31 Mayıs 2017 Çarşamba

SA4397/KY56-HS6: Baba-Oğul-Kutsal Ruh/ İnsan-ı Kamil

Sonsuz Ark'ın Notu:
Adem'in bildiklerini bilseydik, neler değişirdi bilmiyoruz, ama en azından ondan günümüze dek Allah tarafından dünya ve ahiret mutluluğumuz için gönderilen tek din olan İslam'ın aslında tam olarak ne olduğunu çok iyi bilirdik. Evet, tahrif edilmesine Allah'ın izin vermediği Hakiki İslam'ın anlatıldığı son kitap Kur'an var elimizde, ancak onu da küfrün, yani zulmün, yani karanlığın en vahşi, en şeytanî yetenekleri ile okunmaz, anlaşılmaz diyerek, önceki kitaplar gibi insandan uzaklaştırdılar. Gönderilen peygamberleri yalanlayanlar, öldürenler kim idiyse onlar hep birbirlerine şeytanın yolunu öğrettiler binlerce yıl, biz Adem'in bildiklerini bilmemekle büyük bir zaaf içerisinde onların bize ne yapmayı tasarladığını fark etmekte çok zorluk çektik, halen de çekiyoruz, ama aramızda iğne ile kuyu kazar gibi çalışan ve akleden samimi insanlar da var ve aramızdan birileri şeytanın yolunda çalışıp çabalayanların birbirleri ile ilişkilerini görebiliyor artık ve anlatmaya çalışıyorlar. Aşağıdaki yayında, maksadı bu zemin olmak üzere, emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz.
Seçkin Deniz, 31.05.2017


Baba-Oğul-Kutsal Ruh / İnsan-ı Kamil

* Kaynağı Ancient Wisdom (Kadim Bilgelik) olan teslis (üçleme) Allah anlayışındaki batıni içerik farklı tasvirlerle anlatılır.

SA4396/KY26-CA128: Ne Kaybetti de Bu Hale Geldi Yüzü?

"Ne kazandık, ne kaybettik, neyi kazanç neyi kayıp görmekteyiz, yüzümüz okutuyor. Ketum bir yüz ifadesi de bir şeyler söyler sonuçta."


Hırsından kararmış bir yüze bakarken aklıma gelir: Bir zamanlar bebekti ve bazen ağlarken dönüyordu rengi, ama böylesine çirkin değildi muhtemelen. Kırış kırıştı yüzü, bir bakıma ihtiyar bir insanı andırmıyor da değildi, ama çirkin görünmüyordu. Kötü de, yeteneksiz de, anlayışsız da değildi yeni doğan, öyle yaratılmamıştı. Ne oldu, neler yaşadı da bu hale geldi… 

Bazen adlar taktılar, sınıflara yerleştirdiler, bir lakapla veya aidiyetle hiç değişmeyecek bir konumun sınırları içinde, umutsuz ve ufuksuz bir vaziyette ömür çürütmesini beklediler. Bunlar oldu ve hâlâ gözlerimizin önünde olmaya devam ediyor. Yine de, evet, intikamın tuzaklarından sakınarak haksızlıklarla mücadeleyi sürdürenlerin değer ölçülerinden biridir sadakat.

SA4395/KY38-SevDur60: Akif Emre’nin Ardından



Takdim

“Çürümeyen, umudu, yaşamayı, yaşamanın anlamını yitirmeyen, dokunduklarından, seslendiklerinden ötürü bereketi beraberinde getiren inanmış yürekler var olduğunu bilmek umudun kendisidir” demişti en son yazılarından birinde Akif Emre. Anlamını yitirmeden yaşanmış mütevazi ve bir o kadar da soylu hayatını bırakıp, bu fani dünyadan ansızın çekip gitti. 

Vefatının ardından kirlenmiş dünya sustu ve bir anlık tertemiz dualara terk etti yerini. Bir değil, çok eksildik çünkü, yeri doldurulamazlardandı. Omurgalı bir duruşu, tertemiz bir hayatı, mazlum coğrafyalara yönelmiş dikkati ve şahitlik edilecek bir imanı vardı onu tanıyanlarca. Bir de eyvallahı yoktu kimseye, bu yüzden onu sevenler kalabalığında yalnızdı belki de. Bazı insanları anlatmaya kelimeler kifayet etmez, bazen abartılı kaçar, asil ruhu incitir ya,  eyvallah Akif abi, dilimiz döndüğünce…

SA4394/KY37-AZ180: Türk Tarihinin “Gizli Darbecisi” Brzezinski...

"15 Temmuz sonrasında ABD-AB hattında yaşanılan “darbeci korumaya” dönük çabalara şaşırmıyorum, merakım tek noktada odaklanıyor: 15 Temmuz’a, acaba, hangi zirvede yeşil ışık yakıldı?"


Tehlikeli bir adamdı. Sovyet işgaline karşı Afganistan zeminli vekalet savaşını başlatıp bugün DEAŞ’a kadar varan ne idüğü belirsiz “silahlı radikal dini hareketin” örgütleyicisi oldu, İran’ın, Humeyni Devrimi ile yapılanmasının da önünü açan isimdi. Son güne kadar, temelinde imzasının olduğu El-Kaide ve İran rejiminin yaptıkları konusunda da pişmanlık duymadı.

Türkiye açısından önemi, 12 Eylül darbesinin arkasındaki gizli isim olmasıdır.Yakın çalışma arkadaşı Paul Henze üzerinden etkileri bugüne kadar uzanan bir dizi vesayet müdahalesinin mimarıydı. 

Zbigniew Brzezinski 89 yaşında öldü. Şimdi sözü, Star’da 8 Nisan 2012’de yayınlanmış “12 Eylül duruşması: Brzezinski tanık çağrılmalı” başlıklı yazının o satırlarına bırakmakta yarar var.

SA4393/KY36-CK182: Brzezinski ve Mirası

"Hayatı boyunca Sovyet yayılmacılığına karşı mücadele eden Brzezinski'nin hayatının son zamanlarında Rusya'nın hem Avrupa'da hem de Orta Doğu'da ciddi bir alan kazanmasının önünü açan bir yönetimi övgülere boğması ilginç bir ironi oldu..."


Dünyanın en büyük stratejistlerinden, ABD dış politikası denilince ilk akla gelen isimlerden olan Zbigniew Brzezinski, geçtiğimiz hafta hayatını kaybetti.

Varşova'da 1928 yılında diplomat bir babanın oğlu olarak doğan Brzezinski, ABD'nin en önemli dış politika karar alıcılarından biri olacaktı. Ve kişisel hikâyesi, bir ulusun geleceğini de belirleyecekti. Demokratların şahin dış politika gurusu olarak özetlemek mümkündü durduğu yeri. Amerikan tarihinin en sola yakın başkanlarından biri olan Jimmy Carter'ın ulusal güvenlik danışmanlığı görevini yapan kişiydi.

30 Mayıs 2017 Salı

SA4392/SD684: "kuşku boynuzları" /21.09.2005/ 401. patika


...gördün mü?...
...kuşku boynuzları ne yaptı?...
...yapılmışlıkların içinden alınıp seçilen her şeyi didik etti...
...sırf seçip aldıkları da değildi didik ettikleri...
...geride kalanlar, eldeğmemişler kendi bağlılıklarından koptular...
...didik didik etmek üzere seçip aldıkları geride kalanları bağsız bıraktı...
...kuşku boynuzları bilmiyorlardı; ya hepsini alacaklardı ya da hiçbirini...
...ne aldıkları bütündü ne de almadıkları...
...artık şimdi...
...artık öncekiler kadar yalnız ve üzgün...

SA4391/SD683: Telveler 50

"Bilgi, düşüncelerin değişmesinde ve yönlenmesinde düşünürün irâdesine ve ilgisine ihtiyaç duyar; tek başına, bir yükten başka bir şey değildir bilgi..."


Geçmiş zaman düşünürlerini değerlendirirken düşüncenin zamana bağlı olmayan sınırlarını görmek gerekir...

Yaşadığımız zamanlar ile yaşanmış ve yaşanacak zamanlar içinde düşüncelerin aktığı yön veya yönler, kişinin ya da kişilerin ilgi ve ısrarına bağlıdır...

Çok eski zamanlarda dilediği konuyu "iş edinmiş" bir düşünürün düşünce gergefinin üstünlüğüne ulaşmak için belki de başka bir "zaman" hiç vâki olmayacaktır...

SA4390/SD682: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 184 (16-20 Şubat 2014)

 “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”


  (Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz)

(16-20 Şubat 2014)  (Ocak 2014: 4.097  Tweet+Önceki Toplam: 101.620+4.097=105.717 Tweet)


 Seçkin Deniz@Seckin_Deniz
Sonsuz Ark: SA564/ÂA27: ABD Panik Odası’nda/ Küresel Kaos’ta ABD’nin Rolü sonsuzark.com/2014/02/sa564a…

 Seçkin Deniz@Seckin_Deniz
@SELAMICEKMEGIL konu anlaşılmadı...sizin tanındığınız yerler, siyaset, iş, bürokrasi ve akademi, medya dünyası olurdu :) @1hurinsan

 Seçkin Deniz@Seckin_Deniz
“Dünya’nın yaşadığı bu büyük ve derin kaos varlığını Amerika Birleşik Devletlerine borçlu.” sonsuzark.com/2014/02/sa564a…

29 Mayıs 2017 Pazartesi

SA4389/KY28-ATA283: Eide: "Deniz Bitti"

"Belli ki Anastasiadis’in aklında çözüm parametreleri, kalbinde de çözüm isteği yok. Tam tersine kerhen müzakerelere katılıyor, çözüm istermiş gibi yapıyor ama seçim odaklı olarak iç tribünlere oynamayı tercih ediyor."


Rumların 1900’lü yılların başında ağızlarına sakız ettikleri “Kıbrıs adasında biz çoğunluğuz, ada bize verilsin” fikrinden hala daha vazgeçmedikleri, müzakerelerin gidişatından ve geçen hafta içinde de duvara toslamasından belli oluyor. Belli ki Rumlar geçmişten hiç ders almamışlar.

Eide bile, BM Genel Sekreterinin Kıbrıs özel Danışmanı olarak yaptığı açıklamalarında, etliye sütlüye dokunmadan, tarafları suçlamadan, müzakerelerin devamı için tarafları teşvik etmek zorunda olmasına rağmen hafta içinde yaptığı bir açıklamayla, “Görüşmelerden herhangi bir sonuç alınamadığını” resmi olarak duyurdu.  

SA4388/KY57-AHCZD9: İslâm'ın Kavramları: Cehâlet

"Cehâlet, asırlardır İslam dünyasının en temel problemlerindendir. Oysa İslam dini, bilgili olmaya ve cehaletten kurtulmaya büyük bir değer atfeder."


بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

Allah’a hamd, Resûlüne salât u selâm olsun.

Küfür, şirk, nifâk, adâletsizlik, zulüm ve cehâletten âlemlerin Rabbi olan Allah’a sığınırız.
 Allah, Kuran'ın gönderiliş amacının insanları düşünmeye yöneltmek ve cehâletten kurtarmak olduğunu bildirir:

هَـذَا بَلاَغٌ لِّلنَّاسِ وَلِيُنذَرُوا بِهِ وَلِيَعْلَمُواْ أَنَّمَا هُوَ إِلَـهٌ وَاحِدٌ وَلِيَذَّكَّرَ أُوْلُواْ الأَلْبَابِ

"Bu Kur'ân; kendisiyle uyarılsınlar, Allah’ın ancak tek ilah olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri düşünüp öğüt alsınlar diye insanlara bir bildiridir” (İbrahim ,14/52).

“İslamsızlık en büyük ve en temelli derttir. Bu derdi İslâm’dan başka hiç bir şeyle tedavi etmek de mümkün değildir. Hiç bir gerekçe ve hiç bir iddia bu gerçeği asla değiştiremez. Topyekûn dünyalılar olarak hepimiz tek bir şeye, Allah’ın razı olduğu mükemmel din İSLÂM’a muhtacız. “İslâm insanı” olmak zorundayız. Çağdaş “cahiliye adamı” olmakla elde edeceğimiz hiç bir iyilik ve erdem yoktur. Ama ödeyeceğimiz fatura ağır, bedel büyüktür.”[1]

28 Mayıs 2017 Pazar

SA4387/KY20-MEK68: Bir Büyük Toplaşma

"Şimdi yepyeni, daha büyük, daha kapsayıcı bir toplaşma gününe doğru muazzam bir hızın arefesindeyiz."


"artık anlaşılmıştır günün akşamlılığı
kesin mat yoktur
iyi oyun vardır sadece
ve satranç aslında dalgınların oyunudur
dalgının ölüm karşısındaki sükuneti
düşmana
ölümün dehşetinden korkuludur
Satranç Dersleri/İlhami Çiçek

SA4386/KY37-AZ179: Sokak Çağrıları... Açlık Grevleri... Ve ‘Bazı’ Tesadüfler

"Benim bu meslekte geçirdiğim yıllardan biriktirdiğim deneyim ise hiçbir şeyin tesadüf olmadığıdır..."


Elliot Ackerman’ın dikkatimi çekmesinin nedeni, 16 Nisan referandumundan az önce, 29 Mart 2017’de Foreign Policy dergisine yazdığı yazının başlığı oldu: Türkiye, kendini NATO demokrasisi gibi maskeleyen bir diktatörlüktür...

Yazı, başlığındaki iddia kadar önemli değil, bildiğimiz, Türkiye’deki gelişmelere belli bir açıdan bakan fikirlerle yüklü. 7 Haziran 2015 seçimi sonrasında yaşanılan gelişmelere, özellikle de PKK’nın şehir savaşı ilanına karşı yürüttüğümüz kararlı mücadeleye odaklanmış yapıda. Ackerman’ın sözlüğünde PKK terör örgütü yok, zaten Türk askeri de Kürtler’le toplu halde savaş halinde!..

SA4385/KY35-YTK187: Aklın Ermez

"Olup biteni baştan beri izlemiş gazetecilere, yazarlara, aklı başında dürüst insanlara çok daha fazla ihtiyacımız olan bir süreçteyiz."


14 Mayıs 2000 Pazar günü Kanal 7 Ankara Temsilciliği'nin içinde, haber merkezinin karşısındaki dar koridorda sağdan ikinci Yurt Haber Temsilciliği'nin küçük odasında İstanbul'dan gelen gazeteci misafirleri ağırlıyordum. Genelde neden bilmem benim odama yollanırlardı sık sık bu tarz misafirler.

Fazilet Partisi'nin ünlü kongresinin yapıldığı gün. Bir yandan tarihten, siyasetten, havadan sudan bahsediyor bir yandan gözümüz televizyonda kongreyi izliyoruz. Yenilikçilerin adayı Abdullah Gül'e hiç şans vermiyorum ama tecrübeli gazetecilerden biri “O iş hiç belli olmaz, sonuca bakalım önce" diyor. 

27 Mayıs 2017 Cumartesi

SA4384/KY26-CA127: “Açık Kapı” Yoksulluğu

“Akıllı şehirler” ısmarlanıyor şimdi de, ortaya çıkan problemler yüzünden. Kimin aklı, nasıl bir akıl… Altı asırlık Muş Ulu Camii’ni sitelerin gölgesinde kaybeden bir şehrin kendine özgü aklı nasıl başında kalabilir?


Geçen hafta Karaman’da bir grup insan vakit gece yarısına yaklaşırken bu şehrin hafızasında yer tutan meczupları konuştuk. Muammer Baran’dan söz edildi (1926-2004).“Deli”, Baran örneğinde üstlenemediği hayatı bir karnaval düzeyinde yaşayan adam. Baran’ın hayatında meydana gelen değişim, askerlik döneminde kuleden paraşütle atlama eğitimi sırasında paraşütü açılmadığı için yaşadığı şoka bağlanıyor. Şehrin çeşitli köşelerinde her an karşınıza çıkıp Han Duvarları’nı okuyabilecek bir sıra dışı kişi! Altı dil bilir, felsefi tartışmalara katılırmış. Akla Friedrich Dürrenmatt’ın deli numarası yapan “Fizikçiler”ini getiriyor.

SA4383/SD681: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 183 (11-15 Şubat 2014)

 “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”


  (Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz)

(11-15 Şubat 2014)  (Ocak 2014: 4.097  Tweet+Önceki Toplam: 101.620+4.097=105.717 Tweet)


Seçkin Deniz@Seckin_Deniz
Paralel yapının küresel karakutusu-Sabah - 16 Şubat 2014 sabah.com.tr/Pazar/2014/02/… @Sabah aracılığıyla

 Seçkin Deniz@Seckin_Deniz
<<eğer yapmazsanız başka bir yere gidersiniz diye tehdit edildik' diyor"

 Seçkin Deniz@Seckin_Deniz
<< Fakat 3-4 gün içinde hükümet gidecek burada bu baskını yaparsanız görevinizde yükselir >>

SA4382/KY38-SevDur59: CHP: İktidar Sizin, Genel Başkanlık Bizim Olsun



Takdim

12 Eylül’de ülkedeki tüm siyasi partiler kapatılmış ve yeniden aynı adla açılmaları da engellenmişti. 1992’de bu yasanın kaldırılmasıyla birlikte, 1923 yılında kurulan CHP, bu defa Deniz Baykal’ın genel başkanlığında yeniden açıldı. Baykal’ın yüzde 20-25’lik kemik tabana sahip CHP’nin genel başkanlık koltuğuna oturmasının üzerinden tam 25 yıl geçti. Ancak bir türlü başarı gelmedi. Üstelik CHP Atatürk’ün kurduğu parti olması dolayısıyla, banko değerler ve ilkelere sahipti fakat çoğu kez toplumun değerleriyle örtüşmemesinden dolayı bir türlü bunu artı değer olarak hanesine yazdıramadı.

SA4381/KY55-İER6: Sigara Yasağı

"Kamu yararı gözetilerek insanların sigara içmeleri kısıtlanabilir. Hatta sigarayı bırakmaları teşvik edilebilir, edilmelidir. Ancak sigarayı bırakmaya zorlanmaları mümkün değildir."


FIRINCIYA SÖYLEYİN EKMEK DE VERMESİN

Sonunda beklenen oldu: Bütün dünyada olduğu gibi; artık Türkiye’de de sigara ile mücadele, linç psikolojisi ile yürütülür hale geldi. Birbirine yakın kavramları maksatlı olarak tevhit edenler yada tefrik edemeyenlerin hedefi olmamak için, şöyle ifade edeyim; sigara ile mücadeleden değil, sigara ile mücadelenin linç psikolojisi ile yürütülmesinden rahatsızım. 

Elbette; sigara görünürlüğünün azaltılması sigara ile mücadelenin temel yöntemi, pasif içiciliğin önlenmesi ise içmeyenlerin en temel hakkıdır. Sigara içenlerin “nazının ya da sözünün geçtikleri” kontenjanına dahil olanlara yönelik tedbirler de unutulmamalıdır. 

26 Mayıs 2017 Cuma

SA4380/KY57-AHCZD8: İslâm'ın Kavramları: Nifâk-Münâfık

"Burada önemli olan menfaatlerine göre konum alan, îman etme kabiliyetlerini yitirmiş, kalpleri hastalıklı, yalancı ve iki yüzlü tiplerin toplumu ifsat edecek faaliyetlerine Hz. Peygamber’in metodu uyarınca engel olmaktır." 


بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

Allah’a hamd, Resûlüne salât u selâm olsun.

Küfür, şirk ve nifaktan âlemlerin Rabbi olan Allah’a sığınırız.

Kur’an, münâfıkların doğru ve dürüstlüğün aksi istikametinde yer alan bu sıfatları yanında kibirli (Münâfikun 63/5.) ve gösterişe düşkün olduklarını da ifade etmektedir. Bu iki erdemsizlik insanın iç yüzü ile görünümü arasındaki farklılığı yansıtır. Kur’ân-ı Kerîm’de münâfıklar hakkında yapılan açıklamalar incelendiğinde genelde her biri başka bir ahlâkî bozukluk ve kötülük olan pek çok tutuma dikkat çekildiği görülür. Bu tutumların çoğu ise onların temel karakteri olan iki yüzlülük ekseni etrafında gelişen kötü tabiatlardır.[1] 

SA4379/KY1-CÇ397: Hangisi Sen?/ Roman-Bölüm III-3

"Sevgi dünyası yekpare bir dünya ister."


Bölüm Üç
-3-

Gündönümü başlamıştır dünyasında sevenin, sevdiğinin adını söylemesiyle başlamıştır üçüncü değişim. Güz bitmiş, kış geçmiş bahar gelmiştir sevene sevdiğinin adını anması söylemesiyle. Büyük değişim başlamıştır. Gündönümü, sevginin üçüncü değişimi başlamıştır. Üçüncü adım, üçüncü değişim sevenin bir gündönümü yaşamasıdır Füsun! Gündönümü yaşamayan sevgi, sevene bir gündönümü yaşatmayan sevgi kadüktür Füsun. Hem kadük kalacaktır da. Sevgi sevgi olduğunu gündönümüyle kanıtlayacaktır. Sahte midir? Bir yanılsama mı, değil mi gündönümü gösterecektir.

SA4378/KY28-ATA282: Ortadoğu’da Bilmediğimiz Anlaşmalar

"ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Yahudi asıllı Jeffrey Feltman ile Bush ailesinin dostu Suudi Arabistan Washington Büyükelçisi Bender Bin Sultan ortaklığında hazırlanan “Feltman-Bender Planı” devreye sokuldu ve Mart 2011’de iç savaş başlatıldı."


Ortadoğu gerçekten müthiş bir “Çıkarlar Arenası.”

Araştırdıkça, okudukça, bazı olayların üzerine örtülmüş çelik kapakları kaldırabildikçe ortaya inanılmaz oyunlar, planlar, menfaatler ve bu uğurda kurban edilmiş on binlerce masum insan çıkıyor.

Rahmetlik annem Fransızca eğitim vermiş olan bir lisenin mezunu. Lisenin adını hatırlamıyorum. Fransızcası çok iyiydi annemin. “Dublu Ve” diye tanımladığı “W” harfini ilk kez ondan duymuştum. Yabancı dil öğrenme yeteneği çok yüksekti. Babam hangi ülkeye gönderilse, o ülkenin yerel dilini 2-3 ay gibi kısa bir zaman içinde konuşmaya başlardı. Bu nedenle de benim bildiğim kadarı ile Fransızcası, İngilizcesi ve Arapçası çok iyiydi. Konuşabildiğini bilmediğim veya da duymadığım birkaç dili daha olduğundan eminim. 

Seçkin Deniz Twitter Akışı