4 Şubat 2023 Cumartesi

SA10035/SD2671: Sıkıntı (Roman); 4. Bölüm-Cehennem 39

Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

‘Kadın çok güzelmiş!’ dedi genç istihbaratçı. Ben de gözlerinin içine baktım, ‘Ben de çok yakışıklı değil miyim?’ dedim hafifçe iğneleyerek. Utandı, kafasını eğdi.

İD’nin ısrarı ile boynuna kolyeyi astığım anda çekilen Chapel Island karelerinde durum daha vahimdi. Özellikle kolyeye odaklanarak ve üzerindeki yazıyı büyüterek yanına ekledikleri Poe’ya ait, ‘We loved with a love that was more than love’ cümlesinin görüntüsü Amerikalıların profesyonel çarpıtma uzmanı olduklarının en büyük kanıtıydı. İD’nin ve benim dizlerimizi kendimize çekerek ve kollarımızla destekleyerek yere oturduğumuz o ânları öyle açılardan kadraja almışlardı ki göz göze görünüyorduk.

Karelerdeki erkek ben olmasaydım, muhtemelen bu fotoğraflardaki kişilerin sevgili olduklarından kesinlikle emin olurdum. Ne var ki o bendim ve o kareleri çekenler her kim iseler onlar da bizi adım adım izledikleri için çok iyi biliyorlardı ki karelere yansıyan ânlar dahil bütün yaşananlar bütündü ve o ânların hepsinde birbirine çok mesafeli davranan iki insan vardı. Ancak ne fayda ki yansıttıkları kompozisyon tam bir manipülasyondu ve kim bakarsa baksın bu fotoğraflar iki sevgili olduğumuza dair kesin birer kanıt gibi görünüyordu.

Cevval’e baktım gülümseyerek, ‘başıma açtığın işi gör’ der gibi. Cevval’in yüzü tanınmaz hâldeydi; yer yarılsa da içine girsem dercesine çaresizce bakıyordu. Gözlüklü, siyah saçlı genç istihbaratçımızın gözlerinde de itibarımın düştüğünü fark etmiştim. Bana Washington Büyükelçiliği’nde yediğimiz akşam yemeğindeki gibi saygıyla bakmıyordu artık; bir istihbaratçı olmasına rağmen fotoğraflara inanmıştı.

‘Kadın çok güzelmiş!’ dedi genç istihbaratçı. Ben de gözlerinin içine baktım, ‘Ben de çok yakışıklı değil miyim?’ dedim hafifçe iğneleyerek. Utandı, kafasını eğdi.

Yaşça biraz daha tecrübeli görünen diğer istihbaratçıların yüzlerinde göz gezdirdim; onlar henüz saygılarını yitirmemişlerdi ve manipülasyon olasılığını akıllarından çıkarmamışlardı, ayrıca beni diğer şirket-devlet ortak operasyonlarımızdan tanıyorlardı.

Cevval’e döndüm tekrar, koltuğunda büzülmüştü ve ne diyeceğini bilemiyordu. ‘Beni adım adım izleyen bu aptallar bizi yatakta çıplak basamamışlar mı? Ya da bir sürü yerde sarılırken, öpüşürken falan? Ne o öyle Cevval, iki sevgili öyle yan yana salak salak uyurlar mı, madem çekiyorsunuz, neden uyurken? Uyumadan önce hiç eylem yok mu?’ dedim alay eden bir sesle. ‘Hem Chimborazo Parkı’nda kaynak suyu akan çeşmeden abdest aldım, İD de çeşmenin yanındaki taş basamaklara oturmuştu. Çimlerin üstünde öğle ve ikindi namazlarını da kıldım, o kareler niye yok?’

Genç istihbaratçı bana baktı bir ân, gözlerinde şüphe ışığı görünmüştü birdenbire. Telefonunu tekrar açtı ve fotoğrafları dikkatle incelemeye başladı. Diğer istihbaratçılar bıyık altından gülümsüyor ve manipülasyondan artık eminmiş gibi bakıyorlardı bana.

Genç istihbaratçı, ‘Bu yatakta uyur gibi göründüğünüz fotoğraflar nerede çekilmiş olabilir?’ diye sordu.

‘Soru sormaya başlamanız güzel bir gelişme!’ diyerek onu iğnelemeye devam ettim. ‘İkimiz de yol yorgunu ve uykusuzduk; namaz kılmak için gittiğimiz mescit kapalı olunca Chimborazo Parkı’nda çeşmeden abdest aldım ve çimlerde namaz kıldım, sonra onun kiraladığı arabada kısa bir süre uyuduk. O anlarda çekilmiş o fotoğraflar; görüldüğü gibi üzerlerinde oynanmış.’

‘Haklısınız!’ dedi genç istihbaratçı. ‘Yatak olarak değil araba olarak bakınca görüntüdeki gerçeklik daha doğru algılanıyor. Sizi sorgulamak gibi bir niyetim yok, lütfen yanlış anlamayın. Çok inandırıcı gelmişti, sizi de böyle aktif bir kişilik olarak tanıyınca…’

‘Zamanla inandırıcı gelen çok şeyin aslında birer manipülasyon olduğunu anlayacaksınız!’ dedim hiç acımadan. ‘Henüz çok toysunuz. Siz sormadan, sizi, fotoğraflardan gördüklerinizle bizim sevgili olduğumuza inandıran ikinci parametreyi, yani kolyeyi de izah edeyim. Kolye, gittiğim Poe Müzesi’nden hatıra olarak aldığım diğer şeylerden biri. Elimdeki poşette ne olduğunu sordu, söyledim, kolyeyi aldı ve çok hoşuna gittiği için boynuna astı. Sonra kolyeyi çıkarıp poşete tekrar koyunca ben de ona hediye etmek istedim Richmond hâtırası olarak. O büyüttükleri cümle de Poe’ye ait, altındaki Poe yazılı kısmı yok etmişler!’

Şaşkınlıkla bakmaya devam ediyordu genç istihbaratçı. ‘Nereden anladınız kolyenin beni inandıran ikinci şey olduğunu?’ diye sordu. Gülümsedim ve ‘Ben sistem mühendisiyim, unutmuş olmalısınız!’ dedim.

Tekrar ‘Haklısınız!’ dedi biraz da kızararak ve arkasından sordu: ‘Peki kim bu kadın? Amerikalıların size tuzak kurmak için gönderdikleri biri olabilir mi? Onu tanıyor muydunuz?’

‘Bu hususta Amerikalılarla birlikte çalıştığını sanmıyorum!’ dedim. ‘Tanımadığım insanlarla bu kadar çok görüntü vermem ve zaman geçirmem. Bu kadın daha önce de iş seyahatine birlikte çıktığımız, zaman zaman asistanlığımı yapan, karımın da tanıdığı, iş yaptığım şirketlerden birinin iletişim direktörü. Cevval ve ikisinin iletişimi sonucu burada!’

‘Olay net!’ dedi tok bir sesle diğer istihbaratçılardan biri. ‘Amerikalılar keskin kılıcımızı köreltmek ve sonraki operasyonlarımız için etkisiz hale getirmek istiyorlar. Anlaşılan hedef sizdiniz, başka bir girişim oldu mu dün gece?’

‘Evet!’ dedim yine gülümseyerek. ‘Bir kadın çok geç saatlerde kapımı çaldı ve ‘Hi!’ dedi. Kapıyı açmadım!’

‘Bal tuzağı. Bir Poe şiiri ile giriş yapmanızdan anlamıştım bir şeyler olduğunu!’ dedi aynı istihbaratçı, koltuğunda keyifli bir pozisyon alarak. ‘Sizi tebrik ederim, Amerikalıları ne kadar iyi tanıdığınızı onlar da gördü, stratejiniz mükemmeldi!’

‘Teşekkür ederim, benim işim bu!’ dedim ve konunun dağılmasına izin vermeden genç istihbaratçıya döndüm, ‘Sizden, telefonunuzdaki bu görüntülerin derhal yok edilmesini ve sadece görüntülerin birer örneğinin sizin hazırlayacağınız bir raporla merkezinizde gizlenmesini istesem, çok şey mi istemiş olurum?’ diye sordum. ‘Birazdan olayın bütününü Cevval size anlatacak!’

‘Biz!’ dedi daha tecrübeli olan istihbaratçımız. ‘Gerisini hallederiz, siz endişelenmeyin. Ancak bütün engelleme çabalarımıza rağmen, bu görüntüler bir şekilde eşinize ulaşırsa özel hayatınızda sıkıntılı anlar yaşayacaksınız, diye kaygılanıyoruz!’

Akıllı bir adamdı. Ona bu konuda hiç kaygılanmadığımı, yıllardır bu tür şantajlara maruz kalma riski yüksek olan bir işte çalıştığımı ve gerekli tedbirleri almış olduğumu, kendileri çabalamasa bile karımın eline bu görüntülerin ulaşmayacağını, aksi durumda bile bu görüntülerin özel hayatıma herhangi bir olumsuz etkisi olmayacağını söyledim.


<< Önceki                      Sonraki>>


[02.02.2023, (4/78 (402))]


Lütfen gitmek istediğiniz bölümü tıklayınız:


Seçkin Deniz, 04.02.2023, Sonsuz Ark, Sıkıntı, Roman

Sıkıntı





Sonsuz Ark'tan

  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
  4. Sonsuz Ark Yayınlarının Kullanımına İlişkin Önemli Duyuru için lütfen tıklayınız.

 

    

Seçkin Deniz Twitter Akışı