10 Aralık 2018 Pazartesi

SA7246/KY1-CÇ564: Sanal Alem'in Allâmelerine Arz-ı Hâldir

"Bütün bu anlattıklarım endâzenizin korkunç kaymalara uğradığına yöneliktir. Böyle yapmayın. Evet, tilkinin kuyruğu var.  Ama güney kutbundan kuzey kutbuna uzanması mümkün değil."


'Copy and past' eylemlerden ve link kondurmalardan öte gitmeyen, öte anlamı olmayan 'Hz. Google' vasıtasıyla her kaynağa ulaşmanın kolaycılığına sığınarak düzenlediğiniz kayıkçı yarışı heveslerinizi bilimsel merak olarak, ben yaştakilerin söylediği gibi 'ilmî tecessüs'e meyil duyuş olarak sunmanıza göz yumanlara, hatta güz yummaktan öte kabul nezaketinde bulunan ben gibi garibanlara merhamet buyursanız da, bazı şeyler söylerken endazeyi hepten şaşırmasanız.

Bakın kimi zaman 'copy and past' yaptığınız bir paragraf, bir sayfa sonra o sayfanın, o kitabın sahibi sizin savunduklarınıza aykırı şeyler söyleyebilmektedir. Hatta iki yüz-üç yüz sayfalık bir kitabın başlangıç kısmı bazen elli-altmış sayfalık bölümünde karşı çıktığı bir tezi anlatıp sonra o tezin sakatlıklarına yönelik –kendince elbet- analizler yaparken, siz 'copy and past' yapma ebadındaki şeyin ana fikir olduğunu sanıp savunur, yanılgıdan yanılgıya koşarken bu yanılgınızın farkında olmuyorsunuz. Ben gibi garibanlar bunu yüzünüze vurmaktan yorulup, “aman ne hali varsa görsün!” dediğinde kayıkçı yarışını kazanmış oluyorsunuz. 

Oysa biz, meramı üzüm yemek olanlar bir yarışın sonucu peşinde değiliz ki. Meramımız kâh paylaştığınız, kâh paylaştığımız şeyin öyle olup olmadığına dair çözümlemelerdir. Siz bu çözümleme çalışmalarına yabancı olduğunuz için önemini kavramayışınıza bir şey dediğimiz yok. Bütün yarışları siz kazanın.. hatta yola çıkmadan önce ben gibi garibanlar sizin kazandığınızı baştan ilan etsin. 

Zamanımızı çalmayın. Bu gani gönüllülüğü meramı üzüm yemek olanlar her zaman gösterecektir. Buna inanın.

Bu işin bir boyutu. Bir başka boyutu insanların size inanma duygusuna oynamanız. Yani kendinizi olduğundan farklı gösterme gayretiniz. Kiminiz cinsiyeti kullanıyorsunuz, kiminiz olmadık titrler kuşanarak bunu yapıyorsunuz. Erkek olmadığı halde erkek, kadın olmadığı halde kadın olarak hesap açmış olmanız elbet sizin bileceğiniz iştir. Ve fakat bunu bir güvenme, size inanma doğrultusunda kullanmanız hakikaten hiç etik değil. İnsanın güven duygusunu, size inanılmayı böylesine zalimce örtülere bürünerek yapmış olmanız, yapıyor olmanız gerçekten hoş değil. 

Bence yol yakınken bir doktora görünün. Ben garibanlardan çok bu sizin menfaatinizedir. Nihayetinde ben inanmış olurum. Hepsi hepsi “tüh Allah belanı versin pis karpuzcu bak bu da kal!” derim. Ama siz bu hal ile daha fazla yürüyemezsiniz. İnanın.

Siyasi görüşlerinizi saklayarak da aramızda dolaşmayın. Bu da etik değil. Güya bir siyasi hareketin içindeymişsiniz, savunuyormuşsunuz da şöyle şöyle şeyler de olmasaymış dediğinizde o dediklerinizin bir eleştiri olmadığı, farklı bir siyasi yelpazede olup kendi zannınızca sahte duruşunuz üzerinden birilerini kazanmayı umduğunuz hemen anlaşılıyor. Böylesi bir safdillikten fayda ummak hevesiniz başkalarının zekasını hor görmektir. 

İnanın yeryüzünde sizden benden öyle zeki insanlar var ki, elifin mertek olduğuna inandırdığı gibi, sözüne nokta koymadan, mertek olmayıp şedde olduğunu dahi kanıtlar ve siz ben kabul etmek zorunda kalırız. O yüzden kendinizden başka zeki varlıkların olmadığını zannetmeyin. 

“Ne yani kendi içinde bulunduğum siyasi yelpazenin yanlışları olduğunda görmeyecek miyim? Kendi siyasi yelpazemi tartışamayacak mıyım?” türü zekâma hakaret edici soru sormazsınız umarım. Sizin eleştiri dediğinizi karşı taraf sabah akşam yapıyor. Yani kimsenin bilmediği, görmediği bir şey değil. Ve onlara cevaplar da veriliyor. Ne demek istediğimi zaten anlamışsındır, zira sen sanal alemin en büyük allâmelerindensin.. 

Endâzeyi şaşırdığın en önemli nokta ise kendinden bir şeyler söylerken 'copy and past'ın kolaycılığına kapılman. Diyelim 'Corc yüz metreyi 4 saniyede koşmuş' ise sen kalkıp ben 2 saniyede koştum demiyor musun? Orada bitiyorum. Niye biliyor musun? Bir başka kayıkçı yarışında 130 kilo olduğunu söylemiştin. Yani ya 130 kilo dediğin ve yarışı kazandığın yerde yalan söyledin. Ya şimdi söylüyorsun. 

Böyle çabucak ortaya çıkabilecek yalanlardan uzak durmaman kayıkçı yarışlarından umduğun zaferlere erişmene mani olur. Yani 'tilkinin hiç mi kuyruğu yok' masalındaki baba, çocuğun hastalığından nasıl haberdar olmadığı için yanılgıya düşüp öfkeleniyorsa sen de google'in kolaycılığını unutup yanılgıya düşüyor sonra öfkelenip hakaretler yağdırıyorsun. Yapma bunu. 

Bak şimdi bazen öylesine kaybediyorsun ki endâzeni, karşındakinin en azından sana cevap verecek kadar klavye bilgisi olduğuna göre dört işleme dayalı matematiği bilebileceğini bile görmezden gelip üfürüyorsun. Yaşını söylüyorsun, diyorsun ki 68 yaşındayım 10 bin adet kitap okudum. Olur mu? 

Niye olmasın? Google bize öyle kolaylıklar sunmuş ki, artık tilkinin kuyruğunun güney kutbundan kuzey kutbuna kadar olabileceğini bile söyletir. Çünkü kolaycılığa alışmışsın. Bak şimdi basit dört işleme dayalı matematikle 68 yaşındaki bir kişinin on bin adet kitap okuyamayacağını birlikte keşfedelim. 

Sıfır yaşında başlamış olamazsın okumaya. Değil mi? Okumak için belli bir eğitim gerekiyor. 60’lı yılları aştığına göre sen de benim okuduğum mekteplerde okumuş olmalısın. 7 yaşında mektebe başladın 8 yaşında okumaya çıktın. 2 yıl içinde müthiş bir ilerleme gösterdin ve yetişkinlerin okuduğu kitapları okuyup anlama seviyesine geldiğini kabul edelim. Bu da okumaya 10 yaşında başlamış olduğunu gösterir, değil mi? 

Roman, öykü, şiir türlerinden öte düşünce kitaplarını bile o yaşlarda okuyup anladığını varsayalım. Çünkü tartışma düşünce üzerine ya o yüzden bu açıklama. Yani sen o yaşlarda diyelim ki, doğu düşüncesine ait kilometre taşı olan herhangi bir eseri okuyup anlıyordun. 

Örneğin 'Metalib ve Mezahib' adlı kitabı felsefe bölümünde ders olarak dört yılda okuyan bir öğrenci kadar anlıyorsun, hatta daha yetkin bir şekilde. Ya da diyelim Martin Heidegger’in 'Varlık ve Zaman' adlı kitabını. Olur. Yani yutarız. Yutar görünür kabulleniriz. Hiç önemli değil. Şimdi demek ki 60 yaşında olan sen 50 yıldır kitap okuyorsun. 10 yaşını çıkarmamıza itirazın yoktur herhalde. 

Şimdi 50 yıl ve on bin kitap. 50 yıl kaç ay eder? Basit matematik. 600 ay yapar değil mi? Evet. 10 bini 600 yüze bölersek 16 kitap eder. Küsuratı var. Böl bak. Aşağıya doğru değil, yukarıya doğru küsurat. 16,6 altılar devam ediyor. Ama ben bankacı olmadığım için senin lehine olsun diye aşağıya doğru hesapladım. Ve senin de başka hiçbir iş yapmadığını kabul ettim. Tek işin var kitap okumak. 

Öyle ya 'Varlık ve Zaman' gibi 640 sayfalık bir kitabı okuyacak iki günün var. İki günde bitireceksin ki kalan 14 kitabı da okuyasın. Hele bazen cilt cilt kitaplar olur ki, aman Allah'ım! Ben gibi garibanlar bir iki yılda ancak bitirirken sen onları bir aydan önce bitirmen lazım. 

Diyelim doğulu kaynaklardan örneğin bir tefsir okumaya kalktın hem de 'Mefatih'ül Gayb'ı okuyorsun. Birader 23 cilt. Üstüne üstlük büyük boy. Ve her bir cilt 560 küsur sayfa. Ve bu kitabı da iki günde bitirmen lazım ki diğer 14 kitabı okuyup yıl hesabını tutturabilelim. 

Ya da ne bileyim 'Dinler Tarihi'ni okuyacaksın Taberi’nin 2400 sayfa.. işte bu basit matematik muhatabının sana “insan ömrüne sığmaz!” dediği şey bu. Ha hızlı okuma tekniğinden yararlanarak okudum da diyebilirsin. 

Hani bizim Woody Allen var. O da hızlı okuma tekniğiyle Tolstoy’un 'Savaş ve Barış'ını okumuş. Özetle; Rus-Fransız savaşından söz ediyor, demişti ya.. sanırım senin hızlı okuma tekniğinle 'Varlık ve Zaman’ı okuduğunda, özetlersek “var mıyız yok muyuz?” derdi. Sen nasıl özetlersin bilemem. 

Bütün bu anlattıklarım endâzenizin korkunç kaymalara uğradığına yöneliktir. Böyle yapmayın. Evet, tilkinin kuyruğu var.  Ama güney kutbundan kuzey kutbuna uzanması mümkün değil. 

Lütfen bu 'arz-ı hâl'i dikkate alın olur mu Hz. google’nin 'allâme-i evveller'i. Hayır yani, bazen gerçekten bilimsel bir meraktan hareketle bir konu açtığınız zehabına kapılıp kayışçı yarışında olduğunu unutuveriyoruz, biz üzüm yeme merakında olanlar… merhamet edin..



Cemal Çalık, 10.12.2018,  Konuk Yazar, Sonsuz Ark, Deneme, Sözcüklerin Düş Hâli




Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.

Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı