8 Aralık 2015 Salı

SA2156/SD338: Operatif Bir Fitne; Tanrı’nın Doğum Günü

"Sizi 'Tanrı'nın Küçüğü' yapıyorlar. Kıyametten sonra büyüğüne dönüp yapışacak olan 'Küçük Tanrı' oluyorsunuz."


Fitne’nin Farkında mısınız?

Hepinizin birer tanrısal veya tanrı olduğunuzu söyleyen birileri var ve kanıtları (!) da Kur’an ayetleri. Zeus’u ve Afrodit’i de tanrısal olarak kabulleniyorlar. İslam’la akılları sıra dalga geçiyorlar ve kirletilmiş(!) İslam’ı aklayacaklar. Şeytan’ı seviyor ve sevdiriyorlar. Onun görevini yerine getirdiği söylüyorlar. Dikkat edin çevrenizde veya çevrenizin dışında birileri Şeytan'a 'Melek' demeye başladılar bile. İslam’ın doğru anlaşılması adına hizmet vermiş tüm âlimleri çöpe(!) atıyorlar, yeni bir peygamber buldular; ateist ve çapkın bir genç.

***
Ne mi yapıyorlar?

Hem tüm günahlarınızı cezasız kılarak ağzınıza birer parmak bal sürüyorlar hem de sizi bilinçli, modern ve çağdaş bir Müslüman yapıyorlar. Hem zihninizi baldırından yakalayıp sizi tasavvufun karanlık odalarında dolaştırıyorlar hem de nefsinize büyüklük verecek tüm tanrılık zevklerine ortak ediyorlar. Hasan Sabbah’ın fedailerine afyonla yaptığını size“ felsefe” ile yapıyorlar. Kur’anı’ı kriptolar bileşimi haline getirerek her şeyi 19’la örtüştürüyorlar. Sıfırdan dokuza oyunu oynayıp, sizi sıfırda İsa dokuzda tanrı yapıyorlar. Rakamlara bir sürü öykü yükleyip çocukça oyunlarla size matematikçi tanrıyı anlatıyorlar. Sonra büyük sevinçler ve haykırışlarla mucizeleri küçümsüyorlar, dalga geçiyorlar.

Sizi 'Tanrı'nın Küçüğü' yapıyorlar. Kıyametten sonra büyüğüne dönüp yapışacak olan 'Küçük Tanrı' oluyorsunuz. Unutmadan ekleyeyim; kitaba göre Amerika’da son zamanlarda doğan çocukların %90'ı indigo ve İsa da bir indigo çocuk olarak doğmuş bulunmakta…

Aşağıda çalakalem yaptığım bir analiz var. Kitabı okumak ister misiniz bilmem, ama 632 sayfalık bu kitaba zaman ayırmak istemiyorsanız eksikleriyle beraber aldığım notlar ve alıntılar var. En azından size bir fikir verebilir. Unutmayın bu ülkede “gerçek din bu” diyerek ortaya çıkanların yaptığı tahribat hala sürüyor. Onlar karşıtlık yaparak  bir yol izlediler, ama bunlar taraftarlık yaptıklarını söylüyorlar. Ve ne yazık ki ülkemde insanların çoğu- dindar olduklarını düşünseler bile- hâlâ dinlerini bilmiyorlar.
***
Analiz



Analiz konusu: Tanrı’nın Doğum Günü adlı kitap

Kitabın Yazarı: Bir reklamcı “yaratıcı reklamcı”,sol kulağında küpe olan yeşil gözlü bir genç, 1974 doğumlu

Kitabın Baskı Sayısı: Bir yılda 12. Baskı, ilk baskı Ekim 2006

Yazar’ın Kitaba Başlangıç Nedeni: “Tanrı’nın imaj sorununun halledeceğine”dair kendi iddiası.

Yazarın Kitaptaki Konumu: Tanrı’nın Dona T. Takma adıyla Msn de konuştuğu bir insan; yani peygamber, kitabın sonunda ise büyük ve çağdaş müfessir.

Yazarın Msn Diyaloğundaki Partneri:

Musa ile çalılıkların arkasından konuştuğunu, yazarla da msn aracılığıyla konuşmasının doğal olduğunu söyleyen bir msn kullanıcısı Dona Tanrı. Dona, Katalanca da kadın demek, ancak reklamcıyla görüşmeye gelen kadın değil; kırk yaşlarında şık, yakışıklı ve zengin bir erkek. Cinsiyet karmaşası oluşturulmuş. 

Dona, Reklamcının iddiasını röportajının yayınlandığı dergiden okumuş ve onunla iletişime geçmiş. Doğal yollarla işyerine gelip iş görüşmesi yapmış ve aylığı yüz bin dolara anlaşmış. İşin bu kısmı gerçek gibi duruyor. Dona Amerika’dan geliyor ve çok iyi Türkçe konuşuyor. Dona ile Reklamcının bir iş anlaşması yaptığı ve bu anlaşmaya göre geliştirdiği bir proje var; kitapta bu açıkça ifade edilmiş. Kurgu kendi sıradanlığında ortaya çıkmış. Dona Amerika’dan msn aracılığıyla yazarla konuşmaya başlamış… Kitap bir soru-cevap akışkanlığı içinde çalışıyor.

Görü:

Reklamcı, “özel” olarak tutulmuş ve kira bedeli peşin olarak ödenmiş. Sözleşmesi yapılmış olan bir iş var ortada. Ancak Dona, yazarın kendisi değil. Zira çok derin felsefi analizlere girmiş İslami ilimlere vakıf, Kur’an analizlerini lokal ve dar anlamlı mantıksal çıkarımlar tekniğiyle ikna edici şekilde yapan biri ve anlam realizasyonu üzerine telif edilmiş,  Yazarın ya da asıl tasarımcının İslami eserleri okuduğu kesin. İslam'da ki mezheplerin ayrılık sebepleri üzerinde gerçek bir ihtisas yaptığı apaçık belli. Zira kurgunun temel ayakları mezhep çelişkileri özellikle Aleviliğin farklı versiyonları üzerine oturtulmuş. 

Dona’nın yeni peygamber(!) aracılığıyla İslam’ın temel hükümlerini ortadan kaldırdığını görmek mümkün. Dona, Budizm’e, Hinduizm’e dolayısıyla karma yasasına (felsefesine) ve kabala öğretisine de vakıf.  Hatta Yezidi inançlarını temel alarak şeytanı tanımlamakta. Ayrıca, felsefenin fikir mazisindeki temel sacayaklarını iyi biliyor.

Dona’dan anlaşıldığı üzere Müslümanların mevcut yaşantılarının da dışarıdan analiz edildiği ve İslam’ın görünen haliyle gerçek hali arasındaki çelişkilerin iyi tesbit edildiği kesin. Ancak Türkiye’deki İslam hakkında derin bilgiye sahip olunmadığı belli; bu da Dona isimli kişinin “dışarıdan” olduğunun en büyük delili. Yüzeysel tespitler ve çözümler üzerinde durulmuş. İnsanlığın sorduğu ve cevapsız kalan soruların çoğu cevap verilir gibi gösterilse de cevapsız bırakılmış.

Kitabın Hedef Kitlesi:

Herkes, ama öncelikle cemaat ve tarikat baskılarından dolayı dine mesafeli duran üniversite mezunu Müslüman insanlar ile gençler. Dolayısıyla bu kitlenin İslam beklentilerini de çok iyi tespit ederek yeni bir İslam formu oluşturmaya çalışmışlar. Samimi fakat temel İslami ilimlere vakıf olmayan Müslümanları çelişkiye düşürecek kadar tutarlılıkla işlenen konu sayısı epey fazla; ancak bunların çoğu,zaten insanların itiraz ettikleri şeyler değil. Yani temel ayaklar değil.

Teknik:

Doğal salınım ve yayılma tekniği kullanılıyor. Soru-cevap tekniği ikna döngüsü üzerine kurulmuş.. Kur’an ayetleri sıklıkla delil olarak kullanılıyor. Çalışma özellikle müteşâbih ayetler üzerinde “Kabala”  büyücülerinin kutsal metin bozma ustalıkları ile sürdürülmüş. Profesyonel bir reklamcının yaptığı gibi bir proje üretilmiş. 

Sponsorsuz gibi görünen ve peygamberler gibi saf ideal uğruna her şeyini ortaya koyan ancak bunu reklam yapmadan başarmayı hedefleyen bir kimlik var ortada. Bu kimlik peygamberler için oluşturulmuş ilahi bir kimlikti; taklit etmekte sakınca görmemişler. Yazar, kurduğu internet sitesiyle insanlarla doğrudan yazışabiliyor. Ve yazışmalardan özellikle seçilenler yayınlanıyor. Site istatistikleri de yayılma görüntüsü nün gerçekliği üzerine sık sık veriliyor.. Bu da siteye gelenlerin yanlış yolda olmadıklarını ve yalnız olmadıklarını düşünmelerini sağlıyor; sürü veya grup psikolojisi tekniği kullanılıyor. 

Ayrıca dini hassasiyeti yüksek kişilerden alınan tepkiler açıkça sitede yayınlanabiliyor; takipçilere özgüven mesajı veriliyor. Herkesin bir diğerini etkilemesi üzerine kurulmuş bir yapılanma var. Kullandıkları Fısıltı tekniği tıpkı elçilerdeki gibi kulaktan kulağa yayılmayı sağlıyor. Ve proje her anıyla Tanrının imaj sorununu gidermeyi hedefleyen bir proje olarak kendisini hissettiriyor... Reklamcı yaptığı işin sonuna kadar gitmek ve aldığı parayı hak etmek niyetinde. Dağıtımcıların, kitabevlerinin kitaptan uzak durdukları şikayeti izleyicilere iletiliyor.

Ön Değerlendirme;

Kitapta 'Karma Felsefesi' eşliğinde yeni bir İslam konsepti var. Yeni bir İslam yorumu gerektiği hususunda bir sürekli vurgular yapılıyor. Bu gerekçeyle de İslam Alimleri “Allah adına konuşmak” la suçlanmış, böylece onların fikirleri etkisizleştirildikten sonra yeni sunumlar yapılmış. Cennet cehennem olgusu  ortadan kaldırılıyor, ahiret hayatı muğlaklaştırılıyor ve bedensel dirilişten daha çok ruhsal dirilişten bahsediliyor, şeytanın-tıpkı Yezidilikteki gibi, bir melek olduğu ve görevlendirilmeden önce adının iblis olduğu vurgulandıktan sonra- görevi gereği  kötülüğe yöneltmesini eski bir dostun biçilen rolü yerine getirmesi olarak anlatılıyor, reenkarnasyon olduğu iddia ediliyor, Kelime-i Tevhid’den Muhammed  adının kalkması gerektiği söyleniyor.

Temel sorulardan hiçbirine cevap verilmiyor, buna karşılık Celaleddin Rumi’nin konuyla ilgili görüşlerinden destek alınıyor, ayetlerden kanıt bulunamayınca sıklıkla bazı  düşünürlerin, filozofların görüşlerine başvuruluyor. Dona, Tanrı, yazar da Elçi olduğuna göre kitaptaki Dona sözleri birer ayet oluyor. Dolayısıyla, bu da açıkça belirtilmiş-Kur’an da beyan olunan “gücünüz yeterse bunun benzerini getirin” mealli ayetine karşılık verilmiş oluyor. 

İnsan eliyle Kur’ana benzer bir kitap oluşturulmaya çalışıldığı apaçık. Ancak kuran ayetleri de kabalacıların kutsal metin bozma ustalıkları ve teknikleri kullanılarak yalanlarına kanıt olarak sunuluyor. Ancak  bunlara yeni ayetler denmiyor; tefsir deniyor. Ayrıca kuranın peygamberden sonra şimdiki dizilişiyle dizildiğini iddia ediyor. Ali Bulaç’ın mealini kaynak olarak kullandığını söyleyerek de ayrıca Ali Bulaç adı üzerinde güven yapısı kuruyor.

Risk:

Kitabın özellikle korsan baskısı büyük bir hızla artıyor ve kitap çok çabuk okunabiliyor. Psikolojik tekniklerin tümü kullanılmış, karşıtlıktan kaynaklanan çelişkiler bile okuyucuları etkilemek üzere kullanılmış. Geri bildirimler sık sık kontrol ediliyor. Kuşkular üzerinde kanıtlardan ziyade felsefi yorumlar yapılmış, İslam’ın olumsuz algılanmasına neden olan basit şeyler, hurafeler vs olumsuz pekiştireçlerle okuyucunun  gündeminden uzaklaştırılmış, İslam’da ki temel ayaklar hakkındaki olumsuz okuyucu  fikirleri olumlu/olumsuz pekiştireçlerle sık sık pekiştirilmiş…

Ve okuyucunun söz konusu konulardaki olumsuz düşünceleri kesinleşince/netleşince orda oluşturulan boşluğa hemen İslam dışı hükümler yerleştirilmiş. Bu hükümler de genellikle kabala öğretisinden, Karma felsefesinden, Yezidilikten, Alevilikten, Mutezile'den yani kabaca insanların  kafasındaki çatışmaları besleyen unsurlardan alınmış. Çok iyi fizibilite çalışması yapıldığı apaçık belli. 

Kuşkulanan okuyucuyu hemen Kur’an ayetleriyle tekrar kontrol altına almaya çalıştıkları açıkça görülebiliyor. Kuşku şiddeti arttıkça da işlenen konudaki sapkınlıklar azaltılıyor ve İslam’ın ruhuna uygun yaklaşımlar başlıyor… Sinsice ilerledikten sonra da punduna getirip zehirli fikirleri aynı yöntemle işliyorlar. Tipik bir Siyonist proje.  

Büyük Ortadoğu Projesinin bir parçası olan bu kitapta, BOP’u ve Yahudileri suçlayıcı bir format kullanılmış…Yani projeye düşman kişilikler olarak sunuluyorlar…Bu da ayrı bir psikolojik teknik; “Biz sizdeniz, sizin ve İslam’ın iyiliğini istiyoruz” imajı verilmek istendiği belli. 

Dona kitapta, Dünya’daki İslamofobinin sorumlularının Müslümanlar olduğunu, Müslümanların imaj değiştirirlerse yaşanan bu olumsuzluklardan kurtulacaklarını,bu yüzden de bu kitabın yeni bir tefsir olarak çığır açacağını okuyucusunun kafasına vura vura anlatıyor.

Geçici sonuç:

Olay/olgu çok büyük. Geçiştirilmesi, telafisi mümkün olmayan sonuçlara sebep olabilir. Kelime-i Tevhid’den Muhammed’i çıkaran, hatta Kelime-i Tevhid’i gereksiz bulan, cehennemin olmadığını, kimsenin cehenneme gitmeyeceğini, herkesin cennete gideceğini, nihai ölümün olmadığını, sık sık ölüp doğarak ruhlarımızın sürekli beden değiştirdiğini, kıyamette de tüm insanların Tanrı’dan koptukları için tekrar Tanrı’ya döneceklerini, kurban kesmenin artık gereksiz olduğunu, şeytanın insanın düşmanı olmadığını, eski bir dostu olduğunu söyleyen ve düşünen çocuklarımız olmasını istemiyorsak  tedbir almalıyız. Zira; bu  kitap, çok büyük bir projenin sadece bir ayağı, hem de çok cesur ve edepsizce bir ayak. Ve gittikçe de taraftar bulan sahte bir peygamber var ortada..

Üstelik sinsice Kur’an’ı kullanıyor.

Kitaptan Alıntılar:

1. ”Kur’an’ın sıraya dizilmesi, Muhammed’den sonradır”(S.34)

2. ”Şeytan’a gelince..Elbette şımartmadım onu. O şımarmayacak kadar olgun bir ruhtu.”,”İblis,bir sembol olmayı sevgiyle kabul etti. Hepsi bu…”(S.69)

3. ”Şeytan ve ekip arkadaşlarının görevi ise insanlık tarihi boyunca kötüyü temsil etmekti… Şeytan, İblis’in insanın yaratılışından sonra taşımaya başladığı addır.İblis,kendi adı,şeytan ise üstlendiği rolün adıdır.Şeytan,şeytanın avukatlığını yapmak üzere dünyaya gelmiştir.Senin doğruyu yanlıştan ayırt etmeni kolaylaştırmak için.”(S.70)

4. ”Cennetten kovulmadığın gibi cehenneme de sürülmeyeceksin..”(S.72)

5. ”Ermiş de katil de bu filmde kendisine verilen rolü oynuyor.. Kendisine verilen katil rolünü iyi oynadığı için bir aktörü cezalandıramazsın”, ”Film boyunca taşıyacağı karakterin özelliklerini senaryo belirler”(S.73)

6. ”Reenkarnasyon bugüne dek hep parapsikolojinin ilgi alanına girdi… Kadim bir bilgi olabileceğine hiç ihtimal verilmedi,kader mekanizmasındaki işlevi ortaya konmadı.”(S.80)

7. ”Yeniden diriliş, kitapta kriptoların içine saklandı. Bu şifreleri çözeceğiz. İşte o zaman Ku’ran yepyeni bir kutsal kitap olacak..”(S.81)

8. Bakara suresi 28 ayet: ”Nasıl oluyor da Allah’ı inkar ediyorsunuz? Oysa ölü iken sizi o diriltti; sonra sizi yine öldürecek, yine diriltecek ve sonra ona döndürüleceksiniz”  Yorum: ”Bu ayette çok açık. Dirilişin tekil değil, çoğul olduğunu anlatıyor” (S.84)

9. ”Adem varoluşun simgesidir. Ademoğulları ise insanların toplamıdır. Tüm ruhların toplamı, Ademoğlunun bir olmuş halidir.”(S.96), ”tekamülün sonunda yeniden “bir” olacak, bu serüvende ona eşlik eden meleklerle birlikte evinin yolunu tutacak”(S.97)

10. ”Nuh tufanı da kıyametlerden biridir. Nuh, büyük bir meteorolojik olayı sezgileriyle öngörür, bugününü geleceğe göre düzenler..”(S.99-100)

11.”Cennet de Cehennem de Tanrı’nın insanı eğitme süreci için geliştirdiği iletişim kavramlarıdır. İyinin kötülükten arınması cennet-cehennem kavramlarıyla gerçekleşmiştir. Senin Tanrın bugün, sana cehenneme girmeyeceğini müjdeliyor” (S.113)

12. “Cehennemi ortadan kaldırmamızdan rahatsız olacak insanlarla karşılaşacaksın... Onlar da cennet herkes içindir fikrinden çok rahatsız olacaklar..”(S.119)

13. ”Er ya da geç, herkesin varacağı yer cennettir… bedelini ödemek koşuluyla”(S.120)

14. ”Tekamül,  kişisel cehennemden arınmaktır .Cenneti veya cehennemi yaşadığın yer nuradır. Cennet nurandaki mutluluk desenidir… Kişisel cehennem  çoğalma arzusu  taşır. Kişinin çakraları yanmaktadır ve gerçekten büyük acılar içindedir… çakra,bedenin ruhla buluştuğu yerdir.”(S.122-123)

15. ”Namaz meditasyonu bir arınmadır… Namaz kılarken dua etmen gerektiğini sana kim söyledi?”(S.129)

16. “La ilahe illallah”ten Tanrılı dinlerin dünyaya egemen olmasının üstünden 1000 yol geçmişken, dünya nüfusunun en az yarısı Allah’ın tek ilah olduğunda hiçbir tereddüt yaşamıyorken, bu cümleyi tekrarlamak nasıl bir inanç mertebesi olabilir? Muhammedunen abduhu ve resuluhu, söyler misin aramızda Muhammed’in Allah’ın elçisi olduğundan kuşku su olan kaldı mı?... Artık MÜSLÜMANLARIN BELLİ SÖZCÜK KALIPLARINA MUKADDES ANLAMLAR YÜKLEMEKTEN VAZGEÇMESİ GEREKİYOR”(S132) (Not: Kelime-i Tevhid’in söylenişi bile yanlış, S.D)

17. ”Sen insanları temizlemek istiyorsun. Abdest bundan ibaret… Gördüğün gibi gusül yani boy abdesti duş alma kültürünün teşvik edilmesidir…”(S.134)

18.  “Oruç detokstur.”(S.135),( Detoks, vücudumuza çeşitli yollarla giren ve atık madde olarak dışarı atılmayı bekleyen zararlı toksinlerden kurtulmaktır, Seçkin Deniz)

19. ”Kadir gecesi, karmik yılların yılbaşıdır, semavi bir kutlama gecesidir… O gecenin karmik değeri sadece Müslümanlar için değil herkes için yüksek” (S.135) (Karmik, karma felsefesine, yasasına ait olan, S.D)

20. ”Hac döneminde, kanı  akıtılıp bir arsaya leş olmak üzere atılan hayvanların, Kur’an’da tarif edilen hediyeyle yakından uzaktan ilgisi yoktur… Kur’an’da Ramazan vardır,ama Ramazan Bayramı yoktur. Olmaması Ramazan Bayramının bir güzellik olduğunu yadsımaz. Bu Müslümanların İslam’a kültürel bir katkısıdır… Ancak ne yazık ki Kurban bayramı için aynı şeyi söyleyemiyorum. Bu geleneğin yeniden ele alınması gerekiyor. İvedilikle. Bu kültür ,İslam’a her yıl büyük bir zarar veriyor. Hayvanlara da zarar veriyor. Bu kanlı sahneleri izleyen çocuklara da zarar veriyor… İslam ruhuna uygun daha hayırlı bir kültüre dönüştürülebilir. El-hedye bayramı, yoksullara hediye verilen bir festivale dönüştürülebilir.” (S.142-143)

21. Başörtülü öğrencilere önerilen çözüm:”İnternet kamusal alan değil… bugün dünyada internet üzerinden üniversite öğrenimi gören milyonlarca öğrenci var… soracak olursan benim önerim, üniversitede herkesin başını örtme hakkının olması ama kimsenin bu hakkını kullanmasına gerek olmamasıdır… Din, örtünmemeyi samimi ve etkili bir biçimde serbest bırakırsa, devlet de ancak o zaman kamusal alanda örtünmeyi serbest bırakma imkanını bulabilir. İslam, modern devlet düzenlerinin önünde bir engel olarak konumlandığı sürece bu asla mümkün olmayacaktır.”(S.181-182)

22. ”Sen kendini sembollerden arındırmazsan ,insanlara inancın sembolik konu olmadığını nasıl anlatabilirsin? Sen masaya kendi sembollerinle oturursan, karşı tarafta kendi çantasından kendi simgelerini çıkaracaktır… Eline bir kağıt kalem alırsın. İslam’ın sembolü olarak algılanan şeylerin bir listesini çıkarırsın. Ve onları derhal yok edersin. Bunu yarın değil, bugün, hemen, şimdi yaparsın.”(S.186-187)

23. ”Kur’an, aşkı kadın ve erkeğin ilişkisi olarak tarif eder. Sen kendi dünyanda hemcinslerine ilgi duyuyorsan bu senin bileceğin bir iştir. Eşcinsel olmak seni dinden çıkarmaz. Seni eşcinsel bir Müslüman yapar.”(S.189)

24. ”Müslüman’ın öteki ile barıştığı gün, o gün İslam yeniden doğacaktır”(S.192),(Müslüman ve İslam suçlanıyor.S.D)

25. ”Öz itibariyle huşu içinde kılınan namazla, trans halinde gerçekleşen meditasyon aynı şeydir.”(S.193)

26. ” İnsanları ibadete çağıran bir kadının sesi, erkekleri şeytani düşüncelere sürükleyecek öyle mi?... Daha da ötesi bence ezanın kadın sesinden dinlenmesi gerekir…”(S.198-199)

27. ”Ateşe atıldığında İbrahim’i yakmayan şey onun kararlığıydı. İsa elleriyle hastaları iyileştirdi bu  doğru. Bugün elleriyle insanlara şifa veren on binlerce insan var… Gerçekte Nuh’un yaptığı sezgilerini dinlemek,geleceği öngörmekten başka bir şey değildi. Sezgileri Nuh’a kopacak tufanı önceden söylemişti. Sezgilerin kulak verdiği için inançla gemi yapımına girişti… Musa’ya Mısır'da kalma şanslarının kalmadığı hissettirildi. Sezgilerine kulak verdi. Kendini akışa bıraktı ve ikiye ayrılan o denizin kıyısına kadar geldi. O gün ikiye ayrılma gerçekleşecekti, bu kesindi. Musa sezgilerine teslim olduğu için,bu coğrafi olayla buluşturuldu… Kızıldeniz’in ikiye ayrılması olağan bir gelgit olayıydı. Mucize değildi. Sıra dışı bir durum olsaydı, Firavun peşinden gitmezdi..”(S.213)

28. ”Müslümanların anti-iksiri yani şeytanı ümmetçiliktir. Küreselleşmiş dünya da artık Ümmet-i Muhammed kavramının peşinden gitmenin artık hiçbir manası yoktur… Ümmetçilik, din temelli Arap milliyetçiliğidir.”(S.246-247)

29. ”Karma bir felsefe. Çok güçlü, çok köklü bir yaşam eğrisine sahip olmasına ve neden sonuç ilişikleri çok yerli yerinde olmasına karşın karma bir felsefe. Çok uzun zamandır terfi edilmeyi bekliyor..”(S249)

30. ”Nefes alıp vermenin sona erdiği,varoluşun sonsuzluk boyutuna geçiş yaptığı Ahiret gününde etten kemikten bir bedene ihtiyaç yoktur.” (S.253)

31. Dona Tanrı, yazara: ”..benim ismim olarak nitelenen o kelimeler,aslında senin özelliklerinden başka bir şey değildi”, diyor.” “Sen Tanrı’nın ete kemiğe bürünmüş halisin”(S.272-273)

32. ”20.yüzyılın liberal yönünü gören bir kişi olan sen, hilafeti kaldırdıysan sen İslam düşmanı olamazsın”.(S.282)

33. ”İrtica gericilikse, laiklik de ilericilik demektir.”(S.288)

34. ”Devletlerin dini sembollerden arındırılması Tanrı’yı yüceltir. İnananlara baskı yapan asıl düzen, laik değil şeriat düzenidir.”(S.295)

35. ”Hıristiyanlık, İsa’nın ikonlaştırdığı bir dindir”(S.298) (Sıra geldi İsa’ya.S.D)

36. ”Davranışlar birer sonuçtur küçüğüm. Biz senin nedenlerini biliriz ve bu yüzden sana asla kızmayız”(S.304),(Günahlar yüzünden kızmayacak olan bir Tanrı.S.D)

37. ”Yahudi alimler kutsal metin mühendisleridir .Böyle ince değişikliklerle hak dinleri yörüngesinden çıkarmayı başarırlar.”(S.305)

38. ”Günahkar, üstünde kader yükü ağır olan kişidir”(S.307),(Günahkar olma suçu kaderin yani.S.D)

39. ”Kur’an her ilişkinin evliliğe gitmesi gerekmediğini ifade eder. Bunun daha da ötesine geçer ve evlilik boyutuna uygun olmayan ilişkilerin evliliğe varmaması gerektiğini ifade eder… Cariyelik kadının özgürce seçtiği yaşam tarzıdır .Onun ruhsal durumu,evlilikten değil cinsle özgürlükçü bir yaşamdan yanadır.”(S.317),(Cinsel özgürlükleri, cariyelik kisvesi altında yaşayabilmenin önü açılıyor.S.D)

40. ”Ruhuna dokunulmamış her kadın bakiredir.. İnsanlar iki farklı neden için sevişirler. Kimileri fizikselleşmek için sevişir kimileri ruhsallaşmak için. Gerçek aşkta sevişmek ruhsal dokunuşlardan oluşur. Gerçek aşk, yaşadığı bedene hapsedilmiş ruhu serbest bırakır…Gerçek aşkta ise bedenle birlikte ruhun  girdapları yani çakralar da bütünleşir.”(S.320) 

41. ”Yalnızlık, çakraların tek başlarına dönme arzusudur. Ruhsallaşmak bazı günler sevişmektir. Bazı günler yalnız kalmak, evden çıkmamaktır. Kimi zaman da kalabalığa karışmaktır..”(S.323)

42. ”Ruhun tekamülünde cinsel geçiş dönemleri vardır. Erkek-kadın-erkek-kadın olarak doğmazsın .Üst üste aynı cinsiyette bedenleşmek, fiziksel bedenine alışmanı daha kolaylaştırır çünkü. Örneğin eşcinsel erkekler, kadın-kadın enkarnasyonlarından erkeklik dönemine geçişte ortaya çıkarlar. Eşcinsellik kişinin bu dönüşüme uyum sağlamakta zorlanmasıdır”(S.325)

43. ”Bu toplumun(Lut Kavmi) helak edilmesinin asıl nedeni Tanrı’ya inanmaması ve elçinin değişimle ilgili getirdiği vizyona kendini kapamasıdır. Topluma yayılmış eşcinsel yaşam biçimi sadece bir detaydır.(S.326)

44. ”Doğurgan bir cins tanrısallığı en yakından hisseden cinstir. Tekamülünü tamamlamış ruh, yaşamlarının birinde muhakkak anneliği yaşamıştır.”(S.328) (Tüm erkekler aslında anne-kadındır da, demek istiyor.S.D)

45.”Kanser, kızgınlığın hafızasıdır.eski deneyimleri toprağa verememekten kaynaklanır”.(S334)

46. ”12,1 ile 2 nin bir araya gelmesidir. Oysa 10 sadece 1’in karakteristiğini taşır”.(S.344),(Matematik bilen  dona tanrı burada maddi bir hata yapıyor, 10,1’in mantisini taşır; karakteristiğini değil. Bir sayı ile onun 10 katları arasında ortak şey mantisleridir. Farklı olan karakteristiklerdir. Bknz Logaritma. S.D)

47. ”Egemen inançlara göre,Allah evreni ve dünyayı yaratmış ve bırakmıştır.. Küçüğüm Allah toprağı, suyu, ateşi, ağacı yaratmıştır. Bu doğrudur. Allah asma yapraklarını yaratır, ancak iş orada bitmez. Bu noktadan sonra bayrağı Rab devralır. Rab da insana o yapraklardan yaprak sarmalar yaratabileceğini insana ilham eder. Allah demiri yaratır .Rab ise demire Maserati estetiği vermenin yollarını ilham eder. ”(S.358)(Şimdi de İlahları iki yaptı.S.D)

48. ”Biz güneş var olduğu için gölgenin var olduğunu düşünüyoruz. Gölgenin güneşi yarattırmış olabileceği akla gelmiyor.”(S.360)

49. ”İnsan tanrısallığın ta kendisidir… İncil'in değiştirilmesi oyunun bir parçası..”(S.368)

50. ”Sen olsan tekamülü tamamlamak için yepyeni peygamber mi gönderirdin, yoksa eski bir peygamberi reenkarne mi ederdin?”(S.372),(İsa,reenkarne edilecek güya.S:D)

51. ”Gördüğün gibi Yahya’yı Tanrı selamlarken, İsa Tanrı’nın ifadeleriyle kendi kendini selamlamaktadır… Tanrısal olduğu için..”(S.379)

52. ”Evet bu surenin merkezinde (Meryem 19),reenkarne çocuklar, Yahya ile İsa var.”(S.380)

53. ”Tanrı ve insan gerçekte aynı ruhun parçasıydı. Rahman ile rahim kelimeleri işte bu yüzden aynı kökten geliyordu. Tanrı’nın ve insanın ortak ruhunun adı Rahmetti. Küçüğüm Rahman benim. Besmele’nin dile getirdiği rahimlerden biri sen olacaksın.”(S.384)

54. ”Şimdide Kur’andaki tanrı katlarının sıralamasına bir göz atalım. En alt kat Allah katıdır. Bu katta eğitim korkuyla gerçekleşir. Onun bir üst katı Rabbın katıdır. Tekamülde ilerleyip geldiğin bu katta, korkunun senin için seçilmiş bir öğretim metodu olduğunu öğrenirsin. Her şeyin bir eğitim senaryosu olduğunu öğrenirsin. Varabileceğin en üst kat ise rahman katıdır… Kur’an rahman katında biter.”(S.386) (Görüldüğü gibi bu katlarda insan dilediği gibi gezebiliyor, her şey olabiliyor.S.D)

55. Ebu Leheb için;”Lanetlediğin onun tanrısal ruhu değil, Peygambere zulmeden kimliğiydi. Sen onun ellerini kuruttun çünkü ,daha fazla karma yüklenmesini istemedin. Sen onu lanetlediğin sırada henüz ölmediği için teorik olarak tevbe edip cehenneme gitmeme ihtimali de vardı”(S.392)

56. ”Geçmiş yıllarla ilgili kader temizliği yaparken, o günlerin şarkılarını dinleyebilirsin. Anılarının renk değiştirdiğini göreceksin. Müzik, tevbe için çok olumlu bir dekordur… Gerçek entelektüeller de Tanrı’nın birer elçisidir. Bilge bir köşe yazarının bir köşe yazısıyla topluma neler kazandırabileceğini hayal bile edemezsin…. Elçilikle peygamberlik aynı şey olsaydı ikisi bir tek kelime olurdu”(S.397)

57. ”Zeus, Poseidon, Afrodit, Athena, Apollo… Biliyor musun?.. Gerçekte onların hepsi yaşadılar… Onlar çok erken çağda tekamül ettiler. Tanrısallıklarını diğer insanlardan daha erken yaşadılar… Bu yüzden insan şeklinde resmedilen tanrılar olarak anıldılar. Gerçekte onlar birer tanrısaldı”(S.417-418)

58. ”İmanı bir ticaret olarak konumlayan  Rab, cenneti de pazarlama yönteminin ilkelerine göre anlatır”(S.422)

59. ”Mucize görmek isteyenlerin adresi Reikidir.  Reiki mistik felsefenin elle tutulabilir, gözle görülebilir mucizesidir. İsa’nın ellerinden akıttığı şifa, evresnsel şifa enerjisinin ta kendisidir”(S.430)

60. ”Peygamber döneminde Kur’an’ın yazılı ve bir bütün metin halinde olmadığını hatırlatmalıyım…”(S.455)

61. ”Sünnet tek çağ için geçerlidir”(S.460)

62. ”Peygamber zamanında kağıda dökülmeyen Kur’an” (S.473)

63. ”Arapça öğrenmek, Kur’an’ı öğrenmenin bir koşulu değil… Din de bu yüzden anadilde yaşanması gereken bir olgudur… Kur’an’ı hatmetmenin ve ezberden okumanın bir manası yok; bildiğimiz anlamda Kur'an kurslarının da bir anlamı yok.”(S.478-479)

64. ”Teknolojik üretim hammaliyedir… Vizyonun ve kaynağın varsa teknoloji geliştirenler senin tedarikçin olur..”(S.481)

65. ”Müslümanların Kudüs'ü askeri yollarla ele geçirmelerinin İslami hiçbir yanı yoktur. Kudüs'le ilgili İslam’ın tek rüyası İsrail’de işbaşına barışsever İsraillilerin kalıcı olarak  geçmesidir..”(S.495)

66. ” İki tuzlu su arasında bahsi geçen durumun, bahsi geçen ayetle hiçbir ilgisi yoktur.”(S.498)

67. ”İslam’ı somut sembollerden  arındırmak, İslam’ın tek sembolüdür. İslami sembollerden derhal vazgeç”(S.503)

68. ”İslamiyet’i gerici enerjiden arındırmak, cihat’ın ta kendisidir o zaman…”(S.514)

69. ”Müslüman tarikatlarda İslami zannedilerek sürdürülen dış görünüş biçimi; Müslümanlığa yatay geçiş yapan yahudilerin eseridir…”(S.518)

70. ”Tanrı antisemitist değil”.(S.519)

71. ”Şeytan canavar değil,aklın sırtına binen yüktür… İblis bir melek ve Tanrı tarafından şeytan olmakla görevlendirildi.. Şeytan senin karşıt görüş meleğin.İnsanın tekamülünde şeytanın rolü inkar edilemez..(S.522)

72. ”Her sabah benim varlığımdan şüphe duyarak uyan”(S.523)

73. ”Ulema sınıfı, yaşamı araştırmanın tanrıya meydan okumak ve onun varlığını sorgulamak olarak görüyordu. ”Biz bilemeyiz, onu Allah bilir”den başka bir söz bilmeyen insanların bilgin olarak adlandırıldığı tek dünya Müslümanların dünyasıdır”(S.526)

74. ”Yeryüzünde yaşayan mutlak mümin yoktur”(S.539)

75. ”İnsan nurasının ilk günkü ham hali “kfr” rengidir, öğrenerek ve kendini arındırarak “mmn” rengine bürünmeye başlar. ”Kfr” başlangıç “mmn” ise finaldir. “Mnfk “ise bu ikisinin arasındaki geçiş sürecidir.”(S.540),(Kfr=kafir,mmn=mümin,mnfk=münafık demektir,S.D)

76. ”Üçüncü göz senin gece görüş gözündür”(S.551)

77. ”..atların Muhammed’in tutkusu olmasıydı.7 tane atı vardı ve onlara saf bir tutkuyla bağlıydı.”(S.557)

78. ”Miraç,mistik felsefenin en merak edilen konularından biri olan astral seyahatin ta kendisidir.. Peygamberin ruh bedeni “çevresi mübarek kılınmış” Mescidi Aksa’ya getirildi… İsa’nın ruhuna üflenen yere gitti ve geri döndü..”(S.564)

79. ”Bence Darwin'i de galapagosa sen gönderdin”(S.568)

80. ”Son 1400 yılda İslam’a verilen zararlar bilançosuna bakıyorum ve ateistlerin kayda değer hiçbir faaliyetini göremiyorum.Listenin ilk sırasında dindar olduğu iddiasındaki gericilik var”(S.583)

81. ”Ashab-ı Kehf ve indigo çocuklar ilişkilendirmeni ikinci kadim bilgi… Amerika’da yeni doğan çocukların yüzde doksanının indigo olduğu görüşü ağırlık kazandı… İsa’nın Amerika'da doğduğunu söylemiştin bana…”(S.593)



Seçkin Deniz,  12.02.2008, Sistematik Analizler 71
Seçkin Deniz Yazıları

Seçkin Deniz Twitter Akışı