16 Ocak 2015 Cuma

SA1096/TG86: Breaking the Silence - Sessizliği Kırmak: İsrailli Askerlerin İtirafları/ El-Halil 2001-2004/13. Bölüm

     “Bizimle gönül birliği bulunan, Batı Şeria, Gazze ve Doğu Kudüs’te Eylül 2000 tarihinden itibaren görev yapmış askerlerin itiraflarını topluyor ve yayınlıyoruz.” 
Taciz, Yağma, Aşağılama, Dayak, İşkence, Öldürme, Yaralama, Sûikastler, Özel Mülklere Verilen Zararlar…

“Bu, ayrıca var olan gerçekliği bildiği halde inkar eden inatçı çoğunluğa karşı da bir dik duruş. Bu, İsrail toplumuna ve liderlerine, çalışmalarımızın sonuçlarını değerlendirmek için acil bir çağrı.”

Askerler görev başında başlarından geçenleri anlatıyor:

Macerayı seven bir bölük komutan yardımcımız vardı, başka nasıl söylenir bilmiyorum. Şok bombaları kullanarak bir sürü garip işler yapardı. Örneğin; X noktasında nöbet tuttuğumuz her defasında garip sesler duyardık, bu durumda karşıdakini korkutmaya yönelik bir önlem olarak bir şok bombası atmamıza veya boşluğa doğru ateş etmemize izin verilirdi. Yine bir seferinde bazı sesler duyarak ürktük ve ateş açtık, sonradan bir kedinin bizim kamuflaj ağına takılmış olduğu anlaşıldı.

Bahsettiğim bölük komutan yardımcısı kendi başına aklına gelen her şeyi yapardı. Bir keresinde kontrol noktalarından birine bir tuzak kurmuştu. Bunu yaparken iki tane emniyet mandalı olmayan şok bombası kullanmıştı. Böylece oradan her kim geçerse bombaların düşerek patlamasına neden olacaktı.

Oradan bir köpek geçerek patlamaya neden olmuş ve biz de bir saldırı olduğunu zannetmiştik. Sonra patlama nedeninin o aptal tuzak olduğu ortaya çıktı. Bir diğer seferinde gece yarısında patlamalar duyduk, bize endişelenmemize gerek olmadığı, patlamaların istihbarat savaşının bir parçası olarak gerçekleştiği bildirildi.

Bu arada bahsettiğim aynı kişiyi gördüm, deli gibi koşuyordu, yanında biri var mıydı, tam bilmiyorum. Sanırım yanında işaretçisi koşuyordu. İkisi birden boşluğa ateş ederek koşuyor ve bağırıyordu. Orada daha başka neler yaptılar bilmiyorum, ortada düşman yoktu. Herhangi bir düşman rapor edilmemişti. Özel bir durum yoktu yani.

Başka bir seferinde H-1 bölgesinde izinsiz olarak bazı evleri gözlem noktası olarak kullandılar. Olan biteni daha sonradan duyduk, bahsettiğim komutan yardımcısı ile beraber olan askerler anlatmıştı. Bu kirli bir işti. Komutan yardımcısı ile birkaç asker H-1 bölgesinde bir eve girerek gözlem noktası oluşturmuşlardı.

Ne düşündüler, nereyi gözlüyorlardı bilmiyorum, sanırım istihbaratla alakalı bir şeydi. Filistinliler bunları fark edince Filistin güvenlik görevlilerine haber vermişler. Onlar da mevkidaşları olan İsrail DCO (Bölge Koordinasyon Ofisi)’sunu aramış. DCO bizi arayarak “Filistinliler bildiriyor…” onlara “meslektaş” derlerdi. “Meslektaşlar sizin H-1 bölgesinde bulunduğunuzu rapor ediyor” dediler. İşte böyle… Komik bir durum olarak değerlendirilebilir… DCO, bölük komutanımıza “Meslektaşlar sizin H-1 bölgesinde bulunduğunuzu bildiriyor” diyor. Yardımcısı da ondan “cevap vermemesini” istiyor. Komutan, “Fakat şu an hattalar ve bana soruyorlar. Siz H-1 bölgesinde misiniz, yoksa değil misiniz?” diye soruyor. Yardımcısı cevap olarak, “Neden bahsettiğinizi bilmiyorum. Pusu filan yok” diyor.

Ortada bir sürü yalan dönüyordu, DCO işin peşini bırakmıyordu çünkü meslektaşlarıyla profesyonel bir işbirliği sağlamaya çalışıyorlardı. Böylece bu aptalca konuşma sürüp gitti, DCO, “Orada mısınız değil misiniz” diye soruyor, karşıdan şöyle cevap veriliyordu: “Oradayız fakat değiliz, başlangıçta orada değildik ama şu an oradayız…”

Komutan yardımcısı konuşurken bu şekilde kendisi ile yaklaşık yarım saat çelişip durdu. Sonra oradan ayrıldılar. Daha sonra ne oldu, birileri bu işin peşini takip etti mi bilmiyorum.  

***
Sokağa çıkma yasağı olduğu zamanlarda buna uymayanlar olurdu. Genelde bu durumda, "Bana kimliğini ver, bunu bir daha yapma, evine git” derdik. Aslında evlerine dönmediklerini bilirdik. Onları bu yüzden suçlayamam.

Genellikle verilen tepki buydu: “Sokağa çıkma yasağı var evine dön”. Ama bu duruma göre değişebiliyordu. Komutan bazen çok sinirli olduğunda ya da fanatik birisi olursa veya sorumsuz birisi ise nasıl isteseniz öyle deyin. Bazen aynı şahıs tekraren yasağı deler veya sinirinize dokunan bir tiptir… Bilmiyorum. Bu ukala birisi olabilir, yüzü çirkindir ya da askerler ona “Bir ders vermek” istemiştir. Bu durumda bu kişiye şöyle derler: “Seni Sınır Devriyesine teslim edeceğim.”

Sınır devriyesinden çok korkarlardı, tabi böyle bir şey denince o kişi tüm vücudu titreyerek ağlamaya başlardı…

Bir Filistinli sokağa çıkma yasağı varken yakalanırsa ona “seni sınır devriyesine teslim edeceğim” mi denirdi?

Evet. Bir Filistinliyi sokağa çıkma yasağı varken yakalarsanız şöyle dersiniz: “Seni bir kez daha yakalarsam sınır devriyesine teslim edeceğim”. Bundan daha da kötüsü şöyle demektir: “Seni sınır devriyesine götürüyorum, onlar seninle ilgilenecekler.Senin gibi bir pislikle uğraşmaya niyetim yok.” Bu durumda, “Hayır, hayır, hayır Sınır Devriyesi olmaz!” diye yalvarırlar. Sınır Devriyesinden çok korkuyorlardı.

****
Anlatacağım olay gerçekleştiği zaman Sınır Devriyesi bizi aradı ve Ataların Mağarası adı verilen yerde bazı Yahudilerin taşkınlık yaptığını, birinin kaçmaya başladığını bildirdi ve bizim onu yakalamamızı istedi.

Birden bir adamın sınır devriyesinden birine şiddetli bir şekilde vurup ittikten sonra delirmiş gibi koştuğunu gördük. Ne olup bittiğini tam olarak anlayamıyorduk. Derken bize doğru geldi. Onu yakalamaya çalıştık ama neredeyse bizi yere yıkıyordu.

Peşinden koştuk, onu ararken bir Yahudi yerleşkesinde yakalandığı haberi geldi. Karargâhı arayarak “Polisi arayın, gelip onu Yahudi yerleşimcinin evinden alması gerekiyor” diye bildirdik. Beş dakika sonra bizi geri arayarak, ”Polis oraya girmeyecek, kendiniz girip alın” dediler. Bunun üzerine şöyle dedik: “Onu dışarı çıkarmak mı, nasıl? Döverek mi? Zorla mı? Bunu yapamayız. Böyle bir şey yapma sorumluluğumuz yok. Buraya gelin.” Karargâhtan yanıt geldi: “Tamam, polis gelmeyecek, bunun kışkırtma olarak algılanmasından, yerleşimcilerin kendilerine yumurta atmasından korkuyorlar… Polis o mahalleye giremez.” Bunun ardından komutanımız, “Tamam, yapacak bir şey yok, bırakın gitsin” dedi.

Daha sonra Sınır Devriyesi geldi, o adamın bazı askerleri darp ettiğini ve bir sürü saçma sapan daha şey söyleyerek bizi suçladı.

Bu durumda şöyle düşünüyorsunuz: "Lanet olsun burası İsrail devleti… Ama polis orada oturanlardan korktuğu için yahudi mahallesine giremiyor. Açıkçası yerleşimcilerin kendilerini dövmesinden korkuyorlar."

<<Önceki                 Sonraki>>


Tamer Güner, 16.01.2015, Sonsuz Ark, Çevirmen Yazar, Çeviri







Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı