25 Aralık 2016 Pazar

SA3789/KY35-YTK145: Bu Dahi Geçecek

"Kalıcı olan hayata dair diğer şeyler ve özellikle yenilikçi projeler, akla gelmeyen fikirler, hayata insanlara dokunan her şey."


Her seferinde yeni, beyaz bir sayfa açıyoruz yazıya başlarken. Bembeyaz şeyler yazmak istiyoruz biz de. Sonra damla damla düşüyor kara lekeler. Bitmiyor. Yazı bitene kadar kararıyor sayfa.

Bu olup bitene teslim olmamak, sizi de teslim etmemek amacıyla, temennisiyle, umuduyla o bembeyaz sayfayı bembeyaz teslim etmenin peşindeyiz epeydir.

Kolay değil. Zor. Ama imkânsız da değil. Kaç kere “Bu da geçer Ya Hû” diye bitirdim ya da balık attım veya içinde geçirdim yazıların.

24 Aralık 2016 Cumartesi

SA3788/AŞ75: Devlet, İblis'in Uşakları ve Bilişsel Kaos

"Devlet var oldukça adalet sağlayabilir, güvenlik duygusu gelişebilir, iş, aş ve aile ihtiyaçları giderilebilir; Devlet yoksa hiçbir şey yoktur, kaosa çalışan küresel güçlerin tek amacı da insan ırkını yok edecek bir kaosu tüm dünyaya yaymaktır."


Güçlü bir devletin yıkılmayacağını biliyorlar, kararlı ve etkili bir şekilde tüm organlarını kullanabilen bir devletin, teröre, darbeye, ekonomik saldırılara, psikososyal kışkırtmalara karşı acımasız olması gerektiğini de biliyorlar. 

Onlar 1789'dan beri yıktıkları onlarca devletin yıkıntıları arasından çekip çıkardıkları çocuk-yaşlı, kadın-erkek, çiftçi-bilge, ne olursa olsun her türlü insan leşinden ve servetinden beslenen birer iblis askeri. Onlar masum çoğunluğun derin bilgisizliğinden nasıl faydalanacaklarına dair çok geniş ve çok boyutlu bir birikime sahipler ve bugün bütün insanlığın karşısına BMGK, ABD, AB, Çin, Rusya, İran, İsrail ve bu katil devletlerin yerli uşakları olarak çıkıyorlar.

SA3787/KY20-MEK51: Dizine Kadar Kana Bulan, Ama Haklı Kal!

"Şimdi artık bir yeni sabaha uyanmış olan millet bu korkuyu tiye almaktadır. Millet, varlığının, gövdesinden çok daha büyük olduğunun gayet bilincindendir. Bu korkuların çizdiği sınırların birer heyuladan ibaret olduğunun farkındadır. Tarlaya karga kovsun diye dikilen korkuluklar olduğunun farkındadır. Şimdi kendisini yönetsin diye başa çıkardığı derin aklının da bunları fark etmesini beklemektedir."


SULTAN
keşmir dağlarında yaşıyor sanal sultan
bir alay adam öldürüyor gündüzleri
uyuyor geceleri ama gördüğü kabuslarda saklanıyor ölüler
ve onu parçalayıp yiyorlar
bu yüzden bir gece uyanıyor çığlık çığlığa
ve uykusundan çıkagelen bir cellat gülümsüyor başucunda
diriler olmazsa ölüler de olmaz diyor sultan
ve anlaştık diye cevaplıyor cellat
geri kalanları da haklamalı ve artık onlar söz konusu olmamalı
anlaştık diyor cellat

SA3786/KY27-ŞT71: Dahilden Gazel Okumak

Eski Türk Edebiyatı Çalıştayı’nın 11. toplantısı tebliğleri ‘Gazelden Gazele: Dünün Şiirine Bugünden Bakışlar’ adıyla kitaplaştırıldı.


Eslâf kapıldıkça güzelden güzele/ Fer vermiş o neşveyle gazelden gazele
 Sönmez seher-i haşre kadar şi’r-i kadim/ Bir meş’aledir devredilir elden ele
 Yahya Kemal

Dokuz yıldan beridir Eski Türk Edebiyatı Çalışmaları adı altında düzenlenen Eski Türk Edebiyatı Çalıştayı’nın 11. Toplantısı ‘Gazelden Gazele: ‘Dünün Şiirine Bugünden Bakışlar’ olarak adlandırılmış. Bu toplantıya dair bildiriler derlemesi hem Ersu Pekin’in emek işi tasarımı hem de Klasik Yayınları’nın titiz ve kaliteli baskısı ile tıpkı içeriğinin doluluğu gibi oldukça dikkat çekici bir çalışma olarak şekillenmiş. Bahse konu çalıştay toplantılarının ilki 2005 yılında ‘Sözde ve anlamda farklılaşma: Sebk-i Hindî’ adıyla düzenlenmişti. Türkiye üniversitelerinden Türk ve Fars dili ve edebiyatı uzmanlarının gayretiyle şekillenen bu ilk çalışmadan sonra çalıştayın ilk altı toplantısına ait tüm derlemeler de Turkuaz Yayıncılık tarafından yayınlamıştı.

SA3785/KY26-CA103: Halep Bir Dönüm Noktası

"Uluslararası sistemin derdi diktatörler değil, şu veya bu örgüt de değil, kendi çıkarlarının korunması. Çocuklar ölebilir, yaşlılar evsiz barksız yollara düşebilir, gencecik insanlar en ağır işkencelerle öldürülebilir. Her şey gözlerimizin önünde oluyor bir taraftan, diğer taraftan ise gözlerimize gösterilmeyen planları adım adım uygulamaya götüren süreçler işliyor."


Anlı şanlı, bereket yayan bir şehir gözlerimizin önünde parçalandı ve dağıldı. Ümitlerimiz, hayal kırıklıklarımız, acımız, bazen tarifte zorlanılacak kadar yakın ve derindi. Halep medeniyetimizin esenlik sembolüydü, savaşlar oraya uğramazdı. Gitmesek de bir gün gidebileceğimizi düşünürdük. Sohbetler bir yerden sonra oraya uzanırdı.

Halep’in bunca büyük bir nefretle tahribi, maruz kaldığı katliamlar ve çok yönlü yıkım, Mostar’ın ardından dünyamızın geleceğini yeniden belirleyecek bir dönüm noktasını gösteriyor. Tarihin en zorlu hesaplaşmalarının arenasına çevrildi şiirlere ilham veren güzelliklerin şehri. Bir gün içinde gerçekleşmedi hiçbir şey. Kuşkusuz içten, iyi niyetli ve gönüllüydük. Fakat, Rusya-İran-Çin ve Batı’nın bölgeyle ilgili farklı planlarına karşı hem iç hem de dış sorunlar nedeniyle karıştı adımlarımız. 15 Temmuz darbe girişimi bu sorunların sonuncu halkası oldu.

23 Aralık 2016 Cuma

SA3784/KY28-ATA238: Anastasiadis’den Bir Başka Yalan Daha

"Rumlarda ve özellikle de Rum siyasilerde yalan çok."


Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Nikos Anastasiadis, her zamanki yalanlarına dün bir tane daha ekledi. 

Evvelki gün yaptığı açıklamada, “En kısa zamanda çözümü isteyenler Kıbrıslı Rumlardır. 42 yıl geçti ve geçen zaman olumsuz olgular yarattı” diyerek hem Rum siyasiler arasında en çok yalan söyleyen Tassos Papasopulos’un yalan söyleme rekorunu egale etti, hem de tüm müzakere sürecini başından beri günbegün yaşamış olan bizleri de enayi yerine koydu.

Tassos Papadopulos, Rum Yönetimi Başkanlığı döneminde Kıbrıslı Türklerin gözlerinin içine baka ve yüzü de hiç kızarmadan “1963-1974 yılları arasında hiçbir Kıbrıslı Türk, Rumlar tarafından öldürülmedi” diyerek asrın yalanını patlatmıştı. 

SA3783/KY36-CK129: Orta Doğu'yu ve Dünya'yı Değiştiren Yıl: 1516 (1)

"Orta Doğu'nun kapılarını Osmanlı'ya açan Mercidabık Savaşı ile İslam Dünyasının başkenti Mısır'dan İstanbul'a taşındı."


“1516 yılının baharında, Yavuz Sultan Selim İstanbul'dan Anadolu'ya hareket ediyordu. İstikameti nereye olacaktı? Doğu Azerbaycan'a ilerleyip bir kaç sene önce Çaldıran'da hezimete uğrattığı Şah İsmail ile tekrar mı karşılaşacaktı? Yoksa belki de sefere çıkarken planlamadığı bir coğrafyaya mı ilerleyecekti?”

“Orta Doğu'yu ve dünyayı değiştiren yıl: 1516” başlığı ile Beyrut Amerikan Üniversitesinde düzenlenen 3 günlük akademik konferans, 7-9 Aralık tarihlerinde gerçekleşti. Saygın Osmanlı tarihçisi Abdurrahim Abu Husayin tarafından organize edilen konferans, Yunus Emre Enstitüsünün katkıları ile gerçekleşti. 

SA3782/KY1-CÇ352: Hangisi Sen?/ Roman Bölüm I-1'in devamı

 "Kar ile mücadelesi henüz bitmemişti"


Bölüm Bir
-1'in Devamı-

Kırk yıl. İmgeleminde bile canlandıramadığı, canlandırmaya güç yetiremediği kırk yıl. Kırk yıla kalmadan ayrı kentlerde öğrenimlerini sürdürmüştüler, hayat her birini –Füsun ile Sacit’i- ayrı bir yere savurmuştu. Üstüne üstlük Füsun’un anısı daha sıcacıkken bir başkasıyla evlenmişti Sacit. Hoş Sacit’e sorsalar evlendiği kişi zaten Füsun idi, yok Gülcan’dı, yok Müge idi, yok Meltem idi, yok.. yok.. derken eşine sormuştu Sacit kadınların niçin bu denli görmez olduklarını. Niçin kendisini göstermek için gösterdiği onca çabaya rağmen niçin kendisini epey uzun bir süre görmediğini sormuştu eşine.

- Niçin? dedim.

- Sana öyle geliyor. Ben seni senden önce gördüm! Sonra kendimi sana gösterip geri çekildim. Pişmen olgunlaşman için, dedi.

SA3781/KY52-YÖ1: Tarihin İlk Sosyal Medya Savaşı: Suriye

"Suriye düzleminde, geleneksel ve sosyal medyanın işlev ve amaç bakımından temel anlamda pek fazla farklılık taşımadığını söyleyebiliriz. Fakat bu işlevin yerine getiriliş biçimi itibariyle devrim niteliğinde bazı dönüşümler yaşandığını söyleyebiliriz. Mobil iletişim teknolojilerinin gelmiş olduğu nokta sayesinde her birey artık kendi mesajını hızlı ve düşük maliyetlerle dünyanın dikkatine sunabiliyor." 


İç savaşın meşruiyet açlığını doyurmaya yönelik kaydedilen tüm veriler, bir yandan bugün propaganda savaşının temel taşlarını oluştururken, diğer yandan gelecekte sosyal medyanın bir cilvesi olarak tarafları zor duruma da düşürme potansiyeline sahip gözüküyor.

Geleneksel medya, kitlesel iletişimdeki baskın rolünü hâlâ muhafaza ediyor olsa da; sosyal medya, iletişimin yöntemlerini kökten bir değişime tabi tutuyor. 20’nci yüzyılın ilk yarısında, radyo, gazete ve televizyonun kitleselleşmesiyle beraber, kamuoyu iletişiminin babası olarak bilinen Edward Bernays, kalabalıkların “görünmez idarecilerin” eliyle kolaylıkla yönetilebileceğini iddia ediyordu.

22 Aralık 2016 Perşembe

SA3780/KY35-YTK144: Tam O Sırada Köşe Yazarı

"Tam bu sırada, köşe yazarı, bu soğuk karanlık sıkıntılı havada yazısını size çiçek, torun, bebek, çorba, çorap, kedi, güneşle ısıtmaya neşelendirmeye şefkat sevgi umutla bitirmeye çalışıyordu."


Kadın kendi gibi yaşlı kocasını kenara doğru çağırdı. Adam tınlamadı. Kasketinin altında bıyıklarının bile donduğu belli katı yüz ifadesiyle eli montunun cebinde dikilmeye devam etti.

Otobüs gelirdi birazdan nasılsa.

Kadın ağır adımlarla inatçı eşini çağırdığı yere doğru birkaç adım attı.

Orada güneş vardı.

Ankara'nın “çok soğuk” diye tanımlanması yetmeyecek içe işleyen keskin ayazından güneş altında bir nebze kurtulmaya çalışıyordu kadın.

SA3779/KY49-İTIĞLI27: Güney Afrika’da Cape Malay Kültürü ve Mevlid

"Cape Malaylar için Hz. Peygamberin doğumunun kutlandığı Mevlid sadece yapmak zorunda oldukları bir dini tören değildir. Onları canlı, diri tutan bir kimliktir de. Bir topluluğun İslam’la kurduğu bu güçlü bağı dünyanın başka bir yerinde görmek oldukça zordur. Çünkü İslam onlara her zaman rehberlik etmiş, mücadelelerinin şiarı olmuş bir dinin adıdır."


Yaklaşık dört sene kaldığım Güney Afrika’nın en uç noktasındaki Cape Town şehrinde, Mevlid programlarının ayrı bir lezzeti vardır. Bir statta veya Cape Town’un 100’ü aşkın camisinin birinde Mevlid törenleri olur, bu törenleri izlemek için Batı Cape eyaletinden birçok Müslüman Cape Town’a gelir.

En son geçen yıl katılmıştım bu Mevlid programına. Athlon stadyumunda yapılan törene gelenler seccadelerini yanlarında getirmişti. Önce toplu halde ikindi namazı kılınmış, daha sonra Kuran’ı Kerim okunarak Mevlid programına geçilmişti. Herkes sanki anlaşmışçasına bembeyaz elbiseler giyerek gelmiş, beyazın ne kadar pak ve güçlü bir renk katmanı olduğunu o zaman hissetmiştim.

21 Aralık 2016 Çarşamba

SA3778/KY37-AZ134: Mezhep Savaşı Yok, 'Acem Faşizmi' Var!..

"Baş ederiz, merak etmeyin, neler gördük..."


Deneyimli milletiz, öyle önümüze konulan yemeği, mutfakta kimin olduğuna bakmadan yemeyiz. Küresel güçler, Tahran’da kontrol altına aldıkları bir kadro üzerinden önümüze Sünni-Şii savaşını koymaya çalışıyorlar, mutfağa bakıyoruz, İran halklarının bırakın ortak olmayı, direnmeye çalıştığı karanlık bir faşizmin kanlı yüzüyle karşılaşıyoruz.

Eğer, ortada etnik veya dini bir kıyım varsa, arkasında hakim güç olmaya çalışan faşist bir kadro vardır. Irak-Suriye-Lübnan hattında yaşanılanlar, yayılmacı faşizmin tüm kadrolarını bize gösterdi.

SA3777/KY36-CK128: Senin İran'ın Seküler Bir Kurtarıcıydı Yavrum

"İran devriminden beri radikal ve mezhepçi bir politikanın ihracı üzerinden dış politika geliştiren İran, ABD'nin desteğini alarak bölgede en güçlü zamanlarını yaşıyor."


Rusya'nın havadan, İran'ın karadan saldırıları ile binlerce yıllık bir medeniyet şehri olan Halep yok edildi. Ve işgal edildi.

Bir etnik temizlikle karşı karşıyayız. Şehrin hayatta kalabilen sakinleri evlerini terk etmek durumunda kaldı. Bu büyük yıkım ve demografik değişimin yaşandığı hayalet şehirde ise İran İstihbarat Şefi Kasım Süleymani poz veriyor. Yani katil olay mahalline geri dönüyor.

İran “zaferini” yani bir insanlık trajedisini kutluyor. Hizbullah, Halep'in işgalini kutlamak için Beyrut'ta kutlama amaçlı tatlı dağıtıyor. Bu büyük etnik temizlik, bölgede on yıllar boyu sürecek bir ihtilafın temelini atıyor.

20 Aralık 2016 Salı

SA3776/SD582: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 137 (21-25 Haziran 2013)

“Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”

  (Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz)

(21-25 Haziran 2013)  ( Haziran 2013: 6085 Tweet+Önceki Toplam: 66.562= 72.647 Tweet)


 Seçkin Deniz@Seckin_Deniz
Ancak Merkel'in, ilk adımı Alman vakıflarını Türkiye'den kovarak atmasına yardım etmeliyiz:)

 Seçkin Deniz@Seckin_Deniz
Bence Merkel tehlikeli bir oyun oynuyor; Türkiye'ye karşı her türlü duyguya dip yaptırıp yeni dönemde mükemmel ilişkiler üretmek istiyor

 Seçkin Deniz@Seckin_Deniz
Türkiye Gümrük Birliğini mi gözden geçirecek yoksa 5000'e yakın Alman şirketlerini mi?... Ya da Alman vakıflarına sopa göstermeler mi?

SA3775/SD581: Telveler 27

"İlâhî ve beşerî dinler arasındaki temel farklar bilinirken, bilginin kaynağını sorgulamamak yapılabilecek en büyük hatadır..."


Pastel renklerin kullanıldığı zeminlerde tüm renklerle figür çalışması yapılabilir; herhangi bir uyumsuzluk yaşanmaz.

Yeryüzünde yaşayan insan neslinin, düşüncelerindeki genleşme arttığı ölçüde ikna güçlük katsayısı da büyür. Bilginin dairesel gelişimi düşünen insanı karşı konulmaz keşiflere yöneltir. Doygunluğun en büyük hâz olduğu bilgi serüveninde insan, düşünmediklerini düşünenlerin fikirlerini merak burgularıyla irdeler; özgürlüğün katmanlarını sıkılaştırmaya uğraşır.

SA3774/SD580: "yaşlıların gölgesinde gençleri anlamak" /15.12.2005/ 424. patika


...gençlik, bedendeki her şeye olduğu gibi, ruhtaki her şeye de verilen bir genel sıfattır...
...bazen ad kıvrımları genleşir gençliğin; lâkin o sıfat olmaktan öteye gidemez...
...yaşlananların yaşlılığın dehlizlerinde 'kanmak/inanmak ve avunmak' için ürettikleri ruhların gençliğine dair yalanları, gerçekmiş gibi, doğru algılamak da aynı şekilde yanılsamadır...
...velhasıl gençlik, "genç bedenlerin ve ruhların sıfatı olma özelliğine asla hâlel getirtmez ve sadece gençlere aittir"...
...gençlere devretmek için ısrar ettiğimiz gençlik, insan hayatının var oluşuna dair temel dönem olan, çocukluğun az büyümüş hâlidir...
...ve temeli atılmış bulunan kişiliğin yer edinme dönemidir...
...bedendeki değişimlerin ve tazeliğin aynen ruhlarda da vâki olduğunu gözler ve incelersek; gençliğin kalın kafalılığının deneyimsizliğe ve saf içtenliğe yaslandığını, ondan beslendiğini de görürüz...

19 Aralık 2016 Pazartesi

SA3772/KY1-CÇ351: Kumpas/ Roman - Bölüm V-11

"Bu hekat ölümü, ölümleri kutlayan değil yaşamayı ve yaşatmayı seçenlerin hekatıdır. Bu hekat bir dirilişin sessiz çağıltısıdır."


Bölüm Beş
-11-

Alper Eken makam odasında İçişleri Bakanı İdris Kuzgun, emniyet genel müdürü Fuat Sansar ve diğer güvenlik birimi elemanlarından pazar yerindeki büyük çaplı patlamayla ilgili brifing alıyordu. Belli etmemeye çalışsa da oldukça öfkeliydi, öfkeliydi çünkü bu boyutta olmasa da iki ay içinde üç bomba patlamıştı başkentin göbeğinde. 

Öfkeliydi çünkü haber alma müsteşarı Kaan Ardıç’a ulaşamamıştı. Öfkesinin kabarmasında bu ulaşılmazlık daha etken gibiydi. Düpedüz bu bir sorumsuzluk örneğiydi ve böylesi bir sorumsuzluğu kabul etmesi mümkün değil, bunun yaptırımları ağır olacaktı. Belki de bugün şuan istifasını istemeliydi Kaan Ardıç’ın. Ülkeyi birlikte ifritlerden temizleyeceği söylenen adam telefonlarına çıkmamazlık yapıyordu, böyle bir şeye cesaret edebiliyordu. 

SA3771/KY33-YO152: Bir Kere Daha Guernica Düşerken...

"Ama o salonda, Guernica tablosunun önünde veto için kalkan ellerle sağlanamayan ateşkes yüzünden Halep’te insanlar katledildi, 40 yıllık bir diktatörlüğe, Rus ve İran ordularına, Şii milislere karşı direnen bir halkın özgürlük ümitleri yok edildi."


Cumhuriyetçi hükümet, darbe yapmasından şüphelendiği Genelkurmay Başkanı Franco’yu Kanarya Adaları’na göndermiş, ardından karşılıklı cinayetler, Katolik kilisesine karşı hükûmetin baskıları yaşanmıştı. 1936’da korkulan oldu ve Franco, falanjist askerlerle birlikte başarısız bir darbe girişiminde bulundu. Çok da başarısız sayılmazdı. Başkent Madrid dışında ülkenin yarısını kontrol altına alacak kadar başarılı bir darbeydi.

Ve ardından bölünmüş ülkede milliyetçilerle cumhuriyetçiler arasında başlayan ve üç yıl sürecek bir iç savaş başladı.

SA3770/KY28-ATA237: AB Cenevre’de Taraf mı Oluyor?

"KKTC’nin yok edilmesine onay verecek olanlar, Eide’nin “Bir gün gelecek, kuzeydeki Türk devletçiğinde Rumlar çoğunluğu oluşturan toplum haline gelecek” öngörüsünü unutmaması gerekmektedir."


Kıbrıs Rum Basını ballandıra ballandıra AB’nin, Cenevre’deki konferansa “taraf olarak” katılacağından bahsetmekte. Rum lider Anastasiadis’e yandaş gazetelerin yaptığı yayınlara göre Avrupa Komisyonu Başkanı Jean Claude Juncker, Avrupa Konseyi Başkanı Donald Tusk ve Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini de 12 Ocak tarihinde Cenevre’de yapılacak, bize göre “Beşli”, Rumlara göre “Çoklu” konferansa katılacaklarmış.

Kıbrıs Rum tarafı, çözümün, AB normlarıyla mutlak uyumunun garanti altına alınması için AB’nin özlü müdahil olmasında ısrar etmekte ve Avrupa Komisyonu Başkanı Jean Claude Juncker’in de AB’yi temsilen katılımını talep ediyor.

18 Aralık 2016 Pazar

SA3769/KY13-AO100: Terör Tehdidi'ne Karşı Ön Tedbirler

"Allah mazlumların tek güvencesi olan devletimizi ve Aziz milletimizi korusun.."


Türkiye yıllardır çok yönlü terörün hedefi. Teröristler Türkiye'yi istikrarsız hale getirmek için öncelikli olarak halkı ve ülkeyi koruyan güvenlik güçlerini hedef alıyorlar. Sadece güneydoğu değil, öncelikli olarak nüfus yoğunluğu olan şehirler olmak üzere tüm şehirlerimizde polis ve askerimiz hainlerin tehdidi altında ve hep aynı tür saldırılarla karşılaşıyoruz.


Buna rağmen hâlâ polis ve askerimizi korumada yetersiz kalıyor ve gerekli önlemleri alamıyoruz. Oysa bu konularda gerekli tedbirleri alabilsek bu gibi saldırıları önleyebiliriz. Sadece sıradan önlemler ve dikkatli davranmamız halinde bile teröristler amaçlarına ulaşamazlar.

Seçkin Deniz Twitter Akışı