8 Kasım 2016 Salı

SA3618/SD557: Telveler 21

"Birileri onu hiç var kabul etmediler; türedikleri hayvanlara yasladılar asaletlerini. Yani; diledikleri kadar özgür idiler "ne olduklarını" önemseyenler..."


Sıktığınız anda ruhunuzu en can alıcı yerinden, kıvranır kalırsınız içinizde. Zevk ile keder, bir nâhoş lakırdıdan öte değildir o hâlde.

İnsanoğlunun her nefesi daraltır sizi; yamacınızda turfanda maneviyât istersiniz. Ona ruhsal dinlence de diyebilirsiniz... Ama fark etmeyecek; siz sizi ardfikirsiz kabullenecek "geniş bir kucak" arzu etmektesiniz...

7 Kasım 2016 Pazartesi

SA3617/ÇY4-DB70: Brookings Entstitüsü Irak'ta Ne Arıyor?: "Fırtınanın Ortasındaki Irak"

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda Brookings Entstitüsü, Foreign Policy Kıdemli Üyesi Kenneth M. Pollack'ın basit bir siyasi kulis dedikodusu düzeyinde, asla bir analiz olamayacak olan bir 'yazı' çalışmasını okuyacaksınız. ABD'nin imparatorluk iddiasının da artık bittiğini, hem bu analiz(!)den hem de Musul özelinde ayrı, tüm Irak, Suriye, Mısır, Yemen ve müslüman ülkelerde uyguladığı kaos teorisinin detaylarını ve bu teorinin nasıl uygulandığını göreceksiniz. Peşmerge'nin Musul Operasyonu'nda, önce Irak Ordusu tarafından, sonra da ABD'nin yeterince uçak yok bahanesi ile yalnız bırakılmasının, planlandığı gibi Musul'da çok uzun sürecek bir yok etme sürecine hizmet etmesi için basit bir taktik olduğunu anlayacaksınız. IŞİD (DAEŞ) yazıda anlatıldığı şekilde ABD ve Maliki ortaklığı ile inşa edilmiş ve işgal etmesi için stratejik değeri yüksek Musul gibi topraklar IŞİD'e açıkça teslim edilmiştir. Bugün güya yaşanan belirsizlik ABD yönetiminden ve seçimlerden kaynaklansa bile aslında tam olarak böyle planlandığı için böyledir; ABD yönetimi gayet net bir şekilde ne yaptığının farkındadır ve bunu Irak'taki kuklalarının çıkar çatışmaları arkasına saklayarak yapmaktadır. Türkiye Musul'un  ve çevresinin paramparça edilmesini, sünni soykırıma uğramasını engellemek için tedbir almaktadır ve aşağıda görüldüğü üzere bu tedbirleri ABD ve uşaklarını tedirgin etmiştir.
Yazının girişinde aklınıza gelecek olan soruyu burada soralım:
"Brookings Entstitüsü, Foreign Policy Kıdemli Üyesi Kenneth M. Pollack ve arkadaşları Erbil'de ne arıyor?"
Seçkin Deniz, 07.11.2016


MARKAZ- Iraq in the eye of the storm

Geçtiğimiz haftayı Washington Yakın Doğu Araştırmaları Enstitüsü (Washington Institute for Near East Policy)’nden Michael Knights ile birlikte Irak Erbil’de geçirdim. Üst düzey Iraklı ve Kürt yetkililerin yanı sıra gazeteciler, analistler ve akademisyenler geniş bir yelpazede bir araya geldik. Bu gezi 21 Ekim'de oradaki terörist saldırı sonrasında Kerkük ziyaretinin yanı sıra (aynı zamanda Arapça kısaltması Daeş olarak bilinen) İslam Devleti’ne karşı Peşmerge askeri operasyonlarını gözlemleyerek, ABD ve Kürt ordu subayları ile operasyonu tartışarak geçti. 

Bu yazı Bağdat'taki siyasi gelişmeleri içeren Irak'taki olaylarla ilgili izlenimlerimi içeriyor. İkinci bir yazı da Irak Kürdistanı'ndaki gelişmeler konusunda benim düşüncelerimi anlatacak. 

SA3616/KY28-ATA224: KKTC’de İlahiyat Koleji'ne Neden Karşı Çıkılıyor?

Maneviyat eğitimimizin önemini çok iyi anlamamız gerekmektedir. Bugün KKTC’nin yıkılması için çalışanların “Bayramlarda dahi camiye gitmeyen, dinimizden ve Kuran-ı Kerimden öcü gibi korkan, hiçbir süreyi bilmeyen ve hiçbir dini vecibeyi yerine getirmeyen kişiler” olması da bir tesadüf değil maalesef.


Batı dünyası bir türlü bileğini bükemediği, silah ve askerle yenemediği Türkleri yenebilmek için farklı yollar düşünmeye başlar ve ilk adımı 1303 yılında atar. Dönemin Papa’sı VIII. Bonifacius, Roma’da “Studium Urbis”i yani Roma’nın ilk üniversitesini kurar.  Bu üniversitenin çalışma alanlarından bir tanesi de Türklerin zayıf ve kuvvetli taraflarının tespit edilmesidir. (Roma Üniversitesi- http://en.uniroma1.it/sapienza/about-us/our-history)

Bu bölüm işe Türklerin dillerini, dinlerini, adetlerini, geleneklerini ve göreneklerini incelemekle başlar. Amaç, Türklerin zayıf ve kuvvetli yönlerini öğrenmek, zaaflarını tespit ederek, üstlerine bu açık kapıdan giderek yenmektir. Tespit edecekleri “Türkleri yıkma stratejisi”nden yola çıkarak yeni bir politika ve taktik geliştirmek ve Türk coğrafyasında rahat bir çalışma ortamı sağlayarak uzun vadede Türkleri içten kemirerek yıkmaktır. (Y. Koçak, Tiran, 2015:s.35-7) 

SA3615/KY1-CÇ321: Kumpas/ Roman - Bölüm V-5

"Bu hekat ölümü, ölümleri kutlayan değil yaşamayı ve yaşatmayı seçenlerin hekatıdır. Bu hekat bir dirilişin sessiz çağıltısıdır."


Bölüm Beş
-5-

Bürosunun kapısı tıklatılınca düşüncelerden sıyrıldı Yunus Alkış. Kapı açıldı. Çaycı kapıdan içeri başını uzattı:

"Efendim çıkacağım da bir emriniz var mı diye baktım!" dedi.


"Teşekkür ederim." dedi Yunus. "Çıkabilirsin, zaten ben de çok durmayacağım, birazdan çıkarım."

Sözlerini bitirdiğinde cebindeki telefon titredi. Çaycıya çıkması için işaret etti Yunus. Adam çekilince telefonu çıkarıp kulağına götürdü. Telefondaki bir erkekti.

5 Kasım 2016 Cumartesi

SA3613/KY20-MEK43: Mavi

"Her taraf mavinin içinde kaybolduğunda, bütün renkler ve desenler mavileşip yok olduğunda, bütün adamlar, amcalar, kirli sakallar ve hüzünlü kavruk yüzler mavi olduğunda, artık sürprizin tenine değen bir koca mavi kor olur köy."


'Maviye maviye çalar gözlerin
Yangın mavisine,
Rüzgar asi... Ay karanlık...'
Ahmed Arif

Öyle alacalı bulacalı, biraz kavruk ve sınırları belirsiz renkleri var.

Hepsinin giydiği birbiçim giysilerden bahsediyorum. Giysiden çok bir müzik gibi insanda bıraktığı etki; azgın bahar sellerinin ürkünç gümbürtüsünün dibinde gizli bir fon olarak akan, biraz ürkütücü, ve ancak insan kulağının pek aşina olmadığı, bir derin isyan çağrısı gibi, insanın avuçlarını tırnakları batıncaya sıkması gibi, dipdiri kaslar gibi sert ve ürkünç bir müzik.

SA3612/KY27-ŞT67: Kitap Günlüğü 1/ S.Zizek ve Paralaks Üzerine - Ek: Agota Kristof, Ahir Zamanda Yaşamak-

"Zizek'e göre bu ahlaktan yoksun -etik- kör bir kendiliğindenlikle sadece bir görev olarak iyilik yapan, duygudan uzak, soğuk ve katı bir etik olarak tam da onun her zaman durduğu yeri işaret ediyor. Zizek' e göre bütün iğrenç yakınlıklardan uzak duran canavar gibi bir etiktir bu. Duygusal içeriği boşaltılmış bu etik, kapı dışarı ettiği duygunun yerine soğuk, katı ve bir o kadar da devrimci bir tutkuya yerleştirmiştir."


Kitap Günlüğü(*)

13 Haziran 2016 - 001 

Paralaks: Kanaatimce Slavoj Zizek'in perspektif kaydırma yolu ile yeniden bakmak derken, bir bakıma kendi tarifinin daha iyi anlaşılması için ilk elde bir giriş olarak yapmış olduğu temel tarifin en içine -derinine- yerleştirdiği bir uzaklık -ıraklık- yarıklık, yarılma olarak tarif edilmeli.  

Bu bakımdan  nesnel gerçekliğin ya da bir nesneye ait gerçekliğin -giderek o nesneye dair hakikatin- onu gözlemleyenin durduğu yere -perspektifine- göre değişebileceğini öne süren Zizek; aynı zamanda paralaksın sadece bu anlama gelmeyeceği -gerçekliğe dair bu farkın- gözlenen, izlenen nesnenin kendi içinde  -kendiliğinde- olan daha derin bir fark -kendiliğinde olan bir fark- olarak tarif ederken de asıl önemli olanın bu kendiliğinden kaynaklanan fark olduğuna dikkat çekiyor. 

SA3611/KY26-CA93: Prizren ve Hafıza

"Şehri ortadan ayıran ırmak, unutmaya izin vermeyen bir etkiye sahip olmalı. Kıyı boyunca uzayan kafeleri geçip Şadırvan Meydanı’na ulaşıyorsunuz. Orası bir bakıma Konya, bir açıdan bakınca sanki Saraybosna. Herkesin anlatacağı kalma ve direnme hikayeleri var. Toplanıyor ve konuşuyorlar."


Bazen bir isim aklıma takılırdı. Daha önce nasıl duymamış, görmemiş olabilirim? Prizren, ne anlama geliyor acaba? Okuduklarım yeterli gelmezdi. Karşılaştığımızda bileceğim, diye düşünürdüm.

Arada sınır ve gümrük kapıları var; sanki gittiğimiz yabancı bir diyar. Bizi ana-ata ocağıymış gibi karşılayan şehir ve hane nasıl gurbet olabilir? Pasaport kullanma mecburiyeti sadece bir formalite. Kim daha çaba gösterdi bu sıla ortaklığı işte böyle sürüp gelsin diye? 

4 Kasım 2016 Cuma

SA3610/TG211: Breaking the Silence-Sessizliği Kırmak: İsrailli Askerlerin İtirafları/ El-Halil 2005-2007/ 25. Bölüm

   “Bizimle gönül birliği bulunan, Batı Şeria, Gazze ve Doğu Kudüs’te Eylül 2000 tarihinden itibaren görev yapmış askerlerin itiraflarını topluyor ve yayınlıyoruz.” 
Taciz, Yağma, Aşağılama, Dayak, İşkence, Öldürme, Yaralama, Sûikastler, Özel Mülklere Verilen Zararlar…

“Bu, ayrıca var olan gerçekliği bildiği halde inkar eden inatçı çoğunluğa karşı da bir dik duruş. Bu, İsrail toplumuna ve liderlerine, çalışmalarımızın sonuçlarını değerlendirmek için acil bir çağrı.”

Askerler görev başında başlarından geçenleri anlatıyor:

İtiraf-67

Araba aksesuarları satan bir dükkân vardı. Askerler buradan disk-oynatıcı ve bunun gibi şeyler alırdı. Eğer dükkân sahibine gidip sorarsanız askerlerin kendisine neler yaptığına dair bir sürü şey anlatacaktır. Adamın dükkânını sürekli yağmalıyorlardı. 

SA3609/SD556: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 126 (26-30 Nisan 2013)

“Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”

  (Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz)

(26-30 Nisan 2013)  ( 570 Tweet)

30 Nisan
62.654. @SelimAtalayNY -10 Türk?

30 Nisan
@SelimAtalayNY Ayıp olmuyor mu?

Selim Atalay @SelimAtalayNY
30 Nisan
ABD FP dergisinin -En Güçlü 500- listesinde 9 Türk+ Muhtar Kent var. Dünyadaki en ünlü Türklerden Muhtar Beyi de alıp -10 Türk- demek gerek

SA3608/KY33-YO143: Peki, Ama Neden Susuyorlar?

"Peki, neden susuyor insanlar acaba? Neden bundan beş yıl önce olsa yüz binleri sokağa dökecek bir gözaltı Diyarbakır’da üç yüz dört yüz kişiyi geçmeyen kalabalıklarca protesto ediliyor? Neden Cumhuriyet gazetesinin önüne Cumhuriyet mitinglerini dolduran büyük kalabalıklar akmıyor? Bu sorularla yüzleşecek cesur insanlar hâlâ çıkmadı."



Ankara’da CHP’nin düzenlediği 29 Ekim yürüyüşündeki bir kare ilginçti. CHP Gençlik kollarından gençler ortalarına Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nu da alarak ellerinde tuttukları fotoğraflarla poz vermişlerdi.  Yan yana duran fotoğraflarda Atatürk, İnönü ile birlikte Uğur Mumcu, Yılmaz Güney ve Mahir Çayan da vardı. 

En tuhaf olanı bir suikasta kurban gitmiş Uğur Mumcu ile 70’lerde bir İsrail Başkonsolosu ve üç İngiliz görevliyi kaçırıp öldürmüş, 14 yaşında bir kızı saatlerce rehin almış Mahir Çayan’ın fotoğraflarının yan yana tutuluyor olmasıydı herhâlde.

SA3607/KY36-CK117: Telafer Meselesi

"Suriye'de ve Irak'ta yaşanan iç çatışmalar Türkiye'nin sınır güvenliğini tehdit ederken, Şii cihatçılığı ile hareket eden grupların farklı etnik ve dinî hedeflere yönelik katliamları on yıllar boyu sürecek bir düşmanlığın fitilini yakıyor."


Telafer Musul'un 60 kilometre batısında, 100.000 nüfuslu bir ilçe. Nüfusun %80'i Sünni Türkmenlerden oluşuyor. Stratejik olarak Musul ve Suriye arasındaki ana hat, dolayısıyla olası bir Rakka operasyonunda kilit rol oynayabilecek yerlerden biri.

Şimdiye kadar Musul operasyonu bazı hassasiyetler güdülerek ilerledi. Musul'un demografik yapısı, özellikle etnik ve mezhep gerginliğine sebebiyet verecek bazı müdahaleler Türkiye'nin çabası ile engellendi.

SA3606/KY28-ATA223: İsviçre’de 29+ Tuzağı Benzerine Düşülmemeli

"Anastasiadis’in kimlerle İsviçre’deki Mont Pelerin görüşmesine gideceği, ekibinde kimlerin olacağı yavaş yavaş su yüzüne çıkmaya başladı. Rum tarafında ne kadar Kıbrıs Rum Kilisesinin güvendiği siyasi ve bürokrat varsa, hangi partiyi desteklediklerine bakılmaksızın ekipte yer alıyor."


Anastasiadis’in kimlerle İsviçre’deki Mont Pelerin görüşmesine gideceği, ekibinde kimlerin olacağı yavaş yavaş su yüzüne çıkmaya başladı. Rum tarafında ne kadar Kıbrıs Rum Kilisesinin güvendiği siyasi ve bürokrat varsa, hangi partiyi desteklediklerine bakılmaksızın ekipte yer alıyor.
  
Anastasiadis’in danışmanları ve müzakere heyeti üyeleri Polis Poliviu ve Kipros Hrisostomidis, Müzakereci’nin destek grubu başkanı Panayotis Dimitriu, üyeleri Nikos Kleanthus ve Tumazos Çelebis, Başsavcılık adına Nikos Kiriaku, Mülkiyet Çalışma Grubu Başkanı Erato Kozaku Markulli ve Tapu yetkilisi Andreas Haciraftis.

3 Kasım 2016 Perşembe

SA3605/KY35-YTK131: Yaz Gazeteci Yaz

Halep'te bomba, Musul'da şüphe, Filistin'de belirsizlik, Myanmar'da rutubet, yerkürenin tamamında epey bir fakirlik yetmemiş şimdi çocuklara temiz su ve temiz hava bile sunamayan bir insanlığın içinde Yeşilçam filmlerinden kalma bir replik miydi o, “Yaz gazeteci yaz…”


Madem köşe yazarıyız, değil mi, biz de siyasetten kuşların yön bulma duygularına veya 2. Dünya Savaşı sonrası sanat akımlarından film kritiğine kadar her konuda yazabiliriz.

Ben de yazabilirim.

Bugün size gitmediğim ve gitmeyi hiç de düşünmediğim hangi filmin eleştirisini yapsam diye düşünüyordum ki bunun da matbuat tarihimizde şu günlerde aşılmış bir yeni buluş olduğunu esefle öğrendim. 

SA3604/KY49-İTIĞLI20: Afrika’da Konfüçyüs Okumak

"Birçok kişi Çin’in Afrika’ya ilgisinin arkasında ekonomik çıkarlar olduğunu düşünüyor olabilir. Bence değil. Çin Afrika’yı bir bütün olarak etkilemek ve Afrika’da köklü bir kültürel miras oluşturmak istiyor. Şimdiden birçok Afrika ülkesinde Konfüçyüs enstitüleri kurulmaya başlandı bile."


Çin, Afrika ülkelerinin en önemli partnerlerinden biri. 54 Afrika ülkesinin tamamında neredeyse yatırımı var. Hatta birbirine düşman Afrika ülkeleri ile de ortak iş yapabiliyor. Bu durumun en önemli kanıtı Etiyopya ve Eritre ile Çin’in kurduğu ilişkiler. Hem Sudan hem de Güney Sudan’ın en önemli partneri. 

Soğuk savaş döneminde küresel güçler yalnız bir devletle ilişkilerini geliştirirken diğer devletlerle yakınlaşmaya uzak dururlardı. Şimdi artık Çin bu politikayı tamamen değiştirmiş gibi gözüküyor. Bırakın düşman devletlerarasında ilişki kurmayı, bir ülkede, Güney Sudan gibi hem yönetimle hem de isyancılarla ilişkiler kurabiliyor.

SA3603/KY26-CA92: Klasikleri Okumaya Mecbur muyuz?

"Klasikler bize şunu da öğretir: Durun, deriz, bırakın dinleyelim onu. Bize iyi gelecek değerde bir sözü olabilir."


Kürk Mantolu Madonna üzerine sürüp giden son “cehalet” tartışmaları bir taraftan da klasikler üzerine yeniden düşünme vesilesi olabilseydi keşke. Tartışmanın kaynağı, bir televizyon programında sunucuların kitaptan habersizliğini belli eden konuşmalarıydı. Üç sunucudan ikisi romandaki Madonna’yı şarkıcı Madonna sanmıştı. Sunucular cehaletle suçlandı sosyal medyada.

Peki, hepimiz her klasiği okumaya mecbur muyuz? Klasikler kapsamında değerlendirilen bütün yazarları külliyatlarıyla tanımak çok istisnai bir ilgiyle mümkün olabilir. Kötü olan herhalde, ortamın çeşitli sebeplerle kışkırttığı bilgiçlik taslama eğilimi, malumatfuruşluk. 

2 Kasım 2016 Çarşamba

SA3602/KY37-AZ128: Putin, Erdoğan’ı Emperyaliste Satar mı?..

"BİR SÖZ DE KILIÇDAROĞLU’NA: Neye ikna edildiğinizi biliyorum. Sakın!.. “Cumhuriyet mitingleri” kışkırtmasıyla milletin emperyalizme karşı mücadelesini bölmeye kalkmayın, yarın, Anıtkabir’e gidecek yüzünüz olmaz... Bence Devlet Bahçeli ile bir görüşmenizde yarar var..."


15 Temmuz, iç savaş çıkarma-işgal amaçlı darbe girişimi, Türk milletine karşı açık bir emperyalist saldırıdır. Harekatın merkezinde yer alan çeteyi kısaca FETÖ olarak adlandırıyoruz, ama, bu çekirdeğin çevresindeki diğer kişiler henüz tam olarak tartışılamıyor. 

Açık fikrimi söyleyeyim: 15 Temmuz, önceki yazılarımda GLADİO-B olarak adlandırdığım, savcıların FETÖ olarak nitelediği çete ile ABD’nin uzantısı diğer kurum ve kişilerin içinde yer aldığı bir müdahaledir.

SA3601/KY36-CK116: 15 Temmuz'dan Sonraki İlk Cumhuriyet Bayramı Kutlaması

O gece Cumhurbaşkanının nerede olduğunu ve ne yaşadığını tüm Türkiye biliyor, Erdoğan ise Kılıçdaroğlu'na şu soruyu sordu: "Sen neredeydin?"


Cumhuriyetin 93. kuruluş yıl dönümünü geçtiğimiz cumartesi tüm Türkiye kutladı. Ancak bir kutlama töreni vardı ki, tarihî bir resepsiyon olarak kayda geçecekti.

15 Temmuz darbe girişiminden sonra, darbenin hedef aldığı Cumhuriyet, darbecilerin önünde bir katliam yaptığı Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde kutlandı.

Aralarında siyasetçilerin, iş dünyası temsilcilerinin, üst düzey bürokratların, sanatçıların, spor insanlarının, yabancı misyon şeflerinin, kanaat önderlerinin bulunduğu 2000'i aşkın davetli Külliye'deydi cumartesi akşamı.

1 Kasım 2016 Salı

SA3600/SD555: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 125 (21-25 Nisan 2013)

“Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”

  (Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz)

(21-25 Nisan 2013)  (637 Tweet)


25 Nisan
62.084. @papyonlumurteci ayaklarına sorsan?:)

25 Nisan
@Mikdatca onsayt desek?:)

25 Nisan
Tuncelileri kınama hakkımı kullansam bana kızarlar mı?

25 Nisan
Ben Opus Dei'nin yerinde olsam hepinize sabah akşam futbol izletirim; şifresiz bedava:)

SA3599/SD554: "sırça köşk kibri" /31.12.2005/ 431. patika


...kendi sırça köşkte, diğerleri/ötekiler acz içinde...
...kendi kurtulmuşluğun keyfinde, ötekiler ise zavallı bataklıklarda...
...küskün ve mağrur tüm yalnızların, özleri ve diğerleri arasındaki mendebur bir telakki zırvası bu...
...yalnızların çoğul hâlleri de dâhil bu serencama...
...yani topluluklar; kendilerini özel ve kurtulmuş telakki eden topluluklar ve onların fertleri...
...onlar da yapayalnızıdırlar, kendi aldanmışlıkları içinde...
...ama ne yazık ki; aldanmışlıklarını fark etmezler...
...mağrur seçilmişliklerini özel ve nadide sandıkları her demde diğerlerini yitmiş görmelerine mani olamazsınız...

SA3598/SD553: Telveler 20

"...heyhât
kıvrak ince-ipince bir sızı
iniyor"


...kıvrak
ince-ipince bir sızı
çıbanın tepesinden
içe
dönüyor sürgün sanılan bucakta...

Seçkin Deniz Twitter Akışı