1 Haziran 2019 Cumartesi

SA7721/TG260: Yemen’deki Savaştan Kim Kâr Ediyor?-II

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analizin bir paragrafı tam olarak şöyle başlamaktadır: "Dünyanın en zengin ülkelerinden biri olan Suudi Arabistan (ve BAE, Seçkin Deniz ekledi), ABD'den gelen destekle 2015'ten bu yana dünyanın en fakir beşinci ülkesi olan Yemen'i bombalıyor." Yazar Alex Kane 'Suudi Arabistan’a yaptıkları silah satısından milyonlarca dolar kazanan General Dynamics, Boeing ve Raytheon şirketleri için Yemen Savaşı oldukça kârlı geçtiğini' söylüyor. Yemen, Suudi Arabistan ve BAE gibi BM kayıtlarında müslüman bir ülke olarak yer alan bir ülke ve kendisine destek çıktığını söyleyen İran da müslüman ülke; hepsi birlikte hem can hem mal hem de para kaybediyorlar... Bu alçakça katliamın durdurulması için (BM ve Türkiye dahil) yapılan çağrıların işe yaramadığı, açlık, hastalık üreten savaş sefaletinin sürdüğü Yemen, tarih için açık bir kanıt olarak, savaş lordlarının salyalarıyla suladığı ve kanını emdiği bir coğrafya olarak burada, herkesin huzurunda duruyor.
Seçkin Deniz, 01.06.2019

Here’s Exactly Who’s Profiting from the War on Yemen-II

Suud- ABD arasındaki ilişkilerin temeli, Suudi Arabistan’da 1938 tarihinde petrolün keşfi ve Franklin Roosevelt’in ‘güvenlik için enerji’ anlaşmasını Suud monarşisi ile imzalamasına dayanır. Günümüzde ise ikili arasındaki ilişkiler petrolün yanı sıra İran’a karşı jeopolitik ittifak ve silah anlaşmaları ile daha da güçlenmiş durumdadır.  

Silah ihracatı Obama yönetimi döneminde hızlandı. Obama yönetimi 2016 itibarıyla Suudi Arabistan’a 115 milyar dolar değerinde silah ve savunma ekipmanı satmayı teklif ederek tarihte o zamana kadarki tüm yönetimleri geride bırakmıştı. Uluslararası Politika Merkezi Silah ve Güvenlik Projeleri direktörü William Hartung, bu silah ihracatının "sembolik olmaktan öte silah istiflemeye yönelik’’ olduğunu söylüyor.

Diğer yandan uzmanlar, Suudi’lere bu kadar çok silah satmanın Arap monarşisini bu silahları yıkıcı bir şekilde kullanmaya teşvik ettiğini ifade ediyor. 

Bir halk eğitimi ve savunma koalisyonu olan Savaşsız Kazan (Win Without War) politika direktörü Kate Kizer şöyle diyor: "Suudi Arabistan veya BAE gibi bir ülkenin eğer insan haklarına bağlılığı yoksa-bu ister sözle isterse pratikte olsun- bu ülkelerin nihayette ABD tarafından satılan silahları savaş suçları işlemek üzere yanlış bir şekilde kullanacaklarına hiç şaşırmamak gerekir. ABD hükümeti, bu savaş silahlarının şu an olmasa bile sonuçta bir çatışmada kullanılacağını değerlendirmiş olmalıdır.’’

Suudi Arabistan'ın 2015 yılında Yemen'i işgal etmesiyle ABD-Suud silah hattı ölümcül hale geldi. ABD bombalarının sivilleri öldürdüğünü bildiren raporlara rağmen Obama yönetiminin Suudi Arabistan tarafından yürütülen savaşa verdiği destek, Washington’dan sadece sessiz eleştiriler aldı. 
Yemen kökenli Amerikalı bir aktivist ve Michigan State Üniversitesi'nde profesör olan Shireen Al-Adeimi şöyle diyor: “Bu, Obama’nın savaşıydı ve Kongrede, özellikle Demokratlar arasında bu konuyla ilgili çok fazla isteksizlik vardı.”

Buna rağmen, Savaşsız Kazan (Win Without War), Sadece Dış Politika (Just Foreign Policy) ve Yemen Barış Projesi (Yemen Peace Project) gibi gruplar, savaşın korkunçluğu hakkında kamuoyunu bilinçlendirmeye çalışarak Kongre ve Beyaz Saray’a yönelik lobi faaliyetleri yürütüyor. 

Mayıs 2016'da Obama, 400 Textron misket bombasının Suudi Arabistan'a teslimatını iptal etmişti. Aralık 2016’da ise Yemen’in başkenti San’a’daki bir cenaze törenine Suudi Arabistan tarafından gerçekleştirilen hava saldırısıyla 100’den fazla insanın ölmesinden iki ay sonra, yine Obama tarafından, Raytheon firması tarafından gerçekleştirilen 350 milyon dolarlık bir anlaşma gereğince gerçekleşecek 16.000 hassas güdümlü bombanın satışı durduruldu. Bu iki karar, Suudilere verilen toplam silah satışının yalnızca bir kısmını oluşturuyordu ve çoğu silahın akışı ise kontrol edilmeden gerçekleşmeye devam etti.

Trump Ocak 2017'de göreve başladığında, Obama’nın İran’la yaptığı nükleer anlaşmanın ardından darbe alan ABD-Suud ilişkisini güçlendirmeye öncelik verdi. Bu amaca binaen Obama tarafından iptal edilen 350 milyon değerindeki Raytheon anlaşmasını yeniden geçerli kıldı. 

İran’a karşı ittifakı güçlendirmek ve Suudi Arabistan’ın İsrail-Filistin barış anlaşmasını imzalamasını sağlamak için Trump’ın ilk yurtdışı ziyareti, Mayıs 2017’de, Suudi Arabistan’a gerçekleşti. Bu ziyaret sırasında ABD, Suudi Arabistan'a tamamı on yıl içinde gerçekleşecek 350 milyar dolarlık silah satışının 110 milyar dolarlık kısmının satışına onay verdi. 

Trump, yapılan anlaşmaların Amerika Birleşik Devletleri'nde 500.000 kişiye iş sağlayacağını gururla söylerken, kendi Dışişleri Bakanlığı bu rakamı on binler olarak ifade ediyordu.

20 Mayıs 2017'de, Trump ve Kral Salman bin Abdülaziz El Suud, Boeing ve Raytheon’un Suudi Arabistan ile gelecekteki işler için imzaladıkları Mutabakat Zaptı’na başkanlık ettiler. Raytheon, yeni bir şube açma fırsatını kaçırmayarak Raytheon Suudi Arabistan’ı açtı. Raytheon CEO’su Thomas A. Kennedy hissedarlara hitaben şöyle diyordu: “Birlikte, birinci sınıf savunmanın ve siber yeteneklerin geliştirilmesine yardımcı olabiliriz.”

20 Mayıs 2017 de, Senatör Raund Paul tarafından Suudi Arabistan’a silah satışını bloke etmeye yönelik tasarı sunulduğunda, 500 milyon dolarlık anlaşmaya atılan imzanın mürekkebi henüz kurumamıştı. Boeing ve Raytheon buna karşılık lobi firmalarını devreye soktu.

Sonunda, beş Demokrat; Joe Donnelly, Claire McCaskill, Joe Manchin, Bill Nelson ve Mark Warner, 53’e 47 oyla, silah satışlarının devamını sağlayabilmek için partilerinden ayrılacaktı. Bu beş Senatör silah endüstrisi tarafından sağlanan on binlerce dolarlık bağış almıştı ve bir sonraki seçim döneminde Siyasal Eylem Komitelerinden (PAC [Political Action Committee] ) ve Boeing ve Raytheon çalışanlarından 148.032 dolar daha alacaklardı. Nelson ve McCaskill sırasıyla 44,308 dolar ve 57,230 dolar aldı.

Ardından Savunma Bakanı, eski General Dynamics yönetim kurulu üyesi Jim Mattis, Senatör Lindsey Graham'ı silahlara yönelik Rand Paul tarafından sunulan tasarının İran için bir lütuf olacağı konusunda uyardı. Savunma Bakan Vekili Patrick Shanahan, Savunma Bakanlığı'na gelmeden önce Boeing'in kıdemli başkan yardımcılığını yapmıştı, ancak ABD-Suud silah anlaşmalarını savunup savunmadığı belirsizliğini koruyor. 

The Wall Street Journal raporuna göre; 2018’de Yemen’deki savaşla ilgili endişelerini dile getiren Dışişleri Bakanlığı personeli, Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’dan sivil ölümlerinin az gösterilmesini onaylamamasını istedi. Personelin endişeleri, böyle bir hareketin gelecekteki milyarlarca dolar değerindeki silah satışını riske sokacağını düşünen bakanlığın Yasama İşleri Bürosu tarafından görmezden gelindi. Büro, eskiden Raytheon için lobi faaliyetleri yürütmekte olan Charles Faulkner tarafından yönetiliyor.

KONGRE UYANIYOR

Ekim 2018'de, Suudi ajanların ülkelerinin İstanbul'daki konsolosluğunda gazeteci Cemal Kaşıkçı’yı öldürmesi ve parçalara ayırması, Suudi Arabistan- ABD ilişkilerini Washington gündeminin merkezine yerleştirdi. Suud kökenli bir Washington Post yazarı olan Kaşıkçı, Suudi Arabistan veliaht prensi Muhammed bin Selman’a yönelttiği eleştirilerle tanınıyordu.

Cinayet, Kongre’yi, savunma bakanı olarak Suudi savaşını Yemen’de başlatan ve insan hakları savunucularına yönelik sert bir baskı uygulayan Selman’la hesaplaşmaya zorladı. Aniden, Graham ve ABD-Suud ilişkisinin diğer savunucuları da dâhil olmak üzere Kongre'nin önde gelen üyeleri, Selman'a daha fazla silah satma ihtimaline karşı endişe duymaya başlamıştı.

Bernie Sanders ve Ro Khanna savunuculuğunda bu bahar Senato ve Temsilciler Meclisinden geçen bir kanun tasarısı, ABD tarafından Suudi Arabistan koalisyonuna istihbarat verilmesini ve Suudi savaş uçaklarına havada yakıt ikmalini yasaklıyordu. Başkan’ın savaş güçlerini kontrol altına alan ve denizaşırı ülkelere birlik gönderilmesi için Kongre yetkilendirmesini gerektiren Savaş Güçler Kanunu, böylece ABD tarihinde ilk kez Kongre’nin her iki birimi tarafından gündeme getiriliyordu. Ancak tasarı 16 Nisan’da Trump tarafından veto edildi.

Silah uzmanı William Hartung şu anki siyasi iklimin yeni silah anlaşmalarını olasılık dışına ittiğini söylüyor: “Şu anda büyük miktarlarda, bomba gibi, saldırı silahlarının satışı oldukça zor. Savaşta kullanılabilecek herhangi bir şeyi satmak muhtemelen mümkün olmayacaktır.”

Şu anda satışı onaylanmış milyarlarca dolarlık silah sırada bekliyor. Eğer Kongre’nin Suudi Arabistan’a yönelik kızgınlığı azalırsa silah akışı yeniden başlayabilir.

Şubat ayında içlerinde Graham ve Chris Murphy’nin de bulunduğu bir grup senatör Suudi Arabistan İzlenebilirliği ve Yemen Eylem Planı 2019 tasarısını sundu. Buna göre cephane, tank, savaş uçağı ve bombaların geleceğe yönelik satışı durdurulacak ve daha önce yeşil ışık yakılmış bomba ihracatları askıya alınacaktı. 

Temsilciler Meclisinden Jim McGovern bundan daha fazlasını istiyordu. Ocak ayında, Suudi Arabistan’a gerçekleşecek tüm silah ihracatının yanı sıra bakım onarım ve lojistik desteğin yasaklanmasını öneren bir tasarı sundu. Tasarı çoğu Demokrat 29 kişi tarafından destekleniyor.
McGovern, In Theese Times ile yapmış olduğu görüşmede şöyle diyor: 

“Sonuçta şu gerçeği hepimiz biliyoruz ki; okul servislerini bombalıyorlar, düğün törenlerini bombalıyorlar, cenaze törenlerini bombalıyorlar ve masum insanlar katlediliyor. Şimdi mesele şu; bir basın toplantısı düzenleyerek “ dehşete düştük” mü diyeceğiz, ya da bunların bir bedeli olacak mı?”

McGovern eğer bunları engellemek için kendisinkine benzer bir tasarı geçmezse, dünyadaki diğer otoriter rejimlerin “Ne halt olursa olsun yapabiliriz” diye düşüneceğini söylüyor.

Bu tür yasaları geçirebilmek için Kongre üyelerinin silah endüstrisini karşılarına alması gerekiyor. Lockheed Martin’in 2018 tarihli yıllık raporunda şirket “Kongredeki tartışmaların, Suudi Arabistan’a yönelik yaptırımlarla sonuçlanabileceği” uyarısında bulunuyor.

Yemen İttifak Komitesi’nden Jehan Hakim ise devam etmekte olan savaşın, paranın Washington’daki nüfuzuna dayandığını düşünüyor. Hakim şöyle diyor: “Yemen’deki aile ile konuştuk sordukları soru şuydu; ‘Neden? ABD neden Suudi Arabistan’a yardım ediyor?’ Menfaat, insan hayatından önce geliyor.”





Alex Kane, 20 Mayıs 2019, İn These Times Haziran Sayısı



Tamer Güner, 01.06.2019, Sonsuz Ark, Stratejik Araştırma, Çeviri



Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.

Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı