4 Kasım 2017 Cumartesi

SA5114/MEY35: Burnunuzu Az Geri Çekin

"Gerçekçi olun; çocuklarınız da sizin bir zamanlar olduğunuz gibi çocuk, ergen, genç..."


Biraz da sizi eleştirelim mi, siz anne-babaları? O çocuklarınızı her gün eleştiren ağzınızın ayarı çoktan bozulmuştu; her şeyi biliyordunuz, biliyorsunuz, ama emin olun bildiğiniz yanıldığınıza yetmiyor. Niye yetmiyor diyorum, çünkü siz artık çocuklarınıza yetemediğiniz için... Sizi âciz bırakıyorlar, her gün görüyorum bunu... Siz ne isterseniz isteyin çoğu sizin isteklerinizi umursamıyor, ama kendi istediklerini size kesinlikle yaptırıyorlar... Hadi konuşalım bunu.

Konuşmamız lazım artık. Okullara gidip öğretmenlerin başının etini yemeden önce, sizi sorguya alalım. Nesini beğenmiyorsunuz çocuklarınızın? Bütün derslerinden 100 alamadıkları için mi bu kadar tepkilisiniz ya da doktor mühendis avukat olmak istemedikleri için mi? Peki onlar sizi beğeniyor mu? Kaçınız doktor, mühendis ya da avukat? Siz öğrencilik hayatınız boyunca hep 100'mü aldınız ya da 10 üzerinden 10?

SA5113/KY26-CA161: Erksan Sinemasının Soruları

"Tasvir, hakikat, temsil, temellük, adalet, aşk… Metin Erksan Türk sinemasında işte bu konular üzerine düşünmeyi başlatmış bir yönetmen."


Metin Erksan’ın ilk filmi, Âşık Veysel’in hayatını konu alan “Karanlık Dünya”, başakları cılız gösteriyor diye sansüre takılmıştı. Tunç Başaran, Film Arası dergisinin “Türk Sinemasında Darbeler” başlıklı özel sayısında anlatıyordu. Susuz Yaz ise filmi seyreden Cemal Gürsel’in onaylaması üzerine sansürden kurtulabilmişti. 

1950’lerden itibaren Erksan’ın Türk sinemasının temelini atan memur sinemacıdan farklı, düşünür sinemacı kimliğinin oluşturduğu bir sarsıntıdan söz edilebilir sinemamızda. Toplumcu eleştiri oluşturduğu etkiyle sinema atmosferini bir süreliğine geliştirdi. 68’in bizde gençleri terörize edecek şekilde yorumlanması, hegemonik dil, katı liderlikler, kusuru hep karşı kampta aramaya özgü sekter dil… Bıçakla kesilmiş gibi değişti atmosfer, elbette sinema ortamı da…

SA5112/KY64-ZTK25: "Almanya için En Tehlikeli Seçenek Rusya"

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıdaki klasik (eskiden CIA-Stratfor analizlerinde olduğu gibi şimdi de) Geopolitical Futures analizinde Geroge Friedman Almanya'yı Rusya ile ilişkilerinin gelişmesinden dolayı tehdit ediyor. "ABD’den uzaklaşmış ve Avrupa yarımadasının kalanında askeri gücün önemini azaltmış olarak Almanya, kendisini eski pozisyonunda bulabilir: Rus gücü karşısında savunmasız/hassas hale gelmek ve fakat Rusya’ya karşı müttefiksiz kalmak." diyor Friedman ve Almanya'yı yalnızlaştıracaklarını ekliyor: "Almanya’ya karşı husumet Avrupa’da, bilhassa da Doğu Avrupa’da giderek artıyor." Geldiğimiz noktada batının ayakta kalabilmek için, dünyanın geri kalanını tehdit ettikleri gibi birbirleirni tehdit etme alışkanlığı kimseye ayrıcalık tanımıyor, din, dil ya da başka bir değer, çıkarın önüne geçemiyor. Buna benzer onlarca  analiz yaparak Türkiye'yi tehdit eden Friedman'ın bu analizinde 'Almanya' yerine 'Türkiye' yazdığınızda ne demek istediğimizi daha net anlayabilirsiniz.
Seçkin Deniz, 04.11.2017

A Most Dangerous Option for Germany

Geçtiğimiz hafta büyük Alman şirketlerinin yöneticilerinden bir heyet, Rus Devlet Başkanı Vladimir Putin’le bir araya geldi. Bu tür heyetler sıradan sayılır. (…) Ama nadiren önem arz ederler; hele de Rus-Alman ilişkileri sözkonusu olduğunda.

İstikrarsız İlişkiler

Almanya için temel iki ilişki vardır. Biri AB’yle, diğeri ABD’yle. Şu sıralar her ikisiyle de ilişkileri istikrarlı değil. İngiltere’nin AB’den çıkışı (Brexit), İspanya Krizi, Polonya’yla derin ihtilaflar ve güney Avrupa’nın çözümsüz iktisadi problemleri AB’nin dokusunu hırpalıyor. Almanlar ve AB kurumları ise bunların hiçbirinin Birliğin sağlığını temelden tehdit etmediği iddiasında olup 2008 [Küresel Kriz]’den yaklaşık on yıl sonra Avrupa’nın son derece mütevazı bir iktisadi büyüme kaydedebildiği gerçeğine işaret ediyorlar.

SA5111/KY58-GÖKA45: Yalnızlık ve Mızmızlanması

"Korkudan kurtulmak için kendimiz sürekli kalabalıklara vuruyoruz ama bir türlü çıkarıp atamıyoruz sırtımızdan yalnızlık mintanımızı. O mintan adeta bize yapışık, çıkarırsak derimiz de onunla birlikte çıkarılıp atılacak gibi hissediyoruz."


Modern zamanlar, modern insan deyince hemen yanına iliştiriverdiğimiz, birlikte düşünmeye alıştığımız kavramlardan birisi de yalnızlık. Şüphesiz toplumsal hallerin sürüklediği bir yalnızlık olgusu var modern toplumda, özellikle Batı’da. Modern toplumda kimsenin semtine uğramadığı insanlar da kalabalıklar içinde yapayalnız olanlar da pek çok. Onu ayrıca ele almak lazım. Ama başka bir durum daha var; bir yalnızlık mızmızlanmasıdır gidiyor. Enine boyuna kafa yormadan, hemen yalnızlığı kötü bir durum olarak kabul ediyor ve karalıyoruz; bu kötü hissiyattan kolayca kurtulma taktikleri geliştirmeye çalışıyoruz.

SA5110/KY38-SevDur96: Hendek'in Meşhur 'Sıva Sanatçısı' Davut Uzunoğlu ile Mülâkât

"Tayyip, Demirtaş'a, Kılıçdaroğlu'na cevap veriyor, çok laubali oluyor"/ 
1 Kasım seçimleri öncesi


Takdim

Bugünkü takdimi İbrahim Paşalı’ya bıraktım. Davut Usta onun kankası. “Davut Usta’yı en iyi sen anlatırsın” dedim. Sağ olsun kırmayıp yazdı. 

“İyi ki Adapazarı Hendek’e yolum düşmüş. Yoksa işini ibadet gibi, sanat gibi titizlikle yapan Davut Usta’yı tanıyamayacaktım. Ben ona gıyabında ‘sıva sanatçısı’ diyorum. Ahlakına duvarlar şahit, nasırlı elleri yanıltmasın, sanatçı kişiliği sıvadığı duvarlara yansıyor. Yamuğu yok, pürüzsüz, özü-sözü bir. Kendisine hâlâ 200 lira borcum var. Bir gün Davut Usta’ya dedim ki: “Borcumu kasıtlı olarak kapatmıyorum ki görüşüp çay içmeye bahanemiz olsun!” Nasıl cevap verdi dersiniz? Nasırlı eliyle elimi tuttu, her zamanki gibi kendine has vurgusuyla “Kardaşum” dedi, “Para deduğun nedur? Ben sağa vereyim…” Ne zaman yolum Hendek’e düşse, dağdaki köyünün yolunu tutmaya çalışırım. Bu ziyaretlerimden birinde, yine çay içip sohbet ediyorduk. Başka bir borcumu ödeyeyim dedim. (Benim de hobim Davut Usta’ya borçlanmak!) Elimi cebime atar oldum. Yüz ifadesi değişti, sıkıldı. “Kardaşum!” dedi, “Sen misafirsun. Misafirden nasi para alayım!?” 

3 Kasım 2017 Cuma

SA5109/KY28-ATA331: İstanbul’a 3’cü Havalimanı Gerekli miydi?

"Alman basınını okuyunca, İstanbul’da yapımı süren 3’cü havaalanının ne denli önemli bir yatırım olduğu, kalplerine düşen korkudan ve öngörülerinden anlaşılıyor. İstanbul 3’cü havaalanını “Dünya hava trafiğinin kalbi olacak” diye tanımlıyor Alman basını..."


İstanbul’da yapımı süren 3’cü havaalanının gerekli olup olmadığı konusundaki doğru bilgilere, Avrupa’nın nabzını tutarak ve havaalanının yapılışına yaklaşımını doğru değerlendirerek ulaşmak gerekiyor. Türkiye’de ise bazı kişiler, gerçekçi bir analiz ve araştırma yaptıktan sonra tarafsız bir değerlendirme yapmak yerine, bir takım yüzeysel gerekçelerle olumlu veya da olumsuz fikirler üretmekte, veya da politik düşüncelerle her yapılanı, iyi de olsa, kötü de olsa eleştirerek, bunu siyasi bir kazanıma dönüştürmeye çabalamakta. 

SA5108/KY1-CÇ434: Kurye

- Ne demek senden de Allah razı olsun.. uzak değil.. kahveyi geçince yolu görürsün.. yolu takip et.. biraz eğimlidir.. iki üç kilometre var yok.. köyü elinle koymuş gibi bulursun!  


Çıldırmak derecesine gelmek ne kötü. Bunu hemen herkes bilir. Ve fakat nedense önlem almayı da hemen herkes ıskalar. Görüyorsun kardeşim işte.. görüyorsun adım adım o noktaya doğru ilerliyorsun. Niye kendini dizginlemiyorsun? Niye çekmiyorsun kendini? Olmuyor! Yapamıyor insan! 

Bu yüzden kendimi mazur görüyorum. Hem nasıl mazur görmeyeyim ki? Madem elime bu adres tutuşturuldu ve madem bu içinde ne olduğunu bilmediğim sıcak mühürlü dosya bizzat alıcıya elden teslim edilecek öyle ise.. öyle ise başıma gelen ve gelecek olanlardan ötürü sinirlenmeye, öfkelenmeye gerek var mı? 

SA5107/KY34-EE2: Gecikmiş Bir 15 Temmuz Muhasebesi

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم



Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla başlarım.

Yazının başında bir Müslüman olarak 15 Temmuz sonrası Diyanet İşleri Başkanlığını yıpratmak üzere yoğun bir çaba sarf eden, iftira ve karalama kampanyaları düzenleyenlerden berî olduğumu beyan ederim. 

Bu yazı bir Müslümanın, Allah için Müslüman kardeşlerine, kardeşçe uyarı ve tekliflerini içermektedir. Bu memlekette nasıl adalet herkese lazımsa Diyanet İşleri Başkanlığı’da o kadar mühim ve gereklidir. Bu da seçimle iş başına gelecek, daha bağımsız, ümmetin diğer âlimlerinin de kendine yer bulduğu, dışarıdan müdahelenin en asgariye indirildiği, Kur’an ve Sünnet’in anlaşılmasına yönelik muazzam bir seferberlik ve gayret içinde olacak bir Diyanet ile mümkün görünmektedir.

SA5106/KY57-AHCZD53: Sûre Sûre Kur'an'da Mü'minlerin Vasıfları 16: Âl-i İmran (144-160)

"Müminler,  Allah’ın kurtuluş reçetemiz olarak gönderdiği Kur’an’a sımsıkı sarılırlar ve içindekileri düşünürler, anlamaya ve hayatlarına taşımaya çalışırlar. Allah’ın kitabından uzak ve gaflet içinde bulunamazlar. 


بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

Bizi yaratan ve bize doğru yolu gösteren, kendine imân etme şerefini nasip eden, yediren ve içiren, hastalandığımızda da bize şifa veren, bizim canımızı alacak ve sonra diriltecek olan, hesap gününde, hatalarımızı bağışlayacağını umduğumuz (Şuara, 26/78-82) Âlemlerin Rabbi olan Allah’a sonsuz hamd’ü senâlar olsun. “Üsve-i hasene” olan Resûlü Muhammed Mustafa (sav)’e  salât u selâm olsun.


ÂLİ İMRÂN SURESİNDE MÜ’MİNLERİN VASIFLARI (144- 160. Ayetler)[1]

 وَمَا مُحَمَّدٌ اِلَّا رَسُولٌۚ قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِهِ الرُّسُلُۜ اَفَا۬ئِنْ مَاتَ اَوْ قُتِلَ انْقَلَبْتُمْ عَلٰٓى اَعْقَابِكُمْۜ وَمَنْ يَنْقَلِبْ عَلٰى عَقِبَيْهِ فَلَنْ يَضُرَّ اللّٰهَ شَيْـٔاًۜ وَسَيَجْزِي اللّٰهُ الشَّاكِر۪ينَ

SA5105KY48-SY26: İrtica Yok; Bir Gariplik Var! (1)

Kabul ettiğimiz bu paketin içindeydi “İrtica tehdidi.”


08 Ekim 2006, Pazar

Her şeyden önce bu irtica işini ilkokul düzeyinde tekrar formüle edelim ve hatırlayalım: Efendim şöyle. Türkiye henüz -Nazım Hikmet''in söylediği gibi- “Dörtnala gelip uzak Asya''dan / Akdeniz''e doğru uzanmış bir kısrak başı gibi” küçük bir ülke değilken, yani Avrupa''nın geniş ovalarında yayılmışken, kıtalararası denizleri birer “iç göl” haline getirmişken taşıdığı ruhu ve toplum psikolojisini taşıyamaz oldu. İmparatorluk çöktü. Onun ruhu da çökmek zorundaydı. Çökmekte direndi. 

2 Kasım 2017 Perşembe

SA5104/AŞ80: Entrikalara Karşı Öfke Kontrolü

"FETÖ'nün ürettiği profesyonel ve 50 yıllık deneyimli entrika gücü, gün geçtikçe etkisini kaybediyor olsa da, geride bıraktığı hasar, yeni nesle aktarılacak kötü hatıralar da biriktiriyor ve en çok %52'ye iş düşüyor bu zamanda..."


Kavşakta yeşil ışığın yanmasını beklerken, sağıma gelip duran arabadaki müzik sesiyle dönüp bakıyorum. Bir kadın, güneş gözlüklü, kafasını sallayarak, eliyle tempo tutarak çalan şarkıya neredeyse bağıra çağıra eşlik ediyor; kısa kesilmiş saçları dalgalanıyor öfkeden bağıran küçük bir kızçocuğunki gibi; muhtemelen kırka doğru yürüyen bir yaşı var... Şaşırdım; kendisine baktığımı da gördü, ama devam etti. Yeşil yandı ilerledik, birkaç yüz metre sonra trafik tekrar durdu, kadın biraz geride, yeniden başladı şarkıya eşlik etmeye... Düşündüm; bu umarsızlık, orantısız tepkisellik neden?

Zaman zaman toplumun farklı kesimlerine dair gözlemler yapıyorum; büyülenmiş, gerilmiş bir halde keskin davranışlarla, keskin sözlerle birbirlerine tepki veriyorlar. Yaşlısı, orta yaşlısı, genci ve çocuğu; toplumun hemen tamamı bu büyünün kollarında şaşkın bir halde günün getirdiği sorunlarla başa çıkmaya çalışıyorlar. Ve tabi içe kapanarak tepki verenlerin de sayısı epeyce fazla, ama bunun tam karşısında sürekli dedikodu yapan kadınlar ve erkekler de var. Düşünüyorum; bu neden böyle?

SA5103/SD807: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 251 (21-25 Ocak 2015)

 “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”


 (Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz, orijinalini aramak istediğiniz tweet metnini kopyalayınız, Twitter arama motoruna yapıştırıp arama yaptırınız.)

(21-25 Ocak 2015)  (Ocak 2015: 4.057 Tweet+Önceki Toplam: 144.580+4.057=148.637 Tweet)

 Seçkin Deniz@Seckin_Deniz
Sonsuz Ark linklerini fihrist olarak görebileceğiniz tek adres... twitter.com/SonsuzArk @SonsuzArk facebook facebook.com/SonsuzArk

 Seçkin Deniz@Seckin_Deniz
Bir şarkı besteleyin, güftesi hüzün olsun.... dinledikçe boşalsın içimizdeki kötülükler...olmaz mı?

SA5102/KY35-YTK231: Yüz Yıllık Sonbahar

"Onu da ne kadar alıyorsak artık."


Siz bu yazıyı doksan dokuz yıl önce elinize almış olsaydınız, İstanbul’daki gazetelerin Mondros’u imzaladığımızı yazdığını ve şimdi benim bu konudaki yorumumu okuyor olacaktınız. Görünüşte zaten berbat bir anlaşmaydı ama bir de 7. Maddesi vardı ki, sonra bütün memleketi işgal edecek kapı aralığını o madde bırakmıştı. Mustafa Kemal, henüz yolun başındaki bir üst rütbeli komutan olarak o maddenin tehlikesine karşı uyarmıştı diye yazacaktı sonra hatıralar. 

Ateşkesi imzalamak zorunda bırakılan heyetin başındaki Rauf Bey, İstanbul’a dönüşünde gazetecilere merak edilecek bir şey olmadığını, işgallerin hele ki İstanbul işgalinin ve hele hele Yunan gemilerinin askerlerinin gelmeyeceğinden emin olacağını söyleyecekti. Kişisel olarak da İngiliz muhatabına bunu sıkı sıkı tembih etse de hiçbir zaman olumlu net bir cevap alamamıştı oysa.

SA5101/KY49-İTIĞLI73: Bu Katliamı Durdurun

"Bölge ülkeler ve dünya bu katliama sessiz kalıyor, izlemekle yetiniyor. Günler sonra BM’den kınama geliyor. Afrika Birliği’nin Orta Afrika Cumhuriyeti gözlemcisi “Bu ülkede olağan şeyler, abartılacak şey yok” diyebiliyor."


Dünyada siyasi, etnik ve dini çatışmalardan dolayı en fazla öldürülenler kuşkusuz Müslümanlar. Arakan’da, Suriye de, Irak ta, Somali gibi pek çok bölgede Müslümanlar öldürülüyor. Katilleri ise bazen küresel güçler bazen de onların kullandığı taşeron örgütler olarak karşımıza çıkıyor.

Arakan’da Müslüman katliamı yaşanırken benzer saldırılar Afrika’nın eski Fransız ülkesi sömürgelerinden biri olan Orta Afrika Cumhuriyetinde yaşandı. Dört senedir Müslümanlara yönelik etnik ve dini bir temizlik yaşanıyor. Resmi rakamlara göre 2013’den beri öldürülen Müslüman sayısı altı bine ulaştı.

SA5100/KY60-ES31: Darbe Davaları Bizim Vatan Müdafaamız



15 Temmuz gecesi kimi sokağa çıktı, kimi de yüreği ağzında sabaha kadar dua etti. Fakat 16 Temmuz sabahı hepsi çok iyi biliyordu ki, cüppelerini giyip mahkeme salonu sıralarında oturacak, Türk milletinin, şehit ve gazilerin haklarını savunacaklardı. 

“Biz şehitlerin, gazilerin haklarını savunan kesimde olacağız. Para için yapmayacağız. Tankın önünde duran adam öldüyse, bu mücadelenin cephede olan kısmıysa, biz de hukuki alanda vereceğiz mücadeleyi” diyen 15 Temmuz Darbe Davalarını Takip Platformu’nun sayısı 50’ye varan kadın avukatları, darbe davalarında gönüllü olarak görev alıyorlar. 10 klasöre varan dava dosyalarını okuyor, şehit ve gazi yakınlarıyla görüşüyor, dava günleri çocuklarını okula yollayıp Silivri’nin yolunu tutuyorlar. 

1 Kasım 2017 Çarşamba

SA5099/KY34-EE1: Ehl-i Sünnet Üzerine

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم


Piyasanın öz-hakiki(!) ehl-i sünnet pazarlamacılarından geçilmediği ve Ehl-i Sünnet tekrar yoğun bir şekilde gündemde olduğu bir zamanda görüşlerimi paylaşmak istedim.

  1. Milyonlarca Müslümanın iman ettiği kitap olan Kur’an’a dokunmadığı, okumadığı, anlamadığı ve hayatına taşıyamadığı, tefekkür, tezekkür, taakkül ve tedebbür emirlerinin hiçe sayıldığı; mehcûr (terk edilmiş) bıraktığı gerçeğini Müslümanlar ne zaman fark edip vahye/Kur’an’a döneceklerdir? “Peygamber, “Ey Rabbim! Kavmim şu Kur’an’ı terk edilmiş bir şey hâline getirdi” dedi.” (Furkân,25/30.) Allah’ın sorumlu tuttuğu ve hesaba çekeceği Kur’an anlaşılmadan nasıl Kur’an ve Sünnet ehli olunabilir ki?

SA5098/KY64-ZTK24: Suudiler, İran'ın Kanatlarını Kırmak için Kürtleri Nasıl Kullanmaya Çalıştı?

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıdaki analiz Pentagon ve CIA'in basit bir tetikçisi olarak Suudi Hanedanı'nın ABD'nin emriyle IŞİD dahil bölgedeki tüm terörist örgütleri finanse ettiği gerçeği bir yana, Türkiye'ye karşı oynadığı sinsi oyunlarda da ne kadar etkin bir rol aldığını kanıtlıyor. Sonsuz Ark konuk yazarlarından Faruk Önalan'ın "Bitmeyen Hesaplar ve ‘Büyük Kürdistan’ Planı" başlıklı analizinde anlattığı gibi, emekli Suudi General Enver Eşki 'nin 4 Haziran 2015 tarihinde Amerika’nın etkin düşünce kuruluşlarından biri olan Dış İlişkiler Konseyi’nde (CFR- Council on Foreign Relations) gerçekleşen bir oturumda, Cibuti ve Yemen’deki Nur şehirleri arasında “Nur Köprüsü” projesinin gerçekleşmesi için sıraladığı yedi maddenin sonuncusu "Büyük Kürdistan’ın kurulması. Bunun için Irak, Türkiye ve İran’ın topraklarının üçte birinin azaltılması" şeklindeydi. Suud hanedanı, bu hain planın Barzani'nin güç kaybetmesi ve referandumu dondurma teklifiyle başkanlık yetkilerini IKBY'ye devrettiğini ilan etmesi ile sonuçlanmasından, yani başarısızlığa uğramasından ders almadı, yetkililerini IŞİD'in PKK-PYD-YPG'ye devrettiği Rakka'da ABD'nin etkin tetikçileri ile görüştü, bedel ödemeyecekmiş gibi davranmaya da devam ediyor.
Seçkin Deniz, 01.11.2017


Comment les Saoudiens ont essayé d’utiliser les Kurdes pour couper les ailes de l’Iran

Irak Kürdistan Bölgesi Yönetimi (IKBY) lideri Mesud Barzani’nin referandum çağrısı yaptığı andan itibaren hangi ülkeler grubunun bağımsız bir Kürdistan’ın daha başlangıçta başını ezmek üzere bir koalisyon kuracağı aşikârdı.


30 milyonluk Kürt’ün dört ülkeye dağılmış halde yaşadığı bölgede Türkiye, İran ve Irak yeni filizlenen devleti daha doğarken boğmak gibi bir ortak menfaati paylaştı; her ne kadar Ankara için bu, ülke içinde PKK’ya ve Suriye’de PYD’ye karşı savaşında bel bağladığı bir Kürt müttefikini terk etmek anlamına gelse de.

SA5097/Sonsuz Ark-YD53: Bir Hücrenin Kanser Hücresine Dönüşmesi İçin Kaç Mutasyona İhtiyaç Var?

"Kanser oluşumunda rol oynayan en önemli genler hakkında daha öncelerde çok fazla bilgi toplanabilmişti, ancak bu çalışmada da gösterildiği gibi henüz keşfedilmemiş çok daha fazla gen var." 


Kanser, doğal seçilimin çirkin yüzüdür. Mutasyonlar tekil organizmalar için nadiren iyi olsa da, aynı şeyi vücudumuzun içinde kontrolden çıkmış şekilde evrimleşen hücreler için söyleyemeyiz. Ekim 2017`de Cell dergisinde yayımlanan çalışmada, farklı kanser türlerini başlatan mutasyon çeşitleri üzerine istatistiksel hesaplamalar yapıldı. 

Bulgulara göre, ortalama olarak 1 ila 10 mutasyon, bir hücrenin kanser hücresine dönüşmesi için yeterli. Araştırma kapsamında, 29 çeşit kanseri temsil eden 7,600’den fazla tümör, hangi mutasyon türlerinin kötü huylu olduğunun tespiti için analiz edildi. 

SA5096/KY37-AZ224: Kurtulun Artık Şu Atatürk Kompleksinden...

"Erdoğan-Bahçeli mutabakatının kararlılıkla sürdürdüğü “milli mücadelenin” önüne de hendek-barikat kazıyorsunuz..."


Önce, kavramlar üzerinde anlaşalım:

“Kemalist vesayet sistemi” diye bi’şey yoktur. Türkiye’nin 1952’de NATO’ya girmesiyle hızla yapılanan “NATO’cu/küresel vesayet sistemi” vardır, bunun da Mustafa Kemal Atatürk’le hiç bir bağı yoktur. CIA/Pentagon ürünüdür, “Kemalizm” kelimesi işin zarfıdır. “İngiliz Muhibleri”ni, “Amerikan Mandacıları”nı ezip geçmiş, Hitler-Mussoloni ikilisinin yükselişi sürecinde Nazi-faşist harekete meyledenlere karşı “çizmelerini giymiş” bir kurucu liderin bu vesayet sistemiyle ne alakası olur?

SA5095/KY38-SevDur95: Namaz'dan Kaçmanın Adı; DEİZM



Takdim

Son yıllarda sıklıkla duyduğumuz bir terim olan Deizm, kendisini yaratan bir varlığa inanıp, tanrıyı yaşamına müdahale ettirmeyenlerin, yani dinin gerektirdiği bir hayatı yaşamayanların şiar edindikleri bir anlayış. 

Özellikle dindar ailelerin çocukları arasında yaygın olmasının sebebi, dindar olmayan ailelerin çocuklarında Allah inancı olsa bile, dini yaşamak konusunda gerekçeli bir anlayışa ihtiyaç duymamaları gösterilebilir. Tüm dünyada benzer sebeplerle Deizm'e yönelim olsa bile, Türkiye’deki en önemli sebeplerden bir tanesi olarak, dindar insanların gençlere ulaşmaktaki sorunlarını gösterebiliriz. 

Seçkin Deniz Twitter Akışı