8 Ağustos 2018 Çarşamba

SA6623/KY37-AZ305: Amerika’yı Püskürtmek, Golan’dan Geçer!..

"Beka ve bağımsızlık için  Suriye-İsrail sınırındaki Golan Cephesi’nde olmak zorundayız. Bekamıza dönük gerçek tehlike o sınırın arkasında.."


ABD askerleri, Ortadoğu’da PKK’lılar ile birlikte nöbet tutuyormuş, Fransız ve İngilizler de katılmış, Amerikan Kongresi’nde F-35 ambargosu çıkmış,  Trump yaptırım peşindeymiş, Avrupa’da “Diktatör Erdoğan” kampanyası varmış,, Yunanistan Doğu Akdeniz’de bela arıyormuş falan… Geçiniz… 

Tüm dünya Türkiye’ye karşı birleşmiş değil, bütün yaşadıklarımız küresel sistemin anahtarını perde arkasında tutan bir devlete patentli saldırı: İSRAİL!..

7 Ağustos 2018 Salı

SA6622/SD1089: Bir Siyaset-Diplomasi Felsefesi Değişikliği; Türkiye-ABD İlişkileri mi, ABD-Türkiye İlişkileri mi?

"Türkiye'nin ABD'ye karşı stratejisi, ABD'ye eşit bir devlet olarak davranma kararlılığını sürdürmesini sağlayacak davranış setini içermelidir. Geriye atılacak herhangi bir adım Türkiye'nin itibarını sarsacak ve sağlıklı adımlar atmasını engelleyecektir." 


ABD-Türkiye ilişkileri diye baktığımda farklı, Türkiye- ABD ilişkileri diye baktığımda farklı şeyler görüyorum. Gerçekten bunu sadece ben mi böyle görüyorum, yoksa diplomasi ve uluslararası ilişkiler uzmanları da böyle görüyorlar mı? Görmüyorlarsa zaten sorun var demektir, görüyorlarsa da bunu analiz etmeleri ve yazmaları gerekir. Şu anda tartışmamız gereken şey tam olarak budur. 

Her devlet, daha doğrusu devlet olma niteliğini kazanmış, ülkesinin çıkarları gereği özgür kararlar alabilen yöneticilere sahip her devlet, ikili ilişkiler kurduğu devletlerle ilişkisini tanımlarken başlangıçtan itibaren bunu muhatabına yansıtır, adı önce anılacak olan devlet yöneticinin kendi devletidir. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yöneticisi ABD ile ilişkilerini tanımlar ve somut bir çerçeveye oturturken Türkiye-ABD ilişkileri başlığı altında düşünür. Bugün Türkiye'nin ABD-AB temelli yaşadığı kuşatmanın temelinde yatan da bu sorundur. 

SA6621/SD1088: Sonsuz Ark Sohbetleri 12

"Türkiye güçlü bir merkez olmak istiyorsa dikkat ve özenle mutfağını arındırmak zorundadır, başka bir seçeneğe sahip değildir."


Türkiye, küresel nitelikleri derin ve yıpratıcı olan ağır sorumlulukların birdenbire üstüne bindiği genç bir ülke; gençlerden oluşan bir ülke. Doğal olarak sorumluluklarının gereğini yerine getirmek üzere genç yaşta ailesine bakmak zorunda kalan bir delikanlının umudu-umutsuzluğu, iyimserliği-karamsarlığı, direniş bilinci-bıkkınlık duygusu gibi duygu değişimleri yaşaması normal. Türkiye 16 Nisan 2017'de kararlaştırdığı sistem değişikliğini gerçekleştirmek üzere 24 Haziran'da görevi Erdoğan'a verdi. Erdoğan ülkesi ile birlikte bugün dünyanın bütün mazlumlarının da umuduna dair sorumluluğu sırtında taşıyor, yeni bir devlet kuruyor. 

Erdoğan'ın işi kolay değil, bütünüyle küresel emperyalist sisteme entegre edilmiş bir ülkenin bütün damarlarını değiştirmek, kan akışını yeniden düzenlemek, bütün organlarını yenilemek büyük bir dirayet ve feraset gerektirdiği gibi, çok hassas bir dikkati de zorunlu kılıyor. Küresel sistem halen aktif ve dünyayı dilediği gibi şekillendirmeye devam ediyor. 

SA6620/SD1087: Niçin Myanmar-BM Anlaşması Rohingya Gerçeklerini Yoksaydı?

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız metin, İngiltere Birmanya-Rohingya Örgütü Başkanı ve Özgür Rohingya Koalisyonu üyesi Tun Khin'e aittir ve BMGK üyelerinin gizli onayı, ABD'nin teşvikiyle, Müslüman Rohingyalılara karşı soykırım uygulayan Myanmar ordusunun sorumlu yetkililerinin ve sorumlu siyasi liderlerin yargılanmasını, Rakhine Eyaletinde uluslararası korunma sağlanmasını talep etmekte, Haziran 2018'de BM ile Myanmar Hükümeti arasında yapılan anlaşmada Rohingyalıların masada olmamasını eleştirmektedir.
Seçkin Deniz, 06.08. 2018

Why the UN Deal With Myanmar Ignores Rohingya Realities?


"Rohingya'da koşullar güvenlik ve onurla geri dönmek için hiçbir şekilde hazır değildir."

Haziran'ın ilk haftasında, Birleşmiş Milletler ve Myanmar hükümeti, yüz binlerce Rohingya mültecisinin uzun vadede evlerine geri gönderilmesinin  başlayacağı bir anlaşmayı imzaladı. BM, bu anlaşmayı “Rakhine'deki çatışmanın temel nedenlerini ele almak için ilk adım” olarak nitelendirdiMyanmar'ın devlet danışmanı ve fiili siyasi lider Aung San Suu Kyi, mülteci dönüşlerini “hızlandıracağını” söyledi .

SA6619/SD1086: "yüzler ve sözler" /30.03.2005/ 339. patika



...yüzlerine baktınız mı insanların?...
...bakmadınız eminim...
...işinizle alakalı süre kadar gözlediğiniz yüzler değildir insanların yüzleri...
...ve o yüzler anlatırlar kişilerin içindekileri, tek tek en ince kıvrımlarına kadar içlerini...
...ama siz bakmadığınızdan göremezsiniz de...
...o hâlde onları iki ya da daha çok yüzlülükle suçlamanız nedendir?...
...içinizdeki kirlerdendir belki de...
...birbirinden upuzak yaşayan atalarınızın derlediği insanlara dair sözler arkı akar ya hani...
...hep onlara tutunarak ölçüp biçersiniz diğerlerini...
...ne kadar kötü...

SA6618/SD1085: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 370 (21-25 Eylül 2016)

 “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”


  

 (Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz, orijinalini aramak istediğiniz tweet metnini kopyalayınız, Twitter arama motoruna yapıştırıp arama yaptırınız.)


(
21-25 Eylül 2016)  (Eylül 2016: 4.948  Tweet+Önceki Toplam: 219.403 +4.948 = 224.351 Tweet)



Seçkin Deniz @Seckin_Deniz
Show boys twitter.com/WhiteHouse/sta…

Seçkin Deniz @Seckin_Deniz
doğru tesbit. twitter.com/yirmidorttv/st…

6 Ağustos 2018 Pazartesi

SA6617/ME40: Ötedeki Hayatlar...

"Niye böyle yazmıştı, niye dört temel konu üzerinden anlatmıştı, anlamadım. Oysa hayatın binlerce nimetle ve binlerce sıkıntıyla dolu olduğunu biliyordum."


Dolanıp duruyordu, ağzından dökülen sözcükler garipti: "Az ötedeki hayat.... daha azdan fazla mı, daha fazladan az mı, az mı fazla mı, nasıl sence?..." Sonra sakince oturdu bir mektup yazmaya başladı. Merakla masasına yaklaştım, gergindi, parmakları aralıksız bir şekilde çalışıyordu. Sanırım yazdığı kişi yanında olsa bağıracak çağıracaktı da.

Mektubu bitene kadar ne yazdığına bakmamaya karar verdim, omzuna kondum ve yüzünü izlemeye başladım. Asık bir surat, kıpırdamayan dudaklar, hareketli göz kapakları ve sık sık terleyen bir alın... Az sonra geriye çekildi ve kalktı masasından... 

SA6616/KY58-GÖKA125: Veba

"Allah’ım bizi afet ve salgınlardan, umutsuzluktan ve erdemsizlikten koru!"


Tarihin hemen her döneminde olan ve seyrine çok önemli etkide bulunan olaylardan birisi de büyük salgınlar. Mesela Osmanlı’nın Avrupa’daki ilerleyişini biraz da veba salgını nedeniyle Avrupa’nın yaşadığı siyasi ve toplumsal felç haline bağlar bazı tarihçiler. Büyük salgın zamanları, insanların, toplumların nasıl davrandıklarını, insanın doğasının gerçek yüzünü görmek açısından da eşsiz veriler sunuyor.

Yaşadığımız zamanları “Ortaçağ”a (Alain Minc), hatta insanlığın barbarlık zamanlarına (Michel Henry) benzeten düşünürlerin hiç akıllarından geçmiş midir, bilmiyorum. Son yıllarda ortaya çıkan AIDS, Ebola hastalığı, ölümcül grip vs. gibi salgın tehlikelerinin tıpkı Ortaçağ’daki veba salgınlarına benzeyen bir görüntü ya da genel ruh hali yaratma ihtimali var. Hakkını teslim etmeliyiz, bizim Kemal Sayar Hoca öteden beri depresyonu “çağın vebası” olarak niteliyor, çok verimli düşünceler geliştiriyor. Ama anlatmaya çalıştığımız büyük bir hastalık salgını ruh hali, günümüzün vebası gibi büyüyen ve yayılan depresif durumlardan nispeten farklı…

SA6615/KY1-CÇ530: Bir Tetebbu' İçin İzlenecek Yolun Önceden Tespitinin Zorunluluğu Üzerine

"Oysa tetebbu'nun gayesi bellidir; sorunlardan kurtulmak, karşılaştığımız sorunları berhava ederek insanın önünü açmak, eşyanın evsaf ve tabi olduğu kavânînlere ulaşmak böylece atâlet –süredurum anlamından uzak olarak- denen çürütücü, öldürücü, soldurucu halet-i ruhiyeden çıkışı sağlamaktır."


Muhterem kâri (sayın okuyucu) bilmelisin ki, -ki zaten biliyorsundur, yine de belki bilmezlik sisi bilincine hücum edip anı bulanıklaştırabilme olasılığından kimse masun değildir, işte bu olasılıktan hareketle ‘bilmelisin ki’ denilme zarureti hâsıl olmuştur, yoksa bilisizlikle suçlama saikı yahut üstenci bir bakışın aksülameli gibi değerlendirilmemelidir, hem zaten böyle nadanca değerlendirmelerden uzaklığına yakinen şahidiz, bu şahitliğimize halel getirici bir ime, bir edime şimdilik tesadüf eylemiş değiliz- her hangi bir ‘şey’i kendimize konu ettiğimizde anın sağın temellere sahip olmasının olmazsa olmaz koşulu izlenecek yöntemin sarih bir biçimde usumuzda oluşmuş olmasını sağlamaktır. 

SA6614/ÇY11-HK35: İslami Eserlerin Tek Dijital Kütüphanesi



Albayrak grubu bünyesinde Şubat ayında yayına başlayan ve hala test yayını süren ketebe.org, İslam sanatına ilişkin eserlerin bulunduğu bir web sitesi. Sadece web sitesi demek eksik kalır. Aynı zamanda yaşadığımız yüzyılın gereği olan dijitalleşmeye ayak uydurmuş elektronik bir arşiv. Aylar süren titiz bir çalışmanın ürünü olan ketebe.org her ne kadar test aşamasında olsa bile, mobil uygulama ve web sitesi üzerinden eserleri ücretsiz ve üyelik istemeden sunması da alanında ilk olduğunun kanıtı. İçeriğinin zamanla genişleyeceği ketebe.org’da mimari eserlerin de fotoğrafları yayınlanacak. İslam sanatından birçok eseri bünyesinde bulunduran, gün yüzüne yeni eserler de çıkaracak olan  ketebe.org’u Yayın Kurulu’ndan Abdurrahman Depeler’e sorduk.

SA6613/KY69-EY174: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


SA6612/KY60-ES73: Mesut Özil Kazandığında da Göçmendi



Türk Alman Üniversitesi Göç ve Siyaset Araştırmaları Merkezi Müdürü Prof. Dr. M. Murat Erdoğan, Mesut Özil’in “Kazanınca Alman, kaybedince göçmen oluyoruz” açıklaması için; “Bana kalırsa kazanınca da göçmen oluyordu. Çünkü 2014 Dünya Kupası’ndaki başarıya rağmen Almanya’daki bir grup, ‘Milli marşlar okunurken neden Mesut okumuyor’ gibi eleştirilerde bulunuyordu. O dönemde de bu sıkıntılar vardı. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim. Almanya Rusya’da Dünya Kupası’nı alsaydı da bu olay patlayacaktı” diyor.

5 Ağustos 2018 Pazar

SA6611/KY43-BRŞ32: Sombart’ın Kapitalizm Çözümlemesinin Roman Üzerinden Olumlanması - Bir Deneme-

"Metodolojisinin özgünlüğü ve içerisinde yaşadığı toplum/lar/ın ekonomik devinim ve dönüşümlerini ele alış biçimi Sombart’ı, çağdaşlarından apayrı bir yere konumlandırmaktadır. Kendi ifadesiyle eserleri, Marx’ın çalışmalarının bir tamamlayıcısı ve devamıdır. Marx’tan tam anlamıyla kopmadığı görülen Sombart’ın çözümlemesi, insanı eylemin öznesi olarak öne çıkarması ve tarihsel maddeciliğe kati karşı çıkışı onu farklı kılmıştır."



Giriş

Werner Sombart, Almanya’nın Ermsleben şehrinde dünyaya geldi (1863). Babası hem Ulusal Liberal Parti’den Parlamento üyesi hem de Sosyal Politika Birliği’nin aktif üyelerindendi. Dolayısıyla entelektüel bir çevrede büyüyen Sombart, Pisa, Berlin ve Roma üniversitelerinde hukuk, ekonomi, tarih ve felsefe eğitimi aldı. Önceleri idari ve bürokratik görevlerde bulunduğu halde akademik görevine Breslau Üniversitesi’nde başladı. Elli dört yaşına geldiğinde, Ekonomi Profesörü olarak Berlin Üniversitesi’ne geçti.

SA6610/SD1084: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 369 (16-20 Eylül 2016)

 “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”


  

 (Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz, orijinalini aramak istediğiniz tweet metnini kopyalayınız, Twitter arama motoruna yapıştırıp arama yaptırınız.)


(16-20 Eylül 2016
)  (Eylül 2016: 4.948  Tweet+Önceki Toplam: 219.403 +4.948 = 224.351 Tweet)

Yeni Şafak
   
@yenisafak
'Mazlumların sesi Erdoğan' Twitter'da TT oldu #ErdoganVoiceofTheOppressed yenisafak.com/gundem/mazluml… pic.twitter.com/K60r0eyZhW
@Seckin_Deniz retweetledi

SA6609/KY13-AO194: Demokrasi Gelişmezse..

"Yerel Demokrasiyi güçlendirecek, eğitim ve adaleti yerelden hakim kılmaya başlayacak modeller bu ülkenin geleceğini güvence altına alır, toplumu birbirine kaynaştırır, toplumun düşünsel potansiyelini öne çıkarır.."


Osmanlı’nın külleri üzerine inşa edilmiş olan Türkiye, Batı modeli demokrasiyi benimsemiş bir ülke. “Çağdaş Uygarlık seviyesine ulaşmak” olarak hedeflenen şey de, Batı ülkelerinin seviyesine gelmek, sosyal yapımızı, sistemimizi onlarınki gibi yapmak arzusuydu.

Yeni devletin kurucularına göre; 'Çağdaş ve Uygar' olmak için ille de hristiyan olmak gerekmiyordu. Pekala müslüman kalınarak çağdaş ülkeler seviyesine gelinebilirdi.

SA6608/KY69-EY173: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


SA6607/KY37-AZ304: POTUS’un Adamları Suikastlere Hazırlanıyor!..

"Emperyalizmden aldıkları emir doğrultusunda belli ki, yeri geldiğinde cana da kast etmeyi, vatansever subay, gazeteci, bürokratları hedef almayı planlıyorlar."


PKK’nın, Avrupa’da yaşayan, korunan, kollanan, siyasi sığınma hakkı tanınan FETÖ’cü hain eski subayların toplantısından hemen sonra, tekrar, “bebek katili” kimliğiyle kendini göstermesi tesadüf mü, hayır!.. 

Eğer ortada, emperyalizmin desteklediği iki örgütün yeniden Türkiye’nin kanlı anafora sürüklenmesi gibi bir eylem planı varsa, bütün bunlar yaşanır. 

4 Ağustos 2018 Cumartesi

SA6606/KY29-YA103: Rum Lobisi Paris’i Durduramadı

"KKTC’nin spor, sanat, eğitim anlamında gerçekleştirecekleri tüm etkinlikleri ve KKTC’ye gelecek ünlü sanatçıları lobi faaliyetleriyle engellemeyi başaran Rumlar bu kez de amaçlarına ulaşamadı."


Hilton Otelleri'nin veliahtı Paris Hilton, bugün (4 Ağustos) KKTC'ye geldi. Kendi çıkardığı parfümü Platinum Rush için yaptığı Avrupa turunun bir parçası olarak Kuzey Kıbrıs'a gelen Paris Hilton, fanları ve basın mensupları tarafından Ercan Devlet Havalimanında karşılandı. 

İnstagram paylaşımından, Paris, İspanya ve Romanya'dan sonra Kuzey Kıbrıs'ı ziyaret edeceğini duyuran Hilton, KKTC’nin yeni çekim merkezi olan Bafra’daki Limak Otel'de konaklayacak. 

SA6605/KY26-CA200: Sokak, Oyun, Madde Bağımlılığı

"Madde bağımlılığı ile sokak oyunlarının yok oluşu arasında bir bağ var."


Ömer Faruk Yazar’ın madde bağımlısı gençleri için verdiği mücadele, 1980’lerdeki toplumcu gençlerin duyarlığının yeniden canlandığının bir örneği olabilir mi? 20 Haziran’da Esenler, Menderes Mahallesi’nde bulunan Bişri Hafi Derneği’ni ziyaret ettim. Ömer Faruk Yazar dernekte bulunduğum üç saat içinde hayatı ve faaliyetleri hakkındaki sorularımı içtenlikle cevaplandırdı.

Memur olma heveslisi değil de gönüllü gençlik nasıl oluşur?  Ömer Faruk Yazar faaliyetleriyle eksik olanı, yeri boş kalanı gösteriyor işte. İlçe veya ilçelerde yerleşme kemikleştikçe halk kuruluş coşkusuna özgü yapıcı arayışı yitirip her şeyi devletten beklemeye başlıyor.

SA6604/ÇY11-HK34: Yemen Çözümü BM’den Bekliyor




2010 yılı sonunda başlayan Arap Baharından etkilenen ülkelerden birisi olan Yemen, bu halk hareketiyle başlayan ve yıllardır çözülemeyen bir krizin içerisinde. Bir yandan Husilerin başkent Sana başta olmak üzere ülkenin birçok noktasında çatışma çıkarması, bir yandan da hükümet-ordu arasında yaşanan anlaşmazlıklar, krizin ne kadar büyük olduğunu gözler önüne seriyor. Yemen, eski devlet başkanı Ali Abdullah Salih’in koltuğundan indirilmesi ve daha sonra bir çatışmada öldürülmesinden bu yana Birleşmiş Milletler desteğiyle kendi iç ‘demokrasisini’ sağlamaya çalışıyor. Yemen hükümeti, bitmeyen karışıklık ve çatışmanın nedeni olarak İran’ı görüyor.

Seçkin Deniz Twitter Akışı