10 Haziran 2019 Pazartesi

SA7740/KY1-CÇ636: Heatcliff Sendromu

"Kıskançlık, dışlanmışlık, horlanmışlık bilgiden, bilmekten uzak kalmasını buyuruyor. Gerçek Heatcliff’ler ruhunu şeytana satmakta bir beis görmüyor."


Heatcliff. Rüzgârlı Bayır (ya da Uğultulu Tepeler) adlı romanın kahramanı. Horlanmışlık, dışlanmışlık ve kıskançlık hepsinin bireşimi bir sendrom. Heatcliff Sendromu. Psikolojide böyle bir sayrılık var mı bilmiyorum. Yoksa da şimdiden sonra olsun. Tek başına dışlanmışlık, tek başına horlanmışlık, tek başına kıskançlık yok bu sayrılıkta. Üçünün bir arada olması gerek. Heatcliff dünyayı yakar mıydı? Mezkur üç halin sonucunda ister istemez büyük bir nefrete, gazaba düşmüş biri Heatcliff. Yakardı. Hem hiç düşünmeden yakardı dünyayı. 

Çıkaracağı yangının kendisine dokunacağını, kendisini de yakacağını hesaba katmadan, hesaba kalkışmadan yakardı. Aşağılanmıştı. Horlanmıştı Heatcliff. Sevmişti. Aşağı görüldüğünü, iğrenildiğini bilmeden, sezmeden önce sevmişti. Sevdiği elinden alındığında, sevgisinin önünün kesilmesiyle ayrımına vardı kendisine nasıl bakıldığının. Nasıl görüldüğünün. 

Dünyası yıkılmıştı. Dünyayı yıkmaktan çekinmezdi. Dünyasını ateşe vermişlerdi. Dünyayı ateşe vermekten çekinmezdi. Öyle nefret yüklüydü. Öyle gazap yüklüydü. Ya sevdiğini elinden alanların, sevdiğine ulaşmasını engelleyenlerin, hor görenlerin, kendisini aşağılayanların bir süre sonra –çıkarları gerektirdiği için- sevdiğine ulaşmasını sağlayacaklarını ima etseydi ne yapardı Heatcliff? Sevgilisine kavuşturmak, sevdiğiyle baş göz etmek değil, sadece ima etselerdi cellatları Heatcliff nasıl bir tavır takınırdı? Diz mi çökerdi önlerinde? Kuyruk mu sallardı sahte imalarına? Güzellemelerinden sarhoş mu olurdu? Bilmiyoruz. 

Roman kahramanı olmayan, mistifikasyon yapıtı olmayan Heatcliff’lerin tavrını biliyoruz ama. Kendilerini horlayan, kendilerini aşağılayan, kendilerine inançları, cinsiyetleri, etnik kökenleri yüzünden yaşamı zindan eden, yerlerinde yurtlarından eden, darağaçlarında çoluk çocuklarıyla yaşamalarını söndürenlerin bir işaretiyle, bir imasıyla, yapay olduğu her halinden belli olan burun ucuyla yapıldığı ortada olan hoşgörüsü karşısında diz çöken Heatcliff’lere tanığız. 

Kurgusal olmayan Heatcliff’lerde utanma duygusu yok. Ar duygusundan bihaber her biri. cellatları redd-i miras yapmış değil, diyelim bir değişim söz konusu. Tersine. Sabık devir için gözyaşı döküyor önünde diz çöktükleri zalimleri. Zalimlerinin zulmünü unutmuş soluk alan, kurgusal olmayan Heatcliff’ler. Yeniden zulmetme imkânlarına kavuştuklarında böğürlerine eskisinden daha şedit tekme yiyeceklerinin ayrımında değiller. Bu yalın gerçeği görmüyorlar. Görmek istemiyorlar. İma yetmiş. Tamah ettikleri şeyin iması bile unutturmuş çektiklerini, çekeceklerinin hesabını yapamıyorlar. Bilmek istemiyorlar. 

Kıskançlık, dışlanmışlık, horlanmışlık bilgiden, bilmekten uzak kalmasını buyuruyor. Gerçek Heatcliff’ler ruhunu şeytana satmakta bir beis görmüyor. Şeytanla pazarlıktan payına düşecek olanın gerçek yüzüyle ilgilenmiyor. Kırıntısına razı elde etmek istediği şeyin. Prangayla olsa razı. Kimliğini inkârla olacak olmasına dünden razı. 

Nasıl da kuyruk sallar hale geldi. Kendisine yaşamı zindan edenlerin önünde nasıl da alçalmaktan gocunmuyor. Nasıl da diş biliyor kendisine kendisi olarak yaşama imkânını hazırlayanlara. 



Cemal Çalık, 10.06.2019,  Konuk Yazar, Sonsuz Ark, Deneme, Sözcüklerin Düş Hâli


Facebook 



Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.

Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı