25 Şubat 2015 Çarşamba

SA1183/TG99: İlk Müslüman Amerikalı Âlim: Gineli Köle Bilali Muhammed

"Onlar, küçük ve önemsiz bir toplum değildi. Sayıları yüzbinleri bulan bu insanlar, tüm aşılmaz zorluklara rağmen kölelik zulmü altında İslami değerlerini koruyabilmek için mücadele etmişlerdir."


The First Muslim-American Scholar: Bilali Muhammad

Günümüzün Amerikan İslam toplumunun sahip olduğu talihsiz bir yanlış kanı, İslam’ın Amerika’da 100 yıldan daha az bir süredir var olduğudur. Amerikalı Müslümanların büyük bölümü 19.yy ortalarında Orta Doğu ve Güney Asya’dan Amerika’ya gelen insanların çocuklarıdır. Bundan dolayı yanlış bir şekilde Amerika’daki ilk Müslümanların bu göçmenler olduğu düşünülmektedir. Gerçekte ise İslam bundan çok daha uzun bir süredir Amerika’daki varlığını sürdürmektedir. 

Muhtemelen Endülüs ve Batı Afrika’dan gelen Kolomb öncesi Müslüman araştırmacıların yanı sıra, İslam’ın Amerika kıyılarına dalgalar halinde çıkışı, 16.yy ve 19.yy arasındaki Atlantik köle ticareti sonucunda gerçekleşmiştir. Bu süreç içerisinde yüzbinlerce köle Amerika’ya gelirken bunlardan sadece çok azının hikâyesi günümüze ulaşabilmiştir. Bu hikâyeler içerisinde en özgün olanlarından birisi Bilali Muhammed’e aittir.

 Köle Açık Artırma İlanı, 1769, Charleston/ South (Güney) Carolina 

Köle Ticareti

Avrupalı ulusların 1500’lerde Yeni Dünya’yı sömürgeleştirmeye başlamasıyla ucuz işçiliğe yönelik bir talep ortaya çıktı. Kuzey ve Güney Amerika boyunca uzanan ekili alanlar, madenler ve çiftliklerin işçilere ihtiyacı vardı ve Yeni Dünya’nın yerlileri, Avrupa kaynaklı hastalıklara karşı bağışıklığa sahip bulunmadıkları için bu anlamda uygun değillerdi. 

Sonuçta; İngiltere, Fransa, Portekiz ve İspanya gibi devletler, güneyde Afrika’ya doğru yönelerek faydalanabilecekleri köle işçi kaynaklarının arayışına girdiler.

Böylece, Avrupalı köle tüccarları Afrika limanlarına uğrayarak satın alacak köle aramaya başladılar. Genellikle Avrupalıların kendisi köle temin etme işiyle uğraşmıyor, bunun yerine diğer Afrikalı devletlerle savaşmaları için yerel yöneticilere ödeme yapıyor ve savaş sonucunda ele geçirilen esirleri Amerika’ya köle olarak götürmek üzere satın alıyorlardı. 

Yerel yöneticilere bu iş için genellikle silah olarak ödeme yapılıyor, böylece uzun süre sürdürülebilecek bir şiddet ve köleleştirme döngüsü sağlanmış oluyordu. Bütün sistem Afrika’nın sosyal, politik ve ekonomik gelişiminin engellenmesi üzerine kuruluydu ki bu soykırımın etkileri günümüz Afrika’sında hala hissedilmektedir.

Tahminler değişmekle beraber 12 milyondan fazla Afrikalının zorla ülkelerinden alınarak köle olarak Amerika’ya götürüldüğü ve Ara Geçit (Middle Passage) olarak adlandırılan trans-Atlantik yolculuğu sırasında bunların %20 kadarının öldüğü düşünülmektedir. Köle ticaretinin büyük kısmının Batı Afrika üzerinde yoğunlaştığı dikkate alınırsa, bu kölelerin büyük kısmını şüphesiz Müslümanların oluşturduğu anlaşılmaktadır.

Savanada yer alan Mali ve Songhay krallıkları, çok uzun süredir Batı Afrika’daki İslam uygarlığının ve bölgede yaşayan büyük Müslüman toplumların merkezini oluşturmaktaydı.  

Bilali Muhammed

Köle olarak Amerika’ya götürülen pek çok Müslüman’dan birisi de Bilali Muhammed’di. Fulbe aşiretine mensup olan Bilali Muhammed, 1770 civarında şimdiki Gine’nin Timbo şehrinde doğmuştu. 

İyi eğitimli bir aileden geliyordu ve kendisi de 1700’lerin sonlarına doğru köle haline getirilmeden önce Afrika’da yüksek seviyede bir eğitim almıştı. Arapçanın yanı sıra akıcı bir şekilde Fula dilini konuşabiliyordu ve içlerinde Hadis, Fıkıh ve Tefsir ilimlerinin yer aldığı üst seviye İslami çalışmalar konusunda bilgi sahibiydi. 

Bilali Muhammed’in köle yapılmak üzere nasıl yakalandığı bilinmemektedir ancak ilk önce Karayipler’deki bir adaya götürülerek orada çalıştırılmış ve daha sonra 1802 yılında ABD’nin güneyinde yer alan Georgia sahili yakınlarındaki Sapelo Island’a götürülmüştür. 

Bilali Muhammed, Sapelo Island’a götürüldüğünde köle sahibi olarak karşısında Thomas Spalding’i bulduğu için şanslıydı. Gün boyunca çalıştırılan fakat buna karşılık elbise, sürekli kalacak bir yer gibi temel ihtiyaçları genellikle karşılanmayan Güney’deki köleler için koşullar korkunçtu.

Spalding, kendi kölelerine başka yerlerde bulunmayan belli başlı özgürlükleri sağlıyordu. Köleleri günde altı saatten fazla çalışmaya zorlamıyor, kölelerin başında onları çalıştırmak için beyaz muhafızlar bulundurmuyor ve hatta Müslüman kölelerin dini ibadetlerini açık bir şekilde yerine getirmelerine izin veriyordu ki bu oldukça koyu Hristiyan olan Güney’de nadiren rastlanılan bir özgürlüktü. Hatta Bilali’ye büyük olasılıkla Kuzey Amerika’nın ilk camisi olma özelliği taşıyan küçük bir camiyi çalıştığı çiftlikte inşa etmesi için izin verilmişti. 

Bilali, sahip olmuş olduğu yüksek eğitim sayesinde kölelerin içinde üst konuma yükseldi ve kendisine güven duyan sahibi tarafından çiftliğin büyük kısmı ile birkaç yüz kölenin yönetimi ona bırakıldı. 

Bilali Muhammed’in liderlik ve güvenirliğinin belki de en önemli yararı ABD ve İngiltere arasında 1812 yılında gerçekleşen savaş sırasında ortaya çıktı. Söylenenlere bakılırsa Spalding, İngiliz saldırısından korkarak ailesi ile birlikte sürekli çiftliği terk ediyor ve oranın savunmasını Bilali’ye bırakıyordu. Hatta Müslümanlara dağıtılmak ve çiftliğin savunmasında kullanılmak üzere Bilali’ye 80 adet tüfek verilmişti. 

Bilali verdiği sözü tutarak Spalding’in yokluğunda çiftliği yönetti ve savaşın bitiminde de sahibine teslim etti. Bir köle sahibinin, kölelerine silah vererek çiftliğinin kontrolünü onlara bırakması, bize Bilali Muhammed’in karakteri ve güvenirliği noktasında çok şey ifade etmektedir.


The Bilali Document of Bilali Muhammad

Bilali Dokümanı

Batı Afrika’dan gelmiş iyi eğitimli bir Müslüman olarak Bilali’nin bu birikimini Amerika’ya taşıdığı noktasında şüphe yoktur. Bu durum, Bilali tarafından yazılarak 1857’de ölümünden önce güneyli bir yazar olan Francis Robert Goulding’e hediye edilmiş 13 sayfalık bir el yazması ile de belgelenmiştir. 

El yazması, Arapça yazıldığı için çoğu Amerikalı tarafından yıllarca okunamamıştır. 1931 senesinde Georgia Eyalet Kütüphanesine ulaşan ve çözümleme çalışmaları başlatılan bu belgenin Bilali’nin günlüğü olduğu düşünülmekteydi. İçlerinde Mısır el-Ezher Üniversitesinden çalışmacıların da bulunduğu pek çok ilim adamının yıllar süren çabalarının ardından belge çözümlenebilmiştir. 

Sonuç olarak belgenin hiçbir şekilde bir günlük olmadığı, Maliki mezhebine yönelik İslam kanunları ile alakalı ilmi bir eserden alınan pasajların kopyasını içerdiği ortaya çıkmıştır. Bahsedilen ilmi eser 900’lerde Tunus’ta yaşayan Müslüman fıkıh âlimi Ibn Abu Zayd al-Qairawani tarafından yazılmıştır.

Ibn Abu Zayd’in Risalesi, 1700’lerde Bilali kendi ülkesinde öğrenci iken Batı Afrika’da geçerli olan kanunların bir bölümünü oluşturmaktaydı. Amerika’ya bir köle olarak gelirken şüphesiz yanına kişisel eşyalarını alma imkânı yoktu, yani seneler sonra Risale’den kopyalayarak oluşturduğu el yazması, tamamen Batı Afrika’da iken öğrenmiş olduğu ve hafızasında kalan bilgilerden oluşmaktaydı. 

Bu durum, Batı Afrika’daki bilgi seviyesinin Atlantik köle ticaretinin yıkıcı etkilerine rağmen ne seviyede olduğuna da örnek teşkil etmektedir. 

Bilali Dokümanı, muhtemelen İslam fıkhı üzerine Amerika’da yazılmış olan ilk kitaptır. 19.yy’da ABD’deki Afrikalı Amerikan toplumu içinde İslam yavaş yavaş ortadan kaybolurken ilk Amerikalı Müslümanlara ait bu anıların hatırlanması ve değerlerinin bilinmesi önemlidir. 

Onlar, küçük ve önemsiz bir toplum değildi. Sayıları yüzbinleri bulan bu insanlar, tüm aşılmaz zorluklara rağmen kölelik zulmü altında İslami değerlerini koruyabilmek için mücadele etmişlerdir. 

Bilali Muhammed’in hikâyesi, erken Amerikalı Müslüman toplumun verdiği mücadeleye mükemmel bir örnek oluştururken, aynı zamanda, Afrika kökenlerine sahip olsun veya olmasın, günümüz Amerikalı Müslümanlarına da ilham vermektedir.  



Tamer Güner, 25.02.2015, Sonsuz Ark, Çevirmen Yazar, Çeviri 



Orijinal Metin:
http://lostislamichistory.com/the-first-muslim-american-scholar-bilali-muhammad/

Seçkin Deniz Twitter Akışı