28 Kasım 2017 Salı

SA5239/SD832: Başkan Trump Amerikan Politikalarının Bir Parçasıdır

"Türkiye'nin basit Amerikan politikalarını çözerek sakin bir şekilde baskısını arttırması ve ABD'nin bütün dünyayla yüzleşmesini sağlaması gerekiyor."


Amerika Birleşik Devletleri'nin stratejik politikalarının 'tesadüf' eseri olduğunu söylemek ancak safdillerin ya da bu politikaların bir parçası olanların ileri sürebilecekleri bir tezdir; aynı şekilde Amerika Birleşik Devletleri Başkanı'nın da bu politikalardan bağımsız ya da bu politikalara zıt politikalar üreteceğini düşünmek de. 

Bugün marksist PKK-PYD-YPG-DSG adlı silahlı terör örgütüne dört bin tırlık silah ve batılı eski askerlerden insan desteği veren ABD'ye, Türkiye'nin Suriye ve Irak'ta sona eren DAEŞ tehdidine dikkat çekerek itiraz etmesi doğru ve etkin bir itirazdı; Türkiye'nin itirazı da ABD'nin açıkta yakalanmasını sağlayan dikkat çekici unsur olarak önemliydi.

Politik arenada Türkiye-Rusya ve İran'ın Astana sürecinin etkin rol oynaması, bu sürece bağlı olarak Türkiye'nin İdlib'de 'Gerginliği Azaltma Kontrol Gücü' olarak asker konuşlandırması ABD'de pozisyon kaybı endişelerinin doğmasına neden oldu. 

Trump eleştirilerin artması üzerine terör örgütü YPG'ye 'artık silah verilmeyeceğini' ilan ederek Astana sürecinden sonra Soçi'ye taşınan 'Suriye'de Siyasi Diyalog' çalışmalarını gölgede bırakmaya çalıştı. Pentagon'un Trump'ın tam tersine YPG'ye destek vermeye devam edeceklerine dair açıklaması gün boyu tartışılırken, Trump-Pentagon arasında gittikçe derinleştiği görülen çatışma her zamanki gibi Trump'ı 'etkisiz başkan' pozisyonunda resmediyor olarak zihinlere kazınıyordu.


Peki Trump gerçekten etkisiz bir başkan mı? ABD sistemi etkisiz bir başkan üzerinden yürüyemeyecek derecede kontrollü bir sistem, ki aynı sistem çok etkili bir başkanın da mümkün olmasına izin vermiyor. 

Senato Dış İlişkiler Komisyonu’nun Cumhuriyetçi Başkanı Senatör Bob Corker'ın, Kuzey Kore geriliminde ülkeyi Üçüncü Dünya Savaşı’na doğru götürmekle suçladığı Cumhuriyetçi Başkan Trump'ın nükleer silahlarla ilgili yetkisinin Kongre'de tartışılıyor olması bunun önemli bir sonucu gibi görünüyor.  

Pentagon'un Trump'ın açıklamalarının aksine açıklamalarda bulunabilmesi, Nükleer bomba düğmesine basma yetkisine sahip olan en üst düzeydeki isim Amerika Stratejik Kuvvetler Komutanı General John Hyten'in, Başkan Donald Trump’tan ya da herhangi bir halefinden gelebilecek nükleer saldırı emrinin kanunsuz olması durumunda buna karşı çıkacağını söylemesi hep resmin nasıl görünmesi gerektiğine dair basit birer ayrıntıdır.

Oysa bu 'çelişik' gibi duran, Trump'ı güçsüz gösteren yansımaların hepsi Tek Amerikan Politikası'nın basit bir sonucu...  Pentagon'un açıklaması dikkatlice okunursa(1), Pentagon "İçinde YPG'nin de bulunduğu Suriye Demokratik Güçleri'yle ortaklığı sürdüreceklerini' açıklarken "Kürt ortaklarımıza sağladığımız askeri yardım askeri gereklilikler çerçevesinde gözden geçirilecek"  diyerek de Trump'ın açıklamasına uygun bir alt açıklama ile bu etkin olduğunu sanmamızı istedikleri Pentagon-Trump çatışmasını besler görünüyorlar. 

Ki aynı şekilde Amerika Stratejik Kuvvetler Komutanı General John Hyten'in, Başkan Donald Trump’tan ya da herhangi bir halefinden gelebilecek nükleer saldırı emrinin 'kanunsuz olması durumunda' buna karşı çıkacağını söylemesine ek olarak Trump’ın nükleer saldırı düzenlenmesine karar vermesi durumunda kendisine yasal olan saldırı seçeneklerini sunacağını da söylemişti(2).

Aslında bunlar basit birer algı yönetimi örnekleriydi, yani açıklamaların tamamına ve ayrıntılara spota çıkarılanlar dışında dikkatlice bakıldığında Pentagon'un ve generalin Başkomutan Trump'ın açıklamalarına aykırı herhangi bir uygulaması ya da açıklaması yoktu. 

Kongre'de de Trump'ın savaş başlatma yetkisinin tartışılması "Kuzey Kore'nin savaş tehditlerine ve füze denemelerine karşı neden yetersiz kaldınız?" sorusuna verilecek cevap olarak tasarlanmıştı, amaçlanan şey hasıl olmuştu çünkü; ABD Başkanı Donald Trump, Japonya ve Güney Kore'nin, ABD'den ileri teknolojiye sahip silah alımında ciddi bir artışa izin verdiğini Twitter'dan duyurmuştu ve Kuzey Kore geriliminin artık sona ermesi gerekiyordu.(3) 

Tıpkı Haziran 2017'de Trump'ın Arabistan ziyaretinde Katar'a yönelik Suudi-BAE-Mısır ambargosunun başlama emrini vermesinden sonra Suudi Hanedanı'nın ve Katar'ın yüzlerce milyar dolarlık ABD silahı alma kararı vermesi gibi, hepsi tipik Amerikan Politikalarının uygulanma biçimine uygun gelişmelerdi, geçmişten bugüne tek fark artık ülke yönetimleriyle 'gizli' yürütülen işbirlikleri bu kez 'çelişki' maskesi altında aleni bir şekilde çağın sosyal medya ruhuna uygun olarak 'Twitter'dan yapılıyordu. Geride kalanlar işin ABD kanunlarına göre 'suç' olabilecek kısımlarını törpülüyorlardı. Nihayetinde ABD Afganistan, Irak ve Suriye'de resmen savaş ilan etmeden 16 yıldır savaşıyordu ve dilediği kadar insan öldürmekte serbestti.

Trump'ın onayıyla Suudi Hanedanı'nda yapılan 'Kraliyet Temizliği' (4) de yine ABD politikalarının geride kalanlarca yasalara uygun hale getirilerek meşrulaştırılıyordu.(5) ABD Politikaları 'Kaos Üret-Silah Sat-Kontrol Et!' merkezli olarak durmaksızın yürümeye devam ediyor ve itilmiş-kakılmış görünen Başkan Trump açık bir şekilde bu işin bir parçası olarak çalışıyor.

Türkiye'nin basit Amerikan politikalarını çözerek sakin bir şekilde baskısını arttırması ve ABD'nin bütün dünyayla yüzleşmesini sağlaması gerekiyor; Rıza Sarraf'ın ABD'nin tehdit ve şantajları sonrası sanıklıktan tanıklığa terfi ettiği Rıza Sarraf davasının 15 Temmuz Askeri darbesi dahil Türkiye'deki bütün yasadışı ve saldırgan girişimlerinde başarısız olan ABD'nin aptalca bir şantaj üretme aracı olarak değer buluyor.


Seçkin Deniz, 28.11.2017, Sonsuz Ark, Ağacın Çürümüş Yaprakları-7, Sorgulamalar


Sonsuz Ark'tan

  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.



Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı