14 Şubat 2024 Çarşamba

SA10581/SD3013: Mıra | Öznel Şeyler 1: Bir Müslüman Öldürmek

 Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

"Çocuk ya da yaşlı, kadın ya da erkek bir Müslüman öldürmek, şeytanın güdümündeki beşerî sistemler için bir gurur meselesi. Siyonist bir Yahudi için ise Gazze’de bir Müslüman’ı bombalarla, mermilerle ya da açlıktan ve susuzluktan öldürmek çılgınca bir zafer."

Tek başına bir insanı, kendimi ya da başka birini inceliyorum bazen. Erkek veya kadın; bir insan. Bir insan nedir? Milyarlarca insanın içinde tek başına bir insan ne kadar değerli ve anlamlıdır? Bir Çinli eksik olsa dünyadan ya da bir Amerikalı, belki de bir Rus, Avrupalı; ne eksilirdi ki? Ya da fazla olsa?

Düşüncelerimin eklem yerlerinde herhangi bir insanın doğarken, emeklerken, yürürken, oynarken, okula giderken ve sonra bir mesleğe başlarken, evlenirken, yaşlanırken ve ölürken verdiği onlarca fotoğraf var. Bu kadar çok insanın içinden bir insana ait bütün bu fotoğrafları çekip alırsak ne olur? 

Sonsuzdan herhangi bir reel (gerçek) ya da karmaşık sayı çıkarıldığında sonsuzun değeri azalmaz, eklendiğinde de artmaz; o halde milyarlarca insandan bir insanın eksilmesi dünyadaki insan varlığını etkilemez mi diyeceğiz? Sayısal olarak bir insan miktarın bir parçası olarak değerlendirilebilir mi?

Birer birer doğuyoruz hayata, birer birer ölüyoruz hayattan; milyarlarca insanı ilgilendirmiyor bu gelişlerimiz ve gidişlerimiz. Biz o kadar önemsiziz görüldüğü üzere. Yakın çevremizi etkiliyoruz sadece, onların duygularını değiştiriyoruz varlığımızla ve yokluğumuzla. Bizden habersiz milyarlarca insanı ilgilendirmiyoruz ve bu durum çok acınılacak bir vurdumduymazlığın sonucu değil, hayatın tasarımı bu, oluşu bu.

Böyle olmasaydı belki her seferinde büyük bir dalgalanma yaşayacaktı bütün insanlar. Bir insanın yaşarken verdiği -düşüncelerimin eklem yerlerinde tuttuğum- bütün fotoğraflardan diğer bütün insanların aynı anda etkilendiğini düşünsenize. Hayat şimdi olduğu gibi devam edemezdi, her an bir insan doğduğuna ve öldüğüne göre, bütün insanlar her an karmaşık ve zıt duygularla yaşamak zorunda kalacaklardı. Her şey burnumuzdan gelecekti.

Oysa hayatın doğası gereği yaşadığımız her şeyin sadece çevremizdeki insanların duygularını etkilemesi çok daha doğru ve çok daha yerinde, olması gerektiği için öyle.

Ne var ki bu, hayatın doğal akışında yaşanılanlar için böyle. Zorla müdahale edilmiş hayatlar için değil.

Öldürmek hayatlara zorla müdahale etmektir ve öldürülen insan verdiği ve vereceği fotoğraflarla birlikte hayattan çekilip alınan bir insan demektir. Yaşayan insan sayısı sonsuz olmadığı için bir insan hayattan zorla eksiltilmiştir. Ve eksiltilen o insandan üreyecek olan, ancak artık üremesi imkânsız olan insan sayısı belirsizdir.

Bir sayının eksilmesi ya da eklenmesi sayısal sonsuzluğu etkilemeyebilir, ama bir insan sayı olmadığı için eksilmesi ya da eklenmesi sayısal olmayan sonsuzluğu etkiler.

Bir insanın öldürülmesi, o insanın ırkına, inancına ya da yaşadığı coğrafyaya özgü bir ayrımcılıkla değerlendiriliyor yeryüzünde. Bir Amerikalının Amerikalı olmayanlar tarafından öldürülmesi ile bir Asyalının Asyalı olmayanlar tarafından öldürülmesi arasında değer ile değersizlik arasındaki fark kadar büyük bir fark var. Bir Avrupalının Avrupalı olmayan biri tarafından öldürülmesi ile bir Afrikalının Afrikalı olmayan biri tarafından öldürülmesi gibi.

Bir insanın öldürülmesi bütün insanları ilgilendirmelidir, çünkü doğal değildir. Hayat şimdi olduğu gibi devam etmemelidir, her an bir insan doğmadan ya da doğduktan sonra öldürüldüğüne göre, bütün insanlar her an karmaşık ve zıt duygularla yaşamak zorundadırlar..

Bir Müslüman’ın öldürülmesi nasıl bir anlam taşıyor, peki?

Çok aşağılık bir durumdayız: ‘Bir Müslümanı öldürmek’ kimseyi ilgilendirmiyor.

Birleşmiş Milletler günlük, alelacele derlenmiş istatistiklerle Müslüman ölülerden ve yaralılardan bahsediyor.

Sonsuzluğu böylesine vahşi bir şekilde etkileyen şey Müslümanların katledilmesi değil sadece, Müslümanların katledilmesini kulaklarını tıkayarak, gözlerini kapatarak, dilini korkuyla içine çekerek duymazdan, görmezden gelen ve susan Müslümanların içindeki aşağılık korku sonsuzluğu daha çok etkiliyor.

Allah’ın adaletinden en çok haberdar olan Müslümanların utanç verici korkusu sonsuzluğu da aşağılıyor.

Çocuk ya da yaşlı, kadın ya da erkek bir Müslüman öldürmek, şeytanın güdümündeki beşerî sistemler için bir gurur meselesi. Siyonist bir Yahudi için ise Gazze’de bir Müslüman’ı bombalarla, mermilerle ya da açlıktan ve susuzluktan öldürmek çılgınca bir zafer.

Oysa bir Müslümanı öldürmek, insanlığın merhametini, hatta kendisini öldürmesi kadar büyük bir intihar girişimidir. Tek başına, şeytanın insan karşısındaki en büyük zaferidir.

Düşüncelerimin eklem yerlerinde öldürülen herhangi bir Müslümanın doğarken, emeklerken, yürürken, oynarken, okula giderken ve sonra bir mesleğe başlarken, evlenirken, yaşlanırken ve öldürülürken verdiği onlarca fotoğraf da var. 

Bu kadar çok insanın içinden bu kadar çok Müslüman insana ait bütün bu fotoğrafları çekip alanları lanetlemekten başka yapacağımız büyük işler var.

Ama ağlamak büyük bir iş değil.


YouTube'de izlemek için tıklayınız. (Video: Zeynel Badak)


 

<<<Önceki                           Sonraki>>>


Seçkin Deniz, 14.02.2024, Sonsuz Ark, Mıra | Öznel Şeyler


Mıra | Öznel Şeyler

Seçkin Deniz Yayınları




Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
  4. Sonsuz Ark Yayınlarının Kullanımına İlişkin Önemli Duyuru için lütfen tıklayınız.

Seçkin Deniz Twitter Akışı