16 Mart 2020 Pazartesi

SA8433/SD1641: Sıkıntı (Roman); 1. Bölüm-Gök 24

"Onların davranışlarını dikkate aldığımı söyleyemezdim, bildiğim şey netti; benden istedikleri verimi alamazlarsa bir anda sıfır duygu-sıfır ilgi prensipleri devreye girecekti."



Şirketin büyük toplantı salonuna girdiğimizde saat 15:55’ti. Şirket’in İstanbul’daki ortağı da toplantıya tepe yöneticisini göndermişti. Bu daha önceden planladığımız bir durum değildi, bana bilgi de verilmemişti. Çünkü, aylık video-konferans toplantılarımıza ek olarak üç aylık periyodik yüz yüze toplantılarımızın sonuncusunu geçen ay yapmıştık.

Bu tür sürprizleri sevmediğimi biliyorlardı, ancak olağanüstü bir durum olduğunu ve bana gereken açıklamayı yapacaklarını düşünerek, bunu toplantının başında gündeme getirme gereği duymadım; zaten uzun süredir birlikte çalıştığımı için iş ciddiyetimin de farkındalardı.

Torino merkezli Şirket, teknolojik değişime ayak uydurmak zorundaydı. Yapay Zeka, nesnelerin interneti ve elektrikli mekanik sistemlerle ilgili ortaya çıkan yeni ihtiyaçların belirlenmesi, üretilmesi, tedariki ve tedarik şirketlerinin bağlı olduğu sisteminin güncellenmesi gerekiyordu.

Bugüne dek otonom sistemlerinde yapılan güncellemeler artık şirketin mevcut sistem alışkanlıkları ile sürdürülemez hale gelmişti. Rekabet koşulları ağırlaşıyordu ve piyasaya arz edilen ürünlerin, çeşitlenen taleplere uygun olma zorunluluğu kaçacak yer bırakmamıştı. Hazır Pazar, bir sonraki stratejik planlamaya bağlı olarak ya korunacak ve genişletilecek ya da tamamen kaybedilecekti. Artık eskisi gibi şirketler, yani arzlar tüketiciyi yönlendiremiyordu, aksine tüketici şirketlere beklentilerini dayatıyordu.

Yönetim Kurulu’nda önemli kararların alındığından haberim vardı; şirket ayakta kalacaktı ve gerekli olan yatırım bütçesini de onaylanmıştı. Bu nedenle benimle yapacakları bu toplantı onlar için çok önemliydi. Hem Türkiye’de hem de dünyanın birçok ülkesinde uluslararası niteliklere sahip birçok tedarik ve pazarlama şirketi ile çalışıyordum. Kurduğum iş ağında birbirini tamamlayan birçok şirket vardı ve doğal olarak bu şirketlerin birbirleri ile ilişkisinde çoğu zaman aktif bir rol üstleniyordum.

Şirket’in tepe yöneticisi, toplantının başlarında, genel müdür ve diğer alt müdürlerin de yer aldığı kısımda yönetim kurulunun aldığı kararları detaylarıyla paylaştı. Daha önceden önerdiğim birçok bakış açısının değerlendirildiğini ve somut bir şekilde bir karar maddesine dönüştüğünü fark ettim. Bu önerilerin içerisinde şirketin İstanbul’daki ortağı ile ilgili ayrıntılar da vardı, anlaşılan bu kararlara binaen toplantıya katılım çağrısı yapılmıştı.

Yaklaşık olarak bir saat süren toplantının ilk bölümünde, yönetim kurulunun aldığı kararların şirketin dönüşümüne nasıl yansıyacağını belirledik. Verdiğimiz on beş dakikalık arada, toplantıdaki tüm iletişim sorunumuzu çözen benim Türkçe anlattığım her şeyi İtalyanca’ya çevirerek iletişim sorunlarımızı sıfıra indiren iletişim direktörü hanımefendinin -ki bundan sonra onu İD diye adlandıracaktım, tabi İngilizce okunuşu olan Ay-Di ile seslenecektim- yönlendirmesiyle ikindi namazını kılacak bir mekân buldum.

Benim için namaz işimden daha da önemliydi, bunu hepsi çok iyi biliyorlardı ve saygı duyuyorlardı ya da saygı duyuyormuş gibi görünüyorlardı. Onların davranışlarını dikkate aldığımı söyleyemezdim, bildiğim şey netti; benden istedikleri verimi alamazlarsa bir anda sıfır duygu-sıfır ilgi prensipleri devreye girecekti. 



<< Önceki                      Sonraki>>


[(29.03.2020, (1/45 (69))]


Seçkin Deniz, 16.03.2020, Sonsuz Ark, Sıkıntı, Roman


Sıkıntı






Sonsuz Ark'tan


  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.

Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı