4 Mart 2019 Pazartesi

SA7483/KY1-CÇ599: Kolaycılık

"Olduğu gibi olan’a da hazır ölçütlerimize, ön yargılarımıza uymadığı için dil çıkarıp karşı durmaktan çekinmiyoruz. Bir şey hazır kalıplarımıza uyuyorsa onaylıyor, yerleşmesi için uğraş veriyoruz. Değilse ortadan kaldırmak için çırpınıyoruz. Bu kolaycılık insanlığın sonun getirecek kesin!"


Kolaycılık sonumuz olacak bu kesin. Sonumuzun kolaycılık olacak olması bir kenarda dursun, kolaycılığa niçin düşüldüğünü sorgulayalım? Niçin kolaycılığa kapılırız? Kolayı olanı aramanın faydaları belki de saymakla bitmez. Uzun bir yolu kısaltmak için bir yol arayışına giren insan kendinden hızlı olanı bulmak istemiştir. Bulmuştur da. Aylarca günlerce sürecek bir yürüyüşü saatlere, dakikalara indirmeyi istemek elbette doğal ve bunu yapmış olmakla büyük bir iş başarmıştır insan.

Yine ağır bir yükü sırtında taşımaktan kaçınması, daha kolay ve zahmetsiz taşımanın yolunu araması da doğal. Bu bağlamda elimizde sürüsüyle örnek vardır, yemek pişirmek, ekin ekip biçmek vs. Tek tek saymaya gerek yok. Alet edevatla işlerimizi kolaylaştırmanın kazandırdığı rahatlık, sükûn bizi yargılarımızda düşün dünyamızda da kolaylığı arayışa iteklemiş gibi görünüyor. Alet edevat dünyasına ait kolaycılığın düşün dünyasında da insanı rahata, sükûna kavuşturacağı sayıltısı sübut bulmuş bir gerçeklik olarak kendini dayatmış gibi. İnsanın kendi kendine dayattığı bu hal onu cennete götüreceğini umarken cehenneme ulaştırmıştır. Ve ilginç olan da bunun ayrımında olunmamasıdır. 

Eşyadaki konfor düşkünlüğü ve eşyada elde edilen konfor düşünsel dünyada bir cehennemi hazırlamıştır. Kolayca yargılarda bulunuyoruz. Kolayca suçluyor ya da kolayca aklıyoruz. Kolayca birinin üstünü çiziyoruz. Kolayca ne söylendiğini anladığımızı sanıyoruz. Hazır anlamlarımız var. Hazır kalıplarımız var. Hazır elbise ölçütleri gibi ölçütlerimiz var. Olan biten her şey geçmişte olan bitenle aynı anlayışına sahibiz. Şeylerin kendine özgülüğü diye bir ölçüte yabancıyız. Düşünsel kolaycılık bize şeylerin kendine özgülüğünü reddetmemizi buyuruyor. 

Bu buyruğa yediden yetmişe herkes hiç itiraz etmeden tabi oluyor. Böylece haksızlıkların, arsızlıkların, olumsuzlukların süreğenliğini sağlamış oluyoruz. Durup bir bakmıyoruz. Durup bir bakmanın gerektiğine ilişkin bir düşüncemiz, bir ön kabulümüz yok. ‘Yo o öyle değil!’ diyene durup bakmadan, anlamadan dil çıkarıp itiraz etmenin kolaycılığıyla hem kendimize hem başkalarına dünyayı zehir ediyoruz. Tersi de öyle. Olduğu gibi olan’a da hazır ölçütlerimize, ön yargılarımıza uymadığı için dil çıkarıp karşı durmaktan çekinmiyoruz. Bir şey hazır kalıplarımıza uyuyorsa onaylıyor, yerleşmesi için uğraş veriyoruz. Değilse ortadan kaldırmak için çırpınıyoruz. Bu kolaycılık insanlığın sonun getirecek kesin!




Cemal Çalık, 04.03.2019,  Konuk Yazar, Sonsuz Ark, Deneme, Sözcüklerin Düş Hâli


Facebook 



Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.

Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı