27 Aralık 2021 Pazartesi

SA9498/SD2279: Sıkıntı (Roman); 3. Bölüm-Cennet 7

        Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

"‘Cennet Yazarı’nın anlattıklarını ve kendi gözlemlerimi bir arada düşününce Cevval’in ‘cennet’ algısının, sürüler halinde Amerika’ya giden yoksul, mahkûm ve yurtlarında aşağılanmış ilk Avrupalı göçmenlerin ‘cennet’ algısıyla örtüştüğünü görüyordum. "



Kim bilir nasıldı fırsatçı Cevval’in iç dünyası? Onun heyecanlı haline bakarak gülümsedim ve ona, beni neden bu yolculuğa zorladığını sordum. O da gülümsedi ve bunu defalarca anlattığını, artık yorum yapmayacağını söyledi. 

Amerika’yı sevmiyordum, oraya gitmeyi hiç istemiyordum. Bu tıpkı imparatorluk döneminin zirvesindeki putperest Roma’ya gitmek gibiydi benim için. Zalimlerin evine gitmekten, onların dünyanın her yerinden silah zoruyla çaldıklarından ürettikleri ve kültür ve medeniyet dedikleri şeyden tiksiniyordum; sahte bir cennetti bu, Şeytan’ın cennetiydi.

Cevval’in canını sıkmıştım, onu biraz konuşturmak istiyordum. Sordum; ona göre Amerika neydi? Gözleri yeniden parıldadı sorumu duyunca. Durdu, içini çekti ve anlatmaya başladı. Amerika’da doğmuş olmayı çok istediğini, oradaki her türlü özgürlüğe gözü kapalı evet diyeceğini; paranın gücünü ve eğlencenin tarihte örneği görülmemiş örneklerini Amerika’da bulduğunu söyledi. Amerika ona göre sınırsız güç ve zevkten başka bir şey değildi. Bir cennetti.

‘Cennet Yazarı’nın anlattıklarını ve kendi gözlemlerimi bir arada düşününce Cevval’in ‘cennet’ algısının, sürüler halinde Amerika’ya giden yoksul, mahkûm ve yurtlarında aşağılanmış ilk Avrupalı göçmenlerin ‘cennet’ algısıyla örtüştüğünü görüyordum. 

Tasarlanmış bir cennetti bu ve Hollywood sinema endüstrisine kadar, gidenlerin geride kalanlara anlattıkları sınırsız denecek kadar geniş topraklarda ‘mülk edinme’ ve bol ekmek yeme özgürlüğüydü. Hollywood sonrasında başka bir cennetin varlığını keşfetmişti artık birkaç kuşaktır Amerikalı olan göçmenler; din ve ahlâkın olmadığı bir cennet. Masonik bir cennet.

‘Cennet Yazarı’nın da dikkatini çeken Amerikalı araştırmacı yazar Robert Howard, Eylül 2001’de yayınladığı "United States Presidents and The Illuminati / Masonic Power Structure". (Amerika Birleşik Devletleri Başkanları ve İlluminati / Masonik Güç Yapısı) başlıklı çalışmasında, “Bir Mason İskoç ayini 32 derecede geçer, paganist bir seronomidir; Pers, Yunan, Mısır, Hindistan, Babil tanrılarına ibadet edilerek bitirilir. 17. dereceye gelen masonlara masonik tanrı, evrenin büyük mimarı tarafından kıyamet günü kullanabileceği bir şifre verileceği iddia edilir. Bu gizli şifre çok ilginçtir: "Abaddon". Abaddon, İbranice bir isimdir ve Yunanca Apollon 'cehennem-melek' bileşiminden anlamını alır ve Baş Şeytan'ın adıdır.” diyordu. 

Robert Howard, ABD'nin Kurucu Ataları'nı kötülemek istemediğini, ancak gerçeğin de bilinmesini istediğini söyleyerek Amerika'nın ilk Başkanı'ndan sonuncusuna kadar yaptığı incelemede, Başkan'ın ya da yardımcısının İnisiye edilmiş bir mason olduğunu ve hepsinin daha üst bir yapılanma olan İlluminati'nin kontrolü altında olduğunu iddia ediyor, Başkan mason değilse yardımcısının mason olduğunu ve başkan herhangi bir şekilde öldürülerek veya istifa ettirilerek yardımcısının başkan olmasının sağlandığını söylüyordu.

Pers, Yunan, Mısır, Hindistan, Babil ve Roma cennet değildi insanlar için, aksine seçilmiş kişiler dışında kalanlar için her biri yeryüzündeki birer cehennemdi. Allah insanların kurtulması için elçilerini onların zalimlikleri yüzünden göndermişti. Şu andaki Amerika geçmişteki bu acımasız medeniyetlerin bütün mirasını almıştı; yoksul yine yoksuldu, ancak yoksulun da parasıyla sınırlı bir özgürlüğü vardı; o da orada bir cennet görüyordu, kendi seviyesindeki insanlarla paylaştığı zevklerin sınırı yoktu.

‘Parayla elde ettiğin güzel kadınları çıkarsak, ne kalır geride o cennetten?” diye sordum Cevval’e. Müzip bir şekilde gülümsedi ve ‘Hiçbir şey!’ dedi. Bütün güç kadınlar içindi, içki de, lüks mekanlar ve pahalı giysiler de. Para bütün bunları satın almayı sağlıyordu. “Uyuşturucuyu unutma!” diye uyardı beni Cevval. Unutmamıştım, ancak Cevval uyuşturucu kullanmıyordu. Onu ilgilendiği şeylerle cennet köşesine sıkıştırmaya çalışıyordum. O da farkındaydı ve bu yüzden eleştiri oklarımdan sıyrılmaya çalışıyordu.

Bana, Erdoğan’ı neden bu kadar desteklediğimi sordu, konuyu değiştirmek için. Sorusunu, kesin, net ve tereddütsüz bir sesle, “Bu çağda, ondan başkasının, bütün bunları yapmadığını, yapamadığını ve yapamayacağını bildiğim için…” diyerek cevapladım. 

Bugün Amerika’ya gitme sebebimiz, her geçen gün büyüyen bir savunma şirketimizin askıya alınan anlaşmalarıydı. Erdoğan’dan önce, gitmek ve ikna etmek gibi bir imkânımız olmadığı için gidiyorduk. Elbette Erdoğan olmasaydı bu sorunlar da olmayacaktı, ama Cevval de gittikçe büyüyen bir savunma şirketimiz olamayacağı için orada da üst düzey bir yönetici olamayacaktı. “Çok döngüsel bir ikna tekniğin var!” dedi Cevval. Düzelttim söylediğini, “Kıskaç Teorisi” dedim gülümseyerek. “İşte bak yine yaptın aynısını,” dedi geriye yaslanarak.

Gözlerimi kapattım. ‘Cennet Yazarı’nın anlattıklarını hatırladım yeniden. Sanki, gerçeğin kollarını tutmuş zorla önüme sürüklüyordu. Amerika neden cennet olarak görülüyordu? Tek tek anlatıyordu. 



<< Önceki                      Sonraki>>


[(26.12.2021, (3/12 (236))]


Seçkin Deniz, 27.12.2021, Sonsuz Ark, Sıkıntı, Roman

Sıkıntı





Sonsuz Ark'tan

  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
  4. Sonsuz Ark Yayınlarının Kullanımına İlişkin Önemli Duyuru için lütfen tıklayınız.

 

  

Seçkin Deniz Twitter Akışı