18 Ekim 2018 Perşembe

SA6989/KY49-İTIĞLI135: Bir Daha Gelmek için Yapılan Bir Veda

"7 yıllık Afrika yolculuğuma şimdi veda zamanı. Teşekkürler Afrika verdiğin her şey için. Yalnız bu veda geçici bir veda, bir daha gelmek için yapılan bir veda..."


Neredeyse 7 yıldır Afrika’dayım. Türkiye’de kısa süren tatiller hariç ömrümün bir bölümünü Afrika’da geçirdim diyebilirim. Afrika’da kaldığım süre içinde bu kıtadan öğrendiğim, son 20 yılda kitaplarda öğrendiğimden çok fazla. Afrika bu konuda hep bana cömert davrandı, hiçbir şey beklemeden karşılıksız bana çok şey verdi.

Türkiye’de Afrika çalışmaları henüz çok yeni. Ahmet Kavas, Serhat Orakçı, Selim Argun gibi akademisyen ve yazarların bu çalışmalarda katkısı büyük. Kimsenin henüz keşfedemediği Afrika’yı onlar gelerek, yaşayarak ve üzerine çalışmalar yaparak öğrendiler.

Son 20 yılıma bakıyorum çevrem genelde bir şekilde Afrika ile ilgili kimselerden oluşuyor. Sosyal medyada karşılaştığım kişiler genellikle Afrika ile bir şekilde ilişkisi olan kişiler.

Afrika artık Türkiye’de bu kişiler kanalıyla yakından tanınmaya ve Afrika çalışmaları çeşitlenmeye başladı. Artık bu koskoca kıta bilinmezlik sırrını yavaş yavaş kaybetmeye başladı bile. Artık Türkiye’den Afrika’ya yönelik bir sirkülasyon var. Hatta dünyada en fazla Afrika şehirlerine dahi uçuşlar yapan havayolu THY denilebilir. Gitmediği Afrika ülkesi yok gibi.

Devlet olarak da millet olarak da Afrika’nın ne kadar önemli olduğu gelecek vaat ettiği anlaşılmış gibi gözüküyor. Afrika’ya veda ederken temennimiz bu ilginin daha da artması.

Benim ilk Afrika yolculuğum yaklaşık 25 yıl önce Mısır’la başlamıştı. Bir vesile ile gittiğim Kahire’nin hayatımı bu kadar değiştireceğine fark edememiştim o zaman. Kahire’den Asyut şehrine yaptığım tren yolculuğu sanki artık Afrika seyahatimin başladığını gösteriyordu. Üniversite yıllarında Afrika deyince Mısır Müslüman Kardeşlerini, Sudan İslami Hareketi’ni ve Apartheid Güney Afrika’sında Mandela’nın Müslüman arkadaşlarını tanımıştım. Cezayir’de o sırlarda FİS bir başarı göstermiş arkasından iç savaş başlamış ise de Mısır dışında diğer Kuzey Afrika ülkelerini hep farklı bir yerde tutar Afrika’ya bulaştırmazdım.

Daha sonraki yıllarda Sudan, Mali, Moritanya gibi ülkelere seyahatlerim oldu. Bir süre Sudan’da yaşayarak Darfur iç savaşını yakından görme imkânım oldu. Orada Müslümanların birbirini bir hiç uğruna nasıl kendilerini katlettiklerine tanık oldum. Üniversite yıllarında siyasi görüşüm Müslüman coğrafyası üzerine yoğunlaşıyor, afaki bir İslam birliğini savunuyordum. İlk kırılma düşünce dünyamda Sudan’da oldu ve Müslümanların birlikte bir dünya kurmalarının hayal olduğunu keşfettim.

Güney Afrika’nın bu yolculuğumda benim için önemli bir yeri var. Kısa bir süre için gittiğim Güney Afrika’da neredeyse dört yıla yakın kaldım. Güney Afrika’yı bana sevdiren Cape Town şehri ve güçlü dostlukların kurulmasıydı. Cape Town bana bir bakıma Yahya Kemal’in ya da Necip Fazıl’ın İstanbul dizeleriyle özdeş gibidir.

Cape Town’da ilginçtir, İngilizlerin kurduğu bir şehir olmasına rağmen İslam ruhunu hissetmişimdir. Sanki bu şehri İngilizler değil de yıllar önce Güney Afrika’ya giden ve orada vefat eden Ebubekir Efendi kurmuştur. Sanki bu şehir Malay ulularından Şeyh Yusuf’un kurduğu bir şehirdi.

Yılın en sıcak günlerinde bile Atlantik kıyılarından gelen serin rüzgâr sizi yalnız bırakmaz, Masa dağı hiçbir zaman bu şehirde size yalnız olmadığınızı hatırlatırdı. Malay ve Hind Müslümanların varlığı, birbirleriyle kenetlenmiş halleri size güç verirdi.

Afrika’nın Batı sahillerinden çok Hint okyanusuna açılan doğu sahilleri her zaman bir İslam esintisini, muştusunu taşır. Uzun Mozambik sahilleri bile, sizin bu topraklara hiç de yabancı olmadığınızı hep hatırlatır. Zanzibar adasında Müslüman Afrika tarihini görür ve yaşarsınız. Hz. Peygamberin vefatından iki yüz yıl sonra Yemen, Umman ve İran’dan gelen Müslümanlar burada İslam kültür ve medeniyetinin temellerini inşa etmişlerdir.

Kilve, Mombassa şehirleri Müslüman Doğu Afrika’nın görünür yüzleridir. Kilve artık, yıkık harabe haline gelmişse bile toprağın altında bile İslam mirasının izleri vardır. Mobassa hala Doğu Afrika’nın en görünür yüzü, liman şehridir. Burası çevre ülkelerde yaşayan Müslümanların buluşma, dostluklarını pekiştirdikleri yerin adıdır. Mombasssa’nın gündelik uğraşlar yerine daha bir zamanların Bağdat, Basra’sı gibi verimli, kalıcı uğraşların şehridir.

Afrika’da kaldığım yıllar boyunca akademik çalışmalarım ya da edebi ürünlerim olmadı. Daha çok gündelik Afrika’yı takip etme imkânım oldu. Rutin haberler, özel haberler mesleğim gereği ilgi alanıma girdi. Gazeteciliğin zor olduğu bu kıtada buranın sesini Türkiye’ye duyurmaya çalıştık. Fakat henüz yolun çok başında olduğumuzu, haber diye geçtiklerimizin bile yeterli olmadığını fark ettim. Çünkü Afrika’da çıkan her haberin bir arka planı vardı ve bu da yüzyıllar içinde oluşturulmuş bir geçmişe dayanıyordu. Bu algıyı yıkmak neredeyse imkansız gibi olsa da bir farklılık oluşturmayı denemiştik.

Şimdi artık Afrika’dan haberler yapabilecek genç dinamik arkadaşlar var, sanırım bu yolculukta benim de ufak bir katkım var. Afrika haberciliğinin oluşması en az 10-15 yıl sürecek gibi. Belki bu geçiş döneminden sonra yerinde bir Afrika haberciliği oluşur.

Afrika’da son vatanım Etiyopya’ydı. Etiyopya’nın kalabalık, eski ile yeninin dağınıklık ile düzenin iç içe geçtiği Addis Ababa şehri. Addis şehri Afrika’nın en kozmopolit şehirlerinden biri ve hızlı bir değişim içeresinde. Fakat bu şehrin mimarisinde Müslümanların bu ülkede sayıca Hıristiyanlarla neredeyse eşit olmasına rağmen bir etkisi yok. Şehir hala gotik esintilerle devam etmeyi sürdürmekte. Şehre rağmen ülkede son yıllarda siyasi istikrar arayışı sevindirici. Yıllardır birbiriyle düşman duygular içinde yaşayan Oramiya, Harar, Somali, Amhara, Tigrinya halklarının uyum içinde olmalarını görmek umut verici.

7 yıllık Afrika yolculuğuma şimdi veda zamanı. Teşekkürler Afrika verdiğin her şey için. Yalnız bu veda geçici bir veda, bir daha gelmek için yapılan bir veda…


İbrahim Tığlı, 18.10.2018, Sonsuz Ark, Konuk Yazar, Dış Bakış
İbrahim Tığlı Yazıları




Sonsuz Ark'ın Notu: İbrahim Tığlı Beyefendi'den yazılarının yayınlanması için onay alınmıştır. Seçkin Deniz, 23.06.2016



Yazının İlk Yayınlandığı Yer: Gerçek Hayat




Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı