22 Kasım 2018 Perşembe

SA7159/KY49-İTIĞLI145: Güney Afrika’da Yeni Bir Apartheid Dönemi mi Başlıyor?

"Türkiye’nin apartheid rejimi tamamı ile sona erdirmiş Güney Afrika ile beraberliği, gökkuşağı ulusunun ve bizim daha da güçlenmemizi, ileriye gitmemizi sağlayacaktır. Güney Afrika’yla beraber olmak Afrika’daki sorunların büyük bir kısmını çözmek, karşılıklı refah ve kalkınmayı sağlamak anlamına geliyor."


Afrika kıtasını özetleyen ülke hangisidir denilse tereddütsüz Güney Afrika derim. Güney Afrika, Afrika’nın kalbi değildir ama başıdır, koludur. Güney Afrika’yı anlamadan Afrika’ya bütüncül bir şekilde bakamayız, anlayamayız. Her defasında Güney Afrika’nın Türkiye için önemini belirtiyorum ama karşılık buluyor mu, bu konuda emin değilim.

Güney Afrika’ya ilgisiz olmamızın temelinde ülkenin bizden binlerce mil uzaklıkta olmasının etkisi var. Mesafe olarak ırak olunca gönülden de uzak oluyor. Yalnız Güney Afrika’nın da Türkiye’ye fazla ilgi gösterdiği söylenemez. Siz ne kadar adım atarsanız atın, karşı taraf size yaklaşmayınca çabalarınızın anlamsız olduğunu hissediyorsunuz.

Yine de biz Güney Afrika’yı önemseyelim, çünkü bu ülkeyle kuracağımız çoklu ilişkiler Afrika ile bütünleşmemiz, iş yapmamız açısından önemli. Sudan ve Somali’ye gösterdiğimiz ilgi kadar Güney Afrika’ya yönelik de bir politikamız olsun.

Güney Afrika batının Afrika’daki sömürgecilik algısını anlamak açısından gereklidir. Çünkü 1948-1994 arasında Avrupalı Hollanda kökenli Afrikanerlerin kurduğu aprtheid sistem, modern emperyalist sömürgeciliğinin görünen yüzüydü. 1950’li yılların ortalarında Sudan ve Gana’dan başlayarak birçok Afrika ülkesine bağımsızlık verildiği halde Güney Afrika’da bağımsızlık ancak 1994’de apartheid yönetiminin sona ermesi ile sağlanabilmişti.

Güney Afrika’da o dönemleri yaşamış olanlar bilir. Apartheid rejim, insanın en katı şekilde sınıflaştırıldığı, insanlığa karşı suçun işlendiği bir rejimin adıdır. İşgalci İsrail’in Filistin’de yaptığını, Afrikaaner beyazlar Güney Afrika’da siyahlara, melezlere, Güney Asya kökenlilere hatta kendilerinden olmayan herkese karşı uyguladılar. Beyaz şiddetin dayandığı nokta o kadar feciydi ki yapılan birçok katliam İsraillilerin uyguladığı yapısal şiddetle aynıydı. Güney Afrika’da apartheid rejimi başlatan Ulusal Parti’nin iktidara gelmesi ile İsrail’in aynı tarihte kurulması tesadüfü değildi.

Apartheid rejimin kesinlikle bir liberalizmin ürünü olduğunu söyleyebilirim. Çünkü bu kendisini inkar anlamına gelen liberalizm sadece Avrupalı beyazların sınırsız özgürlükleri üzerine düşünülmüş ve uygulanmıştı. 1960’ların sonlarında uygulanan 6. Street (6. Cadde) olayı bu liberal çelişkinin en önemli örneğidir. Afrikaanerler, yıllardır siyah ve melezlerin birlikte yaşadığı bölgeyi ellerinden alarak kendileri yerleşmişlerdir. İsrail’in sürekli uyguladığı Kudüs’teki yerleşimci işgalinden hiçbir farkı yoktur. Hala birkaç sembolik yer dışında bu bölgenin sahipleri yerlerine dönememişlerdir.

Apartheid rejimi “Kapitalizm yaşatmaz öldürür” gerçeğinin görüldüğü rejimin adıdır. Apartheid rejim, 1960 yılında 70’e yakın siyahinin Sharpeville kasabasında öldürülmesi, okullarından çıkan yüzlerce öğrencinin Johanesburg’un Soweto banliyösünde kurşunlar altında kalması, “beyazların haklarından yararlanmak istiyorum” diyen binlerce kişinin hapislerde onlarca yıl yatmasının adıdır.
1994’de apartheid rejim Nelson Mandela liderliğinde bir bağımsızlık savaşı ile sona erdi. Aslında sona ermedi, bir şekilde hala devam ediyor. Çünkü hala ayrımcılık yaşanıyor bu ülkede. Bu ayrımcılık özellikle ekonomide yaşanıyor. Ülkenin ekonomisinin yüzde 90’ına yön verenlerin çoğunluğu Avrupa göçmeni olan beyazlar.

Apartheid rejim sona ermedi. Bir madenci kasabası olan Markana’da geçtiğimiz yıllarda onlarca işçinin öldürülmesiyle sonuçlanan vahim olay, apartheid sistemin devam ettiğini gösteriyor. Bu rejim yalnız eskinin hayalini kuran beyaz ırkçılar kanalıyla değil, Franz Fanon’un işaret ettiği siyah derili beyaz maskelerle yani beyazlara öykünen siyah yöneticilerle yaşatılıyor.

Güney Afrika’da 1994’de ilk defa oy kullanarak iktidara gelen siyahlar, ülkeyi giderek yaşanmaz hale getiriyor. Aslında siyah beyaz gibi nitelemeleri yapmak çok yanlış ama maalesef olan bu. Güney Afrika’da yönetimi ele geçiren siyahlar, Mandela’nın özlemini çektiği, bütün ırksal, sınıfsal ayrımları ortadan kaldıran bir rejim kuramadılar. Beyaz azınlığın geçmişteki üstünlüğü siyah elit azınlığın eline geçti. Ülkeyi yöneten siyah elit, beyaz bir maske giyerek ülkeyi yeni bir apartheid rejime sokmakta. 

Bu apartheid rejim artık siyahlara ekonomik haklar, özgürlükler verilmesini savunmuyor. Ülkeyi yaşanmaz hale getirerek beyazların elinde bulundurduğu ekonomiye darbe vurarak, yalnız siyah elitlerin refah içinde yaşayabileceği bir ortam sunuyor. Güney Afrika’da yaşanan bu durum, Uganda lideri İdi Amin’in 1970’lerde ülkedeki Asyalı melezleri kovmak istemesi ile benzerlik gösterse de aynı değil. Çünkü Amin’in amacı Ugandalıların ekonomide etkin olmaları için yapılan bir girişimdi. Güney Afrikalı siyahlar, beyaz azınlığın ekonomisine çok fazla dokunmuyor, onlar gibi olmaya çalışarak ekonomideki paylarına ortak olmak istiyorlar.

Seçtiğimiz başlık çok uçuk bir iddia gibi gözükebilir, ama Güney Afrika’da yaşayan biri yanılmadığımızı anlar.

Güney Afrika apartheid dönemde olduğu gibi bir iç savaşa doğru gidiyor. Yalnız bu iç savaş siyah, beyaz ya da melezlerle ilgili yani renksel bir iç savaş değil. Güvenlik bir türlü sağlanamıyor, çete saldırıları, gasp, hırsızlık giderek artıyor. Bütün bunların nedeni ne yazık ki siyah elit azınlığın daha fazla refah içinde yaşaması için.

Okuyucu Güney Afrika’yla ilgili söylediklerimize bakıp “Neden böyle bir ülkeyle ilişkimizi daha da geliştirmek istiyoruz?” diyebilir. Bütün bunlara rağmen Güney Afrika’da var olmak, çok güçlü olmak zorundayız. Çünkü Güney Afrikasız bir Afrika’dan söz edilemez. Güney Afrika bütün bu sıkıntılara rağmen, bütün Afrika’ya yön verecek bir potansiyele sahiptir ekonomik ve siyasi olarak. 

Yönetimdekilerin bunu görmesi, yeni apartheid rejime izin vermemeleri gerekiyor.

Türkiye’nin apartheid rejimi tamamı ile sona erdirmiş Güney Afrika ile beraberliği, gökkuşağı ulusunun ve bizim daha da güçlenmemizi, ileriye gitmemizi sağlayacaktır. Güney Afrika’yla beraber olmak Afrika’daki sorunların büyük bir kısmını çözmek, karşılıklı refah ve kalkınmayı sağlamak anlamına geliyor.

Güney Afrika’da büyük bir pazar var. Bu pazar birilerinin sandığı gibi sadece ekonomik bir pazar değil, sosyal ve kültürel bir pazar. Eğer Güney Afrika geçmişinden ders çıkarır ve kendi üzerindeki vesayeti kırarsa, Afrika’nın geleceğini şekillendirir. Türkiye’nin deneyim ve yaşadıklarından örnek alırsa, gelecek Afrika olur. Tabii bunu istiyorsa…



İbrahim Tığlı, 22.11.2018, Sonsuz Ark, Konuk Yazar, Dış Bakış
İbrahim Tığlı Yazıları




Sonsuz Ark'ın Notu: İbrahim Tığlı Beyefendi'den yazılarının yayınlanması için onay alınmıştır. Seçkin Deniz, 23.06.2016



Yazının İlk Yayınlandığı Yer: Gerçek Hayat




Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı