10 Aralık 2016 Cumartesi

SA3741/ÇY4-DB72: Araştırma: Düzenli Marihuana Kullanımı Görme Gücünü Olumsuz Etkiliyor

"Araştırmacılar esrarın retinal ganglion hücreleri olarak bilinen hücrelerin işlevini bozup bozmadığını inceledi."

Regular marijuana use might affect vision, study says

Yeni bir araştırmaya göre esrar alışkanlığı görme biçiminizi değiştirebilir. JAMA Oftalmoloji’de Perşembe günü yayınlanan bir çalışmanın sonuçlarına göre, düzenli esrar kullanımı, görsel bilgilerin işlenmesini geciktiriyor. Yazarlar, bu etkinin çok zayıf olmasına rağmen, bu bozulmanın normal esrar içenlerin ve yenilebilir olarak tüketenlerin gözlerini etkileyebileceğine dikkat çekti. 

Fransa'nın Laxou kentinde, Grand Nancy Pole Hospitalo Üniversitesi'nde doktor olan Dr. Vincent Laprevote, "Bu tür bir anormallik esrar kullanıcıları için fark edilmeyebilir" dedi. "Ancak, önemli, çünkü ima edilen düzenli esrar kullanımı sinir hücrelerinin birbirleri arasındaki iletişimde değişmeleri yansıtabiliyor." 

SA3740/KY1-CÇ345: Bir Tuhaf Karşılaşma

"Yavaşça oturduğum banktan kalkıp çocuğun yanına vardım.. yavrunun başını okşamak üzere elimi kaldırdım.. yavru beni tanımış gibi hırladı.. dişlerini gösterdi. Ürktüm." 


Burada bulunuşumun hiçbir anlamı yoktu. Şu çocuğu görünceye kadar. Nasıl da şefkatle sarılmış, minik bağrına basmış yavru köpeği.. ve o yavru nasıl da mesut. Nasıl da kendini güvende hissediyor. Bakışlarından belli. Bir köpeğin mutlu mu, mutsuz mu olduğunu, kendini güvende hissedip hissetmediğini anlayacak kadar bir bilgim var.. çocukluğum bir şehrin varoşunda geçti. Şehir dediysem altmışların Anadolu şehirlerinden bir şehir.. hemen her evde birkaç hayvan beslenirdi.. büyükbaş, küçükbaş, tavuklar, köpekler. 

Köpekler biz çocuklar için bir oyuncaktı. Şehrin mezbahası iki-üç yüz metre ilerdeydi ve bizim köpeklerimiz pek tembeldi, -belki tembelliğe biz alıştırmıştık onları kim bilir- oraya gider hayvan artıkları –sakatat, özellikle akciğer ve dalak çok olurdu- toplar köpeklerimize verirdik. Ah ne hınzırlıklar yapardık o köpeklere ve onlar da ortak mı olurlardı yoksa bir tür anlamazlıkta mı diretirlerdi bilinmez, oyunlarımıza düşerlerdi. 

SA3739/KY20-MEK49: Gerçek

"Sen ne kadar gerçeksin?"


‘Bir kandilden bir kandile atıldım/ Toprak oldum yeryüzüne saçıldım
Bir zaman da çakmak olup çakıldım/ Gönlüme od düştü yandım da geldim.’ 
Şeyh Hata’i

Sen gerçeksin. Parmakların, gözlerin, dudakların gerçek.

Yüzünü yalayıp geçen sabah esintisi gerçektir, damağını haz ile dolduran lezzet gerçek….

Algıladığın şeydir gerçek. Senin gerçeğin. Zihninin içinde bir yansıması var ise gerçektir eşyanın / oluşun. Ses ile ışık ile bir şekilde o kapalı, kuytu zihnine ulaşabildi ise gerçektir.  Ve gerçekler katman katmandır. Her bir katmanın gerçekliği bir sonraki veya öncekinde feci halde yanılsama olabilir.

9 Aralık 2016 Cuma

SA3738/KY28-ATA234: Müzakere Döneminde Hedef Şaşırtma Oyunu

"İki gün evvel gerçekleştirilen genel grevin gerçekte nedeni ile pek bağı yoktu. Amaç kaos yaratmak, sanki de iç savaş varmış havasını vermek, medyayı ve basını greve yoğunlaştırarak Kıbrıs Türk halkını KKTC’den bıktırmak ve Rum’un boyunduruğu altına girmesinin kapılarını aralamak."  


2013 yılının Şubat ayında seçilmiş olan ve Derviş Eroğlu’nun Cumhurbaşkanlığı döneminde her fırsatta yalan dolan bahanelerle masadan kaçan Rum lider Anastasiadis, 2015 yılının Nisan ayında Mustafa Akıncı’nın Cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra -kulağına fısıldananlar her ne idiyse- adeta masaya yapıştı ve kalkmaz oldu.  

Anlaşılan önünde, her ne pahasına olursa olsun çözüme istekli bir Türk lider ve yanında da acemi sayılacak bir müzakere ekibi görünce kolları sıvadı ve “bu fırsat bir daha ele  geçmez” mantığı ile müzakereleri devam ettirme çabası içinde girdi.

SA3737/KY1-CÇ344: Sefil

"Adım olsaydı farklı olur muydu bilmiyorum? Benim bir adım yoktu ki! Ben hiç çocuk olmadım ki! Benim hala bir adım yok!"


Vallahi yalan! Doğrusu bunu hiç beklemiyordum. Demek bu da gelecekmiş başıma. Bundan önce olup biten “şey”ler karşısında nasıl kayıtsız kaldıysam bu olup-bitmek üzere olan “şey” karşısında da kayıtsızlığı seçeceğim gün gibi aşikâr. Sahi “olup-biten şeyler”in öyle olduklarına dair hiç bir bilgim de yok. Şuncacık olsun bir sezgi kırıntısı bile yok. Ben bütün trenleri kaçırdım. 

Evet kaçırdım, inkâr edecek değilim! Yine de kaçırılışlarında geç kalınmışlığın olmadığının bilinmesini isterim. Bütün trenler şu an bulunduğum bu istasyondan gelip geçti. Kendimi bildim bileli oturduğum bu bankta onları izlemekle yetindim. Bir tekine olsun binmeye heveslenmedim. Onlara binmeye çalışanların itişip kakışmalarına güldüm. Birbirlerini ezişlerinden haz duydum. 

SA3736/KY33-YO150: Türkiye Suriye’de Neden Geç Kaldı?

"Herhâlde bir gün Suriye’de neden geç kaldığımız sorusu dönemin darbeden tutuklu ya da dışarıdaki komutanlarına sorulur..."


Fırat Kalkanı Operasyonu 24 Ağustos 2016’dan beri sürüyor. Türkiye 5 aydır Özgür Suriye Ordusu ile birlikte Suriye topraklarında. Türkiye bu operasyonla hem sınırlarını DAEŞ’ten temizledi, hem de Kanadalı askerlerden Japon jetlerine kadar 72 milletin cirit attığı, 911 km sınırı olan Suriye topraklarına dört yıl sonra ilk kez askerî olarak girmiş oldu. Yıllardır dillerde olan “Soft power” yerine ilk kez ‘Hard power’la sahada görünür oldu.

Ne Suriye ile savaş çıktı, ne de Türkiye Birleşmiş Milletler’den atıldı, işgalci muamelesi gördü, ne de büyük kayıplar verildi. Operasyon, ABD’yle, Rusya’yla ya da İran’la ilişkilere bir zarar vermediği gibi tam tersine bu askerî operasyonla Türkiye’nin Suriye meselesinde eli güçlenmiş oldu, sınırlarımız bir terör örgütünden temizlenmiş oldu.

SA3735/KY36-CK125: Kasım Süleymani'nin Tuhaf Temasları

"İran bölgedeki taşeronları üzerinden Orta Doğu'da uzun yıllar bir gerginlik kaynağı olacak provokatif hamlelerini uygulamaya çalışıyor."


İran'ın, İran'dan Akdeniz'e ulaşan bir “Pers koridoru” kurma girişiminde olduğunu geçtiğimiz hafta yazmıştım. Obama döneminde agresif emperyal politikaları için alan bulan İran, bölgedeki etkisini kalıcı hâle getirmek için bu koridoru hayati görüyor. İran'dan Akdeniz'e ulaşacak, Irak ve Suriye'den geçen bu lojistik hat, İran için bölgedeki askerî, siyasi ve ekonomik etkisini arttırması için muazzam bir fırsat sunuyor.

Sincar ve Telafer bu hattın stratejik üslerinden. Amaç Telafer'den Haşdi Şabi militanları ile Sincar'dan PKK unsurlarını birleştirmek. Türkiye'nin ve Irak Kürdistan Yönetimi bu gelişmelerden dolayı alarm durumunda. Türkiye'nin Telafer'de Haşdi Şabi militanlarının varlığını tolere etmeyeceği biliniyor.

8 Aralık 2016 Perşembe

SA3734/KY1-CÇ343: Gülhanım Nene

"Avını elinden kaçırmış bir kedi gibi meyus olur Gülhanım Nene.. belli etmez üzüntüsünü.. bahçede gürültüleri ayyuka çıkan çocuklarla uğraşma vaktidir."


“Bilirim kimseyi inandırmaya mecali yetmez sözlerimin.” Böyle başlardı söze Gülhanım Nine. Gerçi biz sadece “Nene” derdik. “Nine” biçiminde kimse söylemezdi. Büyük küçük, okur-yazar, okur-yazar olmayan.. anlatır, anlatır.. bitmez tükenmez bir madendir. Biz çocuklara bağırır, çağırır..peşimiz sıra toprak kesekleri fırlatırdı okkalı lanetler savurmayı ihmal etmeden. Sonra nasıl olurdu bilmem, elimize bir şeyler tutuşturur gönlümüzü alırdı. 

Gönül almak ifadesi olup-biteni anlatmaya yetmez.. hayır. Biz Ona darılmazdık ki.. O da bize gerçekten kızmazdı ki.. gerçekten kızsa daha gün geçmeden nasıl onun elimize tutuşturduğu yiyeceklerle olurduk.. nasıl ki yakaladığı büyüklere bıkmadan usanmadan bir şeyler anlatırdı biz çocuklarla da böyle çene çalardı. Hep canı sıkılırdı. Hep “Pek daraldı içim.. Allah iyiye tebdil ede!” derdi iç geçirerek. 

SA3732/KY13-AO98: Siyaset Alanı ve Siyasetçiler'e Dair

"Aslanı, kediye boğduracak bir imtiyaz alanıdır siyaset..."


Oldum olası aktif siyasete uzak durdum, hiç ısınamadım. Siyaset ilginç bir alan. Bu alanın kendine özel kuralları var ve ancak bu kurallara uyanlar öne çıkma imkanları yakalayabilirler. 

Toplum bu imkanı elde edenlerin bilgili, tecrübeli, özel eğitimli, dünyada, etrafımızda ne olup bittiğini bilen insanlardan oluştuğunu sanır. Oysa durum hiç de böyle değildir. Elbet böyleleri de vardır, ama genel itibarıyla siyaset bu özelliklere sahip olanları değil, siyasetin kendine ait kurallarına uyabilenleri, yarışta başarılı olabilenleri öne çıkarır. O nedenle siyaset arenasında ilginç insanlarla karşılaşabilirsiniz. Bunların bazılarını yakından tanıyınca çok olumlu notlar vereceğiniz gibi, içlerinde olan bazıları için zaman zaman "Bunlar mı bizi idare edecek?" diye sorular sorar, şaşkınlıklar yaşarsınız.

SA3731/KY49-İTIĞLI25: Bir Tutarsızlık Örneği: Castro ve Afrika

"Castro için Batı en kötüsü ve ona karşı her yönü ile mücadele etmek gerekiyordu. Fakat Castro’nun desteklediği Afrika liderleri bizzat halklarının sömürgecilerden sonra en büyük düşmanı olduklarını gösterdiler."


Geçen cuma ölen Küba’nın efsanevi lideri Fidel Castro hakkında popüler yazılar yazılmaya başlandı bile. Hayatı boyunca kendini sosyalist ideallere adamış bir liderin geçmişte yaptıklarını, bizzat sosyalistler kapitalizmin kendilerine verdiği imkânlarla popülist bir şekilde tüketmeye başladılar. Birçok yazar Castro’nun özgürlükçü olduğu kadar devrimci olduğunu da yinelerken, kendi halkını 56 yıl sosyalist bir kuşatmışlığın altında bir yaşama mahkum etmesi gözlerden uzak tutuldu.

Castro hakkında liberaller, kapitalistler ya da sosyalist, komünistler gibi düşünmek zorunda değiliz. Unutmamak gerekir ki Castro bir soğuk savaş lideriydi ve hayatı boyunca kendini hep öyle gördü. ABD ve Rusya arasındaki çatışmalarda hep kilit rol oynadı, demir perde blokunun en önemli taşeronu oldu.

SA3730/KY35-YTK140: Kar, Kâr, Dolar, Vesaire

"Mesele, o kar altında bizim ektiğimiz tohum, o tohumun çeşidi, kalitesi, dayanıklılığı."


Şöyle iyi bir kar yağdığında yapılacak onca şey var. Pek kalmamıştır ama evin içine o kardan birkaç kürek atıp ot süpürgeyle halıyı temizlemek, havayı değiştirmek yaygındı bir zamanlar. Sobanın üzerinde çay kestane, alttaki kül kısmında patates olması…

Şimdi ne ot süpürge var ne soba ne karla temizlenmeye ihtiyaç duyulacak evler mobilyalar halılar. Kartopu ve belki kardan adam kaldı geriye.

Şimdi eldiven ya da atkı belki bir süveter örecek öyle teyze hala abla anneanne babaanne de kolay bulunan şeylerden değil.

7 Aralık 2016 Çarşamba

SA3729/KY1-CÇ342: Bir Sevda Masalı

Benim O’nu tanımam O’nun da beni tanımasını gerektirmiyor ki.  Ha bak bu anlattıklarım aramızda kalacak, tamam mı?” dedi ihtiyar adam elindeki boş bardağı hafifçe çay tabağına koyarken. 


“Bu anlatacaklarımda küçücük bir abartma olmadığını peşinen belirterek başlayacağım söze..” dedi İhtiyar Adam. “söz” sözcüğü ağzından çıkar çıkmaz yutkundu ve sonra öksürdü. Belki öksürmedi de boğazını temizledi. 

-Boğazını temizledi diyoruz zira İhtiyar Adam sık sık elinden kurtulamadığı –bu İhtiyar Adamın kendi yakıştırmasıydı- bir gıcıktan söz ederdi ve bunu her öksürdükten sonra yinelerdi. Öksürükleri kesilince sağ elini kaldırıp gırtlağına götürür, şehadet parmağıyla adem elmasına –ki İhtiyar Adamın âdemelması normalden bir hayli büyüktü- hafif hafif vurarak, “Nah şurada bir şey var.. sanki yapışıp kalmış bir ekmek kırıntısı yahut bir et parçası.. sözün özü elinden kurtulamadığım bir gıcık var tam burada. yoksa ciğerlerim sağlam, yani öksürüğümün temelinde ciğerlerime ait bir arıza yok.. elinden kurtulamadığım bir gıcık var hepsi bu!” derdi, bu kere de aynını yaptı.- 

SA3728/KY37-AZ130: Amerika... Sen, “Direnen Kaya”nın Hesabını Ver!..

"Siu’lar yüzde 85’e varan işsizlikle pasaportunu taşıdıkları ülkenin en fakir insanları arasındalar, yani, zincirlerinden başka kaybedecek hiç bir şeyleri yok, belki de Washington’dakilerin unuttukları ana nokta bu..."


Bugün, bulunduğum yerden binlerce kilometre uzakta, yüksek ihtimal, benimle aynı ilahi boyutları paylaşmayan binlerce insan için dua edeceğim. Bir bölümünün geleneksel şaman geleneklerini koruduğunu, diğerlerinin de inanç coğrafyasının Hıristiyan olduğunu biliyorum. Onlar için dua edeceğim ve onların kendi ülkelerinin emperyalist saldırısı karşısında başları dik durmalarını bekleyeceğim... 

Çünkü... Onlar benim akrabalarım... Ve soylu bir ulusun 21’nci yüzyıldaki güçlü direnişini sergiliyorlar...

SA3727/KY36-CK124: 'PKK Derhal Sincar’dan Çekilmeli'

"Musul Operasyonu, Sincar meselesi, Türkiye’deki Kürt meselesi ve PKK terörüne değindiğimiz röportajda Hawrami, bugüne kadar söylenmemiş epey ilginç bilgiler verdi."


Hemin Hawrami... Irak Bölgesel Kürt Yönetimi’nin (IBKY) en parlak ve genç siyasetçilerinden biri... Kürdistan Demokrat Partisi Liderlik Konseyi’nin bir üyesi ve dış ilişkiler biriminin başındaki isim... 

Hawrami, 1988 yılında Saddam tarafından korkunç bir kimyasal silah saldırısı ile neredeyse yok edilen, Halepçe doğumlu. Siyasi aktivizm ile gençlik yıllarında tanışan Hawrami, Irak Kürdistan yönetiminin hem Batı’ya açılan yüzünü temsil ediyor, hem de Kürdistan halkı ile sıcak ilişkileri ile tanınıyor. Irak Kürdistan’ın bölgesel ilişkileri konusunda en yetkin isimlerden olan Hawrami ile Erbil’de konuştum. 

SA3726/KY38-SevDur35: İslam İşbirliği Teşkilatı: Çözümsüz Toplantılar Birliği


Takdim

Bir buçuk milyarlık Müslüman dünyasının görünürdeki en büyük uluslararası temsilcisi olmasının yanı sıra, Birleşmiş Milletler’den sonra en fazla üyeye sahip bir örgüt: İslam İşbirliği Teşkilatı. Eski adıyla İslam Konferansı Örgütü. 57 üyesi olan teşkilat, 1969 yılında bir Hristiyan’ın Mescid-i Aksa’yı kundaklama girişiminden sonra, Müslüman ülkelerin ortak tavır alması için kuruldu. Amacı, Müslüman ülkeler arasında sadece dini değil; ekonomik, siyasal, sosyokültürel gibi pek çok alanda işbirliği ve dayanışmayı arttırmaktı. 

Her üç yılda bir toplanan teşkilat, geçtiğimiz Nisan ayında 13. zirvesini İstanbul’da yaptı. Her toplantıda olduğu gibi İslam dünyasını ilgilendiren konular üzerinde duruldu, çeşitli kararlar alındı. Ve yine her toplantı sonrası olduğu gibi alınan kararların uygulanabilirliği konusunda kafalarda soru işaretleri bıraktı. Yıllardır sorulan soruyu tekrar etmek de bize kaldı: Bu teşkilat ne iş yapar?

6 Aralık 2016 Salı

SA3725/SD576: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 135 (11-15 Haziran 2013)

“Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”

  (Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz)

(11-15 Haziran 2013)  ( Haziran 2013: 6085 Tweet+Önceki Toplam: 66.562= 72.647 Tweet)

 Seçkin Deniz@Seckin_Deniz
Dostlar Twitter Günlükleri'mi yayınlamaya başladım Sonsuz Ark'ta... umarım sizi tarihte yolculuğa çıkarabilirim:)

 Seçkin Deniz@Seckin_Deniz
Diktatör diyenlerin de evine giden bir Başbakan'a diktatör dersen ağzın kurur... unutma!

 Seçkin Deniz@Seckin_Deniz
SA256/SD36: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 1 (Kasım-Aralık 2009) sonsuzark.blogspot.com/2013/06/sa256s…

SA3724/SD575: Telveler 25

"Sonsuz özgürlüğün ilk basamakları merak ve sabır taşlarıyla örülmüştür... dikkatle çıkınız."


Bilginin, özgürlüğe uzun soluklu bir yürüyüş için en temel gıda olduğunu biliyorsunuz...

Öğreticilerin sürekli değiştiği hayat serüveninizde o kadar yalnızsınız ki; üstelik bilgilerinizi denetleyebilecek güven verici bir dayanağınız da yok.

Eskiler, usta-çırak ilişkilerinde bir düzenek kurmuşlardı; doğrultman oluyordu birileri... Hâlâ yerkürenin birçok yerinde bu gelenek sürüyor... Bir açıdan, özgürlüğün yolu, sınırlanmış zamanlar için tamamen esaretten geçiyordu.... Ustalık, özgürlüğün sınırsız olduğu değişim gücünü elde etmenin başlangıcındaki sıfattı...

SA3723/SD574: "fenâ fî-llah ve hayâl kurumları" /22.12.2005/ 426. patika


...eski zaman az bilirleri insanları aldatmak uğruna, insanların anlamakta zorlanacakları veya anlayamayacakları, dışarıdan karmaşık ve ulaşılmaz görünen; ancak içeriden gayet nakıs ve basit çıkar hedeflerine odaklanmış olduğu kendilerince bilinen bazı kurumlar oluşturmuşlardı...
...insanları aldatmak onlara ne mi kazandıracaktı?...
...şimdi ne kazandırıyorsa onu; ne az ne de fazla...
...yokluk temelli kavramların söz edilen bu çıkar kurumlarında ne kadar çok kullanıldığını bilir misiniz?...
...yani "fenâ fi-llah" dedikleri gibi...
...Allah'ta yok olmak, demektir bu...
...ve o çıkar kurumlarının din mahiyetli (ve merkezli) sömürü düzeni 'fena fi-llah'ı en büyük hedef telakki ve şiar edinerek dolanıp durmuşlardır, taklitten ve bir yığın ritüelden müteşekkil ibadetimsi zincirler içinde...

5 Aralık 2016 Pazartesi

SA3722/TG214: Bir Öğrenme Süreci Olarak Strateji: Yeni Yönetim İçin Bir İsrail Deneyimi

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıdaki 'tavsiye mektubu' niteliğindeki analiz 'istenmeyen tüy' olarak lanse edilen 45. ABD Başkanı Trump'a, milyarder bir işadamına Strateji'nin önemini anlatmayı denemektedir, yani Trump'a öğretmen olmayı düşünen eski istihbarat araştırmaları merkezi sorumlusu İsrailli bir analizcinin en azından profesyonelce onu aşağıladığını düşündürtmektedir. Fakat bu analizin bize anlattığı çok önemli bir şey var; Dünya'nın geleceğine yön verecek olanların hem birey, hem stratejist, hem de devlet adamı olarak kaliteleri günümüzün olağandışı dev sorunlarını yönetecek bir kapasiteye sahip görünmemektedir. Bu, Stratejik Düşünme biçemleri geliştiren Türkiye için büyük bir fırsattır. Çünkü 15 Temmuz'da müttefiklerinin yapmaya çalıştığı askeri darbeyi durduran bir Türkiye için bu aktörlerin ABD dahil hepsi birer rakiptir. Onların yetersizliği, Türkiye'nin avantajı olacaktır.
Seçkin Deniz, 05.12.2016

Strategy as a learning process: An Israeli case study for the new administration

Uluslararası ortam, akış halindeki küresel bir ekosistemdir, dolayısıyla birçok küresel aktör, hâlihazırda Trump’ın dünyaya bakışını etkileme gayreti içine girmiş bulunuyor. Seçilmiş ABD Başkanı Trump, İlk Gün’den itibaren dünyanın birçok yerinden kendisine yönelik testlere ve sürprizlere maruz kalabilir.  

Bu ortamda, seçilmiş başkanın en başından hazırlıklı olması gerekiyor ancak bir hazırlık yapılmamış olması ve tutarlı bir ABD stratejisinin eksikliği durumunda, siyasi bazı sorunlarla hatta krizlerle karşılaşılması muhtemeldir. Şu an hiç kimse Trump’ın nasıl bir yol izleyeceğini gerçek anlamda bilmiyor ve seçilmiş başkanın yeni ekibi, onun şimdiye kadarki konuşmalarında yer alan tutarsız ve çelişkili ifadelerinden kaynaklanan sorunları çözümlemek zorundalar. Uzmanlar daha şimdiden seçilmiş başkan için hazırladıkları çeşitli tavsiyelerden ve yapılacak işlerden oluşan çok sayıdaki listeyi yayınlamış bulunmaktalar.  

SA3721/KY1-CÇ341: Bir Miting'den Notlar (Tek Perde- Tek Sahnelik Oyun)

"Bu da Kalın "Memed"in yazarı değil mi?"


-KİŞİLER, KONUŞMACI, KALABALIK, KALABALIKTAN 1.KİŞİ, KALABALIKTAN 2. KİŞİ-

(A. kentinin agorası.. bir kürsü. kısa boylu bir konuşmacı.. az sayıda bir kalabalık..)

Konuşmacı- Ben size isimler söyleyeceğim siz de "aramızda!" diyeceksiniz.. ki zaten her birini çok yakından tanıyorsunuz.. malum o kişiler cezaevindedir.. içimizde diye bağıracak mısınız?

Kalabalık- Evet!

Konuşmacı- Ahmet Altan

Seçkin Deniz Twitter Akışı