18 Ekim 2016 Salı

SA3550/SD546: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 121 (01-05 Nisan 2013)


“Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”

  (Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz)

(01-05 Nisan 2013)  ( 692 Tweet)

5 Nisan
59.729. @ciftpelin bu arada iş yerinize bilgi kaynaklarını taşıyarak haksız bilgi ediniyorsunuz:)

5 Nisan
@akyuzfikri bence Fikri Bey seni twitter'a geri döndüren bu cümleydi:)

إسماعيل ياشا @ismail_yasa
5 Nisan
@Seckin_Deniz bu yeni yakalanmış, bunun için de isteyebilirler

SA3549/SD545: Telveler 18

"Dîl'imi dilimlesem, bir dilimini size bir dilimini kendime ayırırdım."


Onun "siz" dedikleri kimlerdi? Sızan damlalar, yürek dağının asırlık kar sularından mıydı?... 

Unutulmuş tüm hâtırâların arasında buldukları mı duygulandırmıştı onu?... Gelecekte doğacak olanlar mıydı?... Ya da siz yaşayanlar mıydınız?...

Hepsini toplayın; birinize denk düşüyordu düşleri... O sizin için kaygılanıyordu; siz, nerede ve nasılsanız; kimseniz...

SA3548/SD544: "hafıza çukurları ve kokular" /20.01.2006/ 433. patika


...kokular...
...zihnin burun deliklerini tıkayacak kadar büyük kokular...
...kötü kokular mı?...
...belki...
...güzel (iyi) kokular mı?...
...kim bilebilir?...
...aklın bilgiyle ilişkisinde düşülen her çukur farklı kokular yayar...
...eğer, hafızada depolanmış bilgi dermelerinin yahut dizinlerinin derinliklerinde çalışırsa akıl, kokuların şiddeti artar...
...ki; keşifler okyanusunda ilerleyen aklın düşeceği tüm çukurlar ise bu çukurlar asla bilinmemiş koku türlerine götürür insanı...

17 Ekim 2016 Pazartesi

SA3547/KY1-CÇ316: Kumpas/ Roman - Bölüm V-2

"Bu hekat ölümü, ölümleri kutlayan değil yaşamayı ve yaşatmayı seçenlerin hekatıdır. Bu hekat bir dirilişin sessiz çağıltısıdır."


Bölüm Beş
-2-

Cevdet tekrar Yunus’u aradı,“Abi en ufacık sezgi dedin, onun için.” dedi.

Merakla neredeyse bağırarak ,“Ne oldu?” diye yanıtladı.

“Şey.. lavabodan dönmüştüm, masamıza doğru yürürken ben far eder etmez cep telefonunu hızla ve fakat beceriksizce cebine sokmaya çalışıyordu. Belki de bana öyle gelmiştir diye düşündüm yine de kiminle görüştüğünü sordum, biraz tereddütle annem dedi. Tabi doğru olabilir zira annesi hemen her zaman nöbetçi olmadığı zamanlarda geç kaldığından arar da, bu kere biraz farklıydı, çünkü gevezeliği sevmeyen Alpaslan gevezeliğe heveslendi. Bir terslik olmalı, diye düşünüyorum!” dedi.

SA3546/KY33-YO138: Rezil Olan Hurşit Külter mi? (2)

"Bütün bunları okuduktan sonra rezil olan sadece Hurşit Külter mi?"


"FETÖ’cü ya da özel harekatçı bir hesap öldürüldüğünü yazarken, kendisi üzerinden böyle bir operasyon yaparken Hurşit Külter, neden sesini çıkarmadı, onu Kerkük’e kadar kaçıranlar neden 133 gün boyunca sessizce buna alet oldular, neyi beklediler?"

#hurşitkülternerede’ye gelmeden kaybolduğu haberinin yayılmaya başladığı 27 Mayıs 2016 sabah saatlerine kadar Hurşit Külter neredeydi ve kimdi sorusuna bir cevap bulmaya çalışalım.

Aslında o sabah saatlerine kadar Hurşit Külter diye birinin varlığından çok az kişinin haberi vardı. 2014 yılında ulusal gazetelerde çıkmış küçük haberde 2009 yılında başlamış KCK Şırnak davasından uzun tutukluluk nedeniyle tahliye edilmiş 12 isimden biri Hurşit Külter’di. Muhtemelen 5 yıl hapisten sonra…

SA3545/KY28-ATA218: ABD İmparatorluğu Düşüş Sürecinin Eşiğinde

"İthalatta ve ihracatta milli para birimlerini kullanmaya karar veren bu ülkelerin başlattıkları uygulamanın genişlemesi durumunda, dünya üzerindeki devletlerin merkez bankalarında rezerv olarak duran ABD Dolarlarının hızlı bir şekilde ABD’ye geri dönmesi,  ABD’nin ekonomik olarak çökmesinin yolunu açacaktır."


Dünya'nın para piyasasında, tüm devletlerin ekonomilerinde, bankacılık sektörlerinde, ithalatlarında ve ihracatlarında neredeyse son 72 yıldır başrolü oynayan ABD dolarının iktidarı, son yıllar içinde dünya genelinde ABD Dolarını uluslararası ticaretten silme ve ulusların kendi paralarını dış ticaretlerinde kullanmayı tercih etme eğiliminden dolayı yavaş yavaş duraklama ve yıkılma süreci içine sürükleniyor. Bugün bazı ülkelerin parasındaki değer kaybı doları yükseliyor gibi gösterse de gerçek öyle değil.

Dolar'ın kağıt para olarak kullanıma girmesi 1600'lü yılların sonlarında İngiliz kolonilerinde askeri maliyetleri karşılamak içim basılan banknotlar ile başladı ve yakın tarihe kadar çeşitli süreçlerden geçerek geldi. Gerçekte ABD Doları, Bretton Woods Sistemi ile de anılan bir para birimidir ve bu sistemin temeli Amerikan Doları'na dayanmakta. 

16 Ekim 2016 Pazar

SA3544/KY35-YTK126: Dinamit'in Edebiyat'a Ettiği

"Bakalım bu gidişle dinamiti bulup ölümlerin katlanmasında büyük payı olan Nobel'in buradan kazandığı korkunç zenginlikle icad ettiği biraz günah çıkarma amaçlı bu miras önümüzdeki senelerde daha hangi “yeni türler”e verilecek?"


Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanan isim açıklandığında büyük alkış ve bir o kadar ıslık sesi aynı anda yükseldi yeryüzünden; Bob Dylan ismine aynı yüksek şaşkınlıkla sevinenler hayranları, müzikseverlerdi en önce.

Başkalarına ihtimal verenler içinde en çok “Murakami almalıydı” diyenler büyük hayal kırıklığı yaşıyordu belli ki.

Bir asırdan fazladır dünya bilim-sanat-kültür-edebiyat alanındaki ödül ve prestij konusunda çatıyı en yükseğe koyan dinamitten gelen servetin bu yılki büyük sürpriziydi Bob Dylan.

SA3542/KY37-AZ123: Zorlu Bir Tünele Girdik, Çıkacağız

"Tünelin ucundaki ışığı önce göreceğiz, sonra da çıkacağız. Başka yolu yok."


Bir “dejavu” ile karşılaştık. Farklı olan, bilincimizdeki kısa süreli bozukluk sonucu, bir olayı sanki daha önce rüyada görmüş olduğumuzu düşünmemiz değil, yaşanmış bir olayın farklı bir zeminde tekrarından ibaret. Konu küresel dengelerin zorlamasıyla tarihin tekerrürü mü, evet. Zemin jeo-stratejiyse, tarih kendini tekrarlayabiliyor ama bu, hiçbir zaman bir öncekinin aynısı olmuyor.

Irak-Suriye coğrafyasının 21’inci yüzyılın bu dönüm noktasında yeniden bir “paylaşım savaşına” sahne olması, 100 yıl önce yaşanılanların tekrarıdır, ama oyuncuların değişmesi yaşanılanı farklı kılıyor...

15 Ekim 2016 Cumartesi

SA3541/SD543: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 120 (26-31 Mart 2013)

“Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”

  (Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz)

(26-31 Mart 2013)  ( 580 Tweet)

31 Mart
59.037. @ahamitbilici çevresindeki binaların dibine gübre atmak lazım...boyları kısa kalmış:)

31 Mart
@ismailkkilinc kayıplarla uğraşmaya değmez:) @ibrahimkiras

31 Mart
@ibrahimkiras @ismailkkilinc ismail, ne kadar gericisin...21 yüzyılı okusana...bak yazıyorum:)

31 Mart
Tahıl tüccarı Shakespeare'in, kıtlık zamanında stokçuluk yaptığı, çevreye borç para verdiği ve vergi kaçırdığı söyleniyor:)

SA3539/KY26-CA87: '300 milyon'un Sessizliği

"Bu noktaya nasıl gelindiği konusunu tartışmak elbette önemli, ama bundan sonra ne yapılması gerektiği daha acil bir soru. Zor zamanlarımızın dostlarına yalnız olmadıklarını hissettiren yapıcı destek alanları oluşturmak için nereden yola çıkmalıyız acaba? Herhalde sorgulamayı kendimizden başlatmalıyız: Yüksek okuma yazma oranımıza karşılık nasıl bu kadar az yer ediyor gündemimizde Hindistan Müslümanları…"


Hindistanlı âlimlerin metinleri, modern dünyada İslam’ı yaşama endişesi taşıyan Müslümanların güçlü kaynaklarından biri olagelmiştir. Bunun sebebi özlü olarak şöyle: Hindistan Müslümanları, Hindularla bir arada yaşama zorunluluğunun sebep olduğu çok farklı merhalelerden geçtiler. Öldürüldüler, parçalandılar, yaralanmaya devam ediyorlar. Teyakkuz haline zorunlu kılan bir konumları var kendi yurtlarında, dolayısıyla canlı bir fıkha, günün şartlarını gözeten müçtehitlere muhtaçlar. 

Şah Veliyullah Dehlevi’den Muhammed İkbal’e, sayısız Müslüman âlim kütüphanemize eserleriyle yerleşti. İkbal elbette Hindistan’dan Endülüs’e, büyük bir coğrafyada ümmetin yaşadığı kırılmaları gönül gözüyle yorumladığı için, âlimliğinin yanı sıra aramızdan biri gibi benimsediğimiz bir şair. Adı Pakistan’ın kuruluşuyla özdeşleşen Mevdudi, Tefhimu’l-Kur’an ile 1980’lerin okuma gündemlerinde yer alan ilk isimlerden biri.

SA3538/KY27-ŞT65: Spinoza'nın J.Berger'e Çizdirdiği Eskizler

'Bento'nun Eskiz Defterleri' aklımıza J.Berger'in derin mavi ve büyük gözlerini getiriyor. Sonra bize asıl adı 'İris' olan ve anayurdu 'Babil' olan 'Zambak' çiçeğini hatırlatıyor. Öyle özendirici bir çaba ki; bu kahin gibi çiçeği boylu boyunca düşünerek bütün şaşırtıcılığı ve sükuneti içerisinde bir zambak şairi olarak Sezai Karakoç'u ve olur da bir gün 'dünya kadar zaman' ayırabilirsek 'Sezai Karakoç'un Eskiz Defterleri'ni yazıp çizmeyi bile düşünebiliyoruz…


Bento'nun Eskiz Defterleri'ni izler-okurken, J.Berger'in birkaç kitabını daha hatırlamak gerekiyor, hatta dönüp yeniden okumak gerekiyor bu kitapları; 'Görme Biçimleri', 'Fotokopiler' ve 'A'dan X'e Mektuplar' sözgelimi.

Bir görme biçimini önermekten çok birkaç görme biçimini birlikte göstermeye çalıştığı ve bu biçimlerden hareketle nesneleri, objeleri, daha da ötesinde kadını, erkeği, insanı ve anamalcılığı kökensel anlamda açık ettiği 'Görme Biçimleri' nden yola çıkarak baktığımızda daha farklı bir görme biçiminin ürünü diye adlandırabiliriz 'Bento'nun Eskiz Defterleri' ni. Anlatıp açıkladığı onca biçimden bütünüyle farklı bir biçime -bir başkasının zihnine odaklanarak, belki o zihnin içine yerleşerek- gördüğünü salt yazmakla yetinmeyip bir de çizerek anlatmayı başarmak gibi bir şey.

14 Ekim 2016 Cuma

SA3537/TG209: Haaretz; Dönmeler, Sufizm-Kabala, Osmanlı, Atatürk, Seküler Cumhuriyet, Yeni Türkiye, 15 Temmuz ve Çarpıtmalar

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıdaki Haaretz röportajını okurken, aslında 400 yıllık geçmişimizde olanların bir özetini gördüğünüzü hissedeceksiniz. Sahte mesih Sabetay Sevi'yi müslüman olmaya zorlayan Osmanlı hanedanından intikam almak için İTC, İTC öncesi ve sonrası oluşumların ideolojik önderlerinin sürekli Sabetaycı/Dönme olmalarının nedenini, Sufizm-Kabala ilişkisini, Cumhuriyet döneminde bakanlar, vekiller, diplomatlar, bürokratlar düzeyinde cumhuriyet yönetim kadrolarının ne tür bir zafer duygusu ile müslüman halka baskıcı ve otoriter bir devlet dayattıklarını anlayacaksınız. 2002 Ak Parti ve Erdoğan iktidarı sonrasında sabetaycıların, masonların devlet yönetimindeki etkilerinin neredeyse sıfırlanması onları rahatsız etmiştir. 15 Temmuz 2016 darbesine kadar tam 14 yıl aralıksız bir şekilde şimdi otoriter dedikleri, aslında Cumhuriyet döneminin en demokratik ve özgürlükçü dönemini, Erdoğan-Ak parti iktidar dönemini sona erdirmek için her türlü darbe girişiminde umut beslediler. 15 Temmuz darbesinin  halk tarafından durdurulması onların da umutlarını tüketmiş görünmektedir. Aşağıdaki röportaj aslında Türkiye'nin Zaferi (25.12.2009-05.01.2010) başlıklı analizimin temel tezini de kanıtlamaktadır.
Seçkin Deniz, 14.10.2016


Once a Jewish Sect, Turkey's Secretive Dönme Inspire Conspiracy and Persecution

İslamcı kökenlere sahip Adalet ve Kalkınma Partisi, Türkçe kısaltmasıyla AKP, günümüzde sadece hükümeti kontrol etmiyor; yakın zamanda (15 Temmuz 2016) gerçekleşen askeri darbe girişimini engelledikten sonra parti liderleri kendilerini çok daha güçlü hissediyorlar. Sünni İslamı'nın Türkiye’deki toplumsal hayata dâhil edilme çabalarının artması, içlerinde Dönmelerin de bulunduğu dini azınlıkların kendilerini dışlanmış hissetmelerine sebep oluyor. 

SA3536/KY29-YA72: Kıbrıs Türkü Tarihe Geçecek

"Türkiye’den gelen her hayırlı işe surat asan, tanınmamışlığı izolasyonlara bahane kılan, ancak tanınmayı aklından dahi geçirmeyen bu zihniyetin, Türkiye’nin garantörlüğünü tabu olmaktan çıkarıp, uyduruk 82/18 oranını tabu ilan etmesi, Rum’un değirmenine su taşımaktan öte anlamlar içeriyor. Zira, 1974’ten bu yana barışın hakim olduğu adada, yeni “barış” dili icat edenlerin “neden” kısmını atlayıp sonuç kısmına gelmeleri “Rumi” tedrisatın ürünü."


Hükümet de oldular, ama çoğu zaman muhalefette kaldılar. Hükümet olmayı çok sevdikleri söylenemezdi, zira en sevdikleri iş eleştirmekti. İcraat yapmak zor, eleştirmek kolaydı. Bırakın projeler üretmeyi, önlerine sunulan hazır anlaşmaları bile imzalamayı beceremediler.

İçlerinden biri “Bunu imzalamamız şart” dedi, aforoz ettiler.

Ekonomik akıl ne demek, dünya ölçeği ne demek anlatmak istedi, rahmetli babasını hatırlattılar. Hükümetten gidişleri pek gönüllü oldu. Hele bundan öncekinde kendileri istedi seçimi, “Kasada para yoktu, olaydı bırakırmızdık (bırakır mıydık)?” diyerek…

SA3535/KY28-ATA217: KKTC’ye Anadolu’dan Elektrik

"Biliyorlar ki az çalışma, yüksek maaş devri, Anadolu’dan elektrik gelince bitecek." 

    
Geçmiş yıllarda elektrik konusunda çok sıkıntılar çektik KKTC’de. Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu'nda çalışanların üyesi olduğu sendika, gerekli gereksiz yaptığı grevlerle halkımızı haftalarca elektriksiz bırakmış, bıktırmıştı. Evlerin karanlıkta kalmasının yanında bozulan gıdalar, kaybedilenler, sanayinin ve üretimin çökmesi halkımızı çıldırtmıştı. 

Alt yapısına katkısı olmayan, yapılan binalara, alınan makinelere ve türbinlere on paralık maliyet katkısı koymamış olan sendika, yasal hakların arkasına sığınıp sanki de elektrik santralı kendilerinin malıymış gibi, halkı elektriksiz, ekonomiyi enerjisiz bırakıp çökertmek pahasına kendi çıkarları doğrultusunda uzun uzun grevler yapmıştı. 

SA3534/KY33-YO137: Rezil Olan Hurşit Külter mi? (1)

"Ve bu hikâyede bir rezalet aranacaksa hikâyenin neredeyse figüran oyuncusu olan Hurşit Külter listenin epey altında çıkabilir…"


Aysel Malkaç (Malkoç) PKK’ya yakın Özgür Ülke gazetesinin muhabiriydi. 7 Ağustos 1993 günü Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde görülen bir davayı izlemek için gazeteden çıktı. Bir daha da kendisinden haber alınamadı.

Malkoç’un ailesi ve dönemin DEP’li milletvekilleri Aysel Malkoç’un nerede olduğunu devlet yetkililerine, bakanlara sordu. Cevap "Gözaltına alınmadı" oldu hep...

SA3533/KY36-CK111: Müstemleke Valisi

"Atamayla gelen, talimatla ağız değiştirir..."


Hayatında seçimle iktidara gelmemiş, bulunduğu mevkiye atanarak gelmiş bir siyasetçi. Irak Başbakanı Haydar İbadi.

Irak Başbakanı veya Irak hükûmeti siyaset literatüründeki en kısa fıkra olabilir gerçi. Bağdat'ta ABD ve İran'ın kuklası olan hükûmeti nüfusun yarısından fazlası meşru görmüyor. Kuzey'de Kürtler de facto bağımsız, Sünniler ile DAEŞ'i Bağdat hükûmetine tercih edecek noktaya gelmişler.

SA3532/KY38-SevDur29: Halep Halkı Türk Askerini Bekliyor


Takdim

Halep’te enkazdan kurtarılan Ümran Dakneş, ambulansın turuncu koltuğuna oturtulmuşken elini yüzüne götürdü ve her şeyi gördü. Ümran, elini yüzüne götürmeden önce öyle bir baktı ki, dünya her şeyi gördü. Veya bunların hiçbiri olmadı, kimse bir şey görmedi ve görmemeye devam ediyor. 

Halep’te her gün çocuklar ölüyor veya enkazdan kurtarılan çocuklara ailesini kaybettiği söyleniyor. Geçen hafta enkazdan kurtarılan 5 yaşındaki çocuğa ailesini kaybettiğini nasıl söyleyeceklerini kara kara düşünürken yakalandı insanlık. Öte yandan Esed kontrolündeki bölgede katliam partisi yapanların çığlıkları duyuldu. Sabaha kadar süren partide, atılan bombalar insanları çılgınlar gibi eğlendirirken, içkiler sınırsız ve ücretsizdi. 

13 Ekim 2016 Perşembe

SA3531/KY1-CÇ315: Düşlerin İsyanı/ Roman-Bölüm 8-VIII

"Yaşamım düş kurmakla geçti ya!"

"
"Ayıbımı yüzüme karşı söyleyen bana zulüm etmemiş,
 aksine bana bir armağan getirmiş demektir."
Ferideddin-i Attar

Bölüm Sekiz
-VIII-

"Kadın çok alıngandı!”, diyordum ki, "Tınmıyordu!" 

"Et yok!", diye bağırdım, "Kuşbaşılık da kalmadı.."

Yaşlı kadın tezgahın önündeydi, çekine çekine uzaklaşmıştı...

"Pürmaye!", dedim, "Baksana, tavuk istiyorlar!" Çırak dışarıya çıktığında, benden başka kimseyi görmemişti. Yüzüme bön bön bakarken, "Hani usta?”, demişti, "Kim tavuk istiyor?”

SA3530/KY35-YTK125: 152 Trilyon Dolar'ın Yoksa…

"Bütün kıyıcılığı ve azametine rağmen bir tek yanında yöresinde dönen o tüccarlara dokunamayan ordunun o ilişkisi şimdikilerin 2008 başta olmak üzere bütün ekonomik gelişmelerden, şu kimin nasıl ödeyeceği belirsiz 152 trilyon dolardan ne kadar farklı olabilir ki?"


Anabasis/Onbinlerin Dönüşü, okumadıysanız tavsiye ederim, çok iyi kitaptır.

Dönemin en önemli güçlerinin kendi iç savaşında yenilmiş ve memleketine dönmeye çalışan bir büyük askerî birlikle beraber gezen tarihçinin gözünden kaleminden sıcağı sıcağına olayları izlemek az şey değil. 

Helen tarihçi Ksenophon'un hem de ta Milattan Önce 400'lerde kaleme aldığı ve hemen tamamı Anadolu'da geçen eserde ilginizi çekecek çok şey bulursunuz ama benim belki daha önce de bahsetmişimdir, asıl dikkatimi çeken tüccarların durumuydu.

SA3529/KY49-İTIĞLI17: Etiyopya’da İsyan Sesleri ve Müzik

"Şimdi Oromiya, Amhara halkı ölüyor. Fakat sadece onlar ölmüyor, müzikleri de ölüyor. Çünkü her isyan çığlığı müziğin de susmasını sağlıyor ve şiddet müziğin önüne geçerek onu kendi aracına dönüştürüyor."


90’lı yıllarda İslami geleneğin içinden gelenler bilir. Bizim marşlarımız vardı okul kantinlerinde söylediğimiz. Başörtü yasağının etkili olduğu yıllarda üniversite kampüslerinde düzenlediğimiz forumlarda marşlarımızı söylerdik. Afganistan, Cezayir, Filistin direnişlerini bulunduğumuz okullarda müzik eşliğinde haykırırdık. Henüz kendimize ait bir müzik kalıbımız olmasa da sol, sağ, İran ve Arap müziklerinin karışımı marşlarla seslendirirdik direnişimizi.

Solcu gençler bu sesli direnişimize karşı çıkar, bize hayat hakkı tanımak istemezlerdi.

Seçkin Deniz Twitter Akışı