9 Temmuz 2016 Cumartesi

SA3149/KY27-ŞT51: Baharın Çalındığı Sokak; Hırsızlar Sokağı

"Hırsızlar Sokağı, yıllarca Ortadoğu'da yaşamış, o coğrafyanın insanını ve kültürünü yakından tanıyan, Arapça ve Farsça bilen dünya vatandaşı Mathias Énard'ın son romanı. Ernard, zaman zaman oryantalist bakışın ezberinden gitse de Arap baharında Ortadoğu'da neler yaşandığını merak edenlerin ilgiyle okuyacağı bir roman."


'Hırsızlar Sokağı'nı bitirip – ki, benim açımdan gerçekten de okunup bitirilen bir kitap oldu- nasıl bir yazı yazayım diye düşünürken 7 Mayıs'ta İstanbul'da olacağını öğrendiğim M.Enard'ın daha önce çevrilen 'Savaşları, Kralları ve Filleri Anlat Onlara' adlı çokça övülen romanını çokça istememe rağmen henüz okuyamadım. 

Ne yalan söyleyeyim; 'Hırsızlar Sokağı'ndan sonra bu çokça övülen romanı eskisi kadar okumak ister miyim, bilmiyorum. Dolayısıyla işte böylesine tek bir kitaptan yola çıkan bir kararsızlık ve biraz da önyargı içindeyken Aysel Bora tarafından çevrilen bu 300 sayfalık kitap ve nevzuhur yazarı hakkında ne kadar sağlıklı yorumlarda bulunabilirim onu da bilemiyorum…

SA3148/KY26-CA63: Cami Projeleri ve Kadınlar

"Maksat huşu içinde secde etmekse, bir ağacın altında bile kılınır namaz; ben fırsat bulduğumda yeşil bir alanda namaz kılmayı yeğliyorum. Ancak şehirde secde edecek yeşil alan bulmak da giderek bir şansa dönüşüyor."


Bu konu tartışma gündeminden hiç düşmüyor: Camilerin kalabalık saatlerinde hele, kadınlar fuzuli ziyaretçi muamelesine maruz kalıyor. Kadınların şehir içindeki dolaşım seyri ve oranı değişmişken klasik cami formu korunuyor çünkü. Şehir metropole dönüştü oysa yani bir kadın gün içinde bütün vakitleri evde kılacak şekilde Tuzla’daki evinden Esenler’deki işine gidip gelemez. Kış günlerinde hele, ikindi namazını nasıl kaçırmayabilirsiniz… En yakınınızdaki cami veya mescidi sorup öğreniyorsunuz.

SA3147/KY32-YR53: Başkasını Tanımak, Mesela Ina Praetorius’u

"Ina’ya göre Avrupa’da Müslüman kadının inancının mutluluğunu keyfini yaşamasına izin vermeyen bir feminist yapılanma var. Öyle bir kadın hareketi olmalı ki kadına neden örtünüyorsun, neden böyle düşünüyorsun diyerek sıkıntı vermemeli. İlla merak edilecekse tersine onu mutlu eden şeyin ne olduğunu anlamaya çalışmak, onu sevindiren güldüren şeyleri merak etmek lazım."


Dünyada ötekileştirme nefret ve dışlama yükseliyor. Öte yandan bunun getireceği karanlığı fark edip bütün insanlığı kuşatan yeni kurucu fikirler üzerine çalışanlar birbirlerini bulmaya, yeni bir insanlık deneyimine ulaşmaya çalışıyor.  

Hazar Derneği’nin Haziranda İstanbul’da düzenlediği Avrupa’da Kadın Olmak sempozyumundan söz etmiştim. Kadın cenneti sanılan bu kıtada da şiddet var. Belçika örneğindeki çalışmaya baktığımızda kadınların başlarına geleni mümkün olduğunca kimseyle paylaşmadıkları ortaya çıkıyor. 

8 Temmuz 2016 Cuma

SA3146/SD476: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 93 (06-10 Kasım 2012)

“Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”

  (Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz)


(06-10 Kasım 2012)  (552 Tweet)

10 Kasım
44.399. @IsinElicin artık kapitalizm zehiri Çinlilerin damarlarında.. Üstelik tek çocuk politikası da terk ediliyor

isinelicin @IsinElicin
10 Kasım
Cin'de muhafazakar demek maocu demek... Muhafazakarlasma orada da trend. Yeni yonetim de piyasa ekonomisine eskisinden az sempatik bakacak

10 Kasım
gece... hoşça kal...

SA3145/KY48-SY10: Aşk Yok, Ama Elektrik Çok; Neden?

"Thales’in kemikleri sızlasın: “Statik elektriği” harekete geçirip “dinamik elektrik” elde etmenin yolu, hiç de öyle kehribarı, öteberiyi yünlü kumaşa sürtmekten geçmiyor artık. Formül değişti."


Vaktiyle Hindistan'da vahşi maymunları ağaçlardan toplayıp ehlileştirmek için bir yöntem uygulanırmış. Ağaçların dallarında oradan oraya sıçrayan kıymetli maymunlara tuzak kurulurmuş. İnsanoğlunun hayvanlara kurduğu tuzakların enva-i çeşidini duymuşluğumuz var. Ama bu bambaşka. Ve hatta bu hikaye -izin verirseniz- günümüz insanlarının bildik hayatlarına da göndermelerle dolu, diyeceğim. Belki de gönderme filan yok, neyse. Olay şöyle: 

SA3144/KY28-ATA184: Neler Olmuş Bize? (1)

“Neler olmuş bize?” mi yoksa “Neler yapmışlar bize?” mi yazmam gerekir pek de karar verebilmiş değilim.


Bayramın birinci günü, Bayram Namazı'ydı, aile büyüklerini ziyaret, küçükleri beklemek derken akşamına eşimin ailesinin büyüklerini ziyaret ve ellerini öpmek için Türkiye’ye uçtuk. 

Ercan Havalimanından kalktıktan sonra, Beşparmak Dağları'nı arkamda bırakmak üzereyken, dönerek Kıbrıs’ıma yukarıdan baktım. Aşağıdan, insanların arasından bakınca pek bir şey görülmüyor, değişimin pek farkına varamıyor insan, kendisi de o değişimin içinde olduğu, aynı anaforda sürüklendiği için. Ancak öyle değişmişiz ki…

SA3143/KY50-FER2: Dar-Dar, Zanga-Zanga(*) Libya; Libya Günlüğü-Bölüm 2

"Aslında uzunca bir tarihi birlikteliğimiz olsa da Libya’yı ve Libya halkını çok iyi tanımıyorduk. Oysa Osmanlı İmparatorluğunu en zor dönemlerinde yalnız bırakmamışlardı. Bundan 90-100 yıl önce de benzer senaryolar oynanmıştı petrol cenneti ülkede."



‘Mahkeme’'den şimdiki adıyla ‘Hürriyet’ olan meydandan ‘Katiba’ya gitmek için ayrılıyoruz. 

‘Katiba’ Kaddafi’nin binlerce metre kare alan üzerine kurduğu bir karargah. Etrafı dev duvarlar ile çevrili olan bu askeri merkez şehrin kuzeyi ile güneyini ikiye ayırıyor, içerisinde cephanelikler ve hapishaneler mevcut. Yer altına yapılan sorgu merkezleri ‘Katiba’nın neden yüksek duvarlar ardında kurulduğunun ispatı gibi. Askeri karargah barışçıl gösterilerin silahlı çatışmaya dönüştüğü nokta aynı zamanda. 

SA3142/KY36-CK85: Kim Daha İslamofobik?

"Trump, İslamofobi konusunda bayraktarlığı önde götürüyor, evet. Sözleri korkunç, tarzı pervasız. Peki, ABD'deki mevcut yönetimin İslamofobi konusunda sicili daha mı temiz?"


ABD'de Cumhuriyetçi Partinin Başkan adayı Donald Trump son konuşmasında kullandığı ifadeler ile yine bütün gündemi belirledi.

Tartışma oluşturan sözleri Irak'ın devrik diktatörü Saddam Hüseyin hakkındaydı: 

“Ama biliyor musunuz [Saddam Hüseyin] neyi iyi yapıyordu? Teröristleri öldürüyordu. Bunu çok iyi yapıyordu.”

7 Temmuz 2016 Perşembe

SA3141/KY1-CÇ283: Düşlerin İsyanı/ Roman-Bölüm 7-II

"Yaşamım düş kurmakla geçti ya!"

"Bize hatırlatın bunu
İnsanlar kadar zalim olduğumuzu"
Aragon

Bölüm Yedi
-II-

"Gösterişsiz hiçbir şeyimiz yok artık!”, dedim. "Gösterişlerden hoşlanıyoruz!”

Şehrinaz hiç konuşmadan yüzüme bakıyordu, şimdi bu da nereden çıktı, der gibi iğneleyici bakışlarını yorgun yüzümde dolaştırırken, kenara çekildim. Aynalardan kaçıyorum.. hep o Cüce Kasap yüzünden. Odanın kapısını açık bırakmıştım. 

Arkamdan Şehrinaz bağırdı: "Nereye gidiyorsun Finamek?”

SA3140/KY35-YTK98: Barış, Umut, Sevinç ve Bayram

"Buluta beyaz göğe mavi yaza sevinç denize neşe bozkıra umut her tür katliama hayır bayrama evet sevince evet bayrama evet… diyen günümüz şairlerini arayıp bulup okuyup paylaşmak olsun bayram ödeviniz."


Bizim harcımız olamadı bunlar üzerine şiirler, öyküler, hatta kalın romanlar yazmak. Birkaç kuşak öncesinin yoğurabildiği malzemelerdi çoğu. Onlar uzun ya da çarpıcı; kısa veya dokunaklı metinler dizeler ulaştırdılar bize.

Savaşa girmemiş bir ülkenin çocukları olarak bile 1940'larda savaş konusunda, ölüm konusunda, barış gelsin diye neler neler yazdı Türk yazarlar öykücüler, şairler…

SA3139/KY49-İTIĞLI3: Bai Bureh; Kahramanlar Ne Zaman Ölür?

“İngilizler bizim çocuklarımızı köle yapmak isterler, fakat bizim dinimiz sömürgecilere köle olmaya izin vermez. Bizim özgürlüğümüz ruhlarımızdadır” 
Bai Bureh


Muhammed Ali’nin vefatı Afrika insanını da derinden sarstı. Mandela’nın 2013’de ölümünün uyandırdığı yankı ikinci kez Afrikalılar tarafından hissedildi. Muhammed Ali, Amerika’da doğup büyüyen, Afrika kökenli biri olmasına rağmen sanki onun her zaman için Afrika’yı yansıttığı düşünülmüştür. 

Muhammed Ali’nin rakibine attığı her yumruk, sanki sömürgecilere atılan bir yumruktu, Muhammed Ali’nin rakibini nakavt edişinde sanki sömürgeci bir batılı ülke de nakavt ediliyor, Afrikalılar özgürlüklerine kavuşuyordu.

SA3138/KY13-AO85: Ak Parti ve Erdoğan

"Ona Cumhurbaşkanlığı için destek verenlerin Ak Parti'ye destek verenlerden fazla oluşunu ise, Erdoğan'ın Ak Parti iktidarının üzerinde yetkiyle donanmış olan bir lider olarak kabul görmesine bağlayabiliriz."


Ak Parti'yi değerli kılan şey konjonktüre uygun yararlı politikalar üretebilen dinamik bir parti oluşudur. Bu kadar uzun süre iktidarda kalıp, bu derece esneklik sağlayabilecek bir parti olabilmenin ana unsurun ne olduğunu irdeleyecek olursak, bunun Erdoğan'ın liderliğine bağlı olduğunu söyleyebiliriz.

Erdoğan, dinamik özelliklere sahip olması nedeniyle Ak Parti'ye destek veren tüm kesimlerin beklentilerini karşılayacak şekilde politikalar ürettiği için bu kitlenin gözünde vazgeçilmez, doğal bir lider olarak görülüyor.

6 Temmuz 2016 Çarşamba

SA3137/KY33-YO111: Çankırı’dan Londra’ya Bir Türkiye Hikâyesi 2

"Karanlık basmıştı. Köprünün yanından geçerken Ali Kemal’in cesedini bir daha gördük. Etrafında tek tük birkaç seyirci kalmıştı. Birisi iyi görebilmek için yüzüne bir kibrit çakmış bakıyordu...”


1919 yılının başında başlayıp altı ay süren Paris Konferansı’ndan Osmanlı için Sevr Anlaşması çıktı. Toplantıya yoğun eleştirilere rağmen katılan Ali Kemal ve Osmanlı delegasyonu istediğini alamadan İstanbul’a dönmüştü.

Siyasetten çekilen Ali Kemal en iyi bildiği işi gazeteciliğe döndü. 1920 Ocak ayında sahibi olduğu Peyam ile Abdülhamit’in çok yakını Kayserili bir Ermeni olan Mihran Efendi’nin sahibi olduğu Sabah birleşerek Peyam-i Sabah gazetesi ortaya çıktı. 1922’nin Eylül ayına kadar gazetenin başyazarı olan Ali Kemal’in hedefinde İttihatçıların başka bir şubesi olarak gördüğü Kuvva-i Milliye hareketi vardı.

SA3136/KY28-ATA183: Rumların Tek Bildiği Türkiye’yi Suçlamak

 "Kıbrıs Rum Yönetiminin 4. Cumhurbaşkanı Glafkos Klerides’e, Rum Cemaat Meclisi Başkanı iken “Niçin Küçük Kaymaklı’ya Kıbrıslı Türklerin geri dönmesine izin vermediklerini” sorduğum vakit, “Kanla aldık, kanla veririz” şeklinde bir yanıt vermişti bana."


İnsani Konular ve Dış Rumlardan Sorumlu Rum Başkanlık Komiseri Fotis Fotiu, vur abalıya misali, kayıplarla ilgili sorunların çözülememesinden, sorunların çözümüyle ilgili gerekli olan kararları almayı reddeden ve sürekli engel çıkaran Türkiye’nin sorumlu olduğunu söyledi evvelki gün. 

Pazar günkü bir anma etkinliğinde konuşan Fotiu, Türkiye’nin öncelikle, herhangi bir koşul ve kısıtlama koymadan, askeri bölgeler içerisinde yapılacak kazı çalışmaları ile arşivlere erişim için izin vermesi gerektiğini söyleyerek aklınca hem topu, hem de suçu olduğu gibi Türkiye’ye attı.

SA3135/YB39: Susma Vakti / Sınanmış Renkler 38

Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

"Konuşmadan önce susma vakti bu."

Sizi alıp götürsem kendimle uzaklara, ne dersiniz dostlarım? Hani yalnızlığınızdan bıktığınız, insanlardan yorulduğunuz ve kaçıp bir yerlere gitmek istediğiniz o zamanlardan biri ise bu zaman, hadi gelin gemim sizi bekliyor; benden bıkmayacaksanız eğer…

Biliyorum; yorgun, yılgın ve tıkanmış bir ruhun yalazlanıp şaha kalkmasını beklemek yanlış; hem de çok yanlış. Çünkü o güne dek olup bitmiş her şeyin zihninizin derin yerlerinde kalan izleri var. İyi ya da kötü o izler orada durdukça kaçabileceğiniz herhangi bir yer yok. Ama isterseniz gemim sizin için sakin bir yer olabilir… Sizi dinleyebilirim.

SA3134/KY38-SevDur17: HDPKK nasıl PKK oldu?



HDP değişmedi, bazı şeyler gizlendi

Takdim

2014 cumhurbaşkanlığı seçiminde Tayyip Erdoğan nefreti üzerinden yükselişe geçen HDP, 7 Haziran’da yapılan genel seçimlerde bu söylemlerinin şiddetini artırarak yüzde 13’lük bir başarı elde etti. Bu seçimlerin ardından PKK da çözüm sürecini bitirerek, terör olaylarını tırmandırdı. 1 Kasım seçimlerinde HDP’yi emanet oylarla destekleyen seçmenlerin bir kısmı pişman olmuş, desteklemekten vazgeçmişti. 

SA3133/KY37-AZ93: Savaşı Topraklarımızda Kabul Etmek Zorunda Değiliz!

"Türkiye, “güvenlik coğrafyasını” genişletmek zorundadır."


Küresel satrancın ustası Birleşik Krallık, Fransa veya Almanya gibi kara Avrupası devletlerinden çok özel bir yetenekle ayrılır: Günü geldiğinde paradigma değiştirme hızı... (Brexit bunun son örneğidir.)

İngilizler, sistemlerinin devletlerine sağladığı esneklikle, sırtını eski imparatorluk geleneklerine dayamış devletlerden bu yönleriyle ayrılırlar. Almanya, Fransa, İspanya, Rusya, hatta Osmanlı genetiğini kurumsal olarak barındıran Türkiye, diplomasi/bürokrasilerinde ağır işleyiş ve durmuş-oturmuşluk nedeniyle siyasetin elini-kolunu bağlayan, karar mekanizmalarını yavaşlatan yapıya sahiptirler.

SA3132/KY13-AO84: Suriyelilere Vatandaşlık Verilmesi Hangi Anlama Geliyor?

"Yapılacak olan titiz çalışmalar sonucu ön şartları yerine getiren Suriyelilere vatandaşlık hakkı verilmesi ülkemiz açısından çok yönlü bir kazançtır."


Suriyelilere Erdoğan'ın vatandaşlık vereceği konusu uzun süredir temcit pilavı gibi sürekli gündeme geliyordu. Muhalif koalisyon Erdoğan'ın siyasi hedefleri nedeniyle Suriyelilere vatandaşlık hakkı vereceğini, böylece seçimler ve başkanlık yolunda onların desteğiyle kritik sınırı aşacağını iddia ediyordu. Muhalefetin birçok konudaki iddiası gibi bu iddiası da boş çıktı ve Suriyelilerin desteği olmadan hem Erdoğan cumhurbaşkanı seçildi hem de geride bıraktığı partisi yine tek başına iktidar oldu. 

Üstelik bu sonuçlarda bırakınız katkıyı Suriyelilerin varlığı muhalefetin kışkırtıcılığı için önemli bir malzeme bile oldu. Her patlayan bombada, her ortaya çıkan huzursuzlukta Suriyeli mülteciler suçlandı. 

5 Temmuz 2016 Salı

SA3131/SD475: Telveler 3

"Garip değil mi; insan en çok kendisinden saklanır, bunu asla yapamayacağını bilerek üstelik."



Sıkıldığınız zamanlarda ılık bir ses duymak istersiniz. Dost ve sevecen o ses sizi taşıyacaktır sıkılganlıklarınızdan serinliklere.

İsteğinizin karşılanabilmesiyle rahatlarsınız değil mi? Koparsınız karanlıklarınızdan...

Sınıflandırdınız mı hiç sıkıntılarınızı? Ya da onları problem olmaktan çıkarmak için attığınız adımları saydınız mı? Bilinen bir gerçek; sınıflandırmadınız ve saymadınız. Çünkü; onları aşabilmek için atılan ilk adımların ne kadar zor olduğunu biliyorsunuz.

SA3130/SD474: "mahzun başeğiş" /09.03.2006/ 448. patika


...insana değen, insandan üreyen kötülüklerin sebepleri nefsin ta kendisi...
...nefs kötülüğü ve türevlerini, kendi hâkimiyetine ve tekliğine değdirmeden ve sana hissettirmeden yaptırır...
...yaptıktan çok sonra fark edersin sen...
...aklın sık dürtüyorsa; yaparken veya nefs istediği anda fark edersin...
...isteklere râm olmak için sebeplerin çoksa...
...ve sen, hâzzın o câzip kokularında mest olmuş hâldeysen, seni dürten aklının sesini duyamazsın...

Seçkin Deniz Twitter Akışı