2 Temmuz 2018 Pazartesi

SA6422/KY58-GÖKA114: Bağımlılıkla Mücadele Gerçek Vatanseverliktir

"Arkadaş çevresi, akran baskısı, merak, özenme, maddeye rahat erişim ve ucuz madde elde etme, başlamayı kolaylaştıran sosyal ortam faktörleri."


Bağımlılık en nihayetinde bir beyin hastalığı, aynı zamanda ömür boyu devam eden, tekrarlamalarla seyreden, tedavisi zor bir hastalık... Hem genetik yatkınlık söz konusu hem de alınan madde bağımlının beyni ve kişiliği bozuyor.

Aile, hem maddeye başlamada hem madde bağımlılığının sürmesinde çok önemli… Ailede birinin madde kullanması, sorunların anlatılamadığı, yardım alınamayacak, iletişim sorunlarıyla dolu bir aile ortamı, başlamayı çok kolaylaştırıyor ama tedaviyi sürdürmeyi aynı ölçüde zorlaştırıyor. Ailedeki aşırı serbest ve umursamaz tutumlar da aşırı yargılayıcı ve kısıtlayıcı yaklaşımlar da madde bağımlılığı açısından zararlı. Ailenin hatalı tutumlarını, aile-içi iletişim problemlerini çözmeden uyuşturucu ile mücadelede başarı kazanmak neredeyse imkânsız.


Arkadaş çevresi, akran baskısı, merak, özenme, maddeye rahat erişim ve ucuz madde elde etme, başlamayı kolaylaştıran sosyal ortam faktörleri. Elbette bu faktörlerin arasında mafiyöz çetelerin çıkarları için yaptıkları vicdansızlıkları unutmamak lazım. Gençlerin, bağımlıların, ailelerin çektiği acılar, ülkemizin sıkıntıları, bu alçakların umurlarında bile olmuyor.

Bağımlı kişiler, genellikle maddeye yaşadıkları ve çözemedikleri bir problemin ardından, kısa süreli rahatlama amacıyla başladıklarını söylüyorlar. Kimse günde iki büyük rakı ya da iki paket sigara içeceğim diye başlamıyor alkole ve maddeye. Yine kimse, maaşımın hepsini bir saatte kaybedeceğim diye kumara oturmuyor. Bünyece yatkın kişiler, uygun insan çevresi ve ortam bulduklarında bir biçimde başlıyor ve bağımlılık halkasına katılıyorlar. Bir süre sonra eski doz yeterli gelmiyor yani tolerans gelişiyor ve beyin bağımlılık esasına göre çalışmaya başladığından, kişiyi maddeyi aramaya yönlendiriyor, bulamazsa yoksunluk belirtileri ortaya çıkıyor. Giderek bağımlılık halini sürdürebilmek, insan ilişkilerinin ve sorumlulukların önüne geçiyor. Bağımlı kişi, işini gücünü yapamaz, sorumluluklarını yerine getiremez hale geliyor.


Tedavide ana amaç, maddenin tamamen bırakılması ve maddesiz yaşama ayak uydurulabilmesi ama bunu başarmak hayli güç. Nedense bağımlılar, hasta olduklarını kabul etmiyor, isteseler istedikleri anda alkolü ya da maddeyi bırakabileceklerini söylüyorlar. Onların bu anlayışları tedaviye başlamayı çok geciktiriyor. Bağımlılığın neme nem bir bela olduğunun farkına bile varmayanlar, bir biçimde tedaviye getirilseler bile çoğu zaman ilk girişim başarılı olmayabiliyor. Zira maalesef bu kardeşlerimiz sorunun önemini bile anlamış olmadıklarından üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getir(e)miyor, tekrar bağımlı maddenin kucağına düşüyorlar. Yani alkole ve maddeye karşı “güçlüyüm, istesem hemen bırakırım” diyenler, “bu hastalık değil asla bırakmam” diyenlerden sadece bir tık ileride ve tedavide başarı ihtimalleri hayli zayıf.


Alkol ve madde bağımlılığı, insanı insan yapan temel nitelikleri akıl ve iradeyi esareti altına alıyor bu doğru ama yine de bağımlı bir kardeşimize, “bırakmak senin elinde, iradeni kullan ve bırak” gibi sözler söylerken dikkatli olmalıyız. Çünkü çoğu zaman bunun için vakit geçmiş oluyor, bu sözlerimiz bir işe yaramadığı gibi tam tersine bağımlının suçluluk duygusunu artırıyor ve onları daha çok maddeye doğru sevk ediyor.


Gördüğüm kadarıyla alkol ve madde bağımlılığına duçar olan kardeşlerimiz, bağımlı oldukları maddeyi sanki karşılarında, eline düştükleri ve baş edemedikleri bir kimse varmış gibi insanileştiriyorlar. Alkolden ve maddeden kendilerini esir almış, kimi zaman bir sevgili kimi zaman bir despot ama mutlaka çok ama çok güçlü bir şahıs, gibi bahsediyorlar. Bir de alkol ve madde bağımlılığı olan kardeşlerim, zevk almayı hayattan ve insan ilişkilerinden bütünüyle soyutlayarak tamamen beyindeki biyokimyasal bir sürece indirgiyorlar. Varsa yoksa “kafalarının güzel” olup olmadığında akılları. Bu yüzden alkol ve madde bağımlılığından mustarip birisi, istese de kendisine belirlediği idealler, anlam ve değerler çerçevesinde bir hayat planını uygulamaya koyamıyor.


Velhasıl, alkol ve madde bağımlılığı rahatsızlığına yakalanmış kardeşlerimizin de, evlatlarını kurtarmak için canhıraş bir gayret içinde olan ailelerin de, bu belayla baş etmek için uğraşanlarımızın da işleri pek zor. Ama zor diye bağımlılığa teslim olacak, vazgeçecek değiliz. 


Yazıma son verirken ALO 171 sigara bırakma ve ALO 191 uyuşturucu ile mücadele danışma ve destek hattını ve YEŞİLAY’ın danışma hattı 4447975’nı hatırlatmak isterim. Sigara, alkol ve madde bağımlığı hakkında her sorunuza bu hatlardan cevap verilmeye çalışılacaktır. Başta hastalarımız ve aileleri, alkol ve madde bağımlılığı sorunuyla mücadele edenler olmak üzere hepinizin Ramazan Bayramınızı kutluyorum.



Erol Göka, Prof. Dr, 02.07.2018, Sonsuz Ark, Konuk Yazar, Uzaklardaki İnsan,

Erol Göka Yazıları




Sonsuz Ark'ın Notu: Erol Göka Beyefendi'ye, birey ve toplum sağlığı açısından çağın sorunlarına  'iyi' geleceğini düşündüğümüz değerli yazılarını bizimle paylaştığı için teşekkür ediyoruz. Seçkin Deniz, 05.06.2017



İlk Yayınlandığı Yer; Yeni Şafak




Sonsuz Ark'tan


  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı