5 Aralık 2015 Cumartesi

SA2142/KY32-YR23: Yurttaş Kane’nin Bacasından Çıkan Duman

"Amerikanın bilinçaltının bir okumasını yapmış sanki Welles; toplumsal meselelerde hiçbir zaman tarafsız kalmayan, dünyayı daima bizi destekleyenler ve karşı çıkanlar diye iki kutba ayıran, bugün desteklediğine yarın saldıran adamı anlatırken."


Orson Welles’in senarist yönetmen ve oyuncu olarak bütün enerjisini akıttığı ilk uzun metrajlı filmi olan Yurttaş Kane (1941) teknik olarak zamanın imkanlarını zorlamakla, yandan aydınlatma sayesinde alt açıların da kullanılabilmesine yukarıların ve tavanın da görüntülenmesine imkan vermekle anılır. 

Fakat filmi başyapıtlar arasına ekleyen, Amerikan rüyasını ve sonsuz ele geçirme arzusunu büyük bir açıkyüreklilikle sergileyebilmesidir. Siyah beyaz bir yapım olmasına rağmen iktidar ve güç mücadelesi içinde geçen renkli hayatların, uçurumun kenarında yaşanan varlık içinde yoklukların filmi.

4 Aralık 2015 Cuma

SA2141/SD337: Rus Eğitim Sistemi; Monoform İnsan Tipi

"Ultramodern, gelecek yüzyıllar tipi olan "çipli beyine sahip" ilk örnekler gibi geliyor bana Rus Eğitim Sistemi'nde yetişen gençler."


Rus Eğitim sistemini anlatan bir Türk eğitimcinin yazısı okudum. İlk bakışta Rus Eğitim Sistemi güzelmiş gibi görünüyordu. Kusursuz olarak algılanan ve her şeyin inceden inceye düşünüldüğü, öğrencilerin aynı tip beslenme alışkanlıkları ve çalışma yöntemleriyle yetiştirildiği bir sistem. Zorunlu dersler de var, sürekli denetlenen öğretmenler de.

Rusya'daki eğitim sistemini beğenmedim. Merak etmeyin; bizim eğitim sistemimizi de beğenmiyorum. Yazıdan görebildiğim kadarıyla, zorunluluklar Rus Eğitim Sistemi'nde de var. Yani, öğrenci zorunlu derslerle orada da muhatap ve onlardan sorumlu. Bana göre zorunluluk insan haklarına aykırı bir durum; öğrenci öğrenmek istemediği bir konuyu veya ders içeriğini öğrenirken ona açıkça "işkence" edilmektedir. 

SA2140/TG165: Breaking the Silence - Sessizliği Kırmak: İsrailli Askerlerin İtirafları/ El-Halil 2005-2007/ 18. Bölüm

     “Bizimle gönül birliği bulunan, Batı Şeria, Gazze ve Doğu Kudüs’te Eylül 2000 tarihinden itibaren görev yapmış askerlerin itiraflarını topluyor ve yayınlıyoruz.” 
Taciz, Yağma, Aşağılama, Dayak, İşkence, Öldürme, Yaralama, Sûikastler, Özel Mülklere Verilen Zararlar…

“Bu, ayrıca var olan gerçekliği bildiği halde inkar eden inatçı çoğunluğa karşı da bir dik duruş. Bu, İsrail toplumuna ve liderlerine, çalışmalarımızın sonuçlarını değerlendirmek için acil bir çağrı.”

Askerler görev başında başlarından geçenleri anlatıyor:

İtiraf-49

Bize taş atanlar oluyordu, etrafta bulunan bazı çocukları yakalar ve adamakıllı döverdik. Dövdüğümüz çocuk taş atmamış olsa bile kimin attığını bilirdi. (Döverken) “Kimdi o? Kimdi? Kim?” diye sorardık ve en sonunda bize taş atanın kim olduğunu söylerdi… 

SA2139/KY33-YO54: Sessiz Kalabalıkların Sesini Duymak

"Eğer devlet bu sessiz direnişin sesini duyarsa, onunla konuşmaya başlarsa bu cinayetin failleriyle hesaplaşırsa bir daha da asla toplayamayacağı bir kalabalık..."


Brüksel’de toplanan AB-Türkiye zirvesi 2004’ten beri Türkiye’nin Avrupa Birliği yolunda atılmış en büyük adım. Serbest dolaşım anlaşması en başta olmak üzere, müzakerelerde yıllardır açılmayan fasıllar masada. Ve onları masaya getiren de ilk kez Avrupa.

Talihin bir cilvesi. Türkiye sınırlarını doğusundaki insanlara açarak, Batı’sında sınırları yıkıyor. 4 yıldır milyonlarca Suriyeli mültecinin külfeti, şimdi nimete dönüşüyor. Suriyelilere sahip çıkmanın mükafatı onların yüzü suyu hürmetine AB ile ilişkileri toparlamak oldu.

SA2138/KY28-ATA90: Su Konusunda Neler Biliyoruz? (4)

"Tüm bu insanlık dışı yaşanmışlıklara rağmen günümüzde Türkler, adına “Asrın Projesi” denilen yepyeni bir tekniği uygulayarak ve teknolojiyi geliştirerek adaya getirdikleri, canlı yaşamı için olmazsa olmaz olan Anadolu’nun bu güzel suyunu, “Barış getirmesi” dileği ve temennisi ile Kıbrıslı Rumlarla da paylaşmayı planlamakta."     


KKTC’ye Anadolu’dan suyun gelmesinin biz Kıbrıslı Türklere insani, doğasal, ekonomik, siyasal ve stratejik kazanımlar sağlayacağı kesin. 

Bunlardan en önemlisi de başlangıçta KKTC topraklarını neredeyse üç bin yıldır sürmekte olan kuraklıktan kurtaracağı, tuzlanmayı önleyeceği ve asırlardır mecburi kullanımdan dolayı yer yüzüne çekip gün be gün azalttığımız yer altı sularımızın yerine girmiş olan deniz suyunu, zaman içinde gerisin geriye denize iteceğidir. 

3 Aralık 2015 Perşembe

SA2137/AŞ68: Ahmaklar, Katiller ve Erdoğan’ın Özgüveni

“Her türden, her dinden, her ırktan vicdansız yakıp yıkıyor, öldürüyor, tehdit ediyor, sindiriyor diğerlerini… ve bu Millet de bu Dünya da bu aşağılık vicdansızlardan bıkmış durumda.”


Düşünüyorum insanlığın geldiği noktayı. Düşünmeye karar veriyorum daha doğrusu; düşünmeye başladığım anda içimi bir kasvet kaplıyor, düşünmekten vazgeçmek istiyorum hemen. Aklı ve vicdanı yok olmamış insanların yazıp çizdikleri de benim yaşadığım ızdırapla dolu. Dünya’nın aklımdan geçen tüm görüntülerinde öldürülen yoksullar ve öldüren varsıllar var. Öldürmek yetse neyse, öldürmekten daha beteri var Dünya’da.

Nasıl bir vicdan ki, emrediyor pilotlarına, o pilotlar çeşit çeşit öldürme tekniğiyle donanmış bombaları gökten aşağı atan mekanizmalardaki düğmelere hiç rahatsız olmadan basıyorlar? Bir insan, bir baba ve bir koca olan pilot sıradan bir kamyon şoförü gibi savaş uçağına biniyor ve insanları, çocukları ve kadınları ve yaşlıları öldürmek için yola çıktığını düşünmeden gidip bombalarını bırakıp geri dönüyor ve sonra karısına, çocuklarına sarılıp hayatını sorunsuz sürdürebiliyor.

SA2135/KY13-AO37: Putin'le Kapışmak Yanlış mıydı?

"Birileri ona uzaktan gelip ağalık tasladığı bu bölgede Türkiye diye bir ülkenin varlığını hissettirmeli ve vefasızlığının faturasını ödetmeliydi.."


A.Dilipak dahil bir çok yazar/çizer Rus uçağının düşürülmesi konusunda "13 sn.lik bir ihlal için iyi ilişkiler içinde olduğumuz Putin'le kapışmaya gerek var mıydı?" diye sorarak yapılanın yanlış olduğunu ima ediyor.

Tabii ki bunu ima edenler bu gerilimin sonuçlarına da bakarak bu eleştiriyi yapmaktalar.. Evet sonuçlarına bakıldığında ortada hepimizi rahatsız edici bir durum var. 

SA2133/KY1-CÇ169: Düşlerin İsyanı/Roman-Bölüm 1-I

"Yaşamım düş kurmakla geçti ya!"

“İyi yazarların iki ortak yönü vardır. 
Görünmekten çok anlaşılmayı yeğlerler ve sivri ya da fazla titiz okuyucular için yazmazlar” 
F.Nietzsche

Bölüm Bir
-I-

“Ahde vefa” sözcüğü.. şimdi dur! 

“Ahde vefa” bir kavram mıdır sözcük müdür? 

Zurnanın zırt dediği yer burası. Benim böyle pespaye oluşum işte bu huyum yüzünden.. Kavram ne, sözcük ne.. sözcük deyince başka bir anlamı mı olacak, kavram deyince başka bir kimliğe mi bürünecek? “Ahde vefa” söyleyişinde meram ortaya konmuş olmuyor mu? Lafı uzatmaktan öte bir anlamı var mı  ‘Sözcük mü kavram mı?’ sorgusunun. Neyse daha fazla uzatıp yoktan yere asabımı bozmayayım. Hazır yeni bir karar vermişken. Ah kaçıncı karar.. yok, bu kararlar yazmakla ilintili ya da salt yazmaya ilişkin kararlar değil.

SA2132/ Sonsuz Ark-YD-21: AB-Türkiye Zirvesi, 29 Kasım 2015 Sonuç Bildirgesi

AB DEVLET/HÜKÜMET BAŞKANLARININ TÜRKİYE İLE GÖRÜŞMELERİ
AB – TÜRKİYE RAPORU

29/11/2015
  1. Bugün Brüksel’de Avrupa Birliği Liderleri Türk Meslektaşlarıyla bir araya geldi. Türkiye 1999 yılında aday oldu ve 2005’ten bu yana katılım için müzakerelerini sürdürüyor.
  2. Türkiye ve AB, öncelikle ortak zorlukların üstesinden gelmenin önemini tartıştı. 15 Ekim’de alınan Avrupa Birliği Kararlarını doğrultusunda, katılım sürecinin hızlandırılması konusunda görüş birliğine vardılar. Ortak bir geleceği hazırlamak için mevcut başlıkları ve dayanışmayı ve kabul edilen sonuç odaklı faaliyetleri daha öteye taşımaya karar verdiler. Antalya’daki G20 Zirvesi Sonuç Bildirgesi’nin yanı sıra, 2249 BMGK kararı hatırlatılarak, Türkiye ve AB teröre karşı mücadelenin önceliği konusunda görüş birliğine vardılar. 

2 Aralık 2015 Çarşamba

SA2131/KY28-ATA89: Su Konusunda Neler Biliyoruz? (3)

"Yıllardır bu düşüncenin bize getirdiği olumsuzluklardan çok çektik ve artık kurtulmamızın zamanı da gelmiştir…"


Bu andlaşmanın can alıcı noktalarından bir tanesi de, ilk okunuşta pek önemli gözükmese Madde-3’ün, İkinci paragrafı, “Suyun satış bedeli; yatırım, finansman, işletme ve yenileme maliyetlerini karşılayan makul bir kar oranı ile fiyat değişikliklerini dikkate alan, taraflar arasında imzalanacak Ev Sahibi Hükümet Andlaşmasında saptanacak uygun bir fiyat formülü ile belirlenir.” demektedir.

SA2130/KY37-AZ30: Alexander Dugin, Hatay Sınırı'nda Çöktü!

"Ama Putin’e geçmiş olsun. O, Bayırbucak’a saldırı emrini verdiği günü artık hiçbir zaman unutmayacak..."


Türk “matbuatının” kalemlerinin günümüzde yaşanılan her olaya “20’nci yüzyıl refleksi” vermesini hayretle izliyorum. 

Sınır devriyesindeki F-16 pilotumuz görevini yaptı. Angajman kurallarını uyguladı, üstelik, -bence- o kuralların sınırlarını da zorlayarak hava sahamızı 5 dakika boyunca ihlal eden “kimliği belli olmayan” bir savaş uçağını tam 10 kez uyardıktan sonra füzesini ateşlemek zorunda kaldı.

SA2129/KY35-YTK39: Maruzatım Var Hâkim Bey...

"O alana belki ancak biraz genel eğilimlerin dışında ayrıntıya, insana dair olana bakmayı başarabilen az sayıda sanatçılar hele ki şairler yaklaşabilir."


“Bu bir Kabine yazısı değil” demiştik son yazının başlığı için.

Yeni hükümet o gün açıklanmamıştı ve “ertesi gün okursunuz artık” diye bağlamıştık yazıyı. Meğer ne boş bir temenni imiş. Hükümet açıklanmadığından değil, açıklandığı gün artık gündemin bambaşka bir yere savrulmasından.

Hani ortalıkta gezen o laf gibi, “Tanrı'yı eğlendirmek istiyorsanız plan yapın…” zannettik ki ertesi gün ve sonraki günler kabinenin nasıl oluştuğuna dair yazıp çizebilecektik.

SA2128/KY33-YO53: Dört Ayaklı Minare Ne Zaman Düşecek?

"Tahir Elçi’yi son kez, yine “iki ateşin arasında kalmış”  ayaklarından vurulmuş dört ayaklı minarenin önünde gördük."


“İşte şimdi, evet tam da şimdi bu savaşa, bu yönteme sadece bir değil bin kez karşı çıkmalıyız... Yaşamımıza, dostlarımızın ve mücadele arkadaşlarımızın yaşamına karşı kurulmuş bu tuzakların bütün insani değerlerimizi paramparça ettiğini daha da yüksek sesle haykırmalıyız...

Bir iki sözüm de Batmanlılara...

Kaybettiğimiz hiçbir yaşamı geri getiremeyiz...

Ama Sedat'ın olduğu yerde, hele yaşamını yitirdiği yerde yaşam durmalıydı. Ama olmadı.

SA2127/KY36-CK30: Tahir Elçi'nin Vasiyeti: Hendekler Kapatılsın

"Eminönü’nde silahlı militanların dolaşmasını ister miydiniz? Veya Ulus'ta veya İzmir Kordon'da veya başka bir şehir merkezinde?"


"Bu arada dört ayaklı minarenin arka sokağında bulunan hendekten de uzun namlulu silahla ateş açıldı. Tahir Elçi'nin kafasının arkasından vurulduğunu gördüm. Yere düştü, yere düşerken elini beline götürdü kendi silahını çıkarmak için. Silahını çıkardı ama yere düştü, kullanamadı... Kafasını kaldırıp ateş açılan yere doğru bakmaya çalıştı, baktı ve sonra kafası yere düştü. Yüzü gözü kan içindeydi."(*)

Al Jazeera'ya konuşan ve Tahir Elçi katledildiğinde yanında olan bir görgü tanığının ifadesi bunlar.

SA2126/KY1-CÇ168: Olan Biten Karşısında Tuhaf Bir Tutum

 böyle bir edimde bulunan bir kadını kınamayacak olan kimseyi tasavvur edemeyiz ki kadın kendisi de böyle birini tasavvur edememişti bu yüzden bir utançla kıvranmanın tam eşiğinde bekleşirken kedi yavrusuna acıyarak bu utançtan sıyrılmayı geçirdi bir an aklından 


kadın cennet çeşmesinden sağa dönüp oldukça meyilli sokaktan aşağı inmeye başlamaya karar verdiğinde aklında yirmili yaşlarında oldukça düzgün giyimli cakkılla sokaktan yukarı su taşıyacak genç bir adamla karşılaşma olasılığı yoktu öyle ki çeşme yukarıdaydı cakkılın kovalarının su ile dolu olması bu açıdan düpedüz saçmalık olurdu hani çeşmeyi geçmiş olsa o zaman bu gencin çeşmeden yukarıda bir yerde oturduğu çıkarsanır ve bu da tuhaf karşılanmazdı ya da sokaktan aşağı iniyor olsa

SA2125/KY41-KT1: Bir Yanılgı Hikâyesi

 "Bütün kusurları yaldızlı sözlerle kapatılacak ve bir gün kitlelere mesaj vermek için seçilecekti."


Onu tanıdığımda serin bir bahar günüydü. İlk albümünü çıkaracak olmanın heyecanını yaşıyordu. Elleri cebinde ve titreyerek akşamdan kalma stüdyo sahibini beklerken, hangi sanatçı ile tanıştığımı soruyor, sonra “Adamlar on numara müzik yapıyor abi” diye söylenip gülücükler saçıyordu. 

Gençti, heyecanlıydı ve hevesliydi. İlk çıkaracağı albümle birlikte şöhreti yakalayıp, gıpta ettiği ve adeta yarı tanrılar olarak baktığı sanatçılar zümresine dahil olacaktı. Peki, ya şu benim “Okumaların sıkıntılı. Bir yanık sesle patlama yapan şarkıcı efsanesini unut. Eğitim almalısın” diye ikide bir hatırlattığım can sıkıcı gerçek?.. Hele bir namı yürüsün de, nasılsa çözülürdü o iş.

1 Aralık 2015 Salı

SA2124/SD336: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 61 (26-31 Mayıs 2012)

 “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”

  (Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz)

26-31 Mayıs 2012  (1017 Tweet)

31 Mayıs 2012
27152. @elifelifirem sıkıntı geçti mi?

31 Mayıs 2012
27151. @elifelifirem sonuç?

31 Mayıs 2012
27150. @alpkmc :)

31 Mayıs 2012
27149. Müslüman psikiyatri icat edilebilir mi?

SA2123/SD335: Kaygusuz Dem/ Duru Demler 8

   Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

Fotoğraf: Seçkin Deniz, 2013, Yıldız Sarayı Parkı, İstanbul

Rengarenk ışıklar... çok yoğun bir gürültü... müzik... hep aynı rayları turlayan trenler, minik minik oynanacak arabalar, atlı-arabalı-dönme dolaplar... çarpışan arabalar ve içinde direksiyon tutan elleri, tertemiz meraklarıyla çocuklar...

Dünya atmosferinden teneffüs etmeye başladığı zamandan bu zamana, doğmaya kadar geçen süre hariç, yedi kocaman ay süresince öğrenmeye devam eden bir Bebe'nin, durmaksızın sağa sola yönelen bakışlarındaki içtenlik görünüverdi her şeyin içinden...

SA2122/SD334: "menfaatin gücü" /02.05.2006/ 479. patika


...edebin edepsizlikle çakıştığı yerde...
...edepsizliğin edebe karıştığı yerde...
...nezâketin nezâketsizliğe kılıf olduğu yerde...
...midelerin bulanmaması mümkün değildir...
...insan, devri değişince devrine uyan bir varlıksa eğer...
...sağlam kişilik özellikleri yoksa...
...atasından aldıklarını da aşağılıyorsa, iyi veya kötü demeden...
...eksik ya da fazla düşünmeden...
...elbette güçle kalkacak, güçsüzlükle yatacaktır...
...zira gücü kendinden değil; içindeki nefrettendir...
...insana olan nefretten, iyiye olan nefretten, emeğe olan nefretten...
...insan, emeği görmez...

SA2121/SD333: Değirmenler/ Kiler 1 (Öğütülme)

    Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

"Karar sizin; bu değirmende var olmak için fikriniz alınmadı; ama siz, alınacak fikir arayın..."


Hayat değirmense, öğütülürsünüz "toz" olmak için... Ve kaybolup gidersiniz, toprağın damarlarında.... Yitersiniz; hiç olmamış gibi...

Bıraktığınız, atmosferde kalan sesiniz ve günahlarınızdır; iyiliklerinizden başka...

Sizler de öncekiler gibi unutulacaksınız; düşeceksiniz yakasından insanlığın...

Seçkin Deniz Twitter Akışı