27 Nisan 2024 Cumartesi

SA10715/SD3091: Sıkıntı (Roman); 7. Bölüm-Vadi 17

       Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

"Fırtına heyecanlanmıştı, yüzündeki kıvrımlar açığa çıkmış, o derin karanlık hızla kaybolmuştu. Kumral teni yaşadığı heyecan dolayısıyla kızarmaya bile başlamıştı."


Kimi zaman bazı şirketlere önerdiğim bir ‘şok’ programı da filizlenmişti o ân zihnimde. Ancak ilişkilerde ne kadar çok sorun olursa olsun aile borç batağında boğulan, kurtarılması imkânsız bir şirket değildi. Önce bozulan ilişkileri onarmak ve hastalığı tedavi etmek için çalışmak şarttı; insanlar helalleşir ve yollarına devam ederlerdi. Fırtına’nın karısında başlıyor ve bitiyordu her şey; onu uyandırmak gerekiyordu.

5 Ağustos 2019 Pazartesi günü, İzmir’de bir şirketle yapacağımız görüşme vardı. İstanbul’dan oraya geçecektim, ama benim gitmem şart değildi. Fırtına benim yerime gidebilirdi, kimi zamanlar onu gönderiyordum bazı rutin görüşmelere. Karısını ve çocuklarını annesinin yanına bırakacak ve bir haftalık iş seyahatine çıkacaktı. İzmir’den sonra üç gün sürecek olan görüşmeler için Belçika’daki iki şirketle görüşmeye gidecekti. 

Bu bir haftalık süreç boyunca hiçbir şekilde annesinin karısının tarikat işleriyle ilgilenmesine izin vermemesi ve nasihat etmesi gerekiyordu, karısı evliliğinin tehlikede olduğunu anlamalıydı. Ya kocasını, çocuklarını ve yuvasını seçecekti ya da şeyhini. 

Fırtına karısına da bu süre zarfında kendisinin verdiği parayı tarikata vermemesi gerektiğini, kredi kartlarından tarikat için hiçbir harcama yapmamasını istediğini söyleyecek ve ona bunları telefon mesajıyla da yazılı olarak bildirecekti.

Kredi kartı ekstreleri birer delildi, ancak muhtemel bir hukukî süreç için somut delil şarttı. Tarikat nakit çalışmayı seviyordu, çünkü nakit akışının takibi imkânsızdı. Hangi hırsız arkada delil bırakmak isterdi ki?

Bu ‘şok’ programının sonuçlarına göre gerekirse ve tabi kendisi ve karısı da kabul ederse karısıyla konuşacaktım son adım olarak. Fırtına bana danıştığına göre üzerime düşen sorumluluk bunu gerektiriyordu. Anneler ve babalar çaresiz kalmıştı çünkü.

Fırtına’ya, ‘Bir stratejim, bir planım ve bir şartım var!’ dedim gülümseyerek. ‘Stratejim, karını sana, çocuklarına ve yuvasına bütünüyle döndürmek ya da seni karının ürettiği cehennemden tamamen kurtarmak. Planımı ise anlatacağım, ama eğer şartımı kabul edersen!’

Fırtına heyecanlanmıştı, yüzündeki kıvrımlar açığa çıkmış, o derin karanlık hızla kaybolmuştu. Kumral teni yaşadığı heyecan dolayısıyla kızarmaya bile başlamıştı.

‘Şartın ne Abi?’ dedi sesi titreyerek.

Onun hayata döndüğünü gördüğüme sevinmiştim. Kuyudaki birine ip atılınca nasıl sevinirse öyle seviniyordu bu saf genç.

‘Eğer seni bir daha böyle yıkılmış, gözü dönmüş ve umutsuz görürsem hiçbir şey söylemem ve yapmam!’ dedim. ‘Biz Müslümanız ve Allah’a inandığımız için üzerimize düşeni yapar ve ondan yardım isteriz. Şirket için ya da kendin, karın, çocukların ve yuvan adına yaptığın her türlü çılgın işlere razıyız ama sorunlarını çözememiş ve delirmiş bir Fırtına görmek istemiyorum! Bugüne dek başlangıçta onaylamadığım ama kendi çılgın çıkış yollarını kullanarak şirkete kattığın değerleri biliyorum. Sana zaten bu yüzden ‘Fırtına’ diyorum, sana güvenim tam, ama konu kendin olunca tam bir aptal gibi davranmayı sana yasaklıyorum! Bunu da bir iş gibi düşün ve öyle davran, çünkü bazen ben de öyle yapıyorum. Anlaştık mı?’

Sözlerim bitmemişti daha yüzüne yayılan umudu ve tebessümü gördüğümde. ‘Anlaştık Abi!’ dedi heyecanla. ‘Hatta beni öyle görünce çağırıp tokatlayabilirsin de!’

Güldüm ben de, ‘Sen zaten tarikattan ağır bir tokat yiyorsun Fırtına!’ dedim. ‘Dağılmışsın, kendine hayrı dokunmayan rüzgâr bile değilsin şimdi. Senin aklına ve üstün sorun çözme kabiliyetlerine ihtiyacımız var. Zorlukları aşma sanatıdır hayat, her zorluğa takılırsan yürüyemez, düşer ve sürünürsün. Ve kimsenin umurunda olmazsın, sadece seni sevenler sürünmene üzülür. Hem sana bir sır da ben vereyim, sırdaş olalım. Dün akşam şirkette hep beraber konuştuğumuz İD Adana’ya geldi ve şimdi şu anda yengenle kahvaltıda.’

Yüzündeki şaşkın ifadeyi tanımlamak neredeyse imkânsızdı. O kadar güzel şaşırmıştı ki, gülümsemekle endişelenmek arası bir yüz ifadesi ile ‘Aman Abiii!’ demişti ağzından çıkanları kontrol etmeye fırsat bulamadan. ‘Senin hâlin benimkinden de kötü!’

Çayımdan bir yudum aldım ve ‘Hiç sorma Fırtına!’ dedim gülümseyerek. ‘Hadi çayını iç, hepimiz kendimize göre sınanıyoruz, sen, ben, diğerleri… ne kadar sakınsak da kendimizi bazen kaçabileceğimiz hiçbir yer kalmıyor olan bitenden. Kıskıvrak yakalanıyoruz. Ben geri çekiliyorum bu gibi durumlarda, akışına bırakıyorum her şeyi; görüşmek istedi İD karımla, Richmond’da olanları anlatmak istemişti. Gerek yok dedim, ama dinlemedi. Gece geldi Adana’ya. Durumu anlattım yengene, o da görüşmek istedi, şimdi kahvaltı yapıyorlar ve konu benim!’

‘Bân’a mı geldi yoksa?’ diye sordu heyecanla.

‘Babama kalsa gidip alıp gelecektim, otelde kaldı gece!’ dedim hafif sesli gülerek. ‘Bizdeler annemle babam. Babama ‘bir arkadaş’ dediğim için misafirperverliği nüksetti. Otelde kalacağını söyleyince de vazgeçti!’

‘Ne olacak Abi şimdi?’ diye sordu Fırtına, kendi derdini unutarak. ‘İD’yi de yengeyi de tanıyorum, ikisi de özgüvenleri yüksek, kaybetmeyi sevmeyen insanlar. Sen arada tost olacaksın gibime geliyor!’

‘Bakıyorum senin de mühendis aklın hemen klasik iki kadın arasında sıkışan bir erkek görüyor ve analiz-sentez moduna giriyor Fırtına!’ dedim gülümseyerek. ‘Hiç endişelenme, tost olmam inşaallah, şimdi onlar kahvaltıda beni paylaşmayı değil, birbirlerine beni anlatmayı seçmişlerdir, emin olabilirsin. Şartımı kabul ettiğine göre şimdi gelelim planıma!’

Yeniden kendine döndüğünde yüzündeki ifade değişmişti, ‘Dinliyorum Abi!’ dedi Fırtına bakışlarını hafifçe aşağıya indirerek. ‘Hiç umutlu değilim, biliyorsun!’

‘Günde beş vakit namaz kılarken Allah’tan her şeyi dileriz Fırtına!’ dedim gayet sakin ve umut dolu bir sesle. ‘Dua ederken dileklerimizin ne zaman gerçekleşeceğini bilmesek de umutla bekleriz ve süregiden zamanda onların çoğunun gerçekleştiğini görürüz. Dileklerimizin tamamı gerçekleşmese de bizim için hayırlı olanın gerçekleştiğini anlar ve şükrederiz. Üstümüze düşeni yapacağız ve Allah’a dua edeceğiz, hepsi bu. Sonra olacak olanları da metanetle karşılamaya hazır olacağız!’

‘Abi!’ dedi gerçekten ciddî bir şekilde. ‘Şirketin psikolojik danışmanlık bölümü eksik, açsak mı ki? Resmen terapi yaptın Abi ya!’

‘Tamam açalım!’ dedim hiç lafı sektirmeden. ‘Yetki veriyorum, psikolojik danışmanlık bölümünün kurucusu ve sorumlusu sen olacaksın ve...’ 


<< Önceki                      Sonraki>>


[26.04.2024, (7/35 (661))]

Lütfen gitmek istediğiniz bölümü tıklayınız:


Seçkin Deniz, 27.04.2024, Sonsuz Ark, Sıkıntı, Roman

Sıkıntı





Sonsuz Ark'tan

  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
  4. Sonsuz Ark Yayınlarının Kullanımına İlişkin Önemli Duyuru için lütfen tıklayınız.

 

    

Seçkin Deniz Twitter Akışı