23 Mart 2020 Pazartesi

SA8453/SD1649: Sıkıntı (Roman); 1. Bölüm-Gök 25

"Türkiye ile ilgili sorular ilginçti. Bugüne kadar iş öğrettikleri bir ülkenin nasıl olup da bu kadar kısa bir sürede dönüşerek iş öğreten bir sınıfa yükseldiğini ve dünyada gündem oluşturabildiğini merak etmişlerdi."



Toplantının ikinci bölümünde katılımcılar artmıştı; insan kaynaklarından muhasebeye, tasarımcılardan mühendislere kadar çok geniş bir katılım olması gerektiğini belirtmiştim, hazırlıklarla ilgili yaptığımız görüşmelerde. Nihayetinde büyük bir yeniden yapılanmaya gidiliyordu ve birçok üretim şekli değişecekti.

Birçok soru aldım katılımcılardan, soru-cevap bölümü toplantıların en verimli ve en uygulanabilir çıktıların alındığı bölümdü; yeniden yapılanmayı, yeni dönemde sorumluluk alanlarının nasıl işlemesi gerektiğini, herkesin en küçük bir anlaşılmazlıkta doğrudan iletişime geçecekleri kişilerle çok sıkı iş birliği yapmasının zorunlu olduğunu bütün ayrıntıları ile anlattım. Bütün bunları denetleyecek olan şirket yönetimi idi, bana aksaklıklarla ilgili bildirimlerde bulunacaklardı.

Toplantı bittiğinde saat 19:00’a geliyordu. İki saat olarak planlanan toplantının uzun sürmesinin sorumlusu da bendim, zira İtalyanların ve diğer Avrupalı çalışanların Türkiye ile ilgili sordukları sorulara dikkatlice ve ayrıntılı bir şekilde araya şakalar karıştırarak cevap vermiştim. Toplantıların sıkıcı geçmesinden hoşlanmıyordum. Katılımcıların iyi ki katıldık diyebilecekleri toplantılar yapmayı seviyordum. Ki; bence herhangi bir işte veya toplantıda optimal yarar böyle sağlanabilirdi.

Türkiye ile ilgili sorular ilginçti. Bugüne kadar iş öğrettikleri bir ülkenin nasıl olup da bu kadar kısa bir sürede dönüşerek iş öğreten bir sınıfa yükseldiğini ve dünyada gündem oluşturabildiğini merak etmişlerdi. Onlara ‘Uykudan uyandığımızı’ anlattım; Erdoğan’ı kıskanarak anıyorlardı. Bunun şaşırtıcı olmadığını Erdoğan’ın ‘Uykudan uyanan bir toplumun doğru zamanda ortaya çıkmış lideri’ olduğunu söyledim.

Lider-Toplum eşleşmesinin ülkelerin çağdaşlarından olumlu ya da olumsuz bir şekilde ayrışmasının temel sebebi olduğunu, ABD gibi, İngiltere ve Avrupa’da da kibirli toplumlar kibirli liderlerle eşleştiği için Batılı ülkelerin çağdaşlarından olumsuz bir şekilde ayrışarak gerilediğini ifade ettim. Doğulu ülkelerde demokrasi problemini çözemediklerini ve kibirli liderler bilinçsiz toplumlarla eşleştikleri için herhangi bir değişimin beklenmesinin neredeyse imkânsız olduğunu, Türkiye’nin temel liderlik hikayesini barındıran tarihinin de ayrışmasında etkili olduğunu anlattım.

İlgiyle dinlemişlerdi. Eğitim sistemleri çağın gereklerini karşılamıyordu, genç nesillerini eski sistemlerle yetiştiremedikleri gibi, entelektüel kapasitelerini tükettikleri ve yeni şeyler söyleyemedikleri için yeni bir eğitim sistemi üretecek akla sahip olmadıklarını da eklemiştim. Birçoğu özel okullarla yeni sistem ihtiyaçlarını geliştirmeye çalışıyordu, ancak bu da artan eşitsizliklerin ürettiği olumsuzlukları derinleştirmekten başka bir işe yaramıyordu. Nitelikli göçmen seçmekte uzmanlaşan Avrupa insana yatırım yapmaktan vazgeçmişti. Küreselleşme bu işin temel gerekçesiydi.

Şirket’ten ayrılırken keyifliydim. Şirket’in tepe yöneticisi ertesi günkü toplantı için Lyon’a geçeceğimi biliyordu, geceyi Torino’da şirketin anlaşmalı olduğu otelde geçirmemi, ertesi sabah da bir şirket arabasıyla Lyon’a gitmemi önermişti. Daha önce Torino’da hiç gecelememiştim. O akşam Lyon’a gidip gitmemekte de kararsızdım. Teklifini kabul ettim.

Şirket bana başka bir şoför ve başka bir araba tahsis edecekti. Bu arada İD, ‘Ağırlama’dan Lyon’u çıkardığıma göre sorumluluğunun devam ettiğini ve ‘Uğurlama’ tamamlanana kadar da yanımdan ayrılmayacağını, beni Lyon’a kendisinin götüreceğini, aldığı talimatın tam olarak böyle olduğunu söyledi. O da işi bitmiş olacağı için ertesi gün Lyon dönüşü İstanbul’a dönecekti.

Araba kente doğru akan trafikte yavaşça ilerlerken Adana’yı aradım ve bizim şirketin yaptırdığı Lyon uçak rezervasyonumun iptal edilmesi talimatını verdim. Lyon-Adana uçuşum kesindi. Bilet alınmıştı. Yarın sabah saat 8:00’daki toplantının da iyi geçeceğini umuyordum.


<< Önceki                      Sonraki>>


[(29.03.2020, (1/46 (70))]


Seçkin Deniz, 23.03.2020, Sonsuz Ark, Sıkıntı, Roman


Sıkıntı






Sonsuz Ark'tan


  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.

Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı