28 Aralık 2017 Perşembe

SA5399/KY35-YTK247: Eski ve Yeni Kudüs

"Hayat, düşündüğümüzle sonra gerçekleşen arasında sık sık beklenmedik sürprizlerin olabileceğini bir kez daha gösteriyordu."


Trump’ın ortalığı karıştıran kararı Noel arefesinde iyice sessizleşmiş görünüyor. BM’de neredeyse bütün dünya kararı reddeden oylamayla gerekli cevabı verdi. Hemen hemen herkes diyorum çünkü çekimserlerin de niye çekimser kaldığı malum. Oylama sonucunun teorik karşılığı yok ama pratik sonuçları var ve olacak elbet.

İnşallah bu saçmalıktan Filistin Devleti’nin kurulup tanınıp Kudüs’ün onların da başkenti olması yolunda hızlanma gibi bir hayır çıkar.

SA5398/KY49-İTIĞLI82: 'Çad' Diye Bir Ülke Var Uzaklarda…

"2013’te Türkiye’nin Çad büyükelçiliğinin açılması ile iki ülke ilişkilerinde bir dönüm noktası yaşandı."


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk devlet adamları içinde hatta dünyanın devlet başkanları arasında en fazla Afrika’ya gezi düzenleyen lider. Erdoğan’ın hemen hemen gitmediği Afrika ülkesi kalmadı gibi. Her gittiği Afrika ülkesinde olağanüstü bir ilgi ile karşılanıyor. 

Bu ziyaretlerin bir dakikasının bile boşluk içermediğine bizzat tanık olanlardanım. Bu yüzden biz gazeteciler açısından Cumhurbaşkanı’nın Afrika gezilerini izlemek oldukça meşakkatlidir. Yoğunluktan yemek yemeye ve bir şeyler içmeye dahi vakit bulamazsınız. Sizin yorgunluğunuza karşı Erdoğan’ın her zaman zinde olmasını ise hayretle karşılarsınız.

SA5397/KY60-ES42: Doç.Dr Teyfur Erdoğdu: "Fahreddin Paşa Rüyasında Peygamberimize Söz Verdi"



Medine Müdafii Fahreddin Türkkan Paşa’yı Doç. Dr. Teyfur Erdoğdu ile konuştuk. Fahreddin Paşa’nın Peygamberimize (sav) rüyasında Medine’yi terk etmeyeceğine dair söz verdiğini anlatan Erdoğdu, bu nedenle teslim olmayı düşünmediğini söylüyor. Erdoğdu, Fahreddin Paşa’nın teslim olmadığını, Peygamberimiz (sav) huzurunda namaz kılarken, kendi askeri tarafından tutuklanıp, bedevilere teslim edildiğini anlatıyor. 

Medine’den alınıp Osmanlı’ya gönderilen kutsal emanetlerin zaten Osmanlı tarafından gönderilenler olduğunu ifade eden Erdoğdu, tek istisnanın Hz. Osman döneminde yazılan bir Kur’an olduğunu, onun da heba olmasından korkulduğu için alındığını söylüyor.

27 Aralık 2017 Çarşamba

SA5396/KY64-ZTK41: Trump, Abbas ile Ürdün'ün Abdullah'ına Nasıl İhanet Etti?

Sonsuz Ark'ın Notu:
David Hearst'a ait aşağıdaki analiz, Türkiye'nin müslüman coğrafya ile ilgilenen yetkin uzmanlarının olmayışının en acı örneklerini sunan detaylarla dolu... dikkatle okumanızı öneriyoruz.
Seçkin Deniz, 23.12.2017

It's personal: How Trump betrayed both Abbas and Abdullah of Jordan

21 Ağustos 1969’da Denis Rohan isimli bir Avustralya vatandaşı, Haçlılara karşı önderlik ettiği askeri seferberlikle Müslümanların kahramanına dönüşen Selahaddin-i Eyyubî (1137-1193)’nin Mescid-i Aksa’ya bir hediyesi olan 800 yıllık ahşap minberi ateşe vermişti. Akıl hastası olarak nitelenmekle birlikte Rohan ilahi emre riayet ettiği düşüncesindeydi. Bütün bunlar, Yahudilerin caminin yıkıntıları üzerine [Süleyman] Mabedini inşa etmesini sağlamak ve böylelikle İsa Mesih’in [yeryüzüne] ikinci gelişini çabuklaştırmak içindi.

Harekete geçirici bir etki

Kadim minberi ve tavanın bir kısmını yakan kundaklama eylemi [Müslümanları] harekete geçirici bir etki yaptı. Bir ay sonra Müslüman ülkelerin 12 lideri ve temsilcisi Fas/Rabat’ta bir araya gelerek İslam Konferansı Teşkilatı (İKT)’nın temellerini attı.

SA5395/KY38-SevDur110: Kudüs’ü Müslümansız Bıraktık



Kudüs 400 sene boyunca Osmanlı İmparatorluğu’na bağlı bir yerleşim merkezi iken, Müslümanlar, Hristiyanlar ve Yahudilerin barış içinde yaşayıp, eşine az rastlanır bir hoşgörüyle idare edildiği sadece dostun değil, düşmanın bile itirafıdır. Buna rağmen 1917 yılında Kudüs Osmanlı’dan İngilizlerin eline geçer. 

İngiltere, Filistin’de bir Yahudi devleti kurulmasını öngören Balfour Deklarasyonu’nu (1917) yayınladıktan sonra gelişen olaylar, günümüz İsrail sorununun yapı taşlarını oluşturur. İsrail’in kurulduğu 1948 yılından sonra ise Kudüs’ün işgali başlar. İsrail, 1967 Arap-İsrail Savaşı ile Kudüs’ü tamamen işgal ederek, Kudüs’ün statüsüne yönelik yasa dışı eylemlerini günümüze kadar sürdürür.

SA5394/KY37-AZ240: Amerika Önce, Bizden Özür Dileyecek...

"İnsanlık onurumuza karşı yapılmış kanlı saldırıların üstünü örtüp, yaşamayı sürdüremeyiz...."


Yaklaşık, bir yıl önce... 11 Ocak 2017... ABD Dışişleri Bakanlığı eski Sözcüsü Mark Toner, kürsüye çıktı, gözümüzün içine bakarak şu açıklamayı yaptı: "PYD, Suriye barış sürecinde mutlaka yer almalıdır. Bu süreç bütün Suriyelileri kapsamalıdır. Suriye Kürtlerini de... YPG alanda sesi olan bir örgüttür ve bu sesin, Suriye’nin geleceğinde de duyulması gerekir."

Açıklama, 2017 Şubatı’nda Cenevre’de başlayacak üçüncü tur görüşmelerden önceydi ve PYD-PKK ilk iki tur görüşmeye Türkiye’nin aktif müdahalesi sonucunda katılamamışlardı. Yine katılamadılar. Ama Toner’in açıklaması bir duruşu sergiliyordu ve Amerika’nın duruşu, NATO müttefiki Türkiye’nin en hassas olduğu konuda büyük bir pervasızlıktı...

SA5393/KY34-EE14: Doğum, Diriliş ve İntifâda

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم



Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.

Âlemlerin Rabbi, Mevlâmız olan Allah’a hamd, örnek kulu, son Resûlü Hz. Muhammed Mustafa’ya salat ü selâm ile sözlerime başlarım.

Kudüs tam 400 yıl bir Osmanlı şehriydi (1517-1917). 100 yıl önce bugün Kudüs Osmanlı hakimiyetinden çıktı.  Zulüm ve işgal devam ediyor. 1917 Balfour Deklerasyonu[1] ve 2017 idiot Trump’ın kararı.

8 Aralık Cuma günü dünya Kudüs için ayağa kalkmışken ben dünyaya hastaneden eşlik etmiştim. Hastanede hem yeni doğacak oğlum için hem de Kudüs ve Müslümanlar için dua ediyordum. İsrail barbarlığı zalimliğin ötesindeydi, aslında yeni bir şey yoktu. İsrail aynı İsrail, Müslümanlarda aynı Müslümanlardı.

SA5392/Sonsuz Ark-YD77: Uzay-Zamanın Kuantum Kaynağı

Araştırmacılar gerçek ve çok önemli bir şeyi görmeye başladılar. Swingle’ın belirttiği gibi: “Daha önceleri, evrenin neden yapıldığını bilmiyordum. Hatta bu sorunun bir anlamı olup olmadığı bile net değildi. Fakat şimdi, bu sorunun mantıklı olduğu her geçen gün daha da netleşiyor. Ve cevap da anlayabildiğimiz bir şey. Evren dolaşıklıklıktan oluşmaktadır.”

Yıldızlararası (2014) filminde yukarıdaki gibi betimlenen kara delikler, kuantum kaynaklı olmaları muhtemel solucan delikleri ile birbirlerine bağlanıyor olabilir. 

2009 yılının başlarında üniversitedeki öğretim üyeliği görevinden bir yıllık ücretli izin alan Mark Van Raamsdonk, bu süre boyunca fizikteki en derin gizemlerden biri ile uğraşmaya karar verir: Kuantum mekaniği ile kütleçekim arasındaki ilişki. Bir yıllık çalışmanın ardından meslektaşlarının da fikrini alan bilimci, Journal of High Energy Physics dergisine konuyla ilgili makalesini gönderir. 

Nisan 2010’da dergi kendisine makalesinin kabul edilmediğini bildirir. Gönderdikleri raporda, makaleyi değerlendirenlerden biri, Kanada’da bulunan British Columbia Üniversitesi fizikçilerinden olan Van Raamsdonk’un kafayı yediğini ima etmektedir. Bir sonraki makale gönderimini General Relativity and Gravitation dergisine yapar. Aldığı tepki birazcık daha iyidir: Değerlendiren kişi yaralayıcı birkaç söz etmiş ve dergi editörü makaleyi yeni baştan yazmasını istemiştir. 

26 Aralık 2017 Salı

SA5391/SD855: Erkek-Kadın İlişkilerine Geri Dönmek

Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

"Her açıdan kuşatılmış, çıplaklığın ya da giyinmenin, boyanmanın, estetik operasyonların, arabaların, parfümlerin, paranın, mücevherlerin ve iş-kariyer kaygılarının direktifleri ile kadın kadın olmanın farkını, erkek de erkek olmanın farkını ayırdedecek bir ruhsal ve biyolojik tema alanı inşâ etmekten mahrum... ikisi de aynı ringte aynı anda dayak yiyen elleri kolları bağlı zavallı birer boksör gibi..." 


Bu hikaye Erkek ve Kadın'la başladı ve onlarla devam etti. Arada karışık bir şeyler yaşandı, halen yaşanıyor, çok sonra da yaşanacak. Ama insanın tarihindeki her yeni başlangıç erkek ve kadın arasındaki sabit, değişmez ilişki türüne geri dönülerek sağlandı, çünkü başka çare yoktu, çünkü kadın doğurmalıydı ki, insan denen 'şey' var olma imkanı bulabilsin. Şimdi yeniden kadın-erkek ilişkilerine dönme zamanının geldiğini gösteriyor işaretler, ama bir peygamber gelmeyecek; bu kesin. O halde kendimizle başbaşayız ve bu kaçınılmaz, geri dönülmez kararı vermek zorundayız; bunu biz yapmazsak sonraki tarihte 'insan' denen 'şey'in varlığı mümkün olmayacak. 

Bu 'şey'in varlığının mümkün oluşunu erkek ve kadının cinsel ilişkisi ile sınırlı tutmak da yetersiz olur, çünkü bu 'şey', her yeni başlangıçla yeniden var olmaya devam ederken de kadın ve erkek arasındaki ilişkinin bu türü bir şekilde devam ettiği için bugüne dek gelebildi. Kadın sadece ve sadece çocuk doğurmak için kullanılan bir makineydi o karışık dönemlerde de; insandan sayılmayan kadının o dönemlerde doğurmaktan başka çaresi de yoktu, buna karşı çıkamazdı, bunu engelleyemezdi. Ama bugün öyle değil; bugün  kadın doğurmaya karşı çıkabiliyor ve doğurmayı engelleyebiliyor. 

SA5390/SD854: Fareler, İnsanlar ve ABD

"Tarih ABD yöneticilerinin farelerden daha aşağıda olduğunu, yine Amerikalıların anlatımıyla "ırkçıları, pedofilileri, seks sapkınlarını kendilerini temsil etmek üzere seçtikleri'ni kaydederek ilerliyor; ABD yalanlarla bezenmiş bütün katil, kan emici, sömürgeci, özetle ahlaksız ve vicdansız özgeçmişi, insan olan herkes tarafından açıkça fark edildiği için çöküyor."


ABD gerçekten çöküyor mu? Yoksa bu, ABD'nin diplomatik, ekonomik, askerî ve istihbârî operasyonlarından bıkan ve artık ABD ne yaparsa yapsın kaybedeceği hiçbir şeyi olmayacağını düşünen dünyanın geri kalanının gerçekleşmeyecek olan bir umudu mu? Bu sorunun cevabı artık Amerikalı olan ya da olmayan herkes tarafından yaklaşık olarak aynı şekilde veriliyor; "ABD artık eskisi gibi güçlü değil, çökse de bu hemen olmayacak."

İmaj, gerçeğe karşı çok güçlü değil, gerçeğin kalıcılığına karşı ancak konjonktürel olarak güçlülük duygusu sağlayabiliyor. Hollywood filmleri ve dizileri ile oluşturduğu 'imparator' imajı, rakipsiz Amerikan silahları ve dünyanın her yerinde operasyon yapabilen askerî gücü ve doların kayıtsız şartsız egemenliği ile desteklense de, ABD hiçbir zaman göründüğü kadar güçlü olmadı, fakat buna karşılık bütün dünyada sınırsız güce sahipmiş gibi davranma hakkı elde etti.

SA5389/Sonsuz Ark-YD76: Foreign Policy: "Vicdanını Yitiren ABD Çöküyor"

Sonsuz Ark'ın Notu:
Dünya'daki bütün kötülüklerin ana sorumlusu olarak emperyal güce sahip olan ABD'nin çöküşüne dair dış beklentiler ve analizler belki bir anlamda 'düşman' üreten ABD politikalarının en doğal karşılığı olarak duygusallık içerebilirdi, ancak etkin bir yayın organı olan Foreign Policy'de " ABD Çöküyor" başlıklı analizler görmek 'çöküş'ün gerçekleşiyor olduğuna dair iyi bir kanıttır, her ne kadar analizin yazarı önemsiz bazı yerlerde 'Cumhuriyetçi-Demokrat' karşıtlığında 'Demokrat' bir ruhla bakıyor görünse de, çöküşteki demokrat ve cumhuriyetçi sorumluluğunu içselleştirerek itiraf etmek zorunda kalıyor... Adil olan bu kadar zâlim bir ABD'nin çökmesidir ve dünya (128 ülke) Erdoğan'ın liderliğindeki  Kudüs organizasyonu ile 21 Aralık 2017'de BM Genel Kurulu'nda ABD'ye dur demiştir. Bu gerçektir.
Seçkin Deniz, 26.12.2017

Başkan seçilen Donald J. Trump 20 Ocak 2017'de Washington DC'de Birleşik Devletler Capitol'de ilk konuşmasını yapmak için ilerlerken (Doug Mills - Pool / Getty Images) 


The United States of America Is Decadent and Depraved

"Sorun Donald Trump değil, hepimizin içinde var olan Donald Trump'tır"

Edward Gibbon, Roma İmparatorluğu'nun Gerileyiş ve Çöküş Tarihi adlı eserinde, Got orduları şehrin üzerine çökmeye hazırlanırken, M.S 408 Roma’sının korkunç ortamını hatırlatıyor. 


İmparatorluğun çöküşünün işaretleri, yalnızca kamusal refah ve israfa ait garip görüntülerde değil, aynı zamanda adalet ve bilime olan inancın çöküşünde de ortaya çıkmıştı. Gibbon, Roma Halkı'nın, "kurbanların iç organlarında gelecekteki büyüklük ve refah belirtilerini gördüklerini" iddia eden astrolog ve kâhinlerin "çocukça hurafelerine" aldandıklarını yazıyor.


Acaba şimdi olsa Gibbon günümüz Amerika’sını "çökmüş" olarak tanımlar mı?

SA5388/SD853: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 274 (16-20 Mayıs 2015)

 “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”



 (Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz, orijinalini aramak istediğiniz tweet metnini kopyalayınız, Twitter arama motoruna yapıştırıp arama yaptırınız.)

(16-20 Mayıs 2015)  (Mayıs 2015: 3.028 Tweet+Önceki Toplam: 157.435+3.028= 160.463 Tweet)


 Seçkin Deniz@Seckin_Deniz
Babacan:"Türkiyenin geldiği noktayı çekemeyenler,bu coğrafyadaetkili,güçlü bir Türkiyenin kendi çıkarlarına zarar vereceğine inananlar var"


 T.Gner@Trrguni
Al işte. ABD ye soran oluyor mu bunlar çoluk çocuk öldürüyor niye silah veriyorsun diye? twitter.com/RT_com/status/…

@Seckin_Deniz retweetledi

SA5387/SD852: "zekâ ve yanılgı saatleri" /15.06.2005/ 371. patika



...insanlara dair bilimsel ve net/kesin kaideler vardır elbette; lâkin insanların çoğu bu kaidelerden sadece insanın bedeniyle ilgili olanları azar azar tespit edebilme fırsatına sahip olduklarını anlayamazlar...
...biyolojik sır küpü bile tam olarak açılamamış olan insanın ruhsal analizlerine dair kesin ve net şeyler söylemek hangi akıllının yapacağı iştir ki?...
...yaratıcı, insanı her hâliyle kesin ve net sistemler olarak yaratmıştır; buna karşılık insanın bu sistemlerden hangisinin kesin bilgisine ulaştığını/ulaşabildiğini bilmemesi de ayrı bir düşünsel kaosa neden oluyor...
...ve insan zavallıca olduğunu fark etmeden, bilhassa insanın ruhsal bileşenlerine dair uydurma tespitlerle insanları etkilemeye çalışmaktan vazgeçmiyor...

25 Aralık 2017 Pazartesi

SA5386/KY28-ATA344: Kıbrıs Konusu da BM’de Sonuçlanmalı

"Adadaki huzursuzluğun bittiği ve ada üzerinde yaşayan iki etnik toplumun barış içinde yaşamaya karar verdiği gün, her iki toplumun gözlerinin bu üslere çevrileceği ve boşaltılmaları isteneceği için, adaya çözümün gelmesi ABD’nin ve İngiltere’nin işine hiç gelmiyor."


Kudüs’ün ABD tarafından İsrail’in başkenti olarak tanınması ve Büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma kararının ardından Türkiye ile Yemen tarafından hazırlanan ve Birleşmiş Milletlere üye tüm devletlere "Kudüs'te diplomatik misyon kurmaktan kaçınma" çağrısı yapan karar tasarısının, BM Genel Kurulu'nda ABD’nin tüm tehditlerine rağmen 128 oyla kabul edilmesi, dünya üzerinde 1945 yılından beri süregelmekte olan küresel politik dengeleri bozulduğunun çok açık bir göstergesi. Aynı zamanda ABD’nin patronluğunun da son bulduğuna işaret ediyor bu oylama.

BM tarihi bir süreçten geçiyor. Bunun arkasından bir değişimin geleceği de kesin. BM Genel Kurulunda, ABD’nin Güvenlik Konseyindeki vetosuna rağmen "Kudüs'te diplomatik misyon kurmaktan kaçınma" çağrısının onaylanması ve ABD’nin bu konuda yalnız kalmasının yaratacağı artçı dalgalar, özellikle oylamada “Evet” oyu kullanan ülkelerin canını belki biraz yakacak ama asıl zarar gören ABD Başkanı Trump olacak. 

SA5385/KY51-HA13: Modern Haşhaşiler - Assassins: "Kara Bilgisayar Korsanları"

" ...aslında modern "Assassin's"ler aramızda..."


“Haşhaşi” kelimesinin anlamı 19. yy.‘a kadar tartışma konusu olmuştur. Silvestre de Sacy’in 19 Mayıs 1809 tarihinde yayınladığı Institut de France bildirisinde, ilk kez Haçlı Seferleri’nde kullanılan “suikastçı, kiralık katil” anlamına gelen “assasini, assissini, heyssisini” kelimelerinin Arapça kökeninin “haşhaş” olduğunu dile getirmiştir.


Stacy, tarikatın, Arapça’da “kuru ot” ve “hayvan yemi” anlamına gelen, fakat zamanla uyuşturucu etkisi olan hint keneviriyle özdeşleşmiş olan “haşhaş” alışkanlığı olduğundan değil; haşhaşın farklı amaçlarla (cennet vaadi gibi) kullanıldığı için tarikatın bu ismi aldığını düşündüğünü söylemiştir. Bazı kaynaklar, aslında Haşhaşi tarikatı olarak bilinen tarikatın müritlerine “bekçiler, sır bekçileri” anlamına gelen “Fedayin” de denildiğini söylüyor(*).

SA5384/KY1-CÇ450: İstilâ-i Cihan-Kara Öfke/Roman II-8

Zenci halkının istilası, Avrupa'yı alkana boyayacak; bir eşi daha görülmemiş kıyımın öncüsü olan bu ilk darbe böyle gerçekleşmişti.

İkinci Bölüm
TOPLANMA VE HAC GÖREVİNİ YERİNE GETİRME
-8-

Mekke’ye Hareket- Arabistan Devesi Ve Nefved Atı- Mekke’yi ziyaret eden 7 Avrupalı- Çahner’in Terfisi- Ramazan- Sabah Namazı- Mısır’da Senusiler

Bütün Afrika Müslümanları Asya sahiline ayak bastıkları zaman o kadar sevinmişlerdi ki, çokları secdeye kapanarak toprağı öpmüşlerdi.

Fakat, Sultan Ebu Muhammed herkesten fazla mutlu olmuştu; çünkü; üç yüz yirmi milyonluk bir İslam âleminin yani yeryüzünün beşte birinin kurtuluş ve mutluluğu için yapılan ayaklanmanın gerçekleşeceğine olan umudu oldukça artmıştı. Yüce Osmanlı’nın gözdesi bu kent, İslam’ın doğup büyüdüğü bu temiz bölgenin, Yemen, Asir, Hicaz, Suriye, El Hassa gibi İslam ülkelerinin saygın tacı olduğundan dolay gerçekten şanslıdır.

SA5383/KY57-AHCZD68: Sûre Sûre Kur'an'da Mü'minlerin Vasıfları 31: Maide(11-26)

"Müminler,  Allah’ın kurtuluş reçetemiz olarak gönderdiği Kur’an’a sımsıkı sarılırlar ve içindekileri düşünürler, anlamaya ve hayatlarına taşımaya çalışırlar. Allah’ın kitabından uzak ve gaflet içinde bulunamazlar. ”


بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

Bizi yaratan ve bize doğru yolu gösteren, kendine imân etme şerefini nasip eden, yediren ve içiren, hastalandığımızda da bize şifa veren, bizim canımızı alacak ve sonra diriltecek olan, hesap gününde, hatalarımızı bağışlayacağını umduğumuz (Şuara, 26/78-82) Âlemlerin Rabbi olan Allah’a sonsuz hamd’ü senâlar olsun. “Üsve-i hasene” olan Resûlü Muhammed Mustafa (sav)’e  salât u selâm olsun.


MAİDE SURESİNDE MÜ’MİNLERİN VASIFLARI (11-26. Ayetler)[1]
  
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اذْكُرُوا نِعْمَتَ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ اِذْ هَمَّ قَوْمٌ اَنْ يَبْسُطُٓوا اِلَيْكُمْ اَيْدِيَهُمْ فَكَفَّ اَيْدِيَهُمْ عَنْكُمْۚ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ وَعَلَى اللّٰهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ۟

“Ey iman edenler! Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın; hani bir kavim size el uzatmaya yeltenmişti de Allah onların ellerini sizden çekmişti. Allah’tan korkun! Müminler yalnız Allah’a dayansınlar.” (Mâide Suresi,5/11.)

SA5382/KY58-GÖKA60: Umut, Diğer Tüm Arzulardan Farklı

"Eagleton, umudu ahlaken daha rafine ve rasyonel bir arzu türü olarak görenleri tiye alacağım derken ipin ucunu iyice kaçırır."


Umut da arzu da hâlihazırda mevcut olmayan ama ileride gerçekleşme ihtimali bulunan bir kazanıma yani geleceğe yönelik. Gelecekte bir şeyin olmasını ummak ile dilemek aynı manaya gelebilir. Umut, bir arzu türü ama diğer tüm arzulardan da farklı… Umudu anlayabilmek için bu fark üzerinde biraz düşünmeliyiz. Umudu, diğer arzulardan ayırt ettiren, onun daha şiddetle arzulanması, yani tutku olması değil.

Umutla arzu arasındaki ince farklardan birisi, Arapça ifadede çok bariz… Temennî (arzu), meydana gelmesi mümkün olan ve olmayan şeyler için kullanılırken tereccî (recâ, umut) çoğunlukla meydana gelmesi mümkün olan durumlarda tercih edilir. 

24 Aralık 2017 Pazar

SA5380/KY59-MLÖZ29: Rusya ve ABD’nin Yardımlaşma Serüveni - 5; Tahran Konferansı

"Savaştan sonraki yıllarda Amerikan ve Sovyet literatüründe Tahran konferansının olayları yeterince detaylı bir şekilde ele alınmıştı: katılımcıların anıları, konuşmaların ve toplantıların kayıtlarını içeren diplomatik belgeler yayınlanmıştı."


Üç müttefik devletin, SSCB, ABD ve İngiltere’nin, 28 Kasım - 1 Aralık 1943 tarihleri arasında Tahran’da düzenlediği konferans İkinci Dünya Savaşının en büyük diplomatik olaylarından biridir. 

Bu konferansta ilk defa “Üç büyüklerin” liderlerinin buluşması savaş ve barışın önemli sorunlarına çözüm üretme ve hayata geçirme amacı ile gerçekleşti. Bu konferans müttefikler arası ilişkileri pekiştirdi ve anti-Hitler koalisyonunun önde gelen ülkeleri arasındaki güven ve karşılıklı anlayışı güçlendirdi.

SA5379/SD851: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 273 (11-15 Mayıs 2015)

 “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”



 (Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz, orijinalini aramak istediğiniz tweet metnini kopyalayınız, Twitter arama motoruna yapıştırıp arama yaptırınız.)

(11-15 Mayıs 2015)  (Mayıs 2015: 3.028 Tweet+Önceki Toplam: 157.435+3.028= 160.463 Tweet)


Seçkin Deniz@Seckin_Deniz
Hey sizler, camilerde Allah'ın elçisi Muhammed'i Allah'ın sevgilisi yapan sizler bunun vebalini Allah'a oğul isnad edenler gibi çekeceksiniz


 Seçkin Deniz@Seckin_Deniz
Hey camilere doluşup ilahi adı altında şarkılar dinleyip ibadet ettiklerini sanan sizler, cehaletiniz mazeretiniz olmayacak ahirette.

Seçkin Deniz Twitter Akışı