18 Aralık 2016 Pazar

SA3768/KY35-YTK143: Halep Ne Zaman Düştü?

"Meşrebinize, mezhebinize, ideolojinize, keyfinize veya hatta tepenizin atıp atmadığına, sakin bir şekilde yağan kara bakarak yudumladığınız bitki çayının verdiği rahatlığa uyarak istediğinizi seçebilirsiniz."


Hayat nasıl bir çizgi üzerinde, hangi detaylarla ilerliyor bilmiyoruz. Bildiğimiz hep kendimizle sınırlı.

Bursa'da sabah servisi için yola çıkıp kalp krizine yenik düşen 62 yaşındaki şoförün o sabah en son ne düşündüğünü bilmiyoruz.

Aynı saatlerde Halep'ten hareket eden otobüslerin yolunu keskin nişancı kurşunları kesti. Üç yaralı haberleri dört cenazeye dönüştü akşama doğru.

Sonra otobüsler yeniden yola çıktı. “Halep düşüyor” diye haberler geliyordu bir zamandır.

SA3767/KY37-AZ133: Türkler’den Asıl Şimdi Korkabilirsiniz

"Kentlerinize kadar sızmış kavga mı dediniz, siz, inanın, daha hiç bir şey yaşamadınız..."


Aslında, biz, kendi halimizde yaşayıp gidiyorduk. Osmanlı’nın çöküşüyle başlayan süreçte, ağır kayıplar vermiş, dayanılması zor yıkımlar görmüş bir millet olarak, çekildiğimiz yeni sınırlarda, geleceğimizi kurmanın telaşı içindeydik. 1974’teki Kıbrıs Harekatı’nı bir kenara koyacak olursak, öyle, kimseyle de uğraşmaya pek niyetimiz yoktu... Alt yapımızı güçlendireceğiz, geç kalmış sanayileşme sürecimizi tamamlayıp hızla bilişim çağına gireceğiz, çocuklarımızı iyi yetiştirip insanlık aleminin onurlu bir makamında hak ettiğimize inandığımız bir yerde yaşayıp gidecektik...

İyi sanatçılar... Güçlü edebiyatçılar... Mars’a gözünü dikmiş bilim adamları... Risk almayı, üretmeyi bilen sanayiciler, dünyanın hal ve gidişini iyi yorumlayan finansçılar, araziye bir baktığında ne yapacağına o anda karar veren mimarlar, mühendisler, en olmaz hastalıkları tedavi eden doktorlar, ne bileyim, dünyanın en marka kulüplerinde top koşturan futbolcular falan yetiştirmenin derdindeydik...

17 Aralık 2016 Cumartesi

SA3766/KY27-ŞT70: Atilla'yı Nasıl Bilirdiniz?

"Oysa gerçek hiç de böyle değildi, Mundiuch’un oğlu Attila her şeyden önce bir kralın oğlu olarak doğmuş, biri Latince diğeri Gotça olmak üzere iki dil bilen, tam bir strateji ustasıydı ve bütün başarısını da öncelikle bu ustalığına ve sabrına borçluydu."


Attila hakkında bildiğimiz birçok kaynak var aslında. Sözgelimi uzunca bir zamanın efsane kitabı niteliğindeki G. Gardonyi’nin  çalışması 'Tanrının Kırbacı Attila’yı örnek verebiliriz. Hakeza çokça bilinen G.Nemeth’in 'Attila ve Hunlar' adlı kitabını, M. Neagoe’nin 'Timur ve Cengiz Han’ı da incelediği 'Üç Bozkırlı' adlı daha çok popüler tarih okurlarının bildiği kitabını, M. Brion’un yine aynı biçimde popüler kitaplar arasında duran 'Tanrının Kılıcı: Attila' adlı kitabını, tarihe dair stratejik çözümlemeler yapan W. Roberts’in 'Attila’nın Lidelik Sırları' adlı kitaplarını sayabiliriz. Bu kitaplara ek olarak bir de çok özel okurları dışında fazlaca bilinmeyen Peyami Safa’nın 'Attila' adlı romanından söz edebiliriz.

C. Kelly’nin kitabının son bölümlerinde geçen III.Valentinianus’un kardeşi Honoria ve Attila İlişkisini okurken Peyami Safa’nın hızlı ama bir o kadar da içi dolu Attila’sını ve Onorya’yı hatırlamamak elde değil elbette. Sürgün kraliçe Galla Placidia’nın tek kızı, Attila’ya yüzüğünü gönderen hırslı ve akıllı bir kadındır Honoria/Onorya. O kadar ki, Safa’nın romanına bakacak olursak, Onorya Attila’nın Doğu’dan Batı’ya kadar Roma’ya yaptığı tüm seferlerin de yegane sebebi gibidir.

SA3765/KY20-MEK50: Doğu’'nun Dramı

"Batı kabul edelim ki bizden evvel kavradı bu işleri. Ve işte Bosna’da, Ruanda da ölüm tarlaları oluştuğunda biz doğulular doğulu iktidarlardan değil batıdan bekledik müdahaleyi ve olmadığında batıyı suçladık."

  
Biz doğuluların garip huyları vardır.

Küsmeyi biliriz mesela, küfür etmeyi biliriz, abartarak acı çekmeyi biliriz, bütün bedenimizle gülmeyi… ve bunlar insan soyundan çok az milletin hala sahip kalabildiği oldukça organik meziyetler. Şimdi biz doğuluların bu meziyetler babında sahip olduğumuz bir meziyet daha var, onu Türkçe'de nefis bir atasözü ile ifade ederiz: ‘Kol kırılır yen içinde’

Şimdi Libya ve Kaddafi mevzuunda doğu mahallesinde en çok dile getirilen kabaca budur. Başbakan ‘Diktatör ise bizim diktatörümüz kime ne?’ havasında. Muhalefet ‘Bu iş aile içinde çözülür kardeşim size ne?’ melodisi çalmakta. Bir bütün olarak Arap iktidarlar ‘vur dediysek öldür demedik kardeşim’  demekte ve en kaba hatları ile doğu sokağı ‘niye karışır bu adamlar bize’ isyanında…

SA3764/KY26-CA102: Sevim Köylü için Bir Yurt

"Ufkî şehir idealine saygılı, dolayısıyla ferah, güvenilir bekçileri olan bir yurt. Biz hep hatırlayalım, aileler de bir parça teselli bulsun diye yaşasın adı Sevim’in, Cennet’in, öteki çocukların."


Küçücük kızlar, bir meslek sahibi olup da ailelerine daha iyi bir gelecek sağlama umuduyla ayrılmışlardı köylerinden. O yurt dışında bir seçenekleri yokmuş. Adı “yurt”, esenlik hissettirmesi gereken mekân sözde; oysa bir tür zindandan farksızmış. Zindanın bile bekçileri vardır. Çatı katına tırmanmışlar, kurtuluş umuduyla. “Kaza” denilip de geçilecek gibi değil. Yangın merdiveni kilitli, elektrik panosu kendi haline terk edilmiş.

Yangın merdiveni kilitli tutulacaksa, bekçiden ne yapması bekleniyordu? Ve bina nasıl oluyor da onca bakımsız bırakıldığı halde küçük çocuklara “yurt” kılınabildi? Kim sorumluluk alır üstüne, kime sorulur? 5. sınıf öğrencisi Cennet Karataş’ın ailesi, Aladağ’a bir buçuk saat mesafede bir köyde yaşıyormuş. Doktor olmak isteyen pırıl pırıl, zeki, ailesinin göz bebeği bir kızmış Cennet. Karataş ailesinin başka ne gelirdi elinden? 

16 Aralık 2016 Cuma

SA3763/KY36-CK127: Halep Ateşkesinin Kodları

"Tarih Halep'in düşüşünü bir vahşet olarak yazacak. Katillerin kim olduğu belli, sivillere kimin yardım etmek için çırpındığı da."


Rusya-İran-ABD ortak yapımı bir insanlık trajedisi ile karşı karşıyayız. İkinci Dünya Savaşından sonra dünyanın en vahşi katliamlarından biri hemen dibimizde yaşanıyor. 

Rusya'nın havadan, İran'ın karadan desteği ile, Suriye'de Esad rejimi Halep'i ele geçirmiş durumda. Rejim intikam istiyor, kimseye, sivillere, kadınlara, çocuklara merhamet gösterilmeyeceği açık. 

Halep'in düşmesi ile siviller kurşuna dizilirken, kadınlar tecavüzden korunmak için intihar ediyor. Türkiye'nin ana önceliği bu insani trajediye bir son vermek. Sivilleri ve silahlı militanları güvenli bir şekilde Halep'ten çıkarmaya çalışmak.

SA3762/KY28-ATA236: Garantörlüğü Kendi Ellerimizle Yıktık

"Şimdi müzakere heyetinin Garantiler konusunda geldiği aşama 15 yıllık bir geçiş döneminden sonra Türkiye’nin, Kıbrıs adası üzerinde olan garantisinin tekrar gözden geçirileceği ve kaldırılabileceği şeklinde."


1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasında yer alan Garanti ve İttifak Anlaşmasını, Türkiye’nin Garantörlüğünü ve Uluslararası kurallara göre adada bulunan Türk Silahlı Kuvvetlerinin varlığı konularını göz göre göre, bilinçsizce dürttük ve zedeledik.

Daha geçen yılki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin bitmesinden birkaç hafta sonra resmi ağızdan “Garantiler Tabu değildir” açıklaması ile güya ileriye doğru bir adım attığımızı zannederek kendimize fena bir gol attık. Benim kişisel değerlendirmeme göre büyük bir politik ve stratejik hata oldu bu açıklama. Aynen “Bayram değil, seyran değil, eniştem beni niye öptü” ile aynı mantıkta ve eşdeğerdi maalesef.

SA3761/KY1-CÇ350: Hangisi Sen?/ Roman Bölüm I-1

PEK YAKINDA


Bölüm Bir
-1-

E. Kenti,  1978 yılı, 25 Şubat , Cumartesi günü saat 11:30

Sacit bir aşağı bir yukarı Dadaş Sineması'nın bulunduğu binanın önünde gidip geliyor, arada bir sağ kolundaki –dikkatinizi çekerim sağ kolunda- Hislon marka saatine bakarak dershanenin çıkış saatine ne kadar kaldığını hesaplıyordu. Sacit zamana fırsat verse belki çabucak geçecek de fırsat vermiyor ki. Daha yirmi adımlık yolun –volta attığı güzergâhın- iki adımını atmadan saate bakıyordu. Bu acelecilik zamanında geçmesi gerekenin de gecikmesine neden oluyor, gibisine geliyordu. Bu yargıyı birkaç kez kendi kendine dillendirmişti dadaş sinemasının bulunduğu binanın önünde attığı her voltada.

15 Aralık 2016 Perşembe

SA3760/KY1-CÇ349: Bedel

"Evet işte elbise satan dükkan. Onun yanında beyaz eşyacı. Biraz yürüdükten sonra trafik ışıkları. Sağa sola dönmeden dümdüz yürüyeceğim. Ve sonra ara sayacağım. Saymasam da olur. Seferoğlu Fırınına geldim mi, zaten evi buldum demektir. İyi ki gündüz."


Beni Bayram çıkardı yoldan. Ben söz dinler birisiyim. Annemin, babamın, büyüklerimin sözünden asla çıkmam. Ve bu yüzden de, “Ne olacak ana kuzusu işte!” derler. Şuncacık suçum yoktu benim. Bayram çok yalancıymış. Onunla bir daha oynamayacağım. Ve evimize almayacağım. 

Bende de suç var.. işte annemin sözünü dinlemedim. Nasıl da yüzü kızarmadan yalan söyledi abisine. Güya ben demişim, “Hadi sinemaya gidelim!” Oysa kendisi söylemişti. Ben evin önünde kendi kendime oynuyordum ne güzel. Çamurdan kale yapıyordum. Annem izin vermişti. Üstümü başımı fazla kirletmeyecektim. Ellerimi ağzıma götürmeyecektim. 

SA3759/KY13-AO99: Yeni Bir Yol Haritası

"Türkiye, şabloncu Kemalizm'in ve mevcut dini algıların sınırlarını parçalayarak bizleri ileriye taşıyacak yeni bir düşünsel hamle yaparak ideolojisini yenilemek zorunda."


Yazınca tartışmalar uzayıp, gidiyor, yazmadan da olmuyor!

Türkiye, bölgede 'orta oyuncusu' olarak kalmış/bırakılmış bir ülkedir. Milli Mücadele, Osmanlı'nın varlık mücadelesinden Türkiye Cumhuriyeti'ne dönüşmesinin hikayesidir.

Varlığımızdaki güç, varlığımızın devamını sağlayacak düzeyde değil. Bunun için güçlü bir Türkiye'ye ihtiyaç var.. Oysa Türkiye'ye biçilen rol bununla sınırlı ve bu pozisyonumuza ilişkili olduğumuz birçok devlet ittifak etmiş durumda.

SA3758/KY49-İTIĞLI26: Senegambiya Diye Bir Yer Vardı Yakınlarımızda

"Fakat artık Afrika değiştiği gibi liderleri de değişiyor. Angola Devlet başkanı 2017’de görevini bırakacağını açıkladı. Senegal, Tanzanya, Zambiya, Gana, Nijerya gibi ülkelerde artık halkın tercihleri önem kazanıyor. Bir süre sonra birçok Afrika ülkesinde devlet başkanlarının artık halk oyları ile belirleneceğine tanık olacağız."


Geçen hafta Gambiya’da, 1994’te darbe ile iktidara gelen Yahya Jammeh, devlet başkanlığı seçimlerini kaybederek koltuğunu ülkenin emlak kralı Adamo Barrow’a bıraktı. Aslında Gambiya’yı yakından tanıyan birçok uzman Yahya Jammeh’in seçimleri büyük bir farkla kazanacağına inanıyordu. Öyle olmadı. Çoğu kimsenin inanamadığı ya da inanmak istemediği bir seçim oldu.

Nasıl olur da darbe ile iktidara gelen bir devlet başkanı yenildiğini kabul ederek devlet başkanlığını bırakabilirdi. Afrika’nın geleneğine aykırı bir durumdu. Kıtada Zimbabwe, Angola gibi ülkelerde 36-37 yıl devleti yöneten devlet başkanları yok muydu? Eski Gambiya lideri Yahya Jammeh herkesin “diktatör” olarak kabul ettiği bir lider değil miydi?

SA3757/KY35-YTK142: Ben de Sana Soruyorum

"Amerikan'ın yeni silah sevkiyatı, Rusya'nın hesapları, Şam'da ayakta kalma çabaları, Suriye ve Irak haritalarının masaya yatırılması, İran'ın kalan gücünü de seferber etmesi, İngiltere'nin İsrail'in sessizliği, Çin'in uçak gemisi, Almanya'nın Fransa'nın kafasını bir gösterip bir geri çekmesi… hepsi yaklaşmakta olan son oturuma doğru sürekli değişen raks hareketlerinden başka şey değil."


Yok böyle olmayacak.

Artık çetelesi de tutulamadığı için bilmem 50 bini geçti mi terör kurbanlarımızın sayısı… ama belli ki artık böyle gitmez.

Daha kestirme bir şeyler yapmalıyız.

İç savaş meselâ… şöyle şenlikli, bol gürültülü, çok kanlı olanından bi tane patlatalım gitsin.

Madem Edelman “Türkiye iç savaşa gidiyor”, Rubin “Türkiye bölünecek” diyor… Sert, tiz seslerle uyalım şu üst aklın dediğine de olsun bitsin.

14 Aralık 2016 Çarşamba

SA3756/KY37-AZ132: Terör Bir Gerçektir, Onunla Birlikte Yaşayacağız...

"Millet bilgedir, anlar ve gereğini yapar..."


İstanbul’un ortasında yaşanılan kanlı saldırı sonrasında, yetkililer başta, kimsenin parmağının arkasına saklanmasına gerek yok... Topluma vermemiz gereken ana mesaj, “kanları yerde kalmayacak” tabii ki olacak ama, 21’nci yüzyılın bu dönüm noktasında hepimizin, günlük yaşamımızı sarsan saldırılar karşısında bir gerçeği kabul etmemiz gerekiyor: Terörle birlikte yaşama ruh halini güçlendirmemiz gerekiyor.

Terörü kaynağında kurutmak, teröristi o kanlı eylemleri yapmadan etkisiz hale getirmek devletin işidir, demokrasilerde vatandaşlar, devletin bu görevi en üst düzeyde yerine getirmesini takip ederler. Ama, 19 teröristin bir araya gelip, uçakları kaçırarak New York’un orta yerindeki iki sembol gökdeleni yerle bir etmesinden sonra belli ki, hepimiz, farklı bir dünyanın insanları olduk ve artık, eskiye ait yaklaşımların da rafa kalktığı bir dönem yaşıyoruz...

SA3755/KY36-CK126: Güya Kürtler için, Kürtlere Rağmen Vahşet

"Kürtlere rağmen güya Kürtler için terör saçan bu örgütü sadece askerî ve siyasi anlamda değil propaganda açısından da yenmeli..."


Türkiye Isparta'dan Diyarbakır'a, Antalya'dan Samsun'a Beşiktaş'ta kaybettiğimiz şehitlere ağlıyor.

Beşiktaş'ta PKK'nın şehit ettiği minibüs şoförü Velat Demiroğlu'nun memleketi Diyarbakır'da cenaze sırasında yas tutan akrabalarının söyledikleri aslında tüm durumu özetliyor. Gözyaşları içindeki akrabası, PKK'ya lanet okurken şu sözleri haykırıyor:

"Bizi savunmasınlar, bizi öldürmesinler, biz Kürt’üz!.."

Bu saldırı Türkiye'ye yapıldı ve aslında her PKK saldırısında olduğu gibi Türkler, Kürtler, bu ülkenin tüm vatandaşları hedeflendi.

SA3754/KY1-CÇ348: Çorak Topraklar

"Buraların böyle giderse yerle bir olacağını söyledi son nefesinde.. benim adımı da dedem koymuş.. Belkıs. Bu iki şehir viraneye dönmesin diye gece gündüz dua ediyorum. Dua eden iki kişiydik. Yalnız kaldım."


Kân bereketli topraklar üzerinde kurulu ikiye bölünmüş bir şehirdi. Coşkun sulu bir nehir onları bir birinden ayırıyordu. Sabah Kân 1’den ayrılan güneş batmadan Kân 2’ye varırdı. Korkusuzca yapılırdı yolculuk. Ne gecenin karanlığından, ne açlık ne de susuzluktan yana kaygı duymazdı orada oturanlar. 

Kân şehri sakinlerinin canını sıkan sadece bu zengin şehri kendilerine yurt edinmeye çalışan dilencilerdi. Ama tüm şehir halkı birlikti bu konuda. Ve aman vermiyorlardı hiçbir dilenciye.

Yaşlı adam –ki görünüşü tam bir dilenciyi andırıyordu- Kân 1’de oldukça aşağılanmıştı. Eski üstü çekiştirilmiş, kirletilmiş, toprağa bulanmıştı. Yüzü güzü toz toprak olmuştu. Nehirde yıkanmış, kendine çeki düzen vermişti. Gözleri dolu doluydu. Böylesi bir muameleyi hakkedecek bir şey yapmamıştı ki. Dilenmemişti. 

13 Aralık 2016 Salı

SA3753/SD579: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 136 (16-20 Haziran 2013)

“Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”

  (Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz)

(16-20 Haziran 2013)  ( Haziran 2013: 6085 Tweet+Önceki Toplam: 66.562= 72.647 Tweet)

 Seçkin Deniz@Seckin_Deniz
Şu tarafa dikkat edin Kibrin en âlâsını yapanlar Erdoğan'ı kibirle suçluyor;NYT gibi O halde devam Erdoğan, seninki kibir değil; ama devam:)

 erolgoka@erolgoka
Yakınlıklar, arkadaşlıklar, dostluklar değişir durur elbette ama Gezi gibi bazı olaylar, bütün bir ilişki ağınızı gözden geçirmenizi sağlar
@Seckin_Deniz retweetledi

SA3752/SD578: Telveler 26

"Denge, beden ile ruh'un dengesidir... Her iki değer, değerleriyle saygın olduğu ölçüde, bilgi avcısı ölümsüzleşir..."


Ruhunuzun eskiyen bedeninize borçlu olduğunu hatırlatmak gerek. 

Bildiklerinizi bedeninizin araçlarına borçlusunuz, öğrenene kadar... Öğrendiklerinizi alıp değerlendirmek, yeni keşifler yapmak ruhunuzun temel işidir...

Düşünceleriniz ruhunuzda gelişir, büyür ve bedeninize dönerek insanlara ulaşmanın yollarını ararlar...

Düşüncelerinizin sınırları yok; mantığınızın ölçüleri bilginin evrensel ölçülerine uyana kadar arayışlarınız devam eder... Sınırsız özgürlük ilerlediğiniz her noktada, karşınıza bütün ihtişamıyla çıkar...

SA3751/SD577: "yokluk; pejmürde şal" /21.12.2005/ 425. patika


...yokluk...
...cezbedici yanıyla felsefeye dolanan pejmürde şal...
...acemi insan yavrucağı için gerçek ve çekim gücü yüksek, uydurulmuş bir kaos...
...uyduranlar, iblis'e uşaklık etmiş olan insanlar zinciri...
...inandıklarını sanan, ancak inandıklarını sandıklarını fark etmeyenlerin, iblis'den devşirilen 'sonsuz varlığa karşı çıkış' olan 'yokluk döngüsü'nde takılı kalması...
...mü'minlerin bile tepeteklak üstelik zevkle savrulup yuvarlandıkları câzip yokluk sendromu...
...varsanılan her şey yok ise, o hâlde var olan emirler de yoktur...
...mü'min bunu anlamaz...
...kişi yoksa kendisini yaratan da yoktur...
...iblis'ten devşirilmiş bu kavram çarpıklığı, varlığın derinliklerine uzanan ve o derinlikte gerçek bir iman yanılgısıyla süzülen bir hezeyandır...
...yokluğu algılamak ve onu kabullenmek, bir nevi, iman kademelerinde ilerlemek olarak kabul edildiğinden beri antik çağ paganizmi düğün dernek kuruyor...

12 Aralık 2016 Pazartesi

SA3750/KY43-BRŞ17: Kavuşmalar Hep Çığlık Çığlığa

"Ancak evladını, ciğerini, kuzusunu, sevdiceğini yitirenin bir ananın bir hıçkırığına.. dayanılmıyor.."


Bilmiyorum..

Sayısız günahlarım var şüphesiz. İçimi oyan. Pişmanım derken bile Rabbinin mağfiretinden ümit kesmeyen bir kulu sakınıyor, koruyorum içimde.

Bilmiyorum..

İnsanın..

Bir mazlumu koruyamamış olmanın verdiği utançla sığınacağı bir yer olmalı. Çekileceği. Kendi gözyaşlarıyla boğulurken manevi bir elin başını okşayacağı.. O'nu duyacağı.. işiteceği..

SA3749/AŞ74: Satanist-Haçlı Seferleri ve Türkiye

"Allah büyüktür, biliyor artık bütün müslümanlar; tek tek ya da topluca öldürülürken öğrendiler bu canilerin büyük olmadığını. NATO'dan da BMGK'dan da artık korkmuyorlar."


Savaş Psikolojisi böyle bir şey demek ki.. Saldırılara karşı tetikte olmak, klasik uyku düzeninin bozulması, düşüncelerin sık sık savrulması, herkesten, her şeyden kuşkulanmak ve en önemlisi soğukkanlılığın korunması sorunu ve bu sorunun aşılarak daha stratejik düşünebilme ve savunma psikolojisinden sıyrılarak taarruz psikolojisini inşa etme yeteneğinin korunması... Yorulmayan, ayakta kalan kazanacak çünkü. Tıpkı 100 yıl öncesindeki gibi...

Elbette bu günler de geçecek ve elbette Allah'ın izni ve yardımı ile bu topraklar hepimize vatan olmaya devam edecek. Buna dair hiçbir kuşkum yok. Allah yeryüzünün bu en kanlı döneminde kendisini anarak ayakta kalmaya çalışanlardan yardımını esirgemeyecektir. Bugüne dek eğer âciz kaldıysak, bu bugüne dek yapıp edegeldiklerimizin Allah'ın rızasına değil, onun yarattığı âciz kullarının rızasına matuf olmasından kaynaklanıyordu. Ama bugün öyle değil artık.

Seçkin Deniz Twitter Akışı