7 Ekim 2018 Pazar

SA6937/KY49-İTIĞLI132: Güney Afrika Neden Önemli?

"Güney Afrika’da kuracağınız bir araştırma merkezi Afrika üzerine daha iyi düşünmenizi, anlamanızı ve uygulamalara geçmenizi sağlayacaktır."


Türkiye’den binlerce kilometre uzaklıktaki Güney Afrika hem Afrika hem de değil. Afrika kıtasında olmasına rağmen Cape Town, Durban, Johannesburg gibi şehirler Avrupa ya da ABD’de yaşıyorsunuz hissi uyandırır. Afrika’nın gerçekleri ile yüzleştiğiniz kadar küresel dünyanın sorunlarıyla da uğraştığınız da ancak fark edersiniz. O yüzden modern bir dünya kadar geleneksel bir Afrika’dır. Hep Afrika’nın içine daldığınızda uyanıp modern dünyaya döndüğünüz yerin adıdır Güney Afrika.

Türkiye’nin Afrika’ya ne kadar önem verdiği artık insanımız tarafından anlaşılır hale geldi. Özellikle içinde bulunduğumuz ekonomik sıkıntıları Afrika ile de aşmak mümkün. Yeter ki Afrika’da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başlattığı adımları izleyerek yolumuza devam edebilelim.

Osmanlı Güney Afrika’nın önemini 160 yıl önce anladı

Osmanlı padişahı Abdülaziz döneminde Güney Afrika’ya Erzurumlu bir alim olan Ebubekir Efendi gönderildi. Ebubekir Efendi, çok yönlü birisi olup, yerleştiği Cape Town şehrinde eğitimden, hukuka, dilden edebiyata kadar birçok sahada çalışarak, Osmanlı kimliğini Güney Afrika’da temsil etti. 

Ebubekir Efendi tekrar ana yurduna dönemedi ve orada vefat ederek Cape Town’a ve Atlas okyanusuna bakan bir tepenin eteğindeki mezarlığa gömüldü.

Güney Afrika’ya giderseniz Ebubekir Efendi’nin nasıl bir iz bıraktığını anlayabilirsiniz. Özellikle Güney Afrika’daki Müslümanlar arasında önemli bir yeri vardır. Açtığı okullar, yaptırdığı camiler, Müslümanlar arasındaki sorunları çözmeye çalışması hala dilden dile anlatılır.

Cape Town Belediyesi onunla özdeşleşen Bookap adında bir müze yaptırmış ve Ebubekir Efendi’yi anlatan bir de kitap bastırmıştır. Ebubekir Efendi’nin çocukları hala kendilerini bırakılan mirası sürdürürler. Apartheid dönemdeki baskılara rağmen “Efendi” soyadını gururla taşımışlardır. Ebubekir Efendi hala bir köprüdür; Güney Afrika ile Türkiye arasında. Öyle güçlü bir köprüdür ki, aradan yüzyıldan fazla süre geçmesine rağmen iki toplumu birbirine bağlamış, karşılıklı aynı his ve duyguları sürdürmelerini sağlamıştır.

Yeni Ebubekir Efendiler gerekiyor

Güney Afrika için Türkiye üç açıdan diğer Afrika ülkelerine göre daha önemlidir. Beyazların siyahların, melezlerin ve Asya kökenlilerin bir arada gökkuşağı gibi yaşadığı Güney Afrika, ekonomik potansiyeli bakımından Afrika ülkeleri içinde önemli bir yere sahiptir. Güney Afrika ile kurduğunuz her ekonomik münasebet, aynı zamanda Mozambik, Namibya, Zimbabwe, Botsvana ile de ilişki demektir. Güney Afrika ile kuracağınız ticaret doğrudan bu ülkelerin pazarlarına da girmek demektir. 

Zimbabve’de Türkiye’nin ürettiği malları görmek istiyorsanız öncelikle Güney Afrika’nın kapısını çalacaksınız. Üstelik bu ülkeler, üretim alanında Türkiye’nin rakibi değil, birbirlerinin karşılıklı desteğine ihtiyaç duyacağı ülkelerdir. Tekstil, inşaat, ilaç, otomotiv gibi sektörlerde yerli iş adamları ile pek verimli işler yapılabilir.

Güney Afrika’nın en önemli sorunlarından biri işsizlik. Burada yapılacak yatırımlarla istihdam sorunu çözülerek ülke ekonomisine katkı sağlanabilir. Özellikle siyah Güney Afrikalı vatandaşlara yeni istihdamlar yaratmak, buradaki Türk iş adamı varlığını güçlendirir.

Güney Afrika önemli bir turizm cenneti; kumsalları, doğal güzellikleri ile yılda 20 milyondan fazla turist çekiyor. Fakat Güney Afrikalıların en fazla görmek istedikleri yerlerden biri de Türkiye. Yaklaşık 10 milyona yakın Güney Afrikalı her yıl, Avrupa, Hindistan ve Uzakdoğu’ya gidiyor. Eğer Türkiye’nin güzelliklerini tanıtabilirsek, ülkemiz, Güney Afrikalılar için önemli bir turizm lokasyonu olabilir.

Güney Afrikalı Müslümanlar ile Türklerin refleksleri birbirine çok benzemekte. Filistin konusunda duyarlılıklar, “dünya beşten büyüktür” sözünün yansımaları hemen hemen aynı. Tek Parti döneminde Müslümanların çektiği sıkıntılar ile apartheid dönemde Müslümanların yaşadıkları birbirine çok benziyor. Müslümanlar azınlık olmalarına rağmen ülkenin siyasi ve ekonomik yapısında da etkililer. Türkiye, Ebubekir Efendi ile kurduğu bağı daha güçlendirerek sürdürerek devam ettirebilir. Yeter ki yeni Ebubekir Efendiler ortaya çıksın.

Afrika’da FETÖ ile mücadele etmenin yolu Güney Afrika’dan geçiyor. FETÖ konusunda, Güney Afrika ikna edilebilirse Afrika’nın yarısında FETÖ’yü yok etmiş olursunuz. Güney Afrika’da kurumsal, ülkenin şatlarına özgü bir mücadele gerçekleştiremezseniz başarılı olma şansı da azalır. Bu yüzden Türkiye’nin Güney Afrika için ayrı bir parantez açması, bütün kurumları ile bölgede bulunması şart. Eğer Ebubekir Efendi gibi Güney Afrika şartlarını ve özelliklerini bilerek hareket ederseniz varlığınız daha da kalıcı hale gelir. Kimse de sizin önünüze çıkamaz, başarılar sizin yoldaşınız olur.

Güney Afrika aynı zamanda PKK’nın en etkili olduğu Afrika ülkesi. Güney Afrika’da işler halde olan Türkiye aleyhine lobileri dahi bulunmakta. PKK yandaşları özellikle Güney Afrika basınında, iktidar partisi Afrika Ulusal Kongre Partisi’nde de etkililer. Fakat onların başarısı bizim orada bulunmadığımızdan kaynaklanmakta. Eğer biz orada olursak, kendimizi iyi anlatırsak Güney Afrika’da, hiçbir terör yandaşının dahi esamisi okunmaz.

Türkiye’nin, Güney Afrika üzerine daha fazla düşünmesi gerekli. Orada Ebubekir Efendi’yi örnek kabul etmiş, Maarif, TİKA, Yunus Emre Enstitüsü gibi kurumlar ve MÜSİAD ve İHH gibi sivil toplum kuruluşları da var. Bu kurumların arasına Diyanet Vakfı ve TRT de eklenmeli. Neden Güney Afrika ile Türkiye arasındaki üniversitelerle iş birlikleri kurulmasın, neden bu gökkuşağı ülkesinde SETA, ORDAF, AFAM, İNSAMER gibi düşünce kuruşları merkezleri bulunmasın? 

Güney Afrika’da kuracağınız bir araştırma merkezi Afrika üzerine daha iyi düşünmenizi, anlamanızı ve uygulamalara geçmenizi sağlayacaktır.

Ebubekir Efendi 160 yıl önce geldiği Güney Afrika topraklarına ilk ayak bastığında ne düşündüğünü bilmiyorum, ama bir daha ülkesine dönemeyeceğini biliyordu herhalde. Bu yüzden yıllar sonra kurduğu köprüden Türkiye’den gelenlerin geçeceğini bildiği için sağlam temeller inşa etti. Şimdi bize düşen o köprüden geçmek, Ebubekir Efendi’nin misyonunu taşıdığımızı göstermek. Biz daha şanslıyız diğer milletlerden, çünkü önümüzde Ebubekir Efendi gibi bir kılavuz var….


İbrahim Tığlı, 07.10.2018, Sonsuz Ark, Konuk Yazar, 
Dış Bakış
İbrahim Tığlı Yazıları




Sonsuz Ark'ın Notu: İbrahim Tığlı Beyefendi'den yazılarının yayınlanması için onay alınmıştır. Seçkin Deniz, 23.06.2016



Yazının İlk Yayınlandığı Yer: Yeni Şafak




Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı