9 Aralık 2019 Pazartesi

SA8192/KY1-CÇ691: Yanlış

"Başkasında kusur olan sende bende ötekinde de kusur oluyorsa sağlıklı bir birliktelik içindeyiz demektir."


Duyulan -sözel- yapılan -fiili- herhangi bir yanlıştan mustarip olmayan yoktur. Hele bir yanlışta diretenden yakınmayan hiç yoktur. Yanlış bir aykırılık değildir -ki kimi aykırılıklar yanlış diye adlandırılıp önü alınmaya çalışılır, konumuz bu olmamakla birlikte yeri gelmişken değinmekte fayda var. Bir vakitler sorun çözme manivelası olan nice ölçüt, kuram, yargı günü gelir çözümsüzlüğün kendisi olur. Bu durumda onlara aykırı olan ve çözüm yolu açan ölçütler, kuramlar, yargılar dillendirilir. Bu dillendirilenler aykırıdır ve fakat yanlış olup olmadığı sınanmadığı için yanlış denemez. Ve fakat genel geçer tutkunları, yerleşik olanın müntesipleri yanlış olduğu savıyla aykırının önü alınmaya çözümsüzlük içinde debelenmeyi sürdürmeye gayret ederler. bu ‘yanlış’ çıkışın yersizliği bir süre sonra anlaşılır.- ki savunusu yapılsın. Yanlış yanlıştır.

SA8191/KY69-EY445: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


8 Aralık 2019 Pazar

SA8190/SD1557: NATO Artık Amerika'nın Çıkarlarına Hizmet Etmiyor

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz,  Eski Başkan Ronald Reagan'ın Özel Asistanı olan ve Cato Enstitüsü'nde Kıdemli Araştırmacı olarak çalışan Doug Bandow'a aittir ve NATO'nun yaşadığı iç travmaları ABD-Avrupa merkezli NATO savunma harcamalarının mukayesesi ve ekonomik, psikolojik ve sosyolojik çöküşün getirdiği ittifaka bakışın ürettiği savunma politikalarındaki farklılıklara odaklanmaktadır. Yazarın üstenci bir dille ABD'nın korumasından faydalandığı halde bunun için hiçbir şey yapmadığı için aşağıladığı Avrupa'nın kurmaya çalıştığı Avrupa Ordusuna değinerek Avrupa kıtasında iki askeri ittifakın aynı anda desteklenemeyeceğini dillendirmesi Amerikalıların gerçeği kabul etmeye hazır olduklarını göstermektedir: 'NATO ekonomik olarak çöken ABD'nin tek başına taşıyamayacağı bir askerî dev olarak ölmüştür.' Doug Bandow'un 9 maddede incelediği İttifak'ın dağılma sürecine dair analizinin sonunda, ABD'nin düşman olarak tanımlayabileceği Rusya ve Çin'e karşı Avrupa'nın düşman olarak davranamayacağını görmesi ve göstermesi, NATO'ya yeni misyonlar yüklenmesi ile ilgili teklifleri palyatif bulması ve ABD'nin NATO komutasını Avrupa'ya devrederek kendi topraklarını korumaya odaklanmasını tavsiye etmesi de bu ölümü kabullenmek ve uygun pozisyonları almaya hazırlanmak anlamına gelmektedir: "Bunun yerine ABD, kıtanın savunması konusundaki sorumluluğunu aşamalı olarak üzerinden atmalı ve bu da Avrupa'nın savunmasını Avrupalılara devretmek demektir. Amerika ve Avrupa, karşılıklı kaygılara odaklanan daha gevşek bir düzenlemeyle, arkadaş ve hatta müttefik olarak kalmalıdır. Ancak Pentagon, Avrupalılara refah sağlamak yerine, Amerikalıları koruma görevine odaklanmalıdır." Türkiye NATO'nun dağılmasını dikkatle izlemeli ve doğrudan tutum almak yerine çeşitlendirilmiş ve değişebilir pozisyonlarla hem ABD'yi hem Avrupa'yı hem de Rusya'yı dengede tutarak kendi çözümlerini bulmaya devam etmelidir. NATO'nun çözülüşü, 15 Temmuz 2016 ABD-FETÖ-NATO askeri darbesinin Türkiye halkı ve Erdoğan'ın direnişi ile durdurulması sonucu somut olarak ortaya çıkan ve 9 Ekim 2019 Barış Pınarı Harekatı ile NATO koalisyonuna karşı başlattığımız askerî operasyonla da derinleşmiş olan ve Fransa Cumhurbaşkanı Macron tarafından Barış Pınarı Harekâtı temelinde, 'NATO'nun beyin ölümü gerçekleşti' diyerek tescil edilen bir süreçtir. Allah Türkiye'yi muzaffer kılsın diyoruz.
Seçkin Deniz, 08.12.2019

NATO No Longer Serves American Interests
"Oldukça basit, ABD vergi mükelleflerinin kendilerini savunabilecek ulusların savunmasını sübvanse etmeleri anlamsız. Ortak çıkarlar askeri işbirliğini haklı göstermeye devam edecek. Ancak, bugün olduğu gibi ittifak artık Amerikan çıkarlarına hizmet etmiyor."

Başkan Donald Trump, Londra'daki NATO zirvesinden erken döndü. İngiliz Başbakanı Boris Johnson'ı (NATO'nun resmi 70. yıldönümü toplantısı Nisan ayında yapıldı) memnun etmek için hazırlanan son toplantıda patlama olasılığını azaltmak için, kısa bir oturum yapıldı. Buna rağmen, gelmeden önce,  NATO'nun 'Beyin ölümünün gerçekleştiğini' söyleyen Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u sözlerinin “iğrenç”, “hakaret” ve “saygısız” olduğunu vurgulayarak azarladı. Ardından Başkan'ın Kanada Başbakanı Justin Trudeau ile girdiği kişisel tartışmalarla oturumun asgari maddeleri gölgede kaldı.

SA8189/KY69-EY444: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


7 Aralık 2019 Cumartesi

SA8188/SD1556: 19.Yüzyıl Nihilistleri Çağımızın Öncüleri

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz University of Houston’s Honors College Tarih profösörü Robert Zaretsky'ye aittir ve bir 'Trump muhalifi görünümünde' Amerikan siyasetinde yaşanan değersizleşmeye temas ederek, hem Cumhuriyetçilerin hem de Demokratların birbirlerini 'Nihilist' olmakla suçlamalarını "Antropologlara göre, birbirlerini yamyamlık yapmakla suçlayan komşu kabileler gibi, siyasi partilerimiz de birbirlerini nihilizme girdikleri için kınıyor." diyerek eleştirirken Nihilizm'in köklerini, ateistleri bile, Tanrı’nın varlığını inkar ederek Tanrı’nın ismini canlı tuttukları için uyaran, “(Fransız) insan hakları cumhuriyeti kesinlikle ne teist ne de ateist değildir; nihilisttir.” diyen 1789 Fransız Darbesi'nin etkili aktörlerinden biri olan Baron de Cloots (Anarşist Cloots)'a vurgu yaparak Dostoyevski-Nietzsche etkileşiminde ve Ivan Turgenev’in (Babalar ve Çocukları’nın 1862) ile Dostoyevski'nin eserlerinde aramaktadır. Robert Zaretsky'ye göre, "Turgenev'in Bazarov'u temel aldığı genç nihilistlerin terörist faaliyetlerine karşın, Dostoyevski, politik doktrinlerini çok daha büyük ve daha korkunç bir şeye dönüştürdü. Daha sonraki romanlarında, Suç ve Ceza, Şeytanlar (Ecinniler) ve Karamazov Kardeşler’de, Dostoyevski, Avrupa’yı rahatsız eden gerçek hayaletin komünizm değil nihilizm olduğunu ileri sürdü." , "Nietzsche'nin algıladığı gibi, Rus romancı sadece siyasal nihilizmi patlatmamıştı, aynı zamanda, akıl ve teknoloji harcıyla inşa edilen aydınlanmış temelleri parçacıklarına ayıracak şekilde dağıtmıştı." Klasikleştirilerek gelişmişliğin ve entelektüel kapasitenin simgesi olarak kabul edilen ve büyük bir organize çabayla okunması teşvik edilen bu türden edebî eserlerin ürettiği etkileşimin ve psikolojik-sosyolojik değişimin sonucu olarak ortaya çıkan 'değersizleşme'nin tesadüf olmadığı açıktır. Çoğunluğu masonik satanizmin birer unsuru olan bu kitapların, başlangıcı Doğu Ortodoks Hristiyanlığı olsa da dinleri hedef aldığı artık kuşku götürmez biçimde ortadadır. Geldiğimiz üç yüz yıllık kanlı Amerikan-Avrupa kültürel ve emperyal egemenliğinin sonunda, edebî ve felsefî eserler Batı'da ve Batı'nın etkili olduğu bütün ülkelerde yazarın belirttiği gibi bir sonuç üretmiştir: "Dostoyevski'nin Tanrı olmadan faydasız kabul ettiği ve Nietzsche'nin Tanrı ile birlikte ölü olduğunu ilan ettiği değerlerin bilincinde olmayan siyasi bir dünyaya tanıklık ediyoruz. Eğer şu andaki durumumuz birçoğunun inandığı kadar dehşet verici ise, Tanrı'nın statüsünü belirleme görevini başkalarına bırakabilir ve bunun yerine bir zamanlar olduğu gibi dünyanın değerleri için bahse girebiliriz." Türkiye'nin, insanlığı ve değerleri yok eden bu şeytanî etkinin karşısına dikeceği edebî ve felsefî eserleri üretmek için özel devlet politikası oluşturması zorunludur; özellikle Batı'yı ve Batı etkisindeki ülkeleri değersizleştiren bütün edebî ve felsefî eserler ciddî bir eleştiriye tabi tutulmadan okullarda okunmak üzere tavsiye edilmemelidir.
Seçkin Deniz, 07.12.2019

Nineteenth-Century Nihilists Foretold Our Era
"Alternatif Gerçeklerin Çağı Nietzsche'yi Neden Huzursuz Eder?"

Tarihçilerin çoğu, Fransız Devrimi'ni modern ve postmodern dönemleri şekillendiren ideolojilerin kaynağı olarak görüyor. Tarihçiler herhangi bir izm'in (liberalizmden muhafazakârlığa ve komünizmden milliyetçiliğe, totaliterliğe ve anarşizme kadar) 1789'da başlayan olaylar dizisinden kaynaklandığını iddia edebilirler. Ancak, genellikle listeye dahil olmayan bir izm, yani nihilizm şu anda her düşünürün kaleminin ucunda görünüyor.

SA8187/KY69-EY443: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


6 Aralık 2019 Cuma

SA8186/TG270: Amerikan Elit Yığını Nasıl Oluştu?-1

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz, John Hopkins Üniversitesi Paul H. Nitze İleri Uluslararası Çalışmalar Okulu (SAIS) profesörü ve Dünya Bankası, USAID, Dışişleri Bakanlığı, OECD ve Afrika Kalkınma Bankası gibi kuruluşlara danışmanlık yapmakta olan ve halen, sosyal bozulmanın nasıl tersine çevrilebileceği ve buna nasıl ulaşılabileceğine dair bir kitap üzerinde çalışan Seth D. Kaplan'a aittir. 'Karşılaştırmalı Tarih' etiketi ile yapılan bu analiz, toplumların değişiminde elitlerin etkisine odaklanırken, İbn-i Haldun'dan Samuel Huntington'a kadar bir çok ünlü batılı 'elit'in görüşleri eşliğinde Amerikan Elitleri arasında bir kıyaslama yapmaktadır. Yazarın düşüncelerindeki sorunsalın başlangıç noktası elbette Amerikan toplumunun dağılması ve ABD'nin çöküşüdür. Seth D. Kaplan'ın oldukça nesnel bir yaklaşımla yaptığı analizin en çarpıcı cümlelerinden biri şudur: "Bu nedenle, birçok bilim adamı, toplumların şekillenmesi; elit erdeminin oluşumu; halk arasında güçlü değerlerin teşviki ve kahramanca hareketlere ilham vermede din faktörünün çok önemli olduğunu düşünmektedir. Ancak toplumlar geliştikçe inancın da etkisini yitirerek toplumun gerilemesine katkıda bulunduğu konusunda da uyarıda bulunmaktadırlar. Rasyonalizm ve materyalizm öne çıkarken elitleri toplumlarına bağlayan ortak eğilimleri ve toplumun yükselişini arttıran değer ve inançları zayıflatır. Sosyal rahatsızlıklar ve dağılma riski artar." Ateizm'in yaygınlaştığı Avrupa-Amerika'dan oluşan Batı'da toplumun gerilemesinde 'Din' faktörünün ve elitlerin  etkisinin önemine değinen düşünür sayısı çok azdır. Bugün Batılı medya ve kültür araçlarının dünyanın her tarafını istila ettiği ve değersizleşmeyi arttırdığı düşünülürse, Türkiye'nin çıktığı büyük yolculuğun ne kadar küresel bir etki üretebileceği de hesaplanabilir. İnsanlık ciddi bir buhranla yüz yüzedir ve İslam en saf ve en büyük kurtuluş umudu olarak, insanların ulaşabileceği her yerde olmalıdır... Türkiye'nin sorumluluğu budur.
Seçkin Deniz, 06.12.2019

How Do America’s Elites Stack Up?-1
"Kibirli, soğuk ve çıkarcı -veya mütevazi, köklü ve kişisel- fedakarlık mı? Tarih, toplumların yaratıcı seçkinlerinin karakterine dayanarak yükselip alçaldığını göstermektedir."

Amerikan elitlerinin birçok endişesi var; jeopolitik istikrarı sağlamak, eşitsizliği azaltmak, ayrımcılığa son vermek ve benzeri. Fakat ABD için en büyük tehdit, bunlar değil de bilhassa, sorumlulukları toplumun koruyucusu olarak kabul etmedeki isteksizlikleri ve toplumun diğer kesimlerinden ayrılmaları nedeniyle elitlerin bizzat kendileri ise? 

SA8185/KY1-CÇ690: Telaş

"Evet, kesin bir yanlışlık var. Ya ben günleri karıştırdım. Ya da ertelendi. Belki vazgeçildi."


Bir yerde bir yanlışlık var. Ve fakat bu yanlışlığın nerede olduğu ya da ne olduğu hakkında en küçük bir düşüncem yok. Ama bariz bir biçimde bir yanlışlık olduğunu biliyorum. Aslında sezmiyor da değilim. Bu akşam kızıma görücü gelecek. Lafın gelişi görücü. Yoksa çocuklar birbirlerini tanıyorlar. Aileler tanışacak hepsi bu. Bir de geleneksel sözler söylenecek. Buraya kadar her şey normal. Yalnız bir şeyler eksik. 

SA8184/KY69-EY442: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


5 Aralık 2019 Perşembe

SA8183/SD1555: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 540 (01-05 Şubat 2019)

 “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”


  
(Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz, orijinalini aramak istediğiniz tweet metnini kopyalayınız, Twitter arama motoruna yapıştırıp arama yaptırınız.)
(01-05 Şubat 2019)  (Şubat 2019: 3.150  Tweet+Önceki Toplam: 350.777+3.150 = 353.297 Tweet

🇬🇷 News-GRTR 🇹🇷 @Newsfrom_Gr_Tr
Yunan uydusu HELLAS SAT4 şu an gerisayımda ve fırlatıldı..
@Seckin_Deniz retweetledi

SA8182/KY69-EY441: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


4 Aralık 2019 Çarşamba

SA8181/Sonsuz Ark-YD182: Uzay Bir Etkileşim Haritası Olabilir mi?

"Belki de uzaya yayılmış biçimde gördüğümüz evren, sadece yüzey katmanıdır; biz yüzeyde küçük sandallarla süzülürken, suyun altında kim bilir neler olmaktadır."


Zamanın varolmadığını, yani evrenin bir zaman boyutuna sahip olmadığını düşünen İngiliz fizikçi Julian Barbour, uzayın doğal dünyanın düzenleyici ilkesi olarak görev yaptığını söylemişti; tıpkı evreni bir arada tutan bir yapıştırıcı gibi. Fiziksel nesneler kendi isteklerine göre değil, belli bir anda uzayda bulundukları konumlara bağlı olan aralarındaki ilişki tarafından belirlenen davranışlar sergiliyorlardı. Bu yapılandırma rolü, mekanik hareketin klasik yasalarında kolayca görülür. Aynı zamanda alan kuramlarında da mevcuttur. Bir alanın farklı uzay noktalarındaki değeri ve değişim hızı, alanın ne yaptığını bütünüyle belirler ve alan noktaları sadece kapı komşuları ile etkileşir.

SA8180/KY69-EY440: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


3 Aralık 2019 Salı

SA8179/SD1554: "aykırı doğrular" /28.10.2004/ 270. patika



...siz hiç aykırı doğrular gördünüz mü?...
...hani birbirleriyle çakışmaları, paralel olmaları, kesişmeleri mümkün olmayan doğruları...
...onları gördünüz sanırım...
...hemen her gün görmektesiniz zaten...
...farkına varmasanız da bu böyle...
...onlar, doğruların kesinliği kadar varlar...
...tartışanların sıkça dokundukları, arkasına saklanıp güç depoladıkları özel bir koruma duvarı vardır...
..."bu benim fikrim", "bana göre", vs gibi tepkileri hatırlayın...
...hemen doğrularını korumaya kalkarlar, kendi aidiyetlikleri içerisinde...

SA8178/SD1553: Çin'in Kemer ve Yol Girişimi Daha Fazla Ekonomik ve Politik Güç Elde Etme Çabasıdır

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz, Arthur J. Gosnell Rochester Teknoloji Enstitüsü Ekonomi Profesörü Amitrajeet A. Batabyal'a aittir ve Çin'in küresel yatırım projesi olan Kemer ve Yol Girişimi'ne odaklanarak, Çin'in bu girişimle neyi amaçladığını çözümlemeye çalışmaktadır. Yazara göre, ticaret, enerji güvenliği ve Kobalt Çin'in temel stratejilerini belirleyen unsurlar; Çin açık bir hükümranlık peşinde. Sağ görüşlü iki eski siyasi lider, eski Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ve eski İspanya Başbakanı Jose Maria Aznar, Madrid'de üniversite öğrencilerinin katılımıyla Kasım 2019'da düzenlenen bir forumda  Avrupa'nın çöküşe doğru gittiğini savunarak demokratik ve muhafazakar siyasi partilere "artık izlemeyi bırakarak hareket geçmeleri" çağrısında bulunmuşlardı. "Yüzyıllar boyunca, dünya ekseni Batı'dan geçse de bugün Doğu'ya kaydı." diyen Sarkozy, dünyada yaşayan 7 milyardan fazla insanının sadece 800 milyonunun Avrupa'da bulunduğuna, demografik sebeplerle Avrupa'nın artık dünyanın "merkezi" olmadığına vurgu yapmıştı; bu kaçınılmaz olanın gerçekleştiğine dair kaçınılmaz bir itiraftı. Ekonomi profesörü Amitrajeet A. Batabyal'ın 2000'li yılların başından beri bilinen bu açık gerçek karşısında, "Çin’in neyi hedeflediğini kimse kesin olarak bilmiyor." demesi trajediden ziyade komedidir ve bir dikkat dağıtma çabasından başka bir şey değildir. Analizinin başlığını "Çin'in Kemer ve Yol Girişimi Daha Fazla Ekonomik ve Politik Güç Elde Etme Çabasıdır" olarak anlamlandıran bizzat kendisidir ve yazarın yaşadığı bu çelişki, 1215'ten itibaren İngiltere'den başlayarak egemenlik sahasını bütün yerküreye genişleten ve değerleri, insana ve toplumlara ait inançları yok etme çabası ile birlikte dünyayı savaşlara, teröre, ayaklanmalara ve askerî darbelere mahkum ederek yöneten Masonik-Satanist merkezin Batı'dan Doğu'ya taşındığının saklanması anlamına gelmektedir. Çin diye bir şey yoktur; tıpkı Amerika Birleşik Devletleri ya da Rusya ya da Avrupa Birliği gibi bir şey olmadığı gibi; güçlendirdikleri ve kullanabileceklerine inandıkları ülkeleri daha da güçlü hale getirip insanlığa zulmeden Masonik-Satanist Çete vardır. İngiltere, Fransa'dan sonra ABD'ye konumlanan bu şeytani güç, dünyayı gelecek yüzyıllarda da yönetebilmenin alt yapısını mason doluğu kesin olan Mao'nun atiest-satanist Çin'i üzerinden yeniden inşâ etmektedir. Türkiye, Çin'in vahşi genişlemesine karşı çok uzak bir geleceği de çerçeveleyecek büyük bir strateji belirlemekte geç kalmamalıdır.
Seçkin Deniz, 03.12.2019

China’s worldwide investment project is a push for more economic and political power

Antik İpek Yolu'ndan ilham alan Çin, ülkenin dünyadaki güç alanını nasıl genişlettiği konusunda endişe artırıcı çok sayıda uluslararası kalkınma projesine yatırım yapıyor.

İlk olarak 2013 yılında Çin Devlet Başkanı Xi Jinping tarafından ilan edilen “Kemer ve Yol Girişimi” ile Çin 130'dan fazla ülkede ve 30 uluslararası organizasyonda ekonomik kalkınma ve ulaştırmaya yatırım yapmayı planlıyor. Projeler Asya'da farklılaşmakla birlikte, Afrika, Karayipler, Avrupa ve Güney Amerika'daki alanları içermektedir.

2 Aralık 2019 Pazartesi

SA8177/SD1552: Sıkıntı (Roman); 1. Bölüm-Gök 9

Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

"Bu romanın kahramanı ben değildim, insanın bizzat kendisiydi. Adem’den başlayarak geçmişte, günümüzde ve günümüz sonrasında yaşamış olan, yaşayan ve yaşayacak olan herhangi bir erkek ya da kadındı kahraman."


Bu yolculuk bir romanın özgür atmosferinde ve yeryüzünün sınırları aşan genişliğinde gerçekleşecekti. Kullanılan dil yorgun insanlık tarihinin sırtındaki yüklerin tümüne temas edecekti. Zaman ve mekân problemini ortadan kaldıran bir mekaniğin, kişilere bağlı ancak kişilerin sosyal statülerinden bağımsız dokunuşlarında olgular, kişiler ve olaylar şeffaflaşacak, doğan her insanın görme imkânı bulamadığı, özenle saklanan ve nihayet ortaya çıkan düzenin ve dengenin apaçık anlattığı gerçeği herkes görecekti.

SA8176/KY1-CÇ689: Bireyler

"Kendi nefsi en sonradır. Öncelik toplumda olup bitendir. Bilir ki toplumsal birliktelik çözüldüğünde, o ip kırıldığında, o ağ yarıldığında, o bina yanıp yıkıldığında kendi nefsinden de eser kalmayacaktır."


Hep insan teki hastalanmaz ya! Toplumlar da zaman zaman bir takım ruhsal sayrılıklara düşer. Adına 'buhran' deriz. Toplumsal birliktelik sarsılır. İncelir. Neredeyse kopacak kadar olur. Gerginlik had safhaya çıkar. Bir yanda yokluk yoksulluk, bir yanda şiddet toplumu sarar. İçin için kaynamaya başlar. Habaset yer etmiştir toplumun yüreğine. Çıban gibi yer yer sökün etmeye başlamıştır toplumun tüm uzuvlarında, kurumlarında. Bireyler burnundan solur olmuştur. Kavgasız bir tek günleri geçmez olmuştur. Kavga edecek kimse bulamadıklarında kendi gölgeleriyle kavgaya tutuşacak kadar dengelerini kaybetmişlerdir. Umursamazlık, bencillik, narsisizm yaygınlaşmış, bedbinliğin enva-ı çeşidi tüm toplumsal katmanlarda sıradanlaşmıştır.

SA8175/KY69-EY439: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


1 Aralık 2019 Pazar

SA8174/SD1551: Senkronize Durgunluk Durdurulabilir mi?

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz, neocon Brookings Enstitüsü kıdemli uzmanı ve Dyson Uygulamalı Ekonomi ve Yönetim Okulu, Cornell Üniversitesi Ticaret Politikası Profesörü Eswar Prasad ve öğrencisi Ethan Wu'nun ortak çalışmasıdır ve Küresel Ekonomilerde yaşanan durgunluğa odaklanmaktadır. Satanist, vahşi neoliberal politikaların sonucu büyük ekonomilerde ortaya çıkan çöküşü yüzeysel ve genel ifadelerle değerlendiren  ve geleneksel neoliberal bakışlarla hükümetleri suçlayarak kendince çözüm arayan, ancak yaşanan derin neoliberal tıkanmanın sebeplerini irdelemekte yetersiz kalan analizin sonuç cümlesi şudur: "Çok düşük veya negatif politika faiz oranlarına sürekli bağlı kalmak, finansal sistemleri daha savunmasız bırakmakta ve büyüme üzerinde çok az olumlu etki sağlamaktadır. Ve bu elverişsiz değişimler, hükümetler yapısal reformlar ve ihtiyatlı mali teşvik için daha geniş bir taahhütte bulunmadıkça devam edecektir. Politika yapıcılar bunu başaramazsa, senkronize ekonomik durgunluk devam edecek ve daha kötü sonuçlara yol açabilecektir." Türkiye, neoliberal politikaları felsefi olarak sorgulamasa bile, uygulamada karma ekonomik adımlar atarak küresel durgunlukla mücadele edebilmektedir. Ancak mevcut durumun uzun süremeyeceği gerçeği ortadadır ve neoliberal ekonomi denen ve şirketlerin sömürüsüne dayalı ekonomik sistemin çöküşünün kaçınılmazlaştığı bugünlerde Türkiye, dolarizasyondan çıkış sürecini hızlandırmalı ve azalan yerel paralarla ticaret tartışmalarını yeniden canlandırmalıdır. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 26 Kasım 2019'da yaptığı çağırı bu anlamda çok değerlidir: "Bırakın doları moları; paramıza, Türk Lirası'na dönelim. Türk Lirası artık kaybettirmiyor. Milliliğimizi, yerliliğimizi burada da gösterelim"
Seçkin Deniz, 01.12.2019


Can Synchronized Stagnation Be Stopped?
"Artan ekonomik durgunluk riski göz önüne alındığında, hükümetlerin yakında daha fazla yapısal reformlara paralel bir şekilde ideal olarak daha fazla teşvik sağlamaları gerekebilir. Ancak pek çok hükümetin bu tür bir yaklaşımı benimsemeye yönelik siyasi iradeden yoksun görünmesiyle para politikası, büyümeyi destekleme konusundaki ağır ve giderek sürdürülemez yükün üstünü örtmeye devam edecektir."

Küresel ekonomik yavaşlama senkronize bir durgunluğa dönüşüyor, bazı büyük ekonomiler yalnızca zayıf bir şekilde büyüyor ve diğerleri de neredeyse yok gibiler, hatta biraz daralıyorlar. En azından şimdilik yakın bir küresel durgunluktan korkmak için daha erken. Ancak politika yapıcılar temel reformlar için çok az iştahlı ve etkili makroekonomik teşvik için sınırlı alan var ve bu nedenle büyümeyi canlandırmanın yollarını kaybediyorlar.

SA8173/KY69-EY438: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


Seçkin Deniz Twitter Akışı