2 Aralık 2019 Pazartesi

SA8177/SD1552: Sıkıntı (Roman); 1. Bölüm-Gök 9

"Bu romanın kahramanı ben değildim, insanın bizzat kendisiydi. Adem’den başlayarak geçmişte, günümüzde ve günümüz sonrasında yaşamış olan, yaşayan ve yaşayacak olan herhangi bir erkek ya da kadındı kahraman."


Bu yolculuk bir romanın özgür atmosferinde ve yeryüzünün sınırları aşan genişliğinde gerçekleşecekti. Kullanılan dil yorgun insanlık tarihinin sırtındaki yüklerin tümüne temas edecekti. Zaman ve mekân problemini ortadan kaldıran bir mekaniğin, kişilere bağlı ancak kişilerin sosyal statülerinden bağımsız dokunuşlarında olgular, kişiler ve olaylar şeffaflaşacak, doğan her insanın görme imkânı bulamadığı, özenle saklanan ve nihayet ortaya çıkan düzenin ve dengenin apaçık anlattığı gerçeği herkes görecekti.

Bu romanın kahramanı ben değildim, insanın bizzat kendisiydi. Adem’den başlayarak geçmişte, günümüzde ve günümüz sonrasında yaşamış olan, yaşayan ve yaşayacak olan herhangi bir erkek ya da kadındı kahraman. Ama ana hikâye benim üzerimden yürüyecekti, bana yüklenen sorumluluk buydu. Bir insan anlatacaktı birbirine bağlı bütün hikâyeleri. Kimi zaman birinci tekil şahsın, kimi zaman üçüncü tekil şahsın bazen de birinci çoğul şahsın dilinden genişleyecekti ve derinleşecekti cümleler.

Evet; bana bu sorumluluğu yükleyen yirmi iki erkekti, ancak onların sırtlarında taşıyarak bana ulaştırdıkları hikâyelerin tümünde hayatın akışını doğrudan etkileyen kadınlar da vardı. Allah’ın bir tek nefsten yarattığı insanı sadece erkekten ya da sadece kadından ibaret saymak ahmaklıktı çünkü. Kadını da erkeği de doğuran kadındı ve kadın hayatın başladığı ve devam ettiği yerdi.

‘Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan; ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’a karşı gelmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. Şüphesiz Allah, üzerinizde bir gözetleyicidir.’ Diyordu Allah Nisâ Suresi’nin 1. ayetinde. Sure’nin adı Nisâ idi, yani Kadın; ilk ayette de hitap edilenler insanlardı, erkekler değil.

Şeytan’ın erkeği kadınla, kadını erkekle ya da her iki cinsi birbiri ile kışkırttığını biliyorduk. İnsan buydu ve sınanıyordu. Bu gerçeği her unuttuğumuzda başımıza gelenlerin farkına çok geç varıyorduk. Bu romanı özenle tamamlamalıydım. Bunun için iş ve aile hayatımı planlamam gerekiyordu. Roman’ı ve romana ayıracağım zamanı hayatımın akışına dahil etmek zorundaydım. Aksi halde bir şeyin yerine haksız bir şekilde başka bir şey koymuş olacaktım ve bu da romanın temelindeki samimiyeti, saf duyguları zedeleyecekti. Planlamamı yapmıştım. İlk bölüm, yazarının ilgi alanı olan konular dolayısıyla ‘Gök’tü ve ben de romanda ona, ‘yazar’ ve ‘bekçi’den ayrı olarak ‘gök yazarı’ diyecektim, tıpkı diğer bölümlerde yaptığım gibi.

O gün, zihnimdeki yoğunluğu azaltmak için romanla ilgili bütün her şeyi bir kenara bıraktım. Biliyordum ki, zihnim durmayacak kendi olağanüstü tasarımı dolayısıyla çalışmaya devam edecekti, ancak dikkatimi romandan çekmem ve hayatın akışını düzenlemem gerekiyordu. Akşama doğru, yirmi dört saatin dolduğu ana kadar işlerimle ilgili programları gözden geçirdim.

Önümdeki haftalarda şehirler ve ülkeler arası birçok seyahatim vardı. Bitirmem gereken, devam etmekte olan projeler, periyodik olarak kontrol etmem gereken sistemler ve küçük ve orta ölçekli şirketlerden gelen talepler vardı. Kendi küçük şirketimin personel sayısı işleri takip edebilmek için yeterliydi, ancak ben olmadan işlerin hiçbiri tamamlanmış sayılmazdı. Binlerce yıllık gelenekleri sürdürmeye kararlıydım.

Çağdaş şirket sistematiği soğuktu ve sorumluluklar tepeden aşağıya doğru dağıtılmıştı, herhangi bir aksamada şirketlerin sorumluluk yükledikleri personele yaptıklarından hoşlanmıyordum. Şirket çıkarları asla personellerimin çıkarlarından üstün değildi. Bu nedenle bütün sorumlulukları ben üstleniyordum. Personelim sadece bana karşı sorumluydu. Organizasyon şemâmız her bir şubenin doğrudan bana bağlandığı bir ağa sahipti. Şirket kime aitse sorumluluk onda olmalıydı. Diğer mühendislerin görev ve sorumluluk alanları iyi tanımlanmıştı ve her bir mühendisin şirkete kattığı değer kadar hakları vardı.

Herkes işini severek yapıyordu. Her bir şubenin sorumlusu olan mühendisin kendi büro personelini seçme ve şirket kuralları çerçevesinde çalıştırma hakkı vardı. Romanı yazma sürecinde gerekli olan zaman ayarlamalarını yapmak için bir toplantı yaparak her bir şube sorumlusu mühendisin yetki ve görev alanlarını arttırmaya karar verdim. Bu geçici bir süreçti. Seyahatler ve yeni sözleşmeler dışında birçok işimi şubelere devredebilirdim.

Şube sorumlusu mühendislerimizin de olağandışı durumlarda iş ve yetki devri yapabilecekleri diğer şubeler vardı ve kendi seçtikleri şubeler sorumlu oldukları sistemler dışında onların da sistemlerini takip ediyorlardı. Bir sistemden aynı anda sorumlu iki şube vardı. Riskleri en aza indiriyorduk. Müşterilerimiz, temel ve periyodik kontroller dışında, ‘Optimal Fayda’nın artması amacıyla sık sık çalışma saatlerini ve çalışma tempomuzu değiştirmemize alışkın olduklarından sorun çıkmayacaktı.

Bizim şirket hayatın akışına uygun olarak esnek zaman dilimleri üretme konusunda da tecrübeliydi. Gece ve gündüz ya da klasik mesai algımız yoktu. Çünkü sorumlu olduğumuz herhangi bir sistem herhangi bir zamanda beklenmedik sorunlarla karşılaşabiliyordu; bizim de bu sorunları anında çözmek gibi zorunluluklarımız vardı. Temel prensibimiz buydu.

16 Temmuz günü, yani ertesi sabah şirkete gittim ve yaptığımız toplantıda gerekli olan düzenlemeleri kararlaştırdık. Roman’a başlamam için bir haftaya ihtiyacım vardı. İki yurt içi ve iki yurt dışı iş seyahatim vardı. Sıkıştırılmış zamandan mümkün olan en iyi sonucu çıkarmaya hazırdım. 



<<Önceki                              Sonraki>>




[(01.12.2019, (1/17 (41))]


Seçkin Deniz, 02.12.2019, Sonsuz Ark, Sıkıntı, Roman








Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.

Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı