17 Eylül 2018 Pazartesi

SA6832/KY58-GÖKA137: Mutsuzluk Çocuklukta Başlar

"Sürekli eleştirel bir tavırla olayları, insanları yargılayıp durmalarına bakmayın asıl acımasızlıkları kendilerinedir."


Mutsuz insanların en belirgin özellikleri kendilerini olumsuz algılamaları… Olup bitenlere, haksızlıklara karşı öfkelenmek, tepki vermek yerine enteresan biçimde olumsuz olaylarda hep kendilerine bir pay çıkarmaya çalışmaları, kendilerini suçlamaları... Sanki bütün kabahat onundur, biraz daha dikkat etse bütün bunlar başına gelmeyecekti kalıp fikriyle hareket ederler. Onlar hep hatalı, eksik ve yetersiz, diğerleri mükemmel ve fevkaladedir.

Yaşanan dünyayı ve geleceği hep karamsar bir pencereden görmelerinin nedeni de kendilerinden oldum olası hoşnutsuzlukları. Onların bu özellikleri, araştırmacıları “içe-yöneltilmiş saldırganlık” kavramını üretmeye, çocukluklarında yaşanılan olumsuzlukların kendileri yüzünden olduğunu hissettikleri ya da böyle hissettirildikleri için bu hale düştüklerini düşünmeye sevk etti, ki bence de haklılar. Mutsuzların dertlerinin kökeni ta çocuklarına kadar uzanıyor gibi görünüyor. 

Çocuklukta yaşanılan travmalar, kayıplar, üzüntüler karşısında her nasılsa kendilerini sorumlu görüp buna neden olan kişiyi idealleştirme yolunu seçmiş olmaları, durumlarını oldukça iyi açıklıyor. Sadece mutsuzların hallerini değil niye ülkemizde bu kadar çok “mutsuz” insan var sorusuna da cevap veriyor bu bakış. Çocuk yetiştirme pratiklerimizde, çocuklarımıza olayları açıklayarak anlatmak yerine olaylardaki payını vurgulayarak onları suçlayan tavrımız üzerine çok düşünmemiz gerektiğini de ortaya koyuyor. Açıkça çocukları suçlamak gerekmiyor zaten, bu küçük insan yavruları eğer yaşanan olaylar kendilerine açıklanmazsa hemen suçu üstlerine alıyorlar. Mesela çocuklarına hiçbir açıklama yapmadan boşanan eşler, bilsinler ki, çocukları çoğu zaman onların boşanmalarından kendilerini sorumlu tutuyor.

Mutsuzların özelliklerini anlatmaya devam edelim. Onları biraz yakından tanıyan herkes hemen fark eder ki, mutsuzların aslında kendine güven sorunları vardır. Bir taraftan başkalarının sevgisine ihtiyaç duyarken diğer taraftan sevilmeyi hak etmediklerini, sevilmeye değer bir insan olmadıklarını düşünürler. Somut başarılar kazandıkları hallerde bile akılları hep eksik kalanlarda, yapmaları gereken şeyleri yapamadıklarındadır. Hatalar karşısında da “Napalım oldu bir kere, bundan sonra dikkat ederim” diyemezler, geçmişteki hataları unutup bir kenara bırakamazlar.

Sürekli eleştirel bir tavırla olayları, insanları yargılayıp durmalarına bakmayın asıl acımasızlıkları kendilerinedir. Geçmişle ilgili konuşmalarında da sürekli geçmişte yaptıkları hatalardan, bu hataların telafi edilemeyecek sonuçlara mal olduğundan, artık geri dönülemeyecek bir yola girdiklerinden bahseder dururlar.

Mutsuzlar, hayatlarındaki olumlu şeylere karşı adeta körleşmişlerdir. Kendi ellerindeki imkânların farkında değillerdir, kendilerinden çok daha kötü durumdakilerin varlığı, onların kendi hallerine şükretmelerini sağlamaz. Durumları hakkında kendilerine soru sorulduğunda söze sıklıkla “Mutlu olmam için sebep yok” diye başlayıp hayatlarındaki olumsuzlukları sayıp dökerler. Bu bilişsel çarpıtma düzeneği, onların zihninde çok fazla çalışır. Sizin güzel bir gelişme olarak düşündüğünüz ve sevindiğiniz bir olayda onlar, kendileri için olumsuz olan bir taraf bulurlar ve sizin sevincinize de gölge düşürürler.

Mutsuzların bu kötümserlikleri ve umutsuzlukları etraflarındaki insanlar için bazen çekilmez olabilir; kendi mutsuzluklarını etrafa da bulaştırırlar. Sürekli suratlarının asık olması, kederli görünüşleri onların yanındayken sizin mutlu biçimde davranmanızı engeller. Birdenbire kendinizi de bir kederin içine çekilmiş hissedersiniz. Ona destek olmak için siz de onun gibi mutsuz olursunuz. Bir süre sonra da bu mutsuz ortamdan sıkılırsınız ve oradan uzaklaşmanın yolunu ararsınız.

Doç. Dr. Murat Beyazyüz Hoca ile birlikte yazdığımız “Geçimsizler: Kişilikleri Tanıma ve Geçinmeyi Kolaylaştırma Kitabı”nda etrafımızdaki mutsuzlar için neler yapmamız gerektiği üzerinde de durduk. Şunları söyledik: “Eğer bu tip insanlarla olan ilişkinizi sürdürmeniz gerekiyorsa veya bu insan sizin için önemli bir dost veya akraba ise ona yardımcı olmak istersiniz. Bunun için ilk adım onun sizi içine çektiği kedere saplanmamaktan geçer. Eğer siz de onunla birlikte onun sorun olarak gördüğü şeylere üzülüp somurtmaya başlarsanız ancak iyi bir mutsuzlar ekibi olabilirsiniz. 

Yapabileceğiniz tek yanlış bu değil. Onun mutsuzluk gerekçelerine hiç önem vermeyip, bunların önemsiz şeyler olduğunu söylemeniz de pek bir işe yaramaz. Böyle yaptığınızda mutsuz dostunuz anlaşılmadığını düşünür ve sizin onu anlamıyor olmanız da yeni bir mutsuzluk sebebi olarak onun listesine girer. Bu iki uç tavır yerine ortada bir noktayı seçmeniz gerekir.” Bunu nasıl yapacağımıza Perşembe günü devam edelim olmaz mı?



Erol Göka, Prof. Dr, 17.09.2018, Sonsuz Ark, Konuk Yazar, Uzaklardaki İnsan,

Erol Göka Yazıları




Sonsuz Ark'ın Notu: Erol Göka Beyefendi'ye, birey ve toplum sağlığı açısından çağın sorunlarına  'iyi' geleceğini düşündüğümüz değerli yazılarını bizimle paylaştığı için teşekkür ediyoruz. Seçkin Deniz, 05.06.2017



İlk Yayınlandığı Yer; Yeni Şafak




Sonsuz Ark'tan


  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı