24 Kasım 2018 Cumartesi

SA7170/ÇY11-HK54: Türkiye’ye Beyin Göçü



SETA’nın geçtiğimiz günlerde yayınladığı raporuna göre Türkiye’ye 106 ülkeden akademisyen geliyor. Çeşitli unvanlara sahip olan bu akademisyenler, hem kendi ülkelerine hem de bulundukları ülkeye katkı sunuyor. Uluslararası olarak nitelenen bu akademisyenler, iki ülke arasında yumuşak güç vazifesi de görüyor. Türkiye’de bulunan akademisyenlere bu ülkeyi tercih etme sebeplerini sorduk. Türkiye’nin İslam, bilim, kültür, uygarlık ve hilafet merkezi olduğunu söyleyen akademisyenler, farklılıkların her iki ülkeye de fayda sağlayacağını vurguluyor.

Ülkesinin sınırlarını aşarak başka ülkelere giden öğrenci ve akademisyenler uluslararası olarak niteleniyor. Uluslararası öğrenci ve akademisyenlere ev sahipliği yapan ülkeler, bu kişiler için stratejiler üreterek uluslararası eğitim ve araştırmayı teşvik ediyor. Teşvikler sayesinde gittiği ülkede iş imkânı elde eden uluslararası öğrenciler, gerek akademik, gerek politik, gerekse ekonomik fayda adına iki ülke arasında yumuşak bir güç aracı oluyor. Bu sayede çalıştığı ülkeye ve kendi ülkesine türlü katkılar sağlayabiliyor.

SETA’nın hazırladığı “Yükseköğretimin Uluslararasılaşmasına Güncel Bir Bakış – Türkiye’de Uluslararası Akademisyenler” başlıklı rapora göre, uluslararası akademisyenlerin varlığı ülkelere iki şekilde katkı sağlıyor: Birincisi öğretim ve araştırmanın çok kültürlü hale gelmesiyle olanakların çeşitlenerek kalitenin artması. İkincisi ise daha fazla uluslararası akademisyene ev sahipliği yapan üniversitelerin, daha fazla puan alıp kalite sıralamalarında avantaj elde etmesi.

Rapor kapsamında yükseköğretimin uluslararasılaşmasına baktığımızda, Kuzey Amerika ve Avrupa ülkeleri en fazla uluslararası öğrenciye ev sahipliği yapan ülkeler olarak karşımıza çıkıyor. Dünya genelinde uluslararası öğrencilerin sayısı 1999 yılında 2 milyon iken 2015 yılında bu sayı artarak 4,6 milyona ulaştığı bilgisi de raporun içeriğinden. 5 bin yükseköğretim kurumu bulunan ABD, en fazla uluslararası öğrenciye sahip ülke. ABD’ye en çok öğrenci gönderen ülke ise Çin.

Her geçen gün daha çok hızlanan yükseköğretimdeki bu küresel hareketliliğe Türkiye de entegre olmakta gecikmedi. Uzun yıllardır değişim programları ve burs imkânlarıyla uluslararası öğrenciler alanında çalışmalar yürüten Türkiye’nin uluslararası akademisyen sayısı 1984’den bugüne kadar artarak devam etti. 106 farklı ülkeden Türkiye’ye akademisyen geldiği belirtilen rapora göre, Türkiye’de en çok öğrencisi bulunan ülkeler istatistiğinde ilk sırada Suriye, ikinci sırada Azerbaycan, üçüncü sırada ise Türkmenistan yer alıyor. Türkiye’yi tercih sebeplerini, burada olmanın neden önemli olduğunu Türkiye’de bulunan uluslararası akademisyen ve öğrencilere sorduk. Türkiye’de olmaktan memnun olduklarını söyleyen akademisyenler, uluslararası akademisyen olmakla hem kendi ülkelerine hem de bulundukları ülkeye katkı sağladıklarının altını çiziyor.

Dr. Öğr. Üyesi Mounjed Abu Bakr 29 Mayıs Üniversitesi – Uluslararası İslam ve Din Bilimleri Fakültesi

TÜRKİYE İSLAM, HİLAFET, UYGARLIK VE İLİM DEMEK

Altı yıl önce Ürdün Yermuk Üniversitesi’nde doktoramı bitirdikten sonra İstanbul’a bilim üretmek, araştırma ve çalışma yapmak için geldim. Farklı bir ülkede akademisyen olmak, eğitim alanında farklı metotların kullanıldığı bir ülkede bulunmak demek. Farklılıklar, araştırmacının deneyimini arttırır ve zihnini geliştirir. Özellikle Türkiye’nin en önemli bilimsel ansiklopedisini yayınlayan İslam Araştırmaları Merkezi (ISAM) profesörleriyle iletişim kurma fırsatım oldu. Türkiye’ye dünyanın dört bir yanından gelen çok sayıda profesör var. Çünkü Türkiye konferanslar için önemli bir merkez. Eskiden bilim insanlarıyla tanışmak, hakkında bilgi edinmek için başka ülkelere seyahat edildiğini duyuyorduk. Kur’an-ı Kerim’de, yolculukla bilimsel, faydalı ilimler ve deneyimler elde edeceğimizi, aradığımız şeyler için yolculuk yapmamız gerektiği ifade ediliyor. Türkiye; İslâm, hilafet, uygarlık, kültür ve ilimdir benim için. Çalışmalarım kendimi geliştirmeme yardımcı oldu. Tüm İslâm ülkeleri benim ülkem. Nerede kalırsam ve nereye gidersem gideyim Müslümanlara ve ülkelerine hizmet etmek zorunda olduğuma gerçekten inanıyorum.

RENKLİ ÇİÇEKLER GİBİ 

Uluslararası akademisyenler, farklı kültür ve yaklaşımlar sayesinde geniş bilgi ve birikime sahip. Çünkü her ülkenin diğerlerinden farklı özellikleri var ve her yolculukta yeni şeyler öğreniliyor. Benim Türkiye seyahatim de çok yararlı oldu. Özellikle coğrafi konumu, İslam dünyasını ve batı dünyasını birbirine bağlayarak kültürler ve medeniyetler için bir kavşak görevi görmesi çok önemli. Bu kavşak görevi, Türkiye’deki bilimsel deneyimi çok zengin kılıyor. Türkiye’de klasik İslami bilimleri batı araştırma yöntemleri ile birleştiriyoruz. Bunun araştırmacının hem kendi ülkesine hem de çalıştığı ülkeye çok büyük faydası var. Çünkü araştırmacının tek başına sahip olamayacağı deneyim sağlıyor. Akademisyenlerin farklı ülkelerde çalışmaları renkli çiçekleri andırıyor bana. Bu fark, çeşitlilik olarak adlandırılıyor ve çeşitlilik çok yararlı. Farklı ülkelerden araştırmacı ve akademisyenlerin yanı sıra toplantı ve tartışmaların da birçok faydası var. Araştırmacıların deneyimlerini birbirlerine aktarma ve başkalarının deneyimlerinden yararlanmasını sağlıyor. Sonra fikirleri geliştirir ve onları artırırsınız. Araştırmacı sıfırdan başlamaz, aksine diğer araştırmacıların başlattığı yolu tamamlar, kusurları ve eksikleri saptar. Bu da ilerlemenin ve kendini geliştirmenin bir yolu. Bütün bunlar hem kendi ülkemize hem de bulunduğumuz ülkeye faydalı olacak ve her alanda gelişmeye ve ilerlemeye yardımcı olacaktır.

Prof. Dr. Angelo Santagostino Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi

ÜNİVERSİTEM BANA DESTEK OLUYOR

İtalya’dan 2013 yılının Şubat ayında Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nden aldığım bir teklif üzerine geldim. Yaşam tarzına alışmakta hiç zorluk çekmedim. Okulda farklı şeyler yapabiliyorum. Üniversitem her açıdan bana destek oluyor. Türkiye için çalışıyor, Türkiye’ye yarar sağlamaya gayret ediyorum. Jean Monnet Profesörü olarak, Avrupa Birliği’nden AB ile bağlantılı faaliyetlerde kaynak talep edebilme yetkisine sahibim. Uluslararası akademisyenlerin çalıştıkları ülkelerde kendilerine yeni birikimler katabileceklerini düşünüyorum.

Prof. Dr. Michelangelo Guida 29 Mayıs Üniversitesi İktisadi Ve İdari Bilimler Fakültesi

FARKLI BİR ÜLKEYE ALIŞMAM ZOR OLDU

İtalya ve İngiltere’de eğitim gördüm ve Türk siyaseti üzerine uzmanlaştım. Araştırma için Türkiye’de birkaç kere bulunmuştum. Doktora savunmasına girmeme birkaç ay kala, özel bir üniversitenin dekanından bir iş teklifi geldi. O sırada doktora bursum kesildiği için bu teklif çok cazip geldi. Ayrıca dili daha iyi öğrenmek ve araştırmama devam edebilmem için de çok iyi bir fırsattı. Sonraki yıllarda İngiltere’de iş aradım ama Türkiye’deki çalışma imkânları ve yakaladığım hayat standartları daha yüksek olduğu için başka bir ülkede iş aramaktan vazgeçtim. Tabii bu alışma sürecinin kolay olduğu anlamına gelmiyor. Farklı bir ülkeye, akademik ortama ve öğrenci profiline alışmak hiç kolay olmadı. Daha önce de Türkiye üzerine çalıştığım için burada ve buraya dair çalışmalar yapmam akademik açıdan büyük bir avantaj. Ülkeme katkı sağladığım söylenemez. Aksine İtalya’dan uzaklaşmam ve oradaki akademik dinamiklerden kopuşum geri dönüşümü engelledi. Zaten buradaki işi kabul ettiğimde böyle olacağının farkındaydım. Uluslararasılaştırmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Yabancı uyruklu akademisyenlerin Türkiye’deki gelişmekte olan yükseköğretim sektöründe farklı tecrübeleri ve birikimleriyle öğrencilerin ufuklarını açacaklarını ve büyük bir katkı sunacaklarını düşünüyorum. Uluslararası akademisyenlerin olumlu yanları çalıştıkları ülkelere katkı sunmak. Aynı zamanda uluslararası ortam, çok kültürlü ve farklı birikimi sayesinde akademisyenler için de ufuk açıcı oluyor.

Doç. Dr. Umbulbanu Hamıdova Atatürk Üniversitesi – Güzel Sanatlar Fakültesi

ÜLKEMİZİ TEMSİL ETMEMİZ ÖNEMLİ

Azerbaycan Bakü Devlet Üniversitesinde çalışıyordum. Zamanın Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi dekanı Sevim Sağsöz, Bakü’ye gelmişti. Yedi hocayı Türkiye’ye davet etti. 1999 yılı Eylül ayında Türkiye’ye geldim. Doktoramı savunma aşamasındaydım. Savunmamı 2002’de Türkiye’de yaptım. Doçentliğimi de burada aldım. Türkiye’de zorlandığımı söyleyemem. Özellikle dil konusunda Erzurum şivesiyle Azerbaycan’da konuştuğumuz dil çok yakın. Aynı milletten olduğumuz için kendimi burada hiç yabancı gibi hissetmiyorum. Akademik alanda iki ülke arasında büyük bir farklılık yok. Orada da halı-kilim hocası olarak tasarım derslerine giriyordum. Ülkemdeki akademisyenlerle bağlarım, ilişkilerim devam ediyor. Sempozyumlara, panellere ve sergilere katılıp oradaki dergilerde makaleler yayınlıyorum. Öğrenci de yetiştiriyoruz. Oradaki öğrencilere uzakta olduğum için bir etkim olmuyor. Akademik olarak ülkemle bağım hep var. Ama oradan buraya yüksek lisans veya doktora için gelen öğrencilerimize seve seve danışmanlık yapıyorum. Uluslararası akademisyenler olarak çalışmalarımızla ülkemizi burada temsil ediyoruz. Azerbaycan ve Türkiye halılarının motiflerini karşılaştırma imkânı buluyorum. Bu sayede ortak noktalarımızı ortaya çıkarıyorum. Akademisyenlerin başka ülkelerde çalışmaları, kendi ülkelerini temsil etmeleri adına önemli. Avrupa’da, Türkiye’den ve Azerbaycan’dan gelen akademisyenlerin seviyelerini düşük sanıyorlar. Avrupa ülkelerine akademik olarak kendimizi tanıtmamız lazım.

Mingan Dagay  Erciyes Üniversitesi – Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğrencisi

DAHA ÇOK YABANCI AKADEMİSYENE İHTİYAÇ VAR

Türkiye’ye 2015 yılında yüksel lisans için geldim. Yüksek lisans yapmak istediğim eski Türk Dili ve okuduğum Çin Dili edebiyatını kıyas ederek tekrar lisans okumaya karar verdim. Okumak istediğim alanın Türkoloji olması ve vize işlerinin kolay olması nedeniyle Türkiye’yi seçtim. Türkistan’la kültürleri benzediği için çok fazla zorlanmadım. Ülke dışında okumak sadece dili geliştirmekle kalmıyor. İnsan sınırlarını zorladığı için gelişimine ve olgunlaşmasına da katkı sağlıyor. Ben Türkoloji alanında kendi milletime hizmet etmek için okuyorum. Türk dilleri içinde Uygurcanın dil bakımındaki rolü ve Türk dil tarihindeki katkılarını anlatmak için buradayım. Ülkeme geri dönmek istiyorum ama şartlara göre karar vereceğim. Okulu bitirip bir süre ticaret yaptım. Kendi paramı kazandım ama bir şey eksikti. Kendisini akademik hayata uygun bulan birinin bu yoldan vazgeçmemesi lazım. Türkiye’nin daha çok akademisyene ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Bu konudaki çabalar takdir edilmeli.


Halime Kirazlı, 24.11.2018, Sonsuz Ark, Çırak Yazar, Özel Dosyalar
Özel Dosyalar

Halime Kirazlı Yazıları




Sonsuz Ark'ın Notu: Halime Kirazlı Hanımefendi'ye çalışmalarını bizimle paylaştığı için teşekkür ederiz. Seçkin Deniz, 20.08.2018

İlk yayınlandığı yer: Gerçek Hayat





Sonsuz Ark'tan


  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı