11 Nisan 2020 Cumartesi

SA8503/SD1668: Mızmız (Terapi)

"...mızmız korunma sesidir."



Size terapi yapayım mı? Her zamanki gibi bedava... hem niye her zamankinin aksine bugün (11 Nisan 2020, Coronavirus-Covid-19 salgını nedeniyle uygulamaya konan iki günlük sokağa çıkma yasağının ilk günü) erkenden ayaklandığınızı da bilmiyorsunuz tabi... kaygıdan; evet, daha başka şeylerin olmasından kaygılanıyor ve uykuda yakalanmak istemiyorsunuz... ne dersiniz, içinizde gezinelim mi biraz?

Terapi uzmanı değilim, sadece analitik süreçleri çözümlemeyi seviyorum, tamam bu işi iyi biliyorum diyeyim.... bunu ruhunuzda yapmakla tarlada yahut pazarda ya da diplomaside ya da matematikte yaptığım şeyden daha farklı bir şey yapmış olmuyorum, elimdeki analitik araç her yerde çalışıyor çünkü:)

Terapi isteyenler için devam edeyim, zaten diğerleri buraya kadar bile gelmediler... ben kim terapi kim, bir milyon uzman varken hem de:)

İçinizde bir çekirdek var; o çekirdeğin bir sürü bileşenleri var... ruh da ruhsal bileşenler de o çekirdeğin birer parçası... o çekirdek bedenle ilgili öğrenmeleri de içerdiği için eşittir ruh olmuyor... yani doğmuş ve büyümüş ergenliği geçmiş olmanız lazım o çekirdeğin 'siz' olması için. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim; siz siz olmadan önce içinizde şu andaki siz olmayan başka bir siz vardı. İspatını yapalım hemen; hani 'yabancılaştığınızı' hissettiğiniz yahut dışarıdan baktığınız anlar vardır ya kendinize, işte o anlarda anlarsınız o 'siz'in varlığını...

Bunları okuyorsanız, 'siz' oluşmuşsunuz ve o çekirdek artık tamamdır diyebiliriz, işte şimdi ben o çekirdeğe sesleniyorum:)

Terapi zaten o çekirdekte yapılır, psikoanalitik kırılganlıklar da o çekirdeğe doğru bir Freudyen yaklaşım gelişmediği için ortaya çıkıyor, salak Freud sallamış, insanı kobay olarak kullanmış, hastalıklı formlarla bakmış o çekirdeğe...

Şimdi usulca milyonlarca yıllık insan külliyatını öne çekelim, 100 küsur yıllık Freud'u çöpe atalım ve terapiye devam edelim... evet çekirdekteyiz... sizdeyiz ve size bakıyoruz...

Bu çekirdek, siz doğmadan oluşması mümkün olmayan 'insan' çekirdeği... yani ruhla beraber gelen ve ruhun bedenle birleştiği zamandan itibaren, ruhu da çevreleyerek, ya da şişirerek dünyadan aldıklarınızla oluşan insan çekirdeği..

İşte doğduğunuz andan itibaren insan olmaya başlamanız bundan, doğmadan önceki zamanları hatırlamamanız bundan, gelecekte doğduğunuz andan itibaren öğrendiklerinizi de çözümleme imkanımız olacak, ama şimdilik ilk hatırlama zamanlarına gidelim mi?

İlk hatırlama zamanları genellikle baskılanmış olup olmadıklarına ya da derin bir iz kalıp kalmadığına bağlı olarak hatırlanır, mesela düştüğünüz bir zaman ya da korktuğunuz, o anlık akışa uymayan sıra dışı bir şey yaşadığınız zamandır ilk hatırladığınız zaman (lar)...

İşte her şey o zaman başlar ve bu hatırlama zamanınıza bağlı olarak sizde ilk kırılma yaşanır, ilk sapma, ilk iz, ilk dokunma gerçekleştiği andan itibaren de siz farkına varmaya başlarsınız, seçersiniz ya da bir şeylere maruz kaldığınızı ayırt edersiniz; anlamlandırmanız çok sonra olur, ya normal kabul edersiniz ya da gözlemlediğiniz başka örneklerle mukayese ederek o şeylerin normal olmadığını fark edersiniz; tabi bu arada size doğru ya da yanlış olarak öğretilen şeyler normallerinizi oluşturmaya da başlamıştır.

İlk itirazlarınız da maruz kaldığınız 'normal dışı' şeylere karşıdır, sürekli mızmızlanan çocukları hatırlayın; mızmız çocuklar kesinlikle aşırı yanlış şeylere maruz kaldıkları için tepkiseldirler, yaratılışlarından gelen asıl form onları korumaya almıştır, 'mızmız' korunma sesidir.

Bu mızmızlar ömrün sonuna dek duyulur, çünkü insanın asıl formu korunmak üzere programlanmıştır, pişmanlıklar, özürler, aflar falan bu zarf altında tasnif edilirler; mızmızın kesildiği zamanlarda da bir iç hesaplaşma başlar, çünkü her mızmız başkalarında birer mızmız oluşturmuştur ve alacaklılar artmıştır... kul hakkı doğmuştur...

Yani karşılıklı anlaşmazlıkların başladığı evreye geçtik... bu devre ilk hatırlama yaşınıza bağlı olarak değişkendir; ama sorumluluk anlamında ergenlik bir başlangıç olarak kabul edilebilir...

Siz şimdi, aslında dünden daha farklı bir şey olmamasına rağmen niye mahzunsunuz, niye limonî bir hatırât seyri özlemlerle kanatır içinizi, bilir misiniz?  Çünkü eksik olanı mağdur iken daha çok hatırlarsınız.

Kaygının kökenlerine baktık asında, tabi bu arada mızmız kendi içinizde sessizce söylendiğiniz vakitlerde kaygıya dönüşüyor... ve ansızın dışarı çıkabiliyor; kontrolü kaybettiğinizi zannedip tüm duyularınızla ayaklanıyorsunuz.

Daha devam edeyim mi, yok etmeyeyim... zira bundan sonrası içinize saygısızlık olur, bunu yapamam sayın mızmız:)

Seçkin Deniz, 11.04.2020, Sonsuz Ark, Terapi
Terapi







Sonsuz Ark'tan


  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.

Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı