6 Haziran 2022 Pazartesi

SA9698/SD2431: Sıkıntı (Roman); 3. Bölüm-Cennet 30

     Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

"Asansör görevlisi bizi aynı katta indirdiğinde onun kullandığı parfümün kokusunun başımı döndürdüğünü fark etmiştim. Yorgunluk ve uykusuzluk, şaşkınlıkla birlikte zihnimde derin ve geniş bir boşluk oluşturmuştu, parfümlerden etkilenen biri değildim çünkü."



Cevval’in de yorulduğunu biliyordum. Onu kendi hâline bıraktım. ‘Cennet Yazarı’nın notları her şeyi yeniden yorumlamama ve aralıksız bir şekilde düşünmeme neden olmuştu. Konvoy daha önce defalarca geldiğim Richmond’a girerken de sanki bu şehre ilk kez geliyormuşum gibi hissediyordum. Gece yarısına çok az kalmıştı, ancak şehir çok canlıydı.

Cevval, beni E Cary Street ile S12thSt caddelerinin kesiştiği kavşaktaki The Berkeley Hotel’e bırakırken, konvoyla birlikte bir üstteki caddede, Main Street’teki The Jefferson Hotel’e gidecek ve geri dönecekti. Toplantı yarın sabah orada yapılacaktı. Normalde benim de orada kalmam gerekiyordu, ancak Cevval yaptığımız anlaşmaya uyacaktı. Resmî toplantılardan hiç hoşlanmıyordum, benim de sorumluluğum resmî toplantıların genel çerçevesine ve nihâî yönüne dairdi, ayrıntılarla uğraşmayacaktım.

Aracımız The Berkeley Hotel’in kapısında durdu. Arabadan indim, görevli bagajdan valizimi alırken Cevval neşeli bir şekilde kapıdan kafasını uzattı ve sırıtarak, ‘Benim birkaç saat daha sürecek işim. Sen keyfine bak, dinlen!’ dedi. ‘Amerikan Cenneti’ndesin, tadını çıkar, üstelik karın da hamile. Hem bakalım, felsefî derinliğin ile biyolojik baskılar arasında kurduğun denge eskisi gibi sağlam mı? Sürprizleri sevmediğini de biliyorum!’

Cevval’den duyduğum bu sözler beni şaşırtmıştı. ‘Ne diyorsun Cevval?’ dedim. ‘Ne sürprizi?’

Cevval kapıyı kapattı ve araba hızla otelin kapısından ayrıldı. Ben öylece kalakalmıştım. Zihnimde şimşekler çakıyordu. Cevval uçakta ne demişti? ‘Bu ânı unutma, dünyanın cennetlerinden kaçmak biraz zordur.’

Resepsiyon görevlisi ile konuşurken Cevval’in ne tür bir sürprizden bahsettiğini düşünüyordum. Odam belliydi, odamda beni bekleyen biri mi vardı? Bir kadın? Hiç tedirgin olmadım, yorgundum, yatsı namazını kılacak ve uyuyacaktım. Eğer bekleyen bir kadın varsa da onu hemen odadan gönderecektim.

İşlemlerimiz bittiğinde ve ben arkamı döndüğümde sürprizin ne olduğunu anlayacaktım. ID üzerinde hemen hiçbir şey yokmuş hissi uyandıran bir kıyafetle karşımdaydı ve gülümsüyordu. Görevliye valizimi odama çıkarmasını söyledim. Şaşkınlığım geçmişti, ancak İD’le bu tür bir karşılaşma beklemiyordum ve Cevval’in onunla ilgili böyle bir algıya sahip olması tuhafıma gitmişti, nihayetinde çok sık olmayan, gerektiğinde iş birliği yaptığımız bir iş arkadaşlığımız vardı.

Titrek bir sesle ‘Merhaba’ diyen İD suçluluk duygusuyla tebessüm arası bir simâyla bana bakıyordu. Mavi gözlerinde parlak bir sevinç vardı. Ona kıyafeti yüzünden fazla bakamadım, monoton bir ses tonuyla, ‘Merhaba’ dedim ve başımı birkaç kişinin oturduğu koltuklara doğru çevirerek sordum: 

‘Yarınki toplantı için mi geldin? Bildiğim kadarıyla sizin şirketin bu iş toplantısıyla herhangi bir ilgisi yoktu.’

İD hiç tereddüt etmeden cevap verdi, sesi ürkekti, kızdığımı anlamıştı:

‘Hayır!’ dedi. ‘Seninle görüşebilmek için geldim.’

Şu anda olduğu gibi, İtalya’daki iş görüşmeme katılması da sürpriz değildi demek ki. Aslında anlamalıydım. Karımın beni uğurlarken gözlerini kaplayan endişeli gölgelerin bir anlamı varmış. İD güzel bir kadındı ve sanırım benden başka herkes onun bana olan ilgisinin farkındaydı. Ki, ben ona hiçbir zaman o gözle bakmamıştım. Torino’da, Lyon’da iş dışındaki sohbetlerimizde hep felsefî ve dinî içerikler vardı.

‘Neden?’ diye sordum gözlerimi bekleme salonunun perdelerinde gezdirirken. ‘Cevval’in de bildiği gibi sürprizleri sevmediğimi biliyor olmalıydın. İtalya’da olan da sürpriz değildi o halde?’

‘Değildi!’ dedi İD tedirginliği biraz daha azalmış bir sesle. ‘Evlisin biliyorum, karınla da tanıştım; ama bu elimde olan bir şey değil. Hem seni görmemde ne gibi bir sakınca olabilir ki?’

Onunla burada ayakta çok fazla konuşamazdım. Odama çıkmalı ve planladığım gibi bir gece geçirmeliydim. Cevval büyük bir hata yapmıştı ve zihnimi dağıtmıştı; bu yarınki toplantının sağlığı açısından iyi değildi. Bunu neden yapmıştı ki Cevval? Kendi toplantısını riske atacağını düşünmüyordum. Ona bu yaptığının hesabını soracaktım. Ben ona gün boyu neler anlatıyordum, o bana neler hazırlıyordu? Bu cennet falan değildi. Benim için tam olarak bir ıstıraptı, büyük bir sıkıntıydı.

İD’e yorgun olduğumu ve uyumam gerektiğini söyleyerek, iyi geceler diledim ve asansöre doğru yürüdüm. İD de benimle beraber asansöre doğru yürüdü, ‘Ben de bu otelde kalıyorum’ dedi ve fısıldadı: ‘Senin odanın tam karşısındaki odada kalıyorum dün geceden beri.’

Rezervasyonumuzu yaptıran Cevval’le iyi bir iş birliği yapmıştı İD ve şimdi bu durumu normalleştirmeye çalışıyordu. Ben de gerilmeme rağmen nezaketsizlik yapmamak için çok çabalıyordum. En azından odamda tanımadığım bir kadınla karşılaşmaktan iyiydi bu sürpriz.

Asansör görevlisi bizi aynı katta indirdiğinde onun kullandığı parfümün kokusunun başımı döndürdüğünü fark etmiştim. Yorgunluk ve uykusuzluk, şaşkınlıkla birlikte zihnimde derin ve geniş bir boşluk oluşturmuştu, parfümlerden etkilenen biri değildim çünkü. 

Ona bakmadan, tekrar iyi geceler diledim ve sessiz koridorda odama doğru yöneldim. İD heyecanlı bir sesle, ‘Bana neden bakmıyorsun, çok mu kızdın?’ diye sordu. Yürürken dosdoğru önüme bakarak cevap verdim: ‘Hayır çok değil, çok çok kızdım, sana bakmamamın sebebini biliyor olmalısın, kıyafetin çok kötü ve neredeyse bütün mahrem yerlerin açıkta… bakamam!’

‘Ama,’ dedi İD artan heyecanlı sesiyle. ‘Bu kıyafeti çok sevdim ben, yılın modası bu!’

‘Tamam!’ dedim ona. ‘Ben sevmedim, şimdi izninle seni kıyafetinle baş başa bırakıyorum ve odama giriyorum.’

Oda kapımı kapatırken İD’le göz göze geldik. İnanılmaz bir kadındı, kafasına koyduğu her şeyi yapıyor ve asla sonrasını düşünmüyordu. Ben asık suratlıydım, o ise mutlu bir şekilde gülümsüyordu. Odamın kapısını kilitlerken gerçek bir endişe kaplamıştı içimi… 


<< Önceki                      Sonraki>>


[(05.06.2022, (3/60 (284))]


Seçkin Deniz, 06.06.2022, Sonsuz Ark, Sıkıntı, Roman

Sıkıntı





Sonsuz Ark'tan

  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
  4. Sonsuz Ark Yayınlarının Kullanımına İlişkin Önemli Duyuru için lütfen tıklayınız.

 

   

Seçkin Deniz Twitter Akışı