1 Temmuz 2021 Perşembe

SA9279/MT1: Kuzey Irak'ta Gelişmekte Olan PKK-İran İttifakı

 Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

Sonsuz Ark'ın Notu:
Çevirisini yayınladığımız analiz, Kuzey Irak'ta yaşayan serbest çalışan gazeteci Hannah Lynch'e aittir ve Sincar'daki Yezidiler üzerinden DAEŞ, PKK, Haşdi Şabi terör örgütlerinin etkisini irdelemektedir. Hannah Lynch'ın, her türlü terör, katliam, soykırım, tecavüz, göç ve benzeri vahşetin sorumlusu ve terör örgütleri PKK-YPG-DAEŞ'in kurucusu olan işgalci ABD'yi herhangi bir şekilde eleştirmeden yazdığı metni Türkiye-İran strateji savaşı ile temellendirmesi ve Türkiye'nin nedenlerini çok fazla irdelemeden işgal terimini kullanması ve İran-Devrim Muhafızları-PKK-Haşdi Şabi ilişkilerini öne çıkarması kendisinin bir gazeteciden çok daha fazlası olduğunu düşünmemize neden olmaktadır. Buna karşılık İran-PKK-Haşdi Şabi-ABD ilişkilerini ortaya koyması açısından metnin kayda değer olduğu görülmektedir: "Suriye'deki Halk Koruma Birlikleri (YPG), ABD müttefiki Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) bir parçası ve Haşdi Şabi'nin bir parçası olarak YBS, yasal bir Irak gücü. Hatta PKK, bu arkadaşları aracılığıyla ABD ile mesaj alışverişi bile yapabilmiştir." Türkiye, kendi güvenliğini sağlamak için, Şii katiller sürüsü Haşdi Şabi'nin bir parçası olarak, Sünni Müslüman sivilleri intikam amacıyla öldüren Yezidi terör örgütü Lalish Tugayı'na ve PKK destekli bir Yezidi terör örgütü olan Sincar Direniş Birimleri (YBS)'ne de hesap soracak konumdadır. (Yazarımız, çevirmenimiz Mustafa Tamer'e bu ilk yazısı ile hoş geldin diyor, Sonsuz Ark'a katkıları için teşekkür ediyoruz.)
Seçkin Deniz, 01.07.2021, Sonsuz Ark

The Budding Kurdish-Iranian Alliance in Northern Iraq

"Türk müdahalesini caydırmak amacıyla PKK (Kürdistan İşçi Partisi), Sincar ve çevresinde İran tarafından yönetilen milislerle ortaklık kurmuştu. Bu, ülkenin IŞİD-DAEŞ sonrası geleceğini daha da karmaşık hale getiren stratejik bir uyumdu."

Ağustos 2014'te, DAEŞ grubu (IŞİD), kuzey Irak'ta Sincar'a (Şingal olarak da biliniyor) saldırdı, Birleşmiş Milletler'in daha sonra Yezidi azınlığa karşı soykırım olarak sınıflandıracağı şeyleri yaptı. Yezidi erkekler ve yaşlı kadınlar katledildi, cesetleri toplu mezarlara atıldı. Kadınlar ve çocuklar köleleştirildi. Yüzbinlercesi evlerini terk etti.


Kürt birlikleri Irak'ın Sincar kentini kurtardıktan ve IŞİD'i püskürttükten sonra, bir Kürt savaşçı, tahrip edilmiş bir IŞİD tankınının üzerinde dengede durmaya çalışarak zaferi kutluyor / Sebastian Backhaus / NurPhoto / Getty Images aracılığıyla NurPhoto

Khal Ali bir asker değildi, ancak dünyanın bu bölgesindeki her evde bir silah var ve ailesini, topraklarını ve insanlarını savunmak için bu silahlardan birini eline aldı. Kırk yerel Yezidi erkek ona katıldı. Ali, IŞİD'in Arapçasını kullanarak, “İsmimiz yoktu ama DAEŞ ile savaştık” dedi.

Ali, yedi yıl sonra, fakirleşmiş anavatanının bölgesel güç merkezlerini, farkında olmadan girdiği bir çatışmaya çekeceğini çok az biliyordu.

Suriye'deki iç çatışma ve IŞİD gibi terör örgütlerinin Suriye ve Irak'ta ortaya çıkması sonucunda, dış aktörler İran ve Türkiye'nin yanı sıra Kürdistan İşçi Partisi (PKK) sınırın her iki tarafında da yer edindi. Tahran ve Ankara, etki alanlarını Orta Doğu'da genişletmek için çatışmalardan ve zayıflayan hükümetlerden yararlanıyordu.

İran, Lübnan Hizbullah'ının uzun zamandır müttefiki; Yemen'deki el-Husi isyancılarını destekliyor; Suriye rejiminin desteklenmesine yardımcı oluyor; ve Irak'ın siyasi ve güvenlik yapılarına sızıyor. Türkiye de Suriye'de, İran kaynaklı çatışmanın karşı tarafında bulunan isyancı grupları destekliyor; İran'ın Ermenistan ve Azerbaycan ile olan kuzey sınırına müdahale ediyor; PKK ile savaştıkça Kuzey Irak'taki ayak izi büyüyor.

Sincar'ın tozlu çiftliklerinde ve köylerinde İran ve Türkiye'nin çıkarları çatışıyor.

Sincar, gelişmekte olan Orta Doğu manzarasının bir mikrokozmosudur. Önemi, stratejik olarak Irak, Suriye ve Türkiye sınırlarında bir kavşakta bulunan coğrafi konumundan kaynaklanmaktadır. 

Kürdistan Demokrat Partisi'nin (KDP) Sincar şube başkanı Kadir Kacak, "Bu yol artık çok yoğun bir hale geldi" dedi.

Küçük, bağımsız bir grup olarak bir buçuk yıl savaştıktan sonra, Ali ve adamları katılmak için daha büyük bir güç aradılar ve Irak'ın Halk Seferberlik Güçlerini (PMF veya Arapça Haşdi Şabi) seçtiler. Ali, “Resmi olarak 2016 yılının başlarında Haşd'in bir parçası oldum” dedi.

Ali'nin müttefik olabileceği bir dizi güç vardı; Kürt Peşmerge, PKK, Irak ordusu. Haşdi Şabi'yi (PMF) seçti ve onlara “DAEŞ düşmanı” dedi. Ali şimdi, adını kutsal bir Yezidi tapınağından alan bir birlik olan Lalish Tugayı'na komuta ediyor.

14 Haziran 2014'te, Musul'un IŞİD'in eline geçmesinden ve Irak ordusu çökerken grubun Bağdat'a doğru ilerlemesinden birkaç gün sonra, Şii din adamı Büyük Ayetullah Ali el-Sistani, yetenekli gençleri radikal Sünni grupla savaşmaya çağıran bir bildiri yayınladı. Çağrısı, birçoğu kötü üne sahip bir grup mevcut milis grubunun faaliyet göstermesi için bir gerekçe sunmuştu. PMF 2018'de Irak silahlı kuvvetlerine dahil edilmiş olsa da, Bağdat'ın kontrolü dışında faaliyet gösteren gevşek bağlantılı bir grup milis olarak kalmaya devam ediyor. Bunların birçoğu önceden IŞİD üyesiydi ve İran'ın İslam Devrim Muhafızları (IRGC) ile onlarca yıllık bağları vardı ve kendilerini Irak'ın güç ve toplum salonlarına sokarak geniş patronaj ağları inşa ettiler.

Ali'nin Lalish Tugayı da dahil olmak üzere Haşdi Şabi'nin Yezidi birimleri, Haziran 2017'de Musul'un batısında Haşdi Şabi ile IŞİD arasındaki çatışmalardan kaçan İmteywit kabilesinin, erkekler, kadınlar ve çocuklar dahil 52 üyesinin zorla kaybedilmesi ve öldürülmesi de dahil olmak üzere IŞİD ile uyumlu olduğuna inandıkları Arap sivillere karşı intikam cinayetleri işlemekle suçlanıyorlar.

Irak'taki devlet dışı güvenlik güçlerini araştırdığı Süleymaniye'deki Bölgesel ve Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü'nün (IRIS) program direktörü Zmkan Ali Saleem'e göre, Sincar'daki Haşdi Şabi ağının belirli bir amacı var.

İran'ın Suriye ve Lübnan'la olan kara bağlantısı, Haşdi Şabi'nin desteğiyle Irak üzerinden Diyala'dan Anbar'a kadar uzanıyor. Sincar'dan geçen ikinci bir rota, örneğin ABD'nin Ramadi'nin kuzeybatısındaki büyük Ain al-Asad hava üssünde konuşlu kuvvetlerini arttırması ve güney rotasını kaybetmesi durumunda Plan B'dir.

İran bu yolları ve köprüleri yerel grupları bir araya getirerek ve insanları kendi tarafına çekerek inşa ediyor. İranlılar “çok stratejik. Ne yaptıklarını biliyorlar” dedi Saleem.

Washington, İran destekli bu milis gruplarını “Irak'taki ABD personeline yönelik birincil tehdit” olarak görüyor. Nisan ayında yayınlanan Yıllık Tehdit Değerlendirmesinde, Ulusal İstihbarat Direktörlüğü Ofisi, Irak'ın, vekil güçler kullanarak gelecek yıl nüfuzunu genişletmek isteyen İran'ın ana odak alanı olacağını öngörmüştü.

ABD, Haşdi Şabi'yi bir tehdit olarak görebilir, ancak Sincar'daki insanlar için bu yapı güvenlik anlamına geliyor.

PKK bağlantılı bir sivil otorite olan Sincar Demokratik Özerk Konseyi'nin eş başkanı Qassim Khalaf, şunları söyledi: “Haşdi Şabi Sincar için savaştı ve Sincar'ı özgürleştirdiler. PKK, Sincar için savaştı, Sincar'ı özgürleştirdiler. Bu insanlar cemaatten çıktılar, bizim cemaatimizdenler, bu yüzden yasal olarak buradalar ve insanlar onlara güveniyor” 

Haşdi Şabi'nin Ali'nin Lalish Tugayı gibi yerel grupları bünyesine katması gibi, PKK da varlığını pekiştirmek için yerel halkı seçti. Ve ikisi birlikte çalışıyorlar. PKK destekli bir Yezidi gücü olan Sincar Direniş Birimleri (YBS), 2015'ten beri Haşdi Şabi'den finansman ve eğitim alıyor. İdeolojik olarak PKK'ya bağlı olan ve Haşdi Şabi tarafından finanse edilen Saleem, "Bu bir melez vekil" dedi.

PKK ve Devrim Muhafızları'nın (IRGC) uzun ve pragmatik bir geçmişleri var. 1993'te örgüte katılan ve yirmi yıl boyunca grup için savaşan eski bir gerilla, “PKK'nın 1982'den beri İran'la ilişkileri var” dedi.

PKK'nın ilk günlerinden itibaren kurucu Abdullah Öcalan, Devrim Muhafızları da dahil olmak üzere İran ile ilişkiler kurmaya çalıştı. İran istihbaratı, Kürt isyancıların Kuzey Irak'taki Kandil Dağları'nda şu anda PKK'nın karargahının bulunduğu kamp alanlarını bulmasına yardımcı oldu. Sınır boyunca, Devrim Muhafızları karakolları ve PKK kampları birbirini görüyordu ama ikisi de birbirine göz yummuştu. 1999'da Öcalan'ın yakalanması üzerine binlerce PKK'lı Türkiye'deki mevzilerinden çekildi ve en az 5.000 gerilla İran üzerinden geçerek Kandil'e ulaştı.

Eski üye, “PKK saflarındayken benim ve başkalarının Devrim Muhafızları ile savaşması yasaktı” dedi. İran'a yaptığı birkaç geziden birinde, Devrim Muhafızları güçleri tarafından gözaltına alındı. İranlılar ona endişelenmemesini, onu gerillalar arasında İranlılarla iyi ilişkileriyle tanınan PKK'nın kurucusu ve üst düzey lideri Cemil Bayık'a geri vereceklerini söylediler.

Tahran ve Ankara, zaman zaman, ortak sınırları boyunca ve PKK da dahil olmak üzere Kuzey Irak'ta Kürt isyancılara (PKK) karşı savaşmak için askeri işbirliği yapma niyetlerini beyan eden açıklamalar yapıyorlar, ancak geçmişleri göz önüne alındığında, eski gerilla, 300 kilometre (180 mil) batıda Sincar'da PKK ve İran Devrim Muhafızları'nın (IRGC) birlikte çalışmasına hiç şaşırmıyor.

Haşdi Şabi ile çalışmak, PKK'nın etki alanını genişletme, hem Irak'ta hem de kuzeydoğu Suriye'de dağların ötesinde ve kentsel topluluklar içinde destek üsleri elde etme emellerini ilerletmesine yardımcı oluyor. PKK, dağlardaki sığınaklarında, Türkiye'nin giderek daha da gelişen insansız hava araçları nedeniyle hayatta kalma mücadelesi veriyor. Ancak ideolojik olarak hizalanmış güçler meşruiyet kazanıyor: Suriye'deki Halk Koruma Birlikleri (YPG), ABD müttefiki Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) bir parçası ve Haşdi Şabi'nin bir parçası olarak YBS, yasal bir Irak gücü. Hatta PKK, bu arkadaşları aracılığıyla ABD ile mesaj alışverişi bile yapabilmiştir.

Ancak PKK'nın Sincar'daki varlığı, terör örgütü olarak kabul edildiği için Türkiye'nin öfkesini çekiyor. ABD ve Avrupa Birliği de PKK'yı terör örgütü olarak görüyor. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yıllardır, PKK'nın sınıra 100 kilometreden (60 mil) daha yakın olan Sincar'da kurulmasına izin vermeyeceğini söylüyor. Ocak 2020'de YBS komutanı Zardasht Shingali bir Türk hava saldırısında öldürüldü. Geçtiğimiz Ocak ayında Erdoğan, Irak ile PKK'ya karşı ortak bir operasyona hazır olduğunu söyledi. "Bir gece ansızın oraya gelebiliriz," dedi.

İran'da olduğu gibi Türkiye'nin de Sincar'a olan ilgisi, sağladığı stratejik erişimde yatıyor.

Ankara merkezli Ortadoğu Araştırmaları Merkezi'nde (ORSAM) kadrolu olmayan araştırmacı Mehmet Alaca, Ankara'nın PKK'nın bölgeyi kontrol etmesini istemediğini çünkü Sincar'ın PKK'nın Kandil'deki karargahını Suriye'ye bağlayan “bir koridor görevi görebileceğini” söyledi. "Dahası, PKK'nın bölgedeki varlığı, Türkiye'nin Musul'daki etkisini, özellikle de tarihsel olarak Türkiye'nin hinterlandının doğal bir uzantısı olarak görülen Telafer ve Türkmen bölgelerine erişimini tehdit ediyor" dedi.

Erdoğan'ın işgal tehdidi İran'ın ayağına basmak demekti. Diplomasiye geçmeden önce Devrim Muhafızları'nda uzun bir kariyere sahip olan Tahran'ın Irak Büyükelçisi Iraj Mescidi, Türkiye'ye Sincar'dan uzak durmasını söylediğinde yangınları körüklemişti. Açıklamaları, Tahran ve Ankara arasında bir tartışmaya yol açtı ve her biri diğerinin büyükelçisini çağırdı.

14 Nisan'da Musul'un kuzeydoğusundaki Başika üssüne atılan roket sonucu bir Türk askerinin öldürülmesiyle gerilim daha da tırmandı. Saldırı, Haşdi Şabi'nin ABD çıkarlarına karşı eylemleri ile benzerlik taşıyordu.

Alaca, "sözlü eylemlerden daha somut eylemlere" yönelik bu tehdit kaymasının "yeni bir dönemin habercisi" olduğunu söyledi. "Tahran'la ilişkilerine veya Irak'la siyasi ve ekonomik bağlarına zarar verme konusundaki isteksizliği, şimdilik Türkiye'nin elini tutuyor. Ancak İran yanlısı milislerin tehditleri, Ankara'yı daha agresif bir duruş sergilemeye zorlamak için bir provokasyon olarak yorumlanabilir" dedi.

Alaca, Türkiye'nin ilk adımının Bağdat'a askeri işbirliği ve Ankara'nın yakın ilişkilere sahip olduğu KDP'ye bağımlı olma tekliflerini iletmek olacağını da sözlerine ekledi.

Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin (KBY) iktidar partisi KDP, 2017'den önce Sincar bölgesini kontrol ediyordu. KDP'nin Sincar şubesi sözcüsü Edres Zozani, "Biz, KBY ve ayrıca Bağdat aynı endişelere sahibiz ve Türkiye'nin endişelerini anlıyoruz" dedi. Haşdi Şabi ve PKK ortalığı karıştırıyor, "Bu nedenle halkımız acı çekiyor ve Türkiye'nin her an saldırmasını bekliyoruz. Nedeni mantıklı. Bizim için de mantıklı."

Sincar'a evim diyenlerin en son istedikleri şey bölgelerinin jeopolitik bir çatışmanın parçası olması. Soykırımdan sonra yaralarını sarmaya, hayatlarını ve toplumlarını yeniden inşa etmeye çalışan Yezidiler, bölgelerini ve hayatlarını oradan oraya çeken dış çekişmelerden bıktılar.

Ekim ayında federal ve bölgesel hükümetler, Sincar'ın geleceği konusunda Bağdat'ı güvenlikten sorumlu tutan, milisleri kovmayı ve yerel halktan yeni bir güç oluşturmayı kararlaştıran bir anlaşma imzaladı. Ancak PKK, PMF, Kürt Peşmerge, İran, Türkiye, “hiçbiri Yezidi çıkarlarını ön planda tutmadı." dedi Yezidi aktivist ve Yazda'nın kurucularından Murad Ismael, "Herkes kendi çıkarlarını ön planda tutuyor." 

"Herkesin anlaması gereken bir soykırım olduğu ve bir halkın acı çektiğidir. Durumu istikrara kavuşturmamız, insanları anavatanlarına geri getirmemiz, bir ekonomi yaratmamız, refah yaratmamız, koruma yaratmamız ve Ezidilerin iyileşmesi ve normal hayata dönmesi için normal bir duruma sahip olmamız gerekiyor” dedi Ismael, "Sincar'ın herhangi bir grup için askeri üs haline gelmesine ihtiyacımız yok.” 

Hannah Lynch, 24 Haziran 2021, New Lines

(Hannah Lynch, Kuzey Irak'ta yaşayan serbest çalışan bir gazetecidir.)


Mustafa Tamer, 01.07.2021, Sonsuz Ark, Çeviri, Çeviri-Analiz, Onlar Ne Diyor?

Mustafa Tamer Yayınları




Sonsuz Ark'tan

  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
  4. Sonsuz Ark Yayınlarının Kullanımına İlişkin Önemli Duyuru için lütfen tıklayınız.

 

Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı