8 Ağustos 2014 Cuma

SA825/TG39: Breaking the Silence - Sessizliği Kırmak: İsrailli Askerlerin İtirafları/ Bölgelerin İşgali-1

“Bizimle gönül birliği bulunan, Batı Şeria, Gazze ve Doğu Kudüs’te Eylül 2000 tarihinden itibaren görev yapmış askerlerin itiraflarını topluyor ve yayınlıyoruz.” 
Taciz, Yağma, Aşağılama, Dayak, İşkence, Öldürme, Yaralama, Sûikastler, Özel Mülklere Verilen Zararlar…

“Bu, ayrıca var olan gerçekliği bildiği halde inkar eden inatçı çoğunluğa karşı da bir dik duruş. Bu, İsrail toplumuna ve liderlerine, çalışmalarımızın sonuçlarını değerlendirmek için acil bir çağrı.”

Askerlerin İtirafları

İtiraf 1

 “Varlığını gösterme” eyleminin gerçekte ne anlama geldiğini bilmiyordum.

Birim: Paraşütçü Birliği
Görev Yeri: Güney El-Halil Tepeleri
Yıl: 2001

Filistin içlerinde devriye görevine yönelik talimatlar veriyorlardı. Sanırım görev yerimiz Yatta idi.

Bu, “varlığını gösterme” olarak isimlendirilen görev miydi?

Evet, “varlığını gösterme” görevi.

Bu bir emir miydi? Sürekli olarak gerçekleştiriyor muydunuz?

Hayır, şey… Bu görevi çok fazla gerçekleştirmedim. Birkaç özel durum olmuştu. Yani ben bir ya da iki kez varlığını gösterme görevinde bulunmuştum, fakat özel olarak benim bildiğim… Tamam açıklayayım. Bu subayla veya diğer bir subayla hep beraber Filistin Bölgeleri içine girdiğimiz zaman, şahsen bir asker olarak ben  “varlığını gösterme” eylemine yönelik bir devriye gerçekleştirme emri olduğunu biliyordum. Aslında “varlığını gösterme” eyleminin gerçekte ne anlama geldiğini bilmiyordum. Biz bölgelere nasıl giriyorsak herkes de öyle giriyordu işte… Bir zırhlı personel taşıyıcımız (APC) ve yanılmıyorsam bir de devriye jipimiz vardı ve etrafa ateş açıyorlardı. Subaylar vardı, birisi APC’nin üzerinden MAG makineli tüfeğiyle ateş ediyordu. Bazen biz de silahlarımızı ateşlerdik, ama subaylar daha fazla…

Havaya mı? Yoksa canlı hedeflere mi?

Hayır, evlere, çöp kutularına bunun gibi şeylere.

Evlere ateş açmak duvarlara ve pencerelere ateş etmek anlamına mı geliyor?

Her ikisi de. Çöp kutuları, su ısıtıcıları bunun gibi şeyler. Şimdi olaydan sonra netlik kazanan şeyler var. Daha sonradan telsizden duyduğumuza göre birileri, tam hatırlamıyorum ama Yatta’dan veya bulunduğumuz köyden silah sesleri geldiğini rapor etmiş. Yani orada bulunduğumuz biliniyordu, bize bir şey görüp görmediğimizi sordular, subaylar da: “Hayır” diye cevap verdiler. O sırada telsizin yanında değildim ama olaydan sonra geriye döndüğümüzde komutan yardımcısı şöyle dedi: “ Ne! Orada etrafa deliler gibi ateş açılırken nasıl olur da bir şey duymazsınız?”. Subaylar bir şey duymadıklarını tekrarladılar. Yani tek bir kurşun bile atmamaları gerekiyordu, sadece APC ile yapılan bir devriye göreviydi, bilirsiniz, (açılan ateş) sadece şov amaçlıydı. 

***

İtiraf 2

Sabahın Üçünde Ses Bombaları

Birim: Paraşüt Birliği
Görev Yeri: Nablus
Yıl: 2003

Alan A’da (yani Filistin Yönetimi kontrolü altındaki bölgede) her türlü şaibeli işi gerçekleştiriyorduk. Örneğin Cuma günü, pazarın çok kalabalık olduğu bir zamanda, mesela Tubas’ta, köyün ortasında aniden bir kontrol noktası oluşturuyorduk. Bir keresinde Cuma sabahı sürpriz bir kontrol noktası oluşturmak için gittik ve araçları, geçen her arabayı incelemeye başladık. 300 metre ötemizde bize taş atarak gösteri yapmaya başlayan çocuklar belirdi fakat ancak on metre giden taşlar bize ulaşmıyordu. Bize bağırıp, sövüp savmaya başladılar. Bu sırada insanlar da toplanmaya başlamıştı. Şüphesiz bunun ardından silahlar çocuklara doğrultulmuştu, buna meşru savunma diyebilirsiniz.

Kontrol noktası oluşturmaktaki maksat neydi?

IDF’nin varlığını köyde göstermek. Kadınların alış veriş yaptığı, çocukların oynadığı köyün içerisinde varlığını göstermek, olup olmayacağından emin olmadığımız bir çatışma ortamı oluşturmak. Sonunda bir çizik bile almadan ve hiçbir şey olmadan köyden ayrıldık, fakat bölük komutanı kendini kaybetmişti. Askerlerden birine göstericilerin, çocukların üzerine toplumsal olaylarda kullanılan el bombalarından birini atmasını emretti. Fakat asker bunu yapmayı ret etti ve komutan tarafından çok kötü bir muameleye maruz kaldı. Asker herhangi bir ceza almadı çünkü komutan verdiği emrin meşru olmadığını biliyordu. Fakat emre itaat etmediği için karargâhta da çok kötü muamele gördü.

Diğer bir olay ise Tubas’ta sabah üçte devriye sırasında sokakta ses bombası atılmasıydı. Hiçbir sebep yokken, insanlar uykudan uyandırılıyordu.

Amaç neydi?

“Biz buradayız. IDF burada” demek için. Bize genellikle bunun sebebinin eğer orada bir terörist varsa IDF’nin varlığını duyarak ayrılmasını sağlamak olduğu söyleniyordu. Bu hiçbir zaman olmadı. Öyle gözüküyor ki asıl amaç yerel halka IDF’nin orada olduğunu göstermekti ve sürekli tekrarlanan bu yöntem şu anlama geliyordu: “IDF burada, bölgelerin içinde ve siz terörü durdurana dek hayatınızı daha da acı bir hale getirecek.”

IDF’nin bu yöntemle ilgili hiçbir sorunu yoktu. Bombaları atan bizler ise niye bunu yaptığımızı bilmiyorduk. Bombayı atıyor, bir patlama sesi duyuyor ve insanların uyandığını görüyorduk. Geriye döndüğümüzde bize şöyle diyorlardı: “Harika operasyon”. Fakat niye böyle dediklerini anlamıyorduk. Bu olay her gün gerçekleşiyordu. Her gün bölükteki farklı bir birim tarafından, rutin olarak. Olumlu anlamda bir yaşam biçimi değil.

***

İtiraf 3

Köyü Uykusuz Bırakmak

Birim: Topçu Birliği
Görev Yeri: Gush Etzion
Yıl: 2004

“Mutlu Purim”* eyleminin amacı insanların normal bir uyku uyumasına izin vermemektir. Gece yarısında bir köye gidilir, köyün içinde dolaşırken ses bombaları atılarak gürültü çıkarılır. Bütün gece boyunca değil tabi ama belirli saatlerde. Bunun ne kadar süreceği önemli değildir, belirli bir süre belirlenmez. Size :”Tamam size Husan’da taş fırlattılar öyleyse siz de gidip orada bir ‘Mutlu Purim’ yapın” derler. Bu eylemi çok fazla gerçekleştirmedik.

“Varlığını gösterme” dediğimiz eylem mi yani?

“Mutlu Purim” tabirini eminim bir şekilde duymuşsunuzdur. Eğer duymadıysanız, duyarsınız. Evet, bir varlığını gösterme eylemi. Birkaç kere bunu gerçekleştirmek için taburdan talimat aldık, taburda gerçekleştirdiğimiz durum raporunun bir parçası olarak. Daha önce gerçekleşen aktivitelerin bir parçası…

Bu tür bir operasyon gerçekleştirmenin gerekçesi nedir?

Eğer köy bir eylem başlatırsa sen de köyü uykusuz bırakmak için bir operasyon başlatırsın. Bu tür bir operasyonun ne kadar uykusuzluğa sebep olduğunu bilmiyorum çünkü her on dakikada bir ses bombası atarak bir köyde dört saat bulunamazsınız. Böyle bir şeyi üç kere gerçekleştirdiğinizde IDF ciddi manada mühimmat sıkıntısına girer. Operasyon belirli bir zamanda yapılır eğer siz, Nahalin’de x noktasına bir ses bombası atarsanız yaklaşık olarak 100-200 metre ötede fazla bir etkisi olmaz. Belki IDF’nin gece köyün etrafında olduğunun anlaşılmasını sağlar. Bundan daha fazla bir etkisinin olduğunu düşünmüyorum.

Purin*:  Şubat ya da mart ayına rastlayan ve Yahudi kavminin düşmanı olan Ahasuerus başrahibi Haman'ın asılması anısına yapılan Musevi Bayramı.

***

İtiraf 4

Kışkırtıcı Operasyon

Birim: Nahshon Piyade Birliği
Görev Yeri: Salfit Bölgesi
Yıl: 2001

Standart görevler vardı; kontrol noktası, gözetleme gibi, bir de “tahrik edici operasyonlar” vardı. Şimdi bu şuna benziyordu. Demek istediğim; bilirsiniz köyün etrafında dolaşırsınız sabah 3-4 gibi. Sanki bu eğitim sahasında gerçekleştirdiklerimiz gibiydi, daha çok…ne bileyim? Şöyle, ilk önce köy gözetlenir, köy ile yol arasında konuşlanılır, böylece kimse yola doğru ateş açamaz. O noktada gece görüş teçhizatı ile oturup, gözetlemeye devam edilir. Daha sonra yola devam edilir, müfreze komutanı evlere girerek sorgulama yapmaya başlar. Orada ne sorgulanır peki? Bir keresinde hatırlıyorum, bilirsiniz, çok geç saatlerde işte fark etmez iki, üç, dört, beş gibi; müfreze komutanı rastgele kapıları çalmaya başladı. Herhangi bir sebep yokken, bir istihbarat alınmamışken komutan herhangi bir evi kafasına göre seçer. Komutanla birlikte içeriye girer, etrafa bakarsınız, herkesi uyandırırsınız… Komutan bu arada çok kibardı, hatta Arapça bile konuşmuştu, onlara ne söylediğini bilmiyorum. Herhangi bir şiddet uygulamadan ama bütün varlığınızı hissettirerek oradasınızdır. Gecenin yarısında evin içine girerek oturma odasında duran 5-6 asker. Biz tamamen müfreze komutanına tabiydik. Nereye giderse biz de onunla birlikte hareket ediyorduk. Çok fazla bir…yani hiç kimse bir şey kırıp dökmedi. Evin içine girersiniz, herkesin kimliğini kontrol ederek beş dakika içinde ayrılırsınız, o kadar. Fakat daha sonra, birden bire garipliği anlarsınız; hiçbir bilgi, hiçbir neden olmaksızın sabahın beşinde, düşünmeksizin evlerin içine girilmektedir.

Bunun yapılmasındaki mazeret neydi?  

Mazereti yok. Operasyondur bu, evlerin içine girmek.

Bürokratik anlamda düzenleyeceğiniz rapor için operasyon tutanağına ne yazıyordunuz?

Bürokrasi mi? “Yolu kesenlere karşı gerçekleştirilen operasyon, A-Dik köyüne giden yolda, yola ateş açılmasını engelleme.”

Sonrası, bilirsiniz… Geç olmuştur, sıkılmışsınızdır ve uyuya kalmak üzeresinizdir… ve müfreze komutanı sizi alarak köy içinde devriyeye çıkar… Köpekler havlamaktadır ve siz biraz şeye girmek…

Aksiyona girmek mi?

Evet. Bir keresinde komutan bana “hadi, şimdi sorgulamayı sen yapacaksın dedi.” Kapıyı çaldım, bir erkek çıktı, ne diyeceğimi bilmiyordum. Ne sorayım dedim. Bana: “Bugün devriye jipine taşları kim attı” diye sor dedi. Devriye jipinin üzerinde köye girmekte hoşlarına giderdi (askerlerin), buna “kışkırtıcı operasyon” diyorlardı ki bu sırada onlar da taş atarlardı. Bunun başka bir adı da vardı ama eylemi tanımlayan ifade bu. Köye giriyorlardı böylece…

Taş atmak için?

Evet ve böylece ortaya çıkacaktı…

Yani sorun çıkaranlar?

Evet, evet. Bana taşı kimin attığını sormamı istemişti. Ben de sanki uyuşmuş gibi: “Belki siz kimin taş attığını bilirsiniz” dedim. Son derece utandırıcı bir durumdu, herkes benimle dalga geçti. Siz de tahmin edersiniz bu olaydan sonra bana bir daha sorgulama yaptırmadılar.

Yani operasyonlarınız kışkırtıcıydı öyle mi?

Müfreze taktik timi taş atanları ortaya çıkarmak için köye giriyordu.

Bu aynı zamanda tahrik edici operasyonların bir parçası mıydı?

Hayır, bu gün ışığında yapılıyordu çünkü normal olarak taş fırlatanlar gündüz ortaya çıkıyordu. Tahrik edici operasyonlar geceleri yapılır. Evlerin içine girilir. Ayrıca bunu yapan sadece bizim müfreze komutanıydı. Diğer müfrezelerde ise bu operasyonların sayısı daha azdı, bizim komutanla kimse dalaşmak istemezdi. Bana görev raporunu sormuştunuz, o bunları düzenlemek zorunda değildi. Canı istediği takdirde ne isterse onu yapabilirdi. Bu tür olayları çok yoktu ama isterse yapabilirdi yani. Kimseye hesap vermek zorunda değildi, anlıyor musunuz? Mesela jipin belirli bir yerde durması gerekir değil mi? O bununla sandviç almaya giderdi. Kim buna karşı bir şey diyebilir? Eğer biri ona karşı çıkacak olsa cezasını bulurdu.

<<Önceki                 Sonraki>>

Tamer Güner, 08.08.2014, Sonsuz Ark, Konuk Yazar, Çeviri




Seçkin Deniz Twitter Akışı