25 Mayıs 2019 Cumartesi

SA7702/TG259: Yemen’deki Savaştan Kim Kâr Ediyor?-I

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analizin bir paragrafı tam olarak şöyle başlamaktadır: "Dünyanın en zengin ülkelerinden biri olan Suudi Arabistan (ve BAE, Seçkin Deniz ekledi), ABD'den gelen destekle 2015'ten bu yana dünyanın en fakir beşinci ülkesi olan Yemen'i bombalıyor." Yazar Alex Kane 'Suudi Arabistan’a yaptıkları silah satısından milyonlarca dolar kazanan General Dynamics, Boeing ve Raytheon şirketleri için Yemen Savaşı oldukça kârlı geçtiğini' söylüyor. Yemen, Suudi Arabistan ve BAE gibi BM kayıtlarında müslüman bir ülke olarak yer alan bir ülke ve kendisine destek çıktığını söyleyen İran da müslüman ülke; hepsi birlikte hem can hem mal hem de para kaybediyorlar... Bu alçakça katliamın durdurulması için (BM ve Türkiye dahil) yapılan çağrıların işe yaramadığı, açlık, hastalık üreten savaş sefaletinin sürdüğü Yemen, tarih için açık bir kanıt olarak, savaş lordlarının salyalarıyla suladığı ve kanını emdiği bir coğrafya olarak burada, herkesin huzurunda duruyor.
Seçkin Deniz, 25.05.2019


Here’s Exactly Who’s Profiting from the War on Yemen-I

Bir insan hakları gözlem araştırmacısı olan Priyanka Motaparthy, Yemen’in Mastaba kasabasına 28 Mart 2016 tarihinde ulaştığında; büyük kraterler, tahrip olmuş binalar, enkazlar, parçalanmış kıyafetler ve insanlardan kopmuş parçalarla karşılaştı. İki hafta önce, bir savaş uçağı iki güdümlü füze ile pazarı bombalamıştı. İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) raporunda, füzelerin 15 Mart'ta takriben öğlen saatlerinde atıldığı ve 25 çocuk da dâhil olmak üzere 97 sivilin öldürüldüğü bildirilmişti. 


Pazarda temizlik görevlisi olarak çalışan  Mohammed Yehia Muzayid, HRW’a olanları şu şekilde anlatmıştı: “İlk bomba düştüğünde her taraf kanla dolmuştu. İnsanların hepsi paramparça; uzuvları her yerdeydi. İnsan parçaları havada uçuşuyordu.” 

İkinci füzenin düştüğü sırada Pazar yerine giren ve yüzüne şarapnel parçası isabet eden Muzayid sözlerine şöyle devam ediyor: “İkinci bomba ile ilki arasında beş dakikadan fazla yoktu. Yaralıları dışarı çıkarmaya çalışan insanlar da bu ikinci bombayla öldü. Başımızın üzerinde bir uçak dönüp duruyordu.”


Dünyanın en zengin ülkelerinden biri olan Suudi Arabistan (ve BAE, Seçkin Deniz ekledi), ABD'den gelen destekle 2015'ten bu yana dünyanın en fakir beşinci ülkesi olan Yemen'i bombalıyor. Görevleri, Suudi Arabistan yanlısı Yemen cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur el-Hadi’yi Şubat 2015’te deviren silahlı bir siyasi hareket olan Husileri devirmek. 


(Bastırılmış Şii azınlığa sahip Sünni bir monarşi olan) Suudi Arabistan, Yemen’deki (Bir Şii mezhebi olan Zeydilik’e mensup) Husi hareketinin, bölgesel düşmanı İran’ın bir kolu olarak hemen güney sınırında gücü eline geçirmesinden çekinmekteydi. Husiler tam anlamıyla hiçbir zaman İran tarafından kontrol edilmiş olmasa da kendilerine İran tarafından silah sağlanıyor. 


ABD, Başkan Barack Obama’nın yönetiminde ve şimdi de Başkan Donald Trump’ın yönetimi altında, Suudi liderliğindeki koalisyona geriden askeri destek sağlayarak, kongrenin izni olmaksızın Yemen’de bir savaş yürütmektedir. 


Bu savaş, Yemen'in altyapısını harap etti; sağlık tesislerinin yarısından fazlasını tahrip etti; 8.350'den fazla sivilin ölümüne, 9.500 sivilin de yaralanmasına sebep oldu; 3.3 milyon kişiyi yerinden etti ve kolera ve kıtlık nedeniyle milyonlarca insanın yaşamını tehdit eden bir insani felaket yarattı.


ABD silah tüccarları bu savaş sayesinde zenginleşti. Atılan bombaların parçaları, Mastaba köylülerinin yardımı ile gazeteciler ve HRW tarafından belgelendi. Bir HRW mühimmat uzmanı, bombaların General Dynamics tarafından üretilen 2000 poundluk MK-84 olduğunu belirledi. 


Falls Church, Va. merkezli General Dynamics, dünyanın en yüksek kâra sahip altıncı silah üreticisidir. Bombalardan bir diğeri ise, dünyanın en kârlı ikinci silah şirketi olan Chicago merkezli Boeing'in uydu güdüm kitini kullanmaktaydı. Diğer bombada yer alan Paveway güdüm sistemi ise, dünyanın en büyük üçüncü silah şirketi olan Waltham, Massachusett’teki Raytheon Şirketi ya da dünyanın en büyük silah yüklenicisi olan ve Bethesda, Maryland’de bulunan Lockheed Martin tarafından üretilmişti.


In These Times tarafından yapılan araştırmada, son on yılda ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından, bu dört şirket için en az 30,1 milyar dolar değerindeki Suudi askeri sözleşmesine onay verildiği tespit edildi. 


Suudi Arabistan’a yaptıkları silah satısından milyonlarca dolar kazanan General Dynamics, Boeing ve Raytheon şirketleri için Yemen Savaşı oldukça kârlı geçiyor. Bu üç şirket de hissedarlarına yönelik hazırladıkları raporlarda Suudi Arabistan ile yaptıkları işin önemini vurguluyorlardı. Savaş’ın başladığı Mart 2015 tarihinden itibaren, General Dynamics’in hisse senetleri 135 $’dan 169 dolara, Raytheon’un hisse senetleri 108 $’dan 180 doların üzerine ve Boeing hisseleri ise 150 $’dan 360 dolara yükseldi. 


Lockheed Martin konu hakkında yorum yapmaktan kaçınırken, Boeing şirket sözcüsü şirket olarak "ABD hükümetinin yönlendirmesine göre hareket ettiklerini’’, Raytheon şirketi ise "Amerikan hükümeti ile temasa geçmemiz gerektiğini’’ ifade etti. General Dynamics sorulara cevap vermezken Dışişleri bakanlığı yorum yapmayı reddetti. 


Silah yüklenicileri bir noktada haklı: Dışişleri ile işbirliği içindeler. Kanuna göre Bakanlığa bağlı Politik-Askeri İlişkiler Bürosu’nun Amerikan şirketleri tarafından yabancı ülkelere yapılan her türlü satış anlaşmasını onaylaması gerekiyor. Amerikan yasaları ayrıca Suud önderliğindeki askeri koalisyonun Yemen Mastaba’da ve belgelenmiş birçok olayda yaptığı gibi bombardımanlarda ayrım gözetmeksizin sivillerin ölümüne yol açan ülkelere silah satışını yasaklıyor. 


Ancak Suudi Arabistan’a silah satışının sonlandırılması, Amerikan silah endüstrisinin en büyük küresel müşterisini kaybetmesi ve bu da her iki partiden kanun koyucuların kampanyalarına milyonlarca dolar akıtan bir endüstriden Kongrenin vazgeçmesi anlamına gelecek. 


SİVİL ÖLÜMLERİ


Suudi koalisyon Sözcü’sü General Ahmed el-Assiri basına verdiği mülakatta Mastaba’daki pazar yeri bombalamasının bir grup Husi savaşçısına karşı gerçekleştirildiğini söyledi. Ancak saldırı, ayrım gözetmeksizin yapılarak hem sivilleri hem de askeri hedefleri vurduğu ve orantısız bir şekilde gerçekleşen saldırı sonucunda ölen 97 sivilin, elde edilecek muhtemel askeri avantajdan daha önemli olması nedeniyle HRW, füze saldırılarının uluslararası hukuka aykırı olduğuna hükmetti. 


On These Times tarafından HRW ve Yemenli Mwatana İnsan Hakları grubunun raporları üzerinde yapılan analize göre; Suud öncülüğündeki koalisyon (Yemeni bombalayan Suud müttefiki BAE de içinde olmak üzere) tarafından ABD silahları kullanılarak ağırlıklı olarak sivillere ve sivil hedeflere yönelik gerçekleştirilen saldırılarda en az 434 sivil ölürken 1004 sivil ise yaralanmıştır. 


Motaparthy konu hakkında şöyle diyor: "Saldırılarda kullanılan ve bularak tespit edebildiğimiz kanunsuz silahların büyük bölümü Amerikan silahlarıydı. Fabrikalar vuruldu. Çiftlikler parça tesirli bombalarla hedef alındı. Bunun sonucunda sadece siviller ölmedi, geçim imkânları da tahrip oldu ve korkunç bir insani durum ortaya çıktı. Birleşik Devletler Hükümeti şu anda bu silahların savaş yasalarını ihlal eden saldırılarda kullanılma ihtimalinin yüksek olduğunun farkında. Artık Suudilerin doğru hedef belirlediklerini, sivil kayıplarını önlemek için ellerinden geleni yaptıklarını söyleyemezler.”


1961 Dış Yardım Yasası'na göre, Birleşik Devletler “uluslararası kabul görmüş insan haklarının ağır bir şekilde ihlaline” sürekli olarak dâhil olan hükümetlere silah ihracatına izin veremez. 1976 tarihli Silah İhracatı Kontrol Kanunu, ihraç edilecek silahların sadece bir ülkenin savunması için kullanılmasını şart koşmaktadır.


Eski Senatör Russ Feingold’un savunma danışmanı olan Brittany Benowitz şöyle diyor: “Bir ülke, ABD menşeli silahları meşru savunma amaçları dışında kullandığında, Kongreye çok büyük bir ulusal güvenlik ihtiyacı olduğuna dair bir sertifika vermediği sürece, yönetim (bu ülkeye) daha fazla satışı askıya almalıdır. Trump yönetimi ise bunu yapmamıştır.”


YÜZ MİLYAR DOLARLIK MÜŞTERİ


In These Times tarafından, Pentagon duyuruları, savunma sanayii web sitelerinde yer alan sözleşmeler ve Stockholm Uluslararası Barış Araştırma Enstitüsü tarafından belgelenen silah transferleri üzerinde yapılan bir araştırmaya göre; geçtiğimiz on yıl boyunca, Suudi Arabistan, ABD yapımı saldırı silahları, gözetleme teçhizatı, nakliye, parça ve eğitim için 109.3 milyar dolar değerinde sipariş vermiştir. Bu cephane şimdi Yemen'e karşı konuşlandırılmaktadır.


Suudi Arabistan’ın hassas güdümlü cephaneleri, insan hakları grupları tarafından belgelenen ölümlerin büyük çoğunluğundan sorumludur. Yine In These Times tarafından yapılan bir çalışmaya göre; Suudi Arabistan 2009'dan bu yana, yalnızca Raytheon'dan en az 1.8 milyar dolar değerinde 27.000'den fazla füze, ayrıca Boeing'den (yaklaşık 332 milyon dolar değerinde) 6.000 güdümlü bomba ve Rhode Island merkezli Textron şirketinden de (yaklaşık 641 milyon dolar değerinde) 1300 parça tesirli mühimmat sipariş etmiştir.


Raytheon’a verilen yaklaşık 650 milyon dolarlık ve Boeing’e verilen tahminen 103 milyon dolar değerindeki siparişler, Suudi Arabistan’ın Yemen’e saldırmasından sonra gerçekleşmiştir. Amerikan menşeli bu silah transferlerinin gerçekleşmemesi durumunda, Suudi koalisyonunun savaşı sürdürme kabiliyeti ortadan kalkmış olacaktı. 


ABD Deniz Harp Okulu’nda doçent ve M.I.T.’de araştırmacı olan Jonathan Caverley şöyle diyor: “Silah vermeyi durdurabilirdik bu durumda onların da cephanesi bitmiş olur ve savaşı sürdürmeleri imkansız hale gelirdi.”  


ABD tarafından verilen uçakların sürekli bakımı gerekiyor. Savaş başladığından beri, Suudiler savaş yüklenicileri ile silah bakımı, destek ve eğitim için 5.5 milyar dolar değerinde anlaşma yaptılar. 


Caverley şöyle diyor: “Suudi ordusu, neredeyse sürekli müşteri hizmeti gerektiren çok sofistike, yüksek teknoloji ürünü, yoğun sermayeye ihtiyaç duyan bir niteliğe sahip. Dolayısıyla Lockheed Martin veya Boeing yardım hattının kesilmesi durumunda, uçakların büyük bölümü işe yaramaz duruma gelecekti.” 






Alex Kane, 20 Mayıs 2019, İn These Times Haziran Sayısı



Tamer Güner, 25.05.2019, Sonsuz Ark, Stratejik Araştırma, Çeviri



Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.

Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı