaşıldı. İsrail askerleri kadın ve sivil kılığına girerek bir komutana suikast yapmaya çalışmıştı. 

SA7168/KY69-EY267: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


SA7167/KY58-GÖKA156: Akıllı Aygıtların Elinde Tutsak Gençlerimiz (III)

“İ-Nesli”nin tipik bir özelliği de din ve maneviyat alanında belirgin bir düşüş ve ilgisizlik… 2000 yılından itibaren gençlerin dine ve Tanrı’ya inançlarında, hatta genel maneviyat arayışlarında düşüş olduğunu biliyoruz, bu durum “İ-Nesli”nde daha da artıyor.


“İ-Nesli” kitabında Twenge, 1995 sonrası doğanların oluşturduğu bu neslin tipik özelliklerini anlatmaya çalışıyor. Bunu sadece kendi çıplak gözlemlerine dayandırmıyor psikolog Twenge, tezlerini ülke çapında gençlerin davranışlarını izleyen bazı kuruluşların verilerinden elde edilen parametrelere bağlıyor. 
Mesela bunlardan bir tanesi, ABD’de, 1975’te Michigan Üniversitesi’nin öncülüğünde yürütülen her yıl en az 14-18 yaş grubundan 50 bin öğrencinin inanç, davranış ve alışkanlık değişimlerinin izlenip kayda alındığı bir program. Yalnız bu değil, Chicago Üniversitesi’nin ve “Yüksek Eğitim Araştırma Enstitüsü”nün de benzer gençlik izleme programlarından faydalanıyor. Yetinmiyor; yüzlerce gençle telefon bağlantısı ve ev ziyaretleriyle doğrudan görüşmeler yapıyor.

23 Kasım 2018 Cuma

SA7166/KY28-ATA392: Türk Akımı ve Türkiye-Rusya İlişkileri

"Türk Akımı Projesinin Türkiye’ye getirisi sadece doğalgazdan hazineye girecek yıllık 526 milyon Dolar değil. Rusya’dan yapılacak ithalatın TL ile Rusya’ya yapılacak ihracatın da Ruble ile ödenecek olması çok önemli bir gelişme."


Hafta içinde son doğalgaz bağlantı borusu T.C. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Viladimir Putin tarafından yerine konan Türk Akımı doğalgaz boru hattı Türkiye’nin yeni uluslararası siyasetinin bir başarısı ve yeni ufukların habercisi.

Türk-Rus İşbirliği

İkinci Dünya savaşı sonrasında Türkiye’ye, güya Türkiye’nin kalkınmasını sağlama amacıyla bir havuç gibi sunulan “Marshall yardımı” sonrasında Türkiye’nin sonuna kadar açtığı kapıdan ABD içeriye girmiş ve Türkiye Cumhuriyeti’nin en mahrem noktalarına kadar ulaşmayı başarmıştı, hem de hiç kimselere hissettirmeden. Bu derin sızmadan ne dönemin bakanlarının ne de başbakanının haberi olmuştu. ABD’nin derin devleti, iki-üç yıl gibi kısa bir zaman dilimi içinde Türkiye Cumhuriyetinin tüm Bakanlıklarını, Müdürlüklerini, Türk Silahlı Kuvvetlerini, Milli İstihbarat Teşkilatını ve Kamu İktisadi teşekküllerini (KİT) yönetir duruma gelmişti. Türkiye Cumhuriyeti maalesef çok vahim bir durum içine düşmüş, tümü ile ABD’nin kıskacı ve denetimi altına girmişti.

SA7165/KY1-CÇ559: Tekâütler Kahvesi

Ekran açılıyor. Bir yudum daha alıyor kahvesinden. Titrek ellerle fareyi ileri geri oynatıyor. ‘Acaba kahvede kimler var?’ diyor gülerek. 



Sabah olmuştur. Yaşlı adam –lafın gelişi yaşlı adam, henüz altmışına bile varmamış, ellilerinin sonunda- yataktan çıkmayı hiç istemese de bedeninin zoruyla kalkacaktır. Kalktığında bir daha yatağa dönmeyecektir. Bunu biliyor. Bu bilişle de sinirleniyor. Sabahın köründe kalkıp ne yapacak? Hiç! Bir tekâüt –emekli sözcüğünü bir türlü içine sindirememiş, tekaüt sözcüğüne ise sözün gelişi vurgundu adeta- için yapılacak ne vardır ki? 

SA7164/ÇY4-DB140: Amerika’nın Kalıcı Savaş Kompleksi

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz, Amerikan muhafazakarlarına ait bir site olan The American Conserative'e çalışan Gareth Porter adlı bir araştırmacı gazeteciye aittir. Analiz, birer itiraf niteliğindeki ayrıntılı tesbitleriyle Amerikan devletinin savaş bütçesinin yarısından fazlasının silah silah şirketleri ve taşeron savaşçıların bağlı olduğu şirketler tarafından emildiğini, bu durumun da ABD'nin hegemonyasının devam etmesi için bütün başkanlar tarafından sürdürüldüğünü belirtmektedir. Dünya artık bir savaş-ölüm makinesine dönen ve herkesi terörist olarak tanımlamaya meyilli politikaları nedeniyle ABD'ye karşı büyüyen bir nefret duygusuna sahiptir ve bu gerçek bazı Amerikalı araştırmacıların tepkisini çekmekte ve eleştirilerini arttırmasına neden olmaktadır...
Seçkin Deniz, 23.11.2018

America’s Permanent-War Complex

"Savunmacı mega-müteahhitler genişlemiş kalmamızı sağlamak için kokpite girdiğinde Eisenhower'ın en büyük kâbusu gerçekleşti." 

Başkan Dwight D. Eisenhower’ın “Askeri-sanayi kompleksi” olarak adlandırdığı kompleks, on yıllardır sürekli olarak gelişmekte ve uluslararası olayların yanı sıra ekonomik ve politik sistemdeki değişimlere ayak uydurmaktadır. Sonuç şimdi dünya çapında en az sekiz ülkede çatışmaya giren ve bunların hiçbiri geçici olmayan “daimi-savaş kompleksi”dir. 

SA7163/KY69-EY266: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


SA7162/KY48-SY81: Topa Sert Giren Bir Yazı...

"Sefa G. de en az bu edebiyat profesörümüz kadar dar bir kapıdan bakıyor dünyaya."


05 Aralık 1999, Pazar

İstanbul''a gitmişken, gazeteye uğrayıp internet adresine gelen e-mail''lere bir bakayım dedim. Baktım, okuyuculardan bayaa "meyil" var. (Öhö öhö!) evet, epeyi...

Mail''leri sırayla ve keyifle yukarıdan aşağıya doğru okurken, bir de ne göreyim; bilgisayarın imlecini büyük bir ünlemin, canıma okumak üzere taa yurtdışından yola çıkmış, büyük bir ünlemin üzerine getirmişim! Mezkur ünlem, ardına dev bir toz bulutu takmış, öyle Hun akınları felan gibi, üstüme üstüme geliyor! Okurum belki iyice anlarım diye, icabında katmerli olsun diye, mesajına İngilizce çevirisini de ekleyip öyle yollamış! İngilizce''si lazım değil, ama bu mail''in Türkçe''sini sizinle mutlaka paylaşmak isterim. Konu: İki hafta önce yazdığımız "Yeşil Pop Başörtüsü İçin Bir şeyler Yap" yazısı...

22 Kasım 2018 Perşembe

SA7161/KY13-AO216: İnsanı İyi Görüntülü Bir Canavar Haline Sokmak

"Kötülükle mücadele insanla başlar ve insan ancak iyi şeyler yaparak insani bir hale gelebilir."


İnsan, evrenin (kâinat) bütün özelliklerini taşır. O nedenle insan kimilerince “küçük evren” diye tanımlanır.

Bilindiği gibi evrende her şey ikilidir ve yaşam zıtlık yasasına dayalı olarak akıp, gider.

Ancak; yalın gerçek böyle olsa da, “iyi-kötü” zıtlığı içinde baskın olan kötüdür. Zira kötünün etkisi sarsıcıdır, yıkıcıdır. Onarıcı olan “iyilik” karşısında çok daha fazla etki gücüne sahiptir. Kötünün niteliği yoktur, iyi ise onca nitelikle donanmıştır..

SA7160/SD1201: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 416 (11-15 Mayıs 2017)

 “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”


  
(Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz, orijinalini aramak istediğiniz tweet metnini kopyalayınız, Twitter arama motoruna yapıştırıp arama yaptırınız.)
(11-15 Mayıs 2017)  (Mayıs 2017: 4.195  Tweet+Önceki Toplam: 256.821 +4.195 = 261.016 Tweet


ANADOLU AJANSI

@anadoluajansi
DHKP-C'li 4 terörist dorsede bayılmak üzereyken yakalandı aane.ws/pO6 pic.twipic.twitter.com/XfPwNMEuH3
@Seckin_Deniz retweetledi

The Economist
 ✔
@TheEconomist
Timbuktu's story has always been told and re-told: a tapestry of half-truths and almost-truths econ.st/2q7nkjI
@Seckin_Deniz retweetledi

SA7159/KY49-İTIĞLI145: Güney Afrika’da Yeni Bir Apartheid Dönemi mi Başlıyor?

"Türkiye’nin apartheid rejimi tamamı ile sona erdirmiş Güney Afrika ile beraberliği, gökkuşağı ulusunun ve bizim daha da güçlenmemizi, ileriye gitmemizi sağlayacaktır. Güney Afrika’yla beraber olmak Afrika’daki sorunların büyük bir kısmını çözmek, karşılıklı refah ve kalkınmayı sağlamak anlamına geliyor."


Afrika kıtasını özetleyen ülke hangisidir denilse tereddütsüz Güney Afrika derim. Güney Afrika, Afrika’nın kalbi değildir ama başıdır, koludur. Güney Afrika’yı anlamadan Afrika’ya bütüncül bir şekilde bakamayız, anlayamayız. Her defasında Güney Afrika’nın Türkiye için önemini belirtiyorum ama karşılık buluyor mu, bu konuda emin değilim.

SA7158/KY69-EY265: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


SA7157/KY60-ES92: Görmez: "Dindarlığımız Gösterişin Kurbanı Oldu"




Türkiye’de iki egemenliğin kurbanı olduğumuzu söyleyen Prof. Mehmet Görmez, bunları ‘niceliğin egemenliği’ ve ‘gösterişin egemenliği’ olarak tanımlıyor. Görmez, gösterinin, imajın, propagandanın davet, irşat ve tebliğle karıştırıldığı, hayırseverin sponsora dönüştüğü, vakıfların STK’laştığı bir dönemden geçtiğimizi anlatıyor ve “Dindarlığımız, ahlakımız gösterişin egemenliğinde zayıfladı maalesef. Tasavvuf ve irfan geleneği dahi ilimden koparak bir gönül terbiyesi olmaktan çıktıysa, bu, dijital gösterinin kurbanı olmasından kaynaklanıyor” diyor.

21 Kasım 2018 Çarşamba

SA7156/Sonsuz Ark-YD128: “Adem Elması” Nedir, Neden Genellikle Erkeklerde Bulunur?

"Adem elması erkek çocukların gırtlaklarının (larynx) büyümesinin  bir sonucudur ve tiroid kıkırdağın çıkıntısıdır."


"Adem elması’’ olarak tabir edilen küçük kütleyi, erkeklerin boğazlarının ortasında kolaylıkla seçebilirsiniz. Adını incildeki bir hikayeden alan bu bölge acaba gerçekten de hikayede anlatıldığı gibi; erkek ‘’yasak’’ elmayı yediği için mi oluştu? Aslında cevap gayet basit; tabii ki hayır!

İncil'deki açıklamasını bir kenara bırakalım, gerçekte Adem elması erkek çocukların gırtlaklarının (larynx) büyümesinin  bir sonucudur ve tiroid kıkırdağın çıkıntısıdır. Adem elması farkedilebilir büyüklükte bir yumru haline gelmeye, larinksin büyüdüğü, ergenlik döneminde başlar. Bu büyüme, içerisinde ses tellerinin de bulunduğu larinksi korumasının yanında sesin de kalınlaşmasına neden olur.

SA7155/KY38-SevDur177: Türkçe Ezan'ın Hatırlattıkları



Takdim

Türkçe ezan denilince sadece ezanın Türkçe okunması değil, o dönemin bütün zulümleri akıllara geliyor. İnkılapların uygulanması uğruna idam edilenlerin yanı sıra, elif cüzüne suç unsuru muamelesi yapılması, kadınların üzerindeki çarşafların yırtılması, takke takanların eziyet görmesi bunlardan sadece bazıları. Geçmişi unutmamak ve ders çıkarmak için o günleri yaşayanlarla konuştuk. Ülkenin işgal altında olduğunu düşünen tanıkların anlattıkları, zulmün boyutunu gözler önüne sermeye yetiyor.

SA7154/ÇY11-HK53: “Ne Olursa Olsun” Okuyoruz



TÜYAP’a, kitap fuarlarına gösterilen ilginin gerçek olup olmadığı sorusuyla gittim. Salona girmeden bu tartışmayı arkamda bırakarak insanların bu konuda ne düşündüğünü sormaya karar verdim. Herkes okuyordu evet, yoksa insan bu kadar yorucu bir yolculuğa niçin çıksın?

Geçtiğimiz hafta sona eren 37. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı – TÜYAP, bu sene de dolu dolu geçti. Doluluğu her iki anlamda da kullanıyorum. Hem salonlar çok doluydu hem yayınların çeşitliliği açısından dolu bir fuardı. İlk defa TÜYAP’a gittim. Açıkçası bu kadar büyük bir fuarın kalabalık olacağından endişe duyarak yola çıkmıştım. Fuara hafta içi gittiğim için, korktuğum o kalabalıkla karşılaşmadım.

SA7153/KY69-EY264: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


SA7152/KY37-AZ334: Ülkeyi Yargı Kararlarına Teslim Edemeyiz…

"Siyasetin tartışmasını demokrasinin gereği olarak tabii ki, omuzlarımızda taşırız, yargı kararlarının oluşturduğu –andımız olayında olduğu gibi- anafora katlanmak zorunda değiliz."


Önce, gelişmelerin merkezindeki STK’lar ve isimler karşısındaki durumumu –bu mütevazi köşe yazısı sütununu izleyenler bilir- ifade edeyim: Ucu, neo-liberalizmin şaibeli karakteri George Soros’a uzanan hiçbir işe olumlu bakmam, bu nedenle, onun Avrasya coğrafyasında küresel emperyalizm adına çevirdiği dolapları takip eder, sağında-solunda yer alanlarla da siyasi birliktelik geliştiremem. 

Yani… Bir yıldır tutuklu bulunan Osman Kavala’yı tanımam, onun başında olduğu Anadolu Kültür’ün çalışmalarının görünen yüzünün ötesinde boyutları nedir bilmem… TESEV ne iş yapar, artık merak etmem, bilirim… 

20 Kasım 2018 Salı

SA7151/SD1200: Sonsuz Ark Sohbetleri 27

"Devlet, geçmişte yapılanın aksine, dileyenin dilediğine değer ve önem atfettiği, ancak birinin diğerini rahatsız etmeyeceği, düşman kabul etmeyeceği bir atmosferi inşâ etmek için bütün yeteneklerini ve güçlerini seferber etmek zorundadır... Devlet herhangi bir ideolojiyi, herhangi bir kişiyi ya da ait olduğu kesimi önemseyecek, öne çıkaracak politikalardan uzak durmalıdır."


Türkiye'nin önünde 2023 Haziran ayına kadar yaklaşık dört buçuk yıl var, Mart 2019'daki yerel seçimler dışında normal koşullarda seçim yok; Türkiye bu geniş zamanı çok verimli kullanmaya çalışmalıdır. Halkın çoğunluğu tarafından güçlü ve demokratik bir ülke olarak inşa edilmiş olan Türkiye artık birer handikap nesnesi olarak tanımlanabilecek ayrıntılarla gündeminin değişmesine izin vermemelidir. Bu ayrıntılar yakın tarihin temel ayrışma sebepleri olarak tahkim edilmiş olsalar bile günümüzde artık eski 'dayatma' niteliklerini kaybetmiş durumdadırlar. 

Seçkin Deniz Twitter Akışı