5 Ağustos 2014 Salı

SA816/TG38: Breaking the Silence - Sessizliği Kırmak: İsrailli Askerlerin İtirafları/ 2000-2010-Giriş

“Bizimle gönül birliği bulunan, Batı Şeria, Gazze ve Doğu Kudüs’te Eylül 2000 tarihinden itibaren görev yapmış askerlerin itiraflarını topluyor ve yayınlıyoruz.” 
Taciz, Yağma, Aşağılama, Dayak, İşkence, Öldürme, Yaralama, Sûikastler, Özel Mülklere Verilen Zararlar…

“Bu, ayrıca var olan gerçekliği bildiği halde inkar eden inatçı çoğunluğa karşı da bir dik duruş. Bu, İsrail toplumuna ve liderlerine, çalışmalarımızın sonuçlarını değerlendirmek için acil bir çağrı.”

Filistin Toplumunun Sindirilmesi-“Engelleme”

Eylül 2000 tarihinde İkinci İntifada’nın başlamasından itibaren 1000’den fazla İsrailli ve 6000’den fazla Filistinli ölmüştür. Filistinliler ve İsrailliler arasında hem İşgal Bölgelerinde hem de İsrail içerisinde gerçekleşen şiddette önemli bir artış olmasına bağlı olarak, Filistin direnişini bastırmak ve Yeşil Hattın her iki tarafında İsrailli sivil ve askerlere yönelik gerçekleştirilen binlerce saldırı teşebbüsünü önlemek amacıyla İsrail güvenlik sistemi yeni ve daha saldırgan metotlarla harekete geçirilmiştir. 

Bu bölümde İsrail’in İşgal Bölgelerindeki son on yılda gerçekleştirdiği saldırgan ve engelleyici askeri hareketler ele alınmaktadır. Her ne kadar İsrail güvenlik güçleri “terörü engellediğini” iddia etse de askerlerin derlenen itirafları, gerçekte güvenlik güçlerinin “engelleme” terimini ne kadar geniş bir ölçekte yorumladığını ortaya koymaktadır: Terim, İşgal Bölgelerinde gerçekleşen her türlü saldırgan eylemi belirten bir şifre haline gelmiştir.

Bu bölümde yer alan itiraflar, IDF tarafından gerçekleştirilen saldırgan eylemlerin önemli bir bölümünün, belirli bir terörizm hareketini engellemekten ziyade cezalandırma, yıldırma veya Filistin toplumu üzerindeki baskıyı artırma amacıyla tasarlandığını göstermektedir. “Terörün engellenmesi” tabiri IDF tarafından İşgal Bölgelerinde gerçekleştirilen her saldırgan eylem için verilmiş, teröristlere karşı kullanılan ile sivillere uygulanan güç arasındaki ayrımı anlaşılmaz hale getiren bir onay mührüdür. Bu yolla IDF, Filistin toplumunun tamamını sindirme ve baskı altına alma amacıyla gerçekleştirdiği eylemleri meşru hale getirme imkânı bulmaktadır. Ayrıca, bu bölümde yer alan itiraflar Filistinlilerin hayatları, saygınlıkları ve mülklerine yönelik ayırt edici özellikler üzerinde ciddi anlamda müdahaleler olduğunu göstermektedir.  

Bahsedilen askeri eylemler; tutuklamaları, suikastları, evlerin işgal edilmesini ve diğer eylemleri kapsamaktadır. İtiraflar ayrıca hem sahada hem de yüksek komuta seviyesinde bulunan karar vericilerin prensip ve düşünce tarzlarını ortaya koymaktadır.

Daha İkinci İntifada’nın başlarında IDF, Filistin direnişine karşı kullanacağı yeni eylem metotlarına yön verecek,”bilincin köreltilmesi” adı verilen prensibini oluşturmuş bulunmaktaydı. Bu prensibe göre, tüm Filistinlilere muhalefetin yararsız olduğu gösterilirse Filistin direnişi kırılacaktı.

Bu bölümde yer alan itiraflar pratikte ”bilincin köreltilmesi” prensibinin Filistin toplumunun yıldırılması, korkutulması ve fark gözetilmeden cezalandırılması anlamına geldiğini göstermektedir. Diğer bir deyişle, sivil bir topluma karşı gerçekleştirilen şiddet ve toplumsal cezalandırma, ”bilincin köreltilmesi” prensibiyle meşru hale getirilmekte ve IDF’nin işgal bölgelerindeki stratejisinin esasını teşkil etmektedir. (örn:1, 2 ve 3. İtiraflar)
 
Bölgelerde sıklıkla IDF’nin “engelleme” çabaları ile tanımlanan eylem metotlarından birisini de suikastlar oluşturmaktadır. IDF sürekli olarak suikastların terör saldırılarını engelleme amacıyla son çare olarak gerçekleştirildiğini savunmaktadır. Askerlerin itirafları ise son on yıldır ordu tarafından gerçekleştirilen eylemler ile medyada yer alan resmi beyanatların tutarlı olmadığını göstermektedir. Şüphelileri gözaltına almak yerine bir birim birden fazla kez suikast ile görevlendirilmiştir (İtiraf 10). 

Ayrıca bu bölümde, suikastlardan en azından bir bölümünün intikam veya cezalandırma amacıyla gerçekleştirildiği ve bir terörist saldırının gerçekleştirilmesinin engellenmesi ile alakalı olmadığı açık olarak görülmektedir. İtiraflardan birisi terör şüphelisi olmadıkları halde infaz edilen silahsız Filistinli polisler ile alakalıdır (İtiraf 55). Bu itirafa göre infazın sebebi, aynı bölgede bulunan Filistinli militanlar tarafından öldürülen askerlerin intikamını almaktır.

Burada yer alan diğer itiraflar bir “bedelini ödeme” politikasının uygulandığını göstermektedir (İtiraf 41).

Tutuklamalar, Bölgelerde “terörü engelleme” amacıyla uygulanan yöntemlerden bir diğeridir. Son on yılda Filistin bölgesinde neredeyse her gece gerçekleştirilen askeri operasyonlar sonucunda on binlerce Filistinli tutuklanmıştır. Askerlerin itirafları, bu tür tutuklamalarda kullanılan yöntemleri ortaya koymaktadır: Tutuklamaların çoğuna, IDF askerleri ve komutanları tarafından elleri bağlı tutukluların dövülmesi veya aşağılanması yoluyla gerçekleştirilen kötü muamele eşlik etmektedir. 

İtiraflar ayrıca tutuklamaların değişik amaçların gerçekleştirilmesi için yapıldığını ve çoğu durumda tutuklanma sebebinin tutuklanan insanlar için belirsiz olduğunu ortaya koymaktadır. Örneğin IDF kuvvetlerinin, işgal edilmiş Filistin şehir ve köylerinde gerçekleştirmiş olduğu birçok eylemde, bölgede bulunan tüm erkekler hiçbir kabahatleri olmadığı halde ve sebebini bilmeksizin tutuklanarak belirli bir alanda toplanır ve burada elleri, gözleri bağlı olarak saatlerce tutulur (İtiraf 24). 

Böylece “terörü engelleme” maskesi ardında gerçekleştirilen tutuklamalarla Filistin toplumu sindirilmekte ve askeri kontrol sıkılaştırılmaktadır.

Tutuklamalara Filistin altyapısı ve özel mülklerin imhası veya el konulması da eşlik etmektedir. İtiraflara göre yıkımlar, genelde yanlışlıkla veya operasyonel ihtiyaç neticesinde diğer durumlarda ise sahada bulunan askerler ve komutanlar tarafından üst komuta kademesinden gelen emirlerle kasıtlı olarak gerçekleştirilmektedir. Her halükarda altyapı ve özel mülkler üzerinde gerçekleştirilen bu yıkımlar, İşgal Bölgelerinde yer alan Filistin toplumunu kontrol etmek amacına hizmet etmektedir. 

Filistin içlerine doğru gerçekleştirilen işgal ve Filistin özel mülkleri üzerindeki kontrol son on yılda rutin haline gelmiştir. IDF neredeyse her gece Filistinlilerin evlerini basarak işgal etmekte ve gerçekleştirilen nöbet devri ile bu bazen günlerce bazen de haftalarca sürmektedir. Straw widow* (korkuluk) olarak tanımlanan bu eylem sayesinde IDF yeni kontrol noktaları elde etmekte ve gizli gözetleme noktaları oluşturarak bölgedeki kontrolünü artırmaktadır.

İtiraflardan anlaşılacağı gibi bir evi işgal etmenin amacı şiddeti engellemek değil çatışmaya sebep olmaktır. Örneğin bu bölümde yer alan itiraflarda “tuzak” görevler tanımlanmıştır ki bu görevlerin amacı; silahlı Filistinlilerin saklandıkları yerden açığa yani sokağa çıkmasını ve böylece askeri güçlerin onlara darbe indirebilmesini sağlamaktır. 

İtiraflardan görüldüğü gibi IDF saha birimleri, sadece askeri çatışmaları engellemek için değil aynı zamanda bu çatışmaların oluşmasını sağlamak için de çalışmaktadır.

Bu bölümde yer alan itiraflar, suikastların, tutuklamaların ve yıkımın ötesinde IDF’nin Filistin toplumu üzerinde korku oluşturmak için kullandığı başlıca yöntemlerden birisi olan ve “varlığını gösterme” olarak tanımlanmış bir sindirme ve cezalandırma yöntemini sergilemektedir. İşgal Bölgelerinde “varlığını gösterme” amacıyla kullanılan bariz uygulamalardan birisi Filistin şehir ve köylerinde gerçekleştirilen gece devriyesidir. Devriye sırasında köy vadilerini ve sokaklarını dolaşmak için gönderilen askerler şu değişik yollarla varlıklarını gösterirler: Havaya ateş açmak, ses bombaları fırlatmak, aydınlatma fişeği veya göz yaşartıcı bomba atmak, rastgele evleri basmak ve yoldan geçenleri sorgulamak. 

Sahada bulunan komutanlar tarafından bu devriyeler, “vahşi devriyeler”, “taciz eylemi”, “olağan hali bozma” olarak tanımlanmaktadır. İtiraflar, Bölgelerde gerçekleştirilen bu “varlığını gösterme” eylemlerinin sık ve sürekli olarak uygulandığını ve özel bir terör olayıyla ilgili istihbarat toplama gibi bir amacının bulunmadığını göstermektedir. ”Varlığını gösterme” adına gerçekleştirilen bu eylemler, IDF’nin muhalif olsun olmasın tüm Filistinlileri sindirme, taciz ve korkutma amacıyla hedef aldığını göstermektedir.

“Eğlence operasyonlar” diğer bir “olağan hali bozma” eylemi örneğidir. Askeri güçler evleri basar ve Filistinlileri eğitim ve tatbikat amacıyla tutuklar: Bir yerleşim yerinde gerçekleşecek savaşa yönelik olarak Filistin köyleri üzerinde eğitim amaçlı tatbikat gerçekleştirilir. 

Tutuklanan Filistinliler ve köyleri IDF tarafından ele geçirilen insanlar bu askeri baskınların gerçek olduğunu zanneder fakat itiraflarda da belirtildiği gibi eğlence operasyonların amacı, aranan bir kişinin yakalanması veya olası bir saldırıyı önlemek değil tatbikat ve eğitim yapmaktır. İtiraflardan anlaşıldığına göre Filistinlilerden kaynaklanan şiddet eylemleri azalırken ve askerlere ya da sivillere yönelik saldırılarda düşme görülürken bu eğlence operasyonları daha da yaygınlaşmaktadır.

Son olarak “engelleme” teriminin yanlış kullanımı bölgelerin işgaline karşı gerçekleştirilen silahsız muhalefeti bastırmak anlamında kendini göstermektedir. Geçen birkaç yılda Bölgelerdeki halk tabanında İsrail ve uluslararası aktivistlerin işbirliği ile bazı Filistinli muhalif hareketler ortaya çıkmıştır. Bu hareketler; gösteriler, basılı yayınlar ve meşru eylemler gibi şiddet içermeyen çeşitli muhalif yöntemler kullanmaktadır. IDF’nin “engelleme” eylemleri arasında, protestoculara karşı şiddet kullanma, politik aktivistleri tutuklama ve politik hareketlerin olduğu yerlerde sokağa çıkma yasağı uygulama gibi eylemler de mevcuttur (İtiraf 28). 

Bu bölümde yer alan hedef ve fenomenler, IDF’nin İşgal Bölgeleri’nde son on yıl içinde gerçekleştirmiş olduğu eylem mantığının bir kısmını göstermektedir. IDF eylemlerinin mantık kurgusu, düşman siviller ve düşman savaşçılar arasında bir ayrım gözetmenin gereksiz olduğu varsayımı üzerine inşa edilmiştir.

”Bilincin köreltilmesi” ve “varlığını gösterme” eylemleri bu mantığı en iyi şu şekilde açıklamaktadır: Bir bütün olarak Filistinlilere verilen sistematik zarar, Filistin toplumunu daha itaatkâr ve kontrolü kolay hale getirir.

Tamer Güner, 05.08.2014, Sonsuz Ark, Konuk Yazar, Çeviri





Çevirenin Notu:

Straw widow*: Straw İngilizce’de “saman”, widow ise “dul” anlamına gelmektedir. Bu ifade IDF tarafından Filistinlilere ait bir evin işgal edilmesi ve bu evden etrafın gözlenmesi amacıyla gerçekleştirilen eylem için kullanılmaktadır. İşgal, askerlerin nöbet devri ile günlerce bazen haftalarca sürmektedir. Bu sırada evde bulunan aile rehin olarak tutulmaktadır. İfadenin Türkçe tam karşılığı olmadığı ve İngilizce’de straw man, “korkuluk” anlamına geldiği için bunu da o şekilde çevirmeyi tercih ettim.





Seçkin Deniz Twitter Akışı