10 Eylül 2017 Pazar

SA4847/KY37-AZ209: 'Büyük İsrail' ve Kürdistan

"Şu anda, Irak-Suriye’nin parçalanması için varını-yoğunu ortaya koyan tek güç, ortadadır: Amerikan Birleşik Devletleri..."


Ortadoğu coğrafyasında Kürtler’in eşit vatandaş olarak katıldıkları, son yıllardaki demokratikleşme süreciyle de kültürel haklarını garanti aldıkları güçlü bir devletleri vardır, o da Türkiye Cumhuriyeti’dir. Saddam’ın Irak’ı veEsed’in Suriyesi’nde belirli bir bölgede yaşamaya mahkûm edilen, hatta, vatandaşlık hakları bile bulunmayan Kürt halkının yaşadıkları ile Anadolu coğrafyasının Kürtler’i arasında karşılaştırma yapmak bu görüşü güçlendirmeye yeterlidir.

Emperyalizmin Ortadoğu’daki silahlı piyonu olarak kendini gösteren PKK’nın bile, gücü, kadim coğrafyanın bilge halkları arasına nifak sokmaya yetmemiş, 40 yıllık kanlı bir serüveni bu ülkenin bütün insanları, “emperyalist dış saldırı” olarak değerlendirmiştir.

9 Eylül 2017 Cumartesi

SA4846/KY64-ZTK9: Küresel Gücün Yeniden Dağılımı ve Ortadoğu

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıdaki analizin yazarı -dünyanın kan gölüne dönmesinde büyük rolü olan- Z. Brzezinski'nin ürettiği stratejiler ABD devleti tarafından her başkan döneminde uygulanmıştır, Trump'a hitap eden bir tür 'emir kipi'nde yazdığı bu analiz de mevcut kan emici Küresel Düzenin sürmesi için nelerin yapılması gerektiğini dikte etmektedir. 2017 ve sonrasında özellikle bölgesel kaosları derinleştirerek ilerleyen ve yeni çatışma alanları üreten ABD'nin ulaşmak istediği hedef açıkça çöküşünü 'yakın gelecek'ten daha uzağa itme gayretine matuftur, ABD bu yüzden panik içindedir. Analiz'de soykırımcı Batı ve Hristiyan Dünyası'nın da bir özgeçmiş özeti yapılmaktadır. Dikkatle okunmasının yararlı olacağını düşünüyoruz.
Seçkin Deniz, 09.09.2017


Toward a Global Realignment
"Küresel Düzende Safların Yeniden belirlenmesine Doğru"

Küresel siyasi gücün yeniden dağılımı ve Ortadoğu’daki şiddet içeren siyasi uyanışın beş temel gerçekliği, küresel alanda safların yeniden belirlenmesine doğru gidildiğinin bir işareti.

Beş temel gerçeklikten ilki şu: ABD hala dünyanın siyasi, iktisadi ve askeri olarak en güçlü yapısı olmakla birlikte, bölgesel dengelerdeki karmaşık jeopolitik kaymalar karşısında, artık küresel emperyal bir güç değil. Ama diğer büyük güçler de değiller.

SA4845/KY26-CA153: Başörtülüleri Hangi Kadın Temsil Edebilir?

"Süreçler iç içe ilerlerken yaralanmalar da belirsizliklerden ötürü daha derin olabiliyor. Müslümanlar bu derin yaraları ne ölçüde fark ediyor?"


Başörtüsü Cumhuriyet’ten sonra uzun zaman madunların, mustazafların hayat tarzının bir parçası olmakla sınırlanacak şekilde bir anlam çarpılmasına maruz kaldı. Giderek “hizmetli” ve işçi sınıfının bir gösterenine dönüştü, baştaki tam veya yarım başörtüsü; kamusal yasaklar nedeniyle. 

Sistem hizmetlilerin hizmetinden vazgeçemediği için başörtüsünün o şekilde kullanımına izin verdi, daha doğrusu bunu teşvik etti. İdeolojisinin topluma nüfuzunda bunu bir engel saymadı. Buna karşılık Osmanlı geçmiş ve buna bağlı İslami dünya görüşüyle ilişkili bildiği mütesettir giyimi, kamusallığın inşasına kendisi açısından gölge düşüreceği yargısıyla engelledi.  Paradoksal bir şekilde ileride birçok genç kız sistemin okullarında bu ideolojinin programlarına göre eğitim görürken başörtüsünü benimseyeceklerdi.

SA4844/KY58-GÖKA29: Nefs ve Ruh (II)

"İslamlaşmamızın ardından hayli değişikliğe uğramış olsa da, bugün ölüm anlayışımızda, ölüm korkumuzda ve ruh kavramına verdiğimiz içerikte eski inançlarımızdan önemli izler olduğu kanaatindeyim."


İçine doğduğumuz ve irademizle pek müdahil olamadığımız anlam ağlarının gergefini dönemler, kültürler oluşturuyor. Dilin okyanusuna batmış anlam ve değerler, arada bir kelimelerin salına binerek nefes alıp veriyorlar. Biz Türklerin ruh ve nefs kavramlarına verdiğimiz anlamlar hem İslam-öncesi hem İslamiyet tarafından besleniyor. Ölümle ve matemle ilgili yazmış olduğum “Hoşçakal” kitabında eski Türklerin ölüm inançları hakkında da durmuştum, İslam-öncesi ruh kavrayışımızı oradan aktarmaya çalışayım:

SA4843/KY38-SevDur81: Şimdi Makul Olma Zamanı



Takdim

Türk toplumu olarak Cumhuriyetin kuruluşundan beri birlik ve beraberlik içinde, kutuplaşmadan, aşırılıklara kaçmadan yaşadığımız söylenemez. Her dönemde farklı boyutlar ve içeriklerde aşırılıklar yaşandı ve çıkarları olan mecralar tarafından körüklendi. Buna rağmen 2000’li yılların başlarını toplumsal huzur olarak mesafe kaydettiğimiz yılların başlangıcı olarak kabul edebiliriz. Henüz yolun başında olunsa da, ümit beslenecek bir atmosferin oluştuğu çoğunluk tarafından kabul gören bir gerçekti. Siyaset, ekonomi, hizmet, eğitim gibi birçok şey iyiye doğru gidiyor, merkez gittikçe genişliyordu. 

8 Eylül 2017 Cuma

SA4842/KY13-AO139: FETÖ Davaları

"Devletin üzerine gölge düşüren yargı kararları iyice araştırılmalı ve bu davalara siyasi etkinin tespiti halinde o siyasi, siyasetten uzaklaştırılmalı ve yargı o kişinin yakasına yapışmalı."


FETÖ, arkasında CIA'nın bulunduğu, her tür istihbarat örgütüyle irtibatlı, dini temelli görüntü üzerine akla gelebilecek her çirkinliği oturtmaktan çekinmeyecek kadar ahlaki dejenerasyona uğramış 40 yıllık bir yapı. 

Böylesine köklü ve derin bir yapının her yere sızması, ikna, korku, şantaj vs gibi yollarla toplumun her kesimini etkisi altına alması, çeşitli yöntemlerle sindirmesi ve işbirliğine mecbur bırakması söz konusu olduğu için onunla mücadele oldukça zor.

SA4841/KY1-CÇ418: Şantaj

"Adam konuşuyordu. Program reyting sıralamasında düşüşteydi. Reklam pastasından payı git be git küçülüyordu programının. Söylediklerinde yanlış bir şey yoktu. Yine de kendisini savunacaktı. Savunmalıydı"


Otuz beş yaşlarında, esmer manken güzeli haber programı yapımcısı Selda Tendürek cep telefonuyla yaptığı övgü dolu telefon görüşmesini daha yeni bitirmişti ki masaüstündeki özel telefonun çalmasıyla ürperdi. Bu telefonun çalması hiç hayra alamet değildi. 

Bir süre şaşkın şaşkın baktı çalan klasik telefona. Açıp hemen kapatsa mıydı? Duymazdan mı gelseydi karar verememişti. Eli telefon almacına uzanırken ‘Kahretsin!’ dedi usulca. Telefonun öteki ucundan kısık, hırıltılı bir sesi zar zor işitti.

SA4840/KY63-ÖA6: Üç Kemalizm

"15 Temmuz gecesi, üç Kemalizm’in üçü de sahnedeydi. Yerli ve milli Kemalizm, Atlantikçi ve Avrasyacı Kemalizm’i tasfiye etti."


“Kendimiz dışında nereye koştuysak, gurbette kaldık”
Nurettin Topçu

Elit sınıf, ortak değerlere çoğunlukla bir meta gözüyle bakar.

Ticari ve kariyer temelinde bir kıymeti yoksa kutsal yoktur.

Onlar için İslam, Devlet, Vatan, Millet hatta Bayrak ortak değer değil!

Yerli ve Milli kavramsallaştırması çok sayıda merkez yapıyı rahatsız ediyor.

Bu ülkede, fikri, siyasi ve bürokratik üst sınıflar, tam bağımsızlık düşüncesine direniyor.

SA4839/KY57-AHCZD38: Sûre Sûre Kur'an'da Mü'minlerin Vasıfları 1: Fatiha

 "Bütün tanımlar ve Kuran bütünlüğü dikkate alındığında sâlih amel şöyle tanımlanabilir. İnsanın; kendisi, Allah, insan ve çevre ile ilişkilerini olumlu yönde etkileyen ve geliştiren dünya ve ahirette değeri olan bireysel ve toplumsal boyutu olabilen her türlü iyi, güzel, yararlı eylem sâlih ameldir.”


بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

Bizi yaratan ve bize doğru yolu gösteren, kendine imân etme şerefini nasip eden, yediren ve içiren, hastalandığımızda da bize şifa veren, bizim canımızı alacak ve sonra diriltecek olan, hesap gününde, hatalarımızı bağışlayacağını umduğumuz (Şuara, 26/78-82) Âlemlerin Rabbi olan Allah’a sonsuz hamd’ü senâlar olsun. “Üsve-i hasene” olan Resûlü Muhammed Mustafa (sav)’e  salât u selâm olsun.


SÛRE SÛRE, KUR’AN’DA MÜ’MİNLERİN VASIFLARI


Rabbim izin verirse Allah’ın kuluna insanları uyarmak ve gözlerini açmak üzere indirdiği Kuran’ı anlama çabası olmak üzere gerçekten uzun soluklu bir çalışma olacak olan her bir suredeki, dinin sahibi olan Rabbimizin razı olduğu, sınırlarını belirlediği ve insanlığın yegane ümidi olan “İslâm insanı”nı, mü’min vasfını -gücümüz ve aklımız kadar- anlamaya çalışacağız inşallah. Bu bir Müslümanın, Allah’ın razı olduğu ve standartlarını belirlediği vasıfları anlamaya çalışma gayretidir.


SA4838/KY48-SY18: Beyin Ölümü Gerçekleşmiştir

"Ruhlarınızın içinde titreyerek çatlamayı bekleyen o büyük tohum, onların kusulmuş sıcak göklerinin altında çiçek açmayacak."


10 Aralık 2006

Doğan Medya taksiratını affetsin. En büyük hatası var olmamasında yatmaktaydı. Hayata bakışının, yaşam teorisinin de ölümcül bir hatası vardı: Yanlıştı.

Bununla birlikte, ruhunun ölümü geride kalanların kafasında belki bir takım uğursuz sorulara yol açabilir: Bu kadar debdebeli bir ölüm, aslında bir var oluş biçimi değil miydi? Bizler de onun gibi Mefistoteles'le anlaşmanın bir yolunu bulup “yırtabilse miydik” acaba? Bir türlü var-olamayan, hafızasındaki devasa İslâmcı karmaşayla cebelleşen, onunla ne yapacağını bilemeyen bizler de “oradan” sıyıramaz mıydık sanki? 

7 Eylül 2017 Perşembe

SA4837/KY58-GÖKA28: Dijital Medya ve Bireyin Psikolojisi

"Bu dünyada en yapılmayacak şey, kolaycılık ve aforizma üretmek"



Trt Akademi'nin Erol Göka Röportajı:

TRTakademi: "Yeni bir deniz" dediğiniz teknomedyatik dünyadan bahseder misiniz?

Erol Göka: Evet, teknoloji ve medya tarafından belirlenmiş ve çerçevelenmiş olan bu dünyaya “teknomedyatik dünya" diyorum, yaşadıklarımızı en iyi bu kavram- laştırmanın ifade edebildiğini düşünüyorum. Bu dünya yeni bir deniz, eskisinden tamamen farklı olma özelliğiyle “yeni", her birimizi, o olmadan nefes alamayacağımız, içindeki balık kılacak kadar kapsayıcı olması hasebiyle “deniz"... Bu yeni denizi anlamadan psikolojilerimizi değerlendirebilmek mümkün değil.

SA4836/SD762: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 227 (21-25 Eylül 2014)

 “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”


 (Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz, orijinalini aramak istediğiniz tweet metnini kopyalayınız, Twitter arama motoruna yapıştırıp arama yaptırınız.)

(21-25 Eylül 2014)  (Eylül 2014: 2.973 Tweet+Önceki Toplam: 132.205+2.973=135.178 Tweet)

Seçkin Deniz @Seckin_Deniz
Araplar'ın göç etmek için en çok tercih ettiği ülke üçüncü en büyük tehdit saydıkları ABD. Ciddi denge sorunları var bunların:)

 Seçkin Deniz @Seckin_Deniz
Sisi denen terörist Erdoğan'ın darbeyle ilgili eleştirilerine edepsizliğin dibine inerek cevap vermiş...

SA4835/KY35-YTK215: Eylül Geliyor Geçiyor

"Tarihe öylesine geçiyor."


Sonunda yaz da bitiyor tatil de resmi izin de.

Kadın birikmiş çamaşırları yıkamış şimdi ütünün başında. Adam ayakkabısını boyuyor. Çocuklar bir iki hafta daha var diye rahat henüz ama çarşıya çıkmak lâzım okul hazırlığı için, o kadarını biliyorlar. Kedi yaklaşan rüzgârı da seziyor ama bunaltan sıcağa şaşırmıyor henüz, bir köşe bulmuş serin, bütün gün uyku mahmuru tembellik içinde uzanıyor.

SA4834/KY49-İTIĞLI64: Muz Cumhuriyeti değil Muz Kültürü

"Ortak kadim bir Muz Kültürü’nü bir Muz Cumhuriyeti’ne dönüştürmek sömürgecilerin en başarılı yanlarından biri. Tarihi ve kültürü unutturmanın, önemsizleştirmenin bir yolu da bu şekilde banal ifadeleri yaygınlaştırmak belki de."


Afrika meyveler bakımından mümbit bir kıtadır. Birçok tropikal, savan hatta Akdeniz ikliminde yetişen meyveyi bulmak mümkündür. Afrika’nın hemen hemen birçok bölgesinde yetişen meyvelerin başında muz, papaya, ananas ve mango gelir. Bu meyveler içinde benim tercihim mango. 

Mango ile Afrika arasında sanki bir uyum vardır. Mango ağacı heybetlidir. Onun gölgesinde bulunmak Afrika kıtasında bir serinlik verir. Birçok yerli kabile tarafından mango ağacı kutsal kabul edilmiştir. Bazen bir sığınak bazen sürekli ürün veren bir ağaç bazen de kabile üyelerinin saçaklarında bir araya gelip önemli kararlar aldığı bir ağaçtır mango.

SA4833/KY60-ES17: Amerika Zayıfladıkça Çatışma Çıkarıyor



Uluslararası ilişkiler ve uluslararası hukuk alanında çalışan, İstanbul Kültür Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hasan Köni ile Suriye’deki ABD, Rusya restleşmesi üzerinden küresel gerilim alanlarını ve uluslararası dengeleri konuştuk. 

Ortadoğu’daki tüm çatışmaların altında İsrail’in yattığını ifade eden Prof. Köni, Obama’nın CIA ve Pentagon’a söz geçiremediği için Ortadoğu’dan çıkamadığını söylüyor. Amerika’nın gücünün azaldığını, eskiden kontrol ettiği alanları kontrol edemediği için çatışma çıkardığını anlatan Köni, bu durumu kalp krizi geçirirken çırpınarak etrafı dağıtan bir adama benzetiyor. Köni’ye göre yeni ekonomik kaynaklar için gerilim oluşturan alanlar ise Arktik Bölge ve Afrika.

6 Eylül 2017 Çarşamba

SA4832/Sonsuz Ark-YD46: Osmanlı ve Tarikatler; Mevleviliğin Güç Savaşları

Sonsuz Ark'ın Notu:
Bir FETÖ medya organı olan ve 15 Temmuz FETÖ askeri darbe girişiminden sonra kapatılan Aksiyon Dergisi'nin 886. sayısında yayınlanıp bir mevlevi sitesi olan semazen.net'te paylaşılan ve halen yayında olan semazen.net ten alarak yayınladığımız bu metin, mevlevî perspektifinden güç mücadelesinde tarikat gerçeğini görmemizi sağlamaktadır. FETÖ'nün bürokrası, akademi, diyanet, emniyet, istihbarat ve silahlı kuvvetler üzerinden kontrol almak istediği devlet, II.Bayezid zamanından itibaren Mevlevilerin ve diğer tarikatlerin güç mücadelelerine sahne olmuştur. Şehzade Bayezid, kardeşi Cem Sultan’la girdiği saltanat mücadelesini kazanabilmek için dervişlerin ve yeniçerilerin desteğine ihtiyaç duymuş, zafer kazanıp tahta oturduğunda Nakşîler, Halvetîler, Zeynîler, Kalenderîler gibi Mevlevîler de ödül olarak faaliyetlerini yaygınlaştırma izni almıştır. Osmanlı'nın çöküşü de böyle başlamıştır. Aşağıda itirafname niteliğinde bir 'anlatı' okuyacaksınız. Tarihi doğru okumak adına bu metin, Osmanlı'yı yıkmakla övünen Masonlar (Kazım Karabekir: Osmanlı'yı Masonlar yıktı) ve Mevleviler açısından önemli bir değer taşımaktadır. FETÖ darbeci ve güç mücadelesindeki acımasız tutumları ile bir tarikat geleneğini sürdürmüştür.
Seçkin Deniz, 06.09.2017

Galata Mevlevîhânesi, İstanbul'daki ilk mevlevîhâne, 1491, II. Bayezid Dönemi/ Sonsuz Ark

Çilesi dolmayan derviş: Yenikapı Mevlevîhânesi, 03 Aralık 2011

Yenikapı Mevlevîhânesi’nin hikâyesi 16. asrın ortalarında başlıyor. 1550’lerde bir gün Sümbül Efendi’nin halifelerinden Merkez Efendi namıyla maruf Musa Muslihiddin Efendi, tekkesinden çıkmış etrafı dolaşıyor. Mevlânâkapı’da bir bostan civarından geçerken duruyor… Gözlerini kapayıp derin bir nefes alıyor. “Ohh! Mis gibi Mevlânâ kokuyor…”

Muslihiddin Efendi’nin işaretinden 40 sene kadar sonra, 1591’de Sultan III. Mehmed, kulağına gelen bazı dedikodular sebebiyle Hazreti Mevlânâ torunlarının Konya’dan uzaklaştırılmasına hükmediyor.

SA4831/KY64-ZTK8: Türkiye Fırtınanın Odağında

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıdaki analiz, Türkiye periferisinde son bir yılında yaşanan hızlı değişimleri özetle fotoğraflamakta ve Türkiye'nin denge politikalarına baskı uygulamayı amaçlamaktadır. Analizi bu dikkatle okumanızı öneririz.
Seçkin Deniz, 06.09.2017


Turkey: In the Eye of the Storm

Geçen sene bu zamanlarda Türkiye bir krizle mücadele halindeydi. Ordu içinden bir fraksiyon hükümeti devirmeye çalışmıştı ve neredeyse bunu başaracaklardı da. Ama sonunda kalkışma başarısızlığa uğradı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, iktidarına yönelik mevcut ve muhtemel muhalifler sistemini tasfiye fırsatını elde etti. Bu tasfiye henüz bitmiş değil ve Türkiye hala resmen olağanüstü hal altında yaşıyor. Ama krizin en kötüsü geçti ve Türkiye istikrara kavuşmaya başlamış durumda.

Şimdilerde ise kaos, Türkiye’nin içinde değil, çevresinde. Ve Türkiye’nin neredeyse tamamen ayağa kalktığının en kesin işaretlerinden biri sözkonusu kaosla mücadele etme şekli.

SA4830/KY37-AZ208: Kürtler İçin Kıyamet Senaryosu

"Masumların ezileceği bir hesaplaşmada Türkiye’nin tutumu ise belirleyici olacak…"


İşler iyi gitmiyor, Ortadoğu, Türkiye’nin hiç beklemediği, ne kadar da hazırlıklı olduğunu tam olarak kestiremediğim, yeni bir hesaplaşmanın rotasında yürüyor. Eğer, “Kürtler’in zaten bir devleti var, o da Türkiye Cumhuriyeti’dir” cümlesinde samimiysek, yaklaşmakta olan fırtınadan kendimizi uzak tutma gibi bir şansımız da yok görünüyor.

Irak’ta Mesut Barzani, Suriye’de ise PKK-YPG’nin ektiği tohumlar, Kürt coğrafyası açısından kanlı bir geleceğin alarm sinyalini veriyor. Kuşkusuz, bu denklemde, bütün çabasını hayatta kalmaya hedeflemiş masum sivil Kürt halkının hiçbir suçu yok ama, “liderlik” denilen kurumun yaptığı yanlışların geniş bir coğrafyada pek çok masumun yaşamını zora sokacağını bugünden görmek mümkün...

5 Eylül 2017 Salı

SA4829/SD761: Telveler 64

"Benciller için değişim zor yaşanır olduğundan olsa gerek, onlar daima aynı kalırlar; ölümlerinde renk bulana kadar..."


Bebeklerin gözlerinin, hangi zamanda, neleri görebildiğini düşündünüz mü?...

Onlar önce kısa mesafede ışığı, sonra bir tablo olarak bir oda kadar daire alanını görebilirler...

Ayrıntıları çok sonra görürler... Ama siz onların sizi tanıyabildiği zamana kadar, her şeyi görebildikleri yanılgısına da düşebilirsiniz...

SA4828/SD760: "hayâlleriniz sizi yorar" /09.08.2005/ 387. patika



...sorunların sorulardan kaynaklandığını bilmeyenlere, çözümlerin keyif çatarcasına cevaplara yaslandığını anlattınız mı?...
...bilirim; onlar sizi dinlemezler ve siz de sırf bu sebeple anlatmaya gerek duymazsınız...
...onlar sorularının sorunlara dönüştüğünü bilmedikleri hâlde, bilmediklerinin kendilerini kendileriyle ve diğer insanlarla nasıl çatıştırdığını da anlamazlar...
...üstelik bilmedikleri şey pek de yoktur; körlüklerine dair tüm uyarıları hafif alay sürmeli dudak kıvrımlarıyla karşılarlar...
...ve bu halleriyle debelenirler kuyularında...
...ne gam; hiç kimse dertlerden muaf değildir...
...o hâlde dertliler adına hesap soruyor olmak da nerden çıktı?...
...insan dertsiz olamayacağına göre, dert insansız olur mu?...

Seçkin Deniz Twitter Akışı