25 Temmuz 2018 Çarşamba

SA6547/KY71-ATANTİK27: Varlık Akıllı…

"İnsanı daha doğru anlamak için düşünülen her düşünceyi insanın bir boyutunu izah edeceğini dikkate alarak müktesebata bakarsak bir zemin kazanabiliriz... "


Varlığın somut bir düzlemi işaret ettiğini düşündük hep bugüne kadar…  İnsanın duyumları üzerinden algıladığımız varlık somut bir düzeyi belirtiyor. Ancak varlığın birçok farklı katmanı olduğu için zaten somutlaşmayan bir boyutu olduğunu da söylemek mümkün. Asıl itibarı ile varlığın sahibi olan Allah, varlığı yaratıp varlık sahasına çıkardığında zaten ilahi bir tecelli olarak diri olmakla yükümlüdürler. İnsan idrakinin dışında varlık canlıdır. Son zamanlarda yapılan fizik çalışmaları da varlığın canlı olduğunu bize göstermiştir.

Kuantum fiziği bize varlığın yeni konumunu bugüne kadar algılanan düzeyin dışında olduğunu gösteriyor… Varlığın canlı ve akıllı olduğunu, her varlığın kendisine göre bir canlılığı ile kendisine göre bir aklı olduğunu da biliyoruz artık... Kuantum üzerinden yapılan son deneyler bize varlığın en küçük parçasının dahi bir akla istinaden hareket ettiğini gösteriyor. Zaten varlık bu çerçeve içinde gözlemlendiğinde gözleme uygun ve uyumlu davrandığını da bu deneylerden öğreniyoruz. Varlık öyle bir donanıma uygun yaratılmıştır ki irade ile karşılaşınca boyun eğmeyi bir sorumluluk olarak betimliyor. Bu da insanın varlık karşısında nasıl bir sorumluluk ve kendisine yüklenen sorumluluğun nerelere uzandığını da göstermiş oluyor…

Kuran, varlığın emre istinaden hareket ettiğini ve boyun eğdiğini bize bildiriyor. Varlığa seslenildiğinde ve bana yönelin dendiğinde varlığın bir tek cevabı vardır: ben teslim olanlardanım ve emre boyun eğerim, gönüllülük esasına dayalı olarak… Varlığın kendi hiyerarşik yapısı arasında anlamlı ve farklı bir varlık olan insan ise varlık denizinin kendisinin hayatını kolaylaştıran bir özellik taşıdığını da tecrübe ederek tepkisini değerlendirmelidir. Varlık, insanın hayatını kolaylaştıran ve insanın iradesinin gereğini yerine getirecek bir pozisyonu insana kazandıran bir istidada sahip olarak yaratılmıştır. Bu durum ise insana fazladan bir sorumluluk da yüklemektedir. Bu varlığın insana yüklediği sorumluluktur. Her varlık, canlı ve akıllı olduğu için tepkisel tavırlar sergileyebiliyor. O yüzden her olgu ve durum varlık üzerinden değerlendirildiğinde nötr bir tavrı içselleştirdiğini söylemek mümkün… Böylece insan, karşı karşıya kaldığı bir durum ve olgu ile verdiği tepki üzerinden bir karşılık bulacaktır. Bu da insanın sorumluluğunun kendi tepkisiyle ilişkili olduğunu bize gösteriyor.

 İşte insanı bu varlık katmanının bir elemanı kılan şey ile onu ayrı kılan şey arasındaki farkı doğru anlamak zorundayız... Varlığın sahip olduğu canlılık ile aklilik verili olandır. Bu verililik, onu iradi tavır alıştan koruyor. Yani varlık, iradi bir tepki vermiyor, kendisine yüklenilen verili bilgi ile hareket etmektedir ve sorumluluğunu da bu verili bilgiye yüklemektedir. Bu verili bilgi hem fıtratında mündemiç hem de insan ile ilişkiyi girdiğinde insanın iradi tepkilerinin sağladığı verili bilgilerdir. Dolayısıyla varlığın sorumluluğu da bir boyutu ile insana da geçmektedir.

Varlığı cansız ve ne yapılırsa sorun oluşturmayacak bir bakış üzerinden okumak varlığa ve dolayısıyla Yaratıcısına bir haksızlık olacaktır. Japon bilim adamlarının yaptığı ve medyada kolaylıkla bulacağımız bir deney; iki bardak suyu ayrı yere koyuyor. Sonra her sabah ve akşam eve girerken ve çıkarken, o su bardaklarının birine kötü bir söz, diğerine ise güzel bir söz söylenmektedir. Belirli bir süre geçtikten sonra iki bardağa bakıldığında kötü söze muhatap olan su bardağının içindeki su kirli, kararmış bir şekil aldığı gözleniyor, iyi söze muhatap olan su bardağındaki su ise berrak bir şekilde varlığını sürdürmektedir. Yani varlığa kötü bir söz ve eylemde bulunulduğunda tepkisini de ona göre vermektedir. Bu yüzden varlığa hep güzel bir söz söylenmelidir ki, varlığın tepkisi de olumlu olsun ve insanın dünyadaki serüveni de iyi geçsin…

Varlık bu özelliği ile insana emanet edilmiştir. Ve insan varlıkla kurduğu ilişki üzerinden de hesaba çekilecektir. Bu yüzden suyu bol gördüğünde onu israf ederek bolca tüketmeyin emri nebisini daha doğru anlama zemini oluşuyor. Sahip olduğumuz eşya ile kendi çocuğumuz gibi davranmak hayatı kolaylaştıracaktır. Ona hakaret etmek, onu hor kullanmak ve ona gereksiz bir şekilde şiddet uygulamak insana tepkisi geri döndüğünde olumsuzluk kazandırır… Bu olumsuzluk, insanı mutsuz kılar ve sürekli kaygılı biri kılarak onu ruhsal hastalıklara duçar kılabilir. Evcil hayvanlar içinde bu geçerli, kedi, köpek, binek hayvanları, insanların etinden ve sütünden istifade ettiği hayvanlara dahi sert ve şiddet uygulanmamalıdır. Bir hayvanı kurban ederken ona müşfik davranmamız emredilmiş ve onun gözlerini kapatarak acı çekmesine zemin hazırlamamak gibi bir sorumluluk yüklenmiştir. Bu temel gerçeği dikkate alarak davranan insan sayısı ne kadar sorusu durumu ortaya koymak konusunda etken olur…

İnsan, üzerinde tarih boyunca düşünülen ve bugünde bu düşüncenin sürdüğü en önemli varlıktır. İnsan, varlıktan düşünsel boyutu ile farklılaşıyor ve sorumluluğunun kaynağını da buradan almaktadır. İradi bir varlıktır, sorumluluk ona özgürlüğü bahşederken, sorumluluğunu da artırmaktadır. Özgür ve irade sahibi varlık olan insan, diğer varlıklarla ilişkisini de egemenlik üzerinden kurmamalı; bilakis, varlığın varlık olma amacına uygun ve uyumlu bir şekilde yerine getirecek şartları oluşturarak barışı ikame etmelidir. Barış, insana yüklenilen temel bir amaçtır. Bu amacı yerine getirmediğinde sorumluluk insana aittir. Zaten insan, barışı ikame ettiğinden kendisiyle de barışı sağlayarak özgüven üzerinden Rabbi ile barışık yaşamayı kolaylaştıracaktır.

İnsanı daha doğru anlamak için düşünülen her düşünceyi insanın bir boyutunu izah edeceğini dikkate alarak müktesebata bakarsak bir zemin kazanabiliriz... Varlığın çok boyutlu katmanı gibi insanın da çok boyutlu bir düşünce katmanı üzerinden değerlendirmekte fayda vardır. Böylece tarihsel süreklilik içinde insana dair her bakışı doğru bir zeminde kullanarak insana dair geniş bir müktesebata sahip olabiliriz…

Ortaya atılan her bakış ve her bakışı oluşturan her bilgi kendi doğru zeminine kavuştuğunda insana daha geniş bir bakış sağlar. İşte en geniş bir bakış ile varlığa ve Allah ile ilişkiye bakıldığında insana güçlü bir yaklaşım kazandırır. İnsan, böylece doğru ve kıymetli olana yönelik ilgisini süreklileştirerek kurtuluşunun temelini atacaktır…

Allah muradını en iyi bilendir…


Abdülaziz Tantik, 25.07.2018, Sonsuz Ark, Konuk Yazar, Düşlemek


Sonsuz Ark'ın Notu: Abdülaziz Tantik  Beyefendi'ye, bütün samimiyetiyle yazdığı yazıları bizimle paylaştığı için teşekkür ederiz... Seçkin Deniz, 31.03.2018







Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı