4 Ağustos 2018 Cumartesi

SA6603/SD1083: Trump ve Nato: Ticaret Savaşı Bir Güvenlik Krizi Haline Geliyor

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız Spectator'dan Fraser Nelson'a ait analiz, Trump'ın NATO konusunda klasik Amerikan politikalarını sürdürdüğünü, NATO'yu Amerikan çıkarları için kullanmaya devam edebilmesi için savunma bütçelerini sürekli kısan NATO üyesi Avrupa ülkelerini savunma harcamalarını arttırmaya zorlaması gerektiğini anlamamızı sağlıyor. Özellikle klasik hale gelen "tehdit et bekle ve sonuç almak için gerilimi arttır, pazarlık masasını yeniden kur" şeklindeki Trump stratejisinin gösteri boyutunun da tasarlanmış bir model olarak uygulandığını fark ettiğimiz bu yeni dönemde, Trump yönetiminin darbecilikten ve PKK-FETÖ teröründen yargılanan ajan-papaz Brunson'un serbest bırakılması konusunda Türkiye'ye yönelik tehditleri ve iki bakanımıza uygulayacağını ilan ettiği düşük profilli yaptırımları dikkatle irdelememiz ve aynı stratejik incelikle cevap vermemiz gerekiyor.
Seçkin Deniz, 04.08.2018



Trump vs Nato: the trade war is becoming a security crisis

"Amerika artık Avrupa'nın savunma konusundaki zayıflığını ortadan kaldırmaz."

Theresa May için, Donald Trump'un Kim Jong-un'la yaptığı görüşmelerin en endişe verici kısmı iki erkeğin karşılaşmasından iki gün önce yaşandı. ABD Başkanı, Kanada'daki G7 zirvesinden kaçtıktan hemen sonra Singapur'a gelmişti, hâlâ vergi tarifeleriyle ilgili Avrupalı ​​ve Kanadalı muadilleri tarafından eleştirilmeye devam ediyordu. Konuşmasını savunmak ve Nato'yu en sevdiği böceklerden birine çevirerek vurmak için Twitter'a götürdü.

SA6602/KY38-SevDur158: Yahudi Yasası Tehcirin Yolunu Açtı




Takdim

İsrail Parlamentosu (Knesset), tartışmalara neden olan ‘Yahudi ulus devlet’ yasasını kabul etti. Böylece kendini dünyadaki tek ırkçı devlet olarak resmi düzeyde deklare etmiş oldu. Yasanın en çok tepki çeken maddeleri ise “Ülkede kendi kaderini tayin etme hakkı sadece Yahudilere aittir, İsrail bir Yahudi devletidir, İsrail dünyadaki tüm Yahudilerin tarihi anavatanıdır, hukukta bir boşluk olduğunda Yahudi şeriatı referans alınacaktır, dünyadaki tüm Yahudilerin İsrail’e dönme hakkı vardır, Yahudilerin dini günleri resmi tatil sayılacaktır ve İsrail’in başkenti Kudüs’tür” oldu. 

Filistinlileri yok sayan bu yasayı Filistinli araştırmacı Dr. Monjed Abu Baker ile konuştuk. Abu Baker’e göre bu yasayla birlikte İsrail dışındaki Yahudilerin İsrail’e dönmesi sağlanacak ve Filistinliler bu kanuna dayanarak tehcir edilebilecekler. Müslümanlar ekonomik ve askeri olarak güçlenseler bile bu yasayla Yahudi toprakları kabul edilen Müslüman topraklarından hak iddia edemeyecekler.

SA6601/KY69-EY172: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


SA6600/KY58-GÖKA124: Acizlik Endişesi Salgını

"Şimdiki halimizin asıl sorumlusu, kolektif aklın temsilcisi devlet anlayışına kafa tutan, savaş açan, dukalıklarını ilan eden en zenginlerdir. Devletler düzenine karşı mücadele ediyorum diye marjinal Sol’u, etnikçi azıtmaları kucağına alan, besleyip büyüten en zenginler."


“Avrupalıların ‘bir tehdit altında, ama riski olmayan bir dünyadan, tehdidi kalmamış ama riskli bir dünya’ dönemine girdiğimizi anlamaları için acaba daha kaç yıl geçmesi gerekecek? Düzensizliği meydana getiren çok sayıda unsur var. Felaketlerin hepsi tabii ki aynı anda gelmeyecek, pek çoğu mantıksal bir zincir gibi belki birbirine bağlanmayacak, ama geleceği tehdit ederek ve asgari bir düzen ümidini ortadan kaldırarak bizi yeni bir ortaçağa taşıyacak. Öyle bir ortaçağ ki milliyetçilerin değil, kabilelerin egemen olduğu bir ortaçağ; toprak, kan ve kimlik sorunlarının yeniden gündeme geldiği bir ortaçağ.” 

Fransız işadamı ve yazar Alain Minc’in “Yeni Ortaçağ” kitabından bu sözler. 

3 Ağustos 2018 Cuma

SA6599/KY28-ATA376: Son Fırsat Masalı

"Kofi Annan’dan da duydum, De Soto’dan da, Butros Gali’den de, Verhugen’den de, Barosso’dan da ve diğer ileri gelen politikacı ve siyasilerden de… Artık bu söze ve bu koşul gibi önümüze konan tehdide hiç inanmıyorum."


Birkaç gündür basında UNFICYP raporu BM Güvenlik Konseyinde görüşülürken, özellikle kulislerde yaşanan tartışmalarda, Kıbrıs sorununun çözümü çabalarında sık sık ‘son fırsat’ ifadesinin yer aldığı ve Kıbrıs sorununun ‘yeni müdahalenin bitişinin ardından öyle ya da böyle sona ereceği’ söylemlerinin dile getirildiği görülüyor.

Mutlu Barış Harekatının gerçekleştiği 20 Temmuz 1974 tarihinde özgürlüğümüzü ve egemenliğimizi kazandıktan sonra 20 Haziran 1976 tarihinde ilk kez yapılan KTFD Meclisi seçimlerini kazanıp Meclise girmem sonrasında “Bu sefer müzakerelerin son fırsatı olacak” uyarısını çok kez duydum.

SA6598/TG251: The Sufi Conspiracy-Sûfi Komplosu-4-

Sonsuz Ark'ın Notu:
Sufizm-Tasavvuf ve İslamcılık, Masonların diğer dinlere yönelik komplolarına benzer bir şekilde tasarlanmış, birbirine zıt bir şekilde konumlanmış müslümanlara yönelik iki ayrı komplosudur. Aşağıda çevirisini yayınladığımız analizden önce 28.10.2010 tarihli SA456/SD72: Masonik Oyun Sürüyor -"Masonic Game in Progress"- başlıklı analizimizi okumanızı tavsiye ediyoruz. Çünkü 2010 tarihli analizimizdeki tezlerin birçoğunun kanıtları 'The Sufi Conspiracy-Sûfi Komplosu' başlığıyla yayınlayacağımız bu seride kişiler, olgular ve olaylar çerçevesinde açık bir şekilde ortaya konmuştur. Sufizm ve İslamcılık müslümanların samimi arayışlarını çarpıtmak, doğru yol üzere yol almalarına engel olmak ve İslam'ın bütün insanlık için kurtuluş yolu olduğu gerçeğini ortadan kaldırmaya yönelik şeytani bir tasarımın ürünü olarak bugün müslümanları İslam'ın asıl kaynağı olan Kur'an'dan uzaklaştırmakta başarılı olmuştur. Bütün insanlığa ve dinlere karşı kurulmuş komplolardan sadece bu iki komplonun çözülmesi, bu şeytanî kuşatmayı yarmaya başlamanın ilk adımıdır, çünkü ancak İslam bu cehenneme giden yolu değiştirebilme gücüne sahiptir. Lütfen bu şeytani yapının hazırladığı videoyu izleyiniz ve analizini yapıp SA3198/KY51-HA1: Animasyon'a Gizlenen Strateji: Nedir Bu "I Pet Goat"? başlığıyla yayınladığımız analizi ve bu satanist kültün tarihsel-sembolik izleklerini somut bir şekilde ortaya koyan Kadim Falsifiye kapak adı ve etiketi ile yayınladığımız Halim Selim'in analizlerini okuyunuz...
Seçkin Deniz, 03.08.2018


THE SUFI CONSPIRACY-4

Kasım 1977'de, Dinlerarası Barış Kollokyumu sponsorluğunda toplanan Lizbon konferansı, Fiat başkanı Roma Kulübü kurucusu Aurelio Peccei, Müslüman Kardeşler'in önde gelen bazı üyeleriyle, özellikle de1979 İran Devrimi sırasında son derece aktif olan Tahran Üniversitesi'nden Seyyed Hossein Nasr (Seyyid Hüseyin Nasr)'ın katılımı ile gerçekleştirildi.[27] Nasr, uzun yıllardır Guénon'un Tradisyonalist -Gelenekselci- okuluna dahildi. Nasr, Guénon'un tavsiyesiyle Ahmad el-Alawi (1869-1934) tarafından Darqawi Shadhili'ye (Derkavi-Şazeli Tarikatı) intisap etmişti.

SA6597/KY1-CÇ529: Sohbet

"İki sarı kedi kamelyanın gölgesine kurulmuş, kafa kafaya verip öteden beriden söz etmişler ve sohbet her zamanki gibi ortak yakınmalarına uzanmıştı."


- İşte tam bundan söz ediyorum, dedi sağdaki sarı kedi.

Yön bilgisi zayıf biri olarak hemen başlangıçta belirtelim ki sözü edilen sağdaki sarı kedi sitenin geniş bahçesinin batısında biraz sapa bir noktada iki hafta önce inşası tamamlanan kamelyanın –ki iki haftadır siteden bir Allah’ın kulu gelip oturmuş değil, gelip oturmuş değil çünkü kamelya tüm site sakinlerince yanlış bir yerde konumlandırılmıştı, bu yanlış yer ister istemez kediler için elverişli kılmıştı kamelyayı. Her ne kadar tüm kediler site sakinlerinden birine ait olsa da kimi zaman insanlardan uzak kalmayı arzuluyorlar ve bu arzularını gerçekleştiriyorlardı. Daha önceleri iki hafta önce kamelya olmayan bu çıplak nokta onların buluşma noktasıydı. Kamelyanın kurulması bir şeyi değiştirmemişti. Kediler için biraz daha elverişli olmuştu o kadar. Kamelya kedilerce de elverişli midir? Bilmiyoruz.- hemen girişindeki konuma göredir. 

SA6595/KY69-EY171: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


SA6594/KY48-SY65: İslâmcıyam Ezelden...

"Verili yaşamın, mevcut bütün aşınmışlığına ve çürümüşlüğüne karşı, sinir uçlarımızla şunu duyuyorduk ki; Türkiye''yi ve yeryüzünü elbette bir gün yeni bir ışık altında görebileceğiz. Bu yassı, sıkıntıyla kıvranan tuvalin üstüne elbette yeni bir ışık, sağaltıcı ve diriltici bir ışık düşürebileceğiz. Bunun için de "fırçalarımız" gerçek birer inşa ediciydi..."


20 Şubat 2000, Pazar
  
Bu yassı, sıkıntıyla kıvranan tuvalin üstüne elbette yeni bir ışık, sağaltıcı ve diriltici bir ışık düşürebileceğiz.

Yaşam, henüz çocuksuluğunu kaybetmiş asık suratlı bir paranoyak değildi (aklınıza uzun bir zaman dilimi gelmesin) daha birkaç yıl evveline kadar. Duvarlarda, afişlerin üzerinde tek bir düğmeyle hareket ediyormuş gibi hızla işleyen fırçalarla, her gece "yeni bir dünya" (mutluluk muydu?) kuruyorduk. 

2 Ağustos 2018 Perşembe

SA6593/KY1-CÇ528: Derhal Bunlar Karantinaya Alınmalı..

"Bir akıl hastanesinde sağaltımlarını sağlamak.. icbar ile.."


Çok oy veriyorlar; bidon kafalılar..

Çok oy veriyorlar; cahiller..

Çok oy veriyorlar; göbeğini kaşıyanlar..

Çok oy veriyorlar; mayası bozuklar..

SA6592/SD1082: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 368 (11-15 Eylül 2016)

 “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”


  

 (Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz, orijinalini aramak istediğiniz tweet metnini kopyalayınız, Twitter arama motoruna yapıştırıp arama yaptırınız.)


(11-15 Eylül 2016
)  (Eylül 2016: 4.948  Tweet+Önceki Toplam: 219.403 +4.948 = 224.351 Tweet)

Seçkin Deniz @Seckin_Deniz
Süleymanlı Cemaati de mi var?:) Neyse, o zaman mahkemeye başvursunlar, web sayfasının adını korusunlar twitter.com/recep_aksoy07/…

TRT HABER
   
@trthaber
DBP il binasında Öcalan ve Gülen'in kitabı bulundu goo.gl/OTTjKq pic.twitter.com/HwJN3VvHAw
@Seckin_Deniz retweetledi

SA6591/KY49-İTIĞLI114: Güney Afrika Ziyareti Yeni Bir Başlangıç

"Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Afrika gezilerinin ortak yönü açılan kapının daha fazla açılmasını sağlamak. İşte bu gezinin en önemli farkı ise kapıyı sonuna kadar açmak olacak…"


Cumhurbaşkanı Erdoğan 25-27 Temmuz tarihleri arasında Güney Afrika’ya bir ziyarette bulundu. Ziyaret oldukça verimli geçerek Türkiye’nin Afrika kıtasında yeni bir açılımı başlamış oldu. Ziyareti hem Güney Afrika hem de BRİCS zirvesine katılmak şeklinde iki önemli yönü vardı. Tabir uygunsa Başkan Erdoğan bir taşla 2 kuş vurdu.

Hep söylenirdim, “Türkiye neden gerektiği gibi Güney Afrika’ya önem vermiyor” diye. Sadece Türkiye’nin ilgisi ile ilgili bir durum değil bu tabii, eski Zuma yönetimi de Türkiye ile ilişkilerinde hep mesafeli davrandı. Oysaki bu iki devletin birçok ortak yönü vardı. Küresel sistemi eleştirileri, Filistin davası konusundaki benzer yaklaşımları hep bu iki ülkenin neden beraber hareket etmedikleri sorusunu akla getiriyordu.

SA6590/KY69-EY170: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


SA6589/KY60-ES72: Batı’nın İsteği “Beyaz” Avrupa




ABD’nin siyahi Müslüman liderlerinden Dhoruba Mücahid bin Wahad, Avrupa ve Amerika’da yükselen ırkçılık ve İslamofobiyi değerlendirirken, “Irkçılık ve beyaz üstünlüğü bir ulusun DNA’sındaysa, bu toplumu alenen aşırı ırkçı, yabancı düşmanı bir ulusa dönüştürmek çok da zor olmaz” diyor. Wahad, bugün Avrupa sağının “Batı uygarlığını korumak”, “ulusal kimlik” ve “kültürel asimilasyon” diye gevelediği şeyin aslında Avrupa ve Amerika’nın “beyaz” kalmasını sağlamak olduğunu söylüyor.

1 Ağustos 2018 Çarşamba

SA6588/KY56-HS20: Seyyid Hüseyin Nasr, Guenon, Schuon, Isis, Tradisyonalizm, Dinlerin Aşkın Birliği; Tek Dünya Dini

Sonsuz Ark'ın Notu:
Adem'in bildiklerini bilseydik, neler değişirdi bilmiyoruz, ama en azından ondan günümüze dek Allah tarafından dünya ve ahiret mutluluğumuz için gönderilen tek din olan İslam'ın aslında tam olarak ne olduğunu çok iyi bilirdik. Evet, tahrif edilmesine Allah'ın izin vermediği Hakiki İslam'ın anlatıldığı son kitap Kur'an var elimizde, ancak onu da küfrün, yani zulmün, yani karanlığın en vahşi, en şeytanî yetenekleri ile okunmaz, anlaşılmaz diyerek, önceki kitaplar gibi insandan uzaklaştırdılar. Gönderilen peygamberleri yalanlayanlar, öldürenler kim idiyse onlar hep birbirlerine şeytanın yolunu öğrettiler binlerce yıl, biz Adem'in bildiklerini bilmemekle büyük bir zaaf içerisinde onların bize ne yapmayı tasarladığını fark etmekte çok zorluk çektik, halen de çekiyoruz, ama aramızda iğne ile kuyu kazar gibi çalışan ve akleden samimi insanlar da var ve aramızdan birileri şeytanın yolunda çalışıp çabalayanların birbirleri ile ilişkilerini görebiliyor artık ve anlatmaya çalışıyorlar. Aşağıdaki yayında, maksadı bu zemin olmak üzere, emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz.
Seçkin Deniz, 01.08.2018



* Yaşasın(!) dinlerin aşkın birliği...

* Tek dünya dini için çalışmalara her koldan devam...


@SabahUlkesi

"Bir açıdan elbette metafiziğin tarihi yoktur!"

SA6587/ÇY11-HK33: OHAL’i Alnımızın Akıyla Bitirdik



15 Temmuz günü yaşanan hain FETÖ darbe girişimi sonrası Anayasanın 120. maddesi uyarınca 20 Temmuz günü ülkede 3 ay olağanüstü hal ilan edildi. 2016 yılında uygulanmaya başlayan olağanüstü hal, geçtiğimiz Nisan ayında 7. kez uzatıldı. 3 ay olarak uzatılan OHAL’in kaldırılması erken seçim döneminde gündeme geldi. Cumhurbaşkanı adayları seçmenlerine OHAL’i kaldıracağı yönünde vaatlerde bulundu. 15 Temmuz darbesi üzerinden geçen 2 yıldan sonra tekrar uzatılmayan OHAL, 19 Temmuz itibarıyla kalkmış oldu.

SA6586/KY38-SevDur157: Felsefeniz Yoksa Söyleyecek Sözünüz de Olmaz



Takdim

Kendinize ait bir siyaset felsefeniz yoksa ne kendi insanınıza ne de bütün insanlığa söyleyecek bir sözünüz yok demektir. İslamiyet’le müşerref olduktan sonra bu millet, kendi siyaset felsefesini üretti ve yüzyıllar boyunca tarihe yön verdi, tarihi değiştirdi ve tarihi oluşturdu.

Dünyada yerleşmiş ve yaygınlaşmış olan bütün yönetim anlayışları rastgele değil, belli bir felsefe üzerine şekillenmiştir. Bugün Avrupa kendini medeni olarak lanse ediyorsa, uygulamada öyle olduğu için değil, felsefesini bunun üzerine kurduğu içindir. Sanayi devrimini yapanlar dünyaya bunu yayarken, teknolojik gelişimin üstünlüğü ile birlikte kültürel hegemonyayı da yaygınlaştırmayı başarmış, bunu da uzun vadeli felsefi alt yapıyla sağlamlaştırmışlardır. Felsefe “neden” sorusunu sorarken, yapılan her işin nedenini örüntüleme biçimini de ortaya koymuştur bir yandan. Devlet işlerini düzenleme ve yönetme olarak tanımlanan siyaset ise bu “neden” sorusunu en fazla hak eden alandır.

SA6585/Sonsuz Ark-YD112: Bilinç, Entropi'nin Yan Etkisi Olabilir

“Şaşırtıcı ölçüde basit bir sonuca ulaştık: Normal uyanıklık durumları, beyin ağları arasındaki etkileşimlerin en yüksek sayıdaki olası konfigürasyonları ile karakterize ediliyor; yani en yüksek entropi değerlerini temsil ediyorlar.”


İnsan bilincini anlama çabası yüzyıllardır sürüyor. Bilinç nasıl tanımlanabilir, kaynağı tam olarak nedir ve neden böyle bir işleve sahibiz?

Fransa ve Kanada’da çalışan araştırmacılar yeni bir olasılıktan söz ediyor: Bilinç, beynin enformasyon içeriğini en yükseğe çıkarmasının (maksimize etmesinin) bir sonucu olarak doğal biçimde beliriyor olabilir. Tıpkı evrenin bütününde düzensizliğin maksimize edilme eğilimi olduğu gibi, beyinde de var olan bu entropi eğilimine benzer bir eğilimin yan etkisi olarak bilinç ortaya çıkıyor olabilir.

SA6584/KY69-EY169: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


SA6583/KY37-AZ303: ‘Yeni Kabilecilik’, Faşizm ve Yeniden ‘No Pasaran’

 “Kimlikçi politikaların” yeniden yükseldiği bir dönemdeyiz, İtalya’nın Dışişleri Bakanlığı koltuğunda Mussolini’den tam 73 yıl sonra yine bir faşist olan Matteo Salvini oturuyor ve bırakın Ortadoğulu mültecileri bir kenara, Avrupa pasaportu taşıyan Romanları memleketten atacağını söylüyor!


İtalyan sosyalist hareketiyle tüm köprüleri atıp, yayınladığı gazetelerdeki eski sosyalist makaleleri de çöpe atarak yeni bir hareketin liderliğine soyunan Benito Mussolini, Faşist Parti’yi 23 Mart 1919’da kurduğunda yanında 300 kişi vardı. 

28 Nisan 1945 günü, İtalyan komünist partizan Walter Audisio tarafından sokak köpeği gibi öldürüldüğünde, elinde, 2’nci Dünya Savaşı’nda hayatını kaybetmiş yaklaşık 63 milyon insanın kanı vardı ve bunların 455 bini de İtalyan’dı. 

Seçkin Deniz Twitter Akışı