3 Ocak 2022 Pazartesi

SA9506/SD2286: Sıkıntı (Roman); 3. Bölüm-Cennet 8

Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

"Cennet ve Cehennem, her bir insanın yerküredeki serüveninde kendi anlam ve icra faaliyetlerinin Allah tarafından değerlendirildiği ve mutlak adaletle tanzim edildiği bir süreç sonunda insanlar ve cinler için hazırlanmış başlangıç zamanı hesap günü, bitiş zamanı sonsuzluk olan mekânlardır."



Soruları ve cevaplarıyla zihnimin içindeydi ‘Cennet Yazarı’:

“Cennet ve Cehennem nedir? Cennet ve cehennem neden vardır? Bu iki soru insan için çok önemlidir. Önemine binâen birçok dinî veya felsefî metin/öğreti bu iki temel gerçeği kendi değişkenlerini kullanarak anlatır. Herhangi bir dinin -kaynağın sadece Allah olduğunu idrâk ederek- köken olarak insan üretimi olma olasılığını sıfır olarak kabul edersek, cennet ve cehennem ile ilgili başlangıç tanım ve tasvir değerleri ile son bildiri Kur’an’daki tanım ve tasvir değerleri arasında herhangi bir farkın olmaması gerektiğini görürüz.

Ne var ki; insan, kaynağı Allah olan bilgiyi kendi stratejilerine uymadığı için değiştirmiş, bireysel ve yönetsel kaygıları dolayısıyla yeni tanımlar ve sınıflandırmalar yaparak özelde bu iki hakikat, genelde hakikâtın kendisi hakkında saptırıcı ve yok sayıcı çerçeveler çizmiştir. Neredeyse tüm dinlerde cennet ve cehennem kavramsal olarak yer alır. Ancak her dinde bu iki kavram aynı şeyleri anlatmaz. Çoğunlukla insanın ödüllendirileceği ve cezalandırılacağı gerçeği reddedilir. Bu red, ölümü bir son olarak kabul eden kaçış öğretilerini doğurur. 

Kimi zaman zenginlerin, cânilerin ve zâlimlerin ölümle sona erdiği varsayılan hayat serüvenleri, insanların doğal adalet beklentilerini rahatsız etmiştir ve üreticiler bu beklentileri yöneterek kendi stratejilerini örselemeyen reenkarnasyon gibi yeni mekanizmalar icat etmişlerdir. Bu ve benzeri ürünler neredeyse tüm dinlerde farklı yapılanmaları anlatsalar da cennet ve cehennem gibi iki son mekânı gerçek değerleriyle işlemez ve anlaşılmasını istemezler. 

Cennet ve cehennem bazen dünyevî birer değer olur, bazen de ruhsal bir ödül ve ceza mekânı. Ahiret günü ve sonrasında insanların grup grup gönderileceği bu iki mekân insanları korkutur ve insan korkularını kendisini aldatarak yönetmeyi sever. Fakat ne olursa olsun, insan, hangi cennet-cehennem değerine inanırsa inansın yargılanacağı kuşkusundan kurtulmaz. 

Kurtulamamakta da haklıdır zira: “Her canlı ölümü tadacaktır. Ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete sokulursa, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı, aldatıcı metadan başka bir şey değildir” (Âl-i İmrân Suresi 185)

Merak, insan hayatında temel yönlendirici güçtür. Yaptığı her şeyin farkında olan insan yargılanacağı kuşkusundan kurtulamadığında, yargılanma sonucunda karşılaşacağı gerçeği de merak eder; düşünür. Biz de düşünmeye çalışalım, nedir cennet-cehennem gerçeği ve insan neden bu gerçeği savsaklamak veya örtmek, değerini değiştirmek ister?

Cennet ve Cehennem ile ilgili fiziksel ve olgusal ayrıntılar insanın üç boyutlu tasavvur sınırlarının içine sığmaz. Fakat, Allah’ın gönderdiği tüm bildirilerde bu iki hakikat, insanın mukayese edebileceği üç boyutlu olgu ve olaylarla tasvir ve tarif edilir. Ödül’ün mekânı ve bu mekân’ın nimetleri ile cennet, ceza’nın mekânı ve bu mekân’ın külfetleri ile cehennem anlatılır. 

Cennet ve Cehennem, her bir insanın yerküredeki serüveninde kendi anlam ve icra faaliyetlerinin Allah tarafından değerlendirildiği ve mutlak adaletle tanzim edildiği bir süreç sonunda insanlar ve cinler için hazırlanmış başlangıç zamanı hesap günü, bitiş zamanı sonsuzluk olan mekânlardır.

İnsanların suçları karşısındaki kaygılarını yönetmek üzere üretilmiş Cennet-Cehennem tarif ve tasvirlerine geçmeden önce Allah’ın Kur’an da anlattıklarına bakmak en akıllıca davranış olacaktır. Ölüp en küçük parçacıklarına kadar ayrışan bedeninin tekrar diriltileceğinden kuşkulananlar ve bunu imkânsız olarak telakki edip ölümün son olduğuyla teselli bulanlara kötü bir haber veriyor Allah:

“İnsan, “Öldüğümde gerçekten diri olarak çıkarılacak mıyım?” der. İnsan, daha önce hiçbir şey değil iken kendisini yarattığımızı düşünmez mi? Rabbine and olsun, onları şeytanlarla beraber mutlaka haşr edeceğiz. Sonra onları kesinlikle cehennemin çevresinde diz üstü hazır edeceğiz. Sonra her bir topluluktan, Rahman’a karşı en isyankâr olanları mutlaka çekip çıkaracağız. Sonra, oraya girmeye en lâyık olanları muhakkak ki en iyi biz biliriz. Sizden cehenneme varmayacak hiç kimse yoktur. Rabbin için bu, kesin olarak hükme bağlanmış bir iştir. Sonra Allah’a karşı gelmekten sakınanları kurtarırız da zalimleri orada diz üstü çökmüş hâlde bırakırız.” (Meryem Suresi, 66-72)

“Sizden cehenneme varmayacak hiç kimse yoktur” buyuruyor Allah. İbadetleri ve iyilikleriyle kendisini cennetlik sayanlara karşı bu dehşet verici uyarıya karşı kim tepkisiz kalabilir ki? Hiç kimse, evet hiç kimse. Herkesten biri olmak insanı rahatlatır belki, ama az sonra herkesi cehennemin etrafında dizüstü hazır edeceğini vadeden Allah müjdeyi de verir: “Sonra Allah’a karşı gelmekten sakınanları kurtarırız da zalimleri orada diz üstü çökmüş hâlde bırakırız”

Allah sonsuz merhamet sahibidir. İnanan ve iyi işler yapanlar için teselli edici ayetlerini esirgemez insandan ve der ki: “Arş’ı taşıyanlar ve onun çevresinde bulunanlar Rablerini hamd ederek tespih ederler, O’na inanırlar ve inananlar için bağışlanma dilerler: “Ey Rabbimiz! Senin rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O hâlde tövbe eden ve senin yoluna uyanları bağışla ve onları cehennem azâbından koru.” (Mü’min Suresi 7)



<< Önceki                      Sonraki>>


 [(02.01.2022, (3/14 (238))]


Seçkin Deniz, 03.01.2022, Sonsuz Ark, Sıkıntı, Roman

Sıkıntı





Sonsuz Ark'tan

  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
  4. Sonsuz Ark Yayınlarının Kullanımına İlişkin Önemli Duyuru için lütfen tıklayınız.

 

  

Seçkin Deniz Twitter Akışı