5 Eylül 2018 Çarşamba

SA6771/FT42: Dizilerin Zaman Aralığında Felsefe Yetersizliğine Kaliteli Bir Örnek; Elimi Bırakma

"Felsefe yetersizliği, senaryonun en zayıf noktası. Peki nasıl bir Felsefe? Bu Türkiye'nin en büyük sorunu. Birey-karakter ve toplum modellerine ilişkin inşâcı bir yaklaşımla oluşturulacak bir felsefeden söz ediyorum."


"Hayat bazen kaybettiğin yerden başlar."

Bir sinema filmi ile bir televizyon dizisi arasındaki fark, bir hikaye ile bir roman arasındaki farka benzer. Hikaye ve sinema filmi başlar ve yazarın ya da senaristin belirlediği sınırlı bir 'sinema-hikaye zaman aralığı'nda gelişir ve biter; ancak roman ve televizyon dizisi öyle değildir. Roman ve televizyon dizisinin süresi, ilginin sürmesi ile doğru orantılı olarak bölümler halinde haftalarca, aylarca, hatta yıllarca devam edebilir; 'roman ve dizi zaman aralığı' bu nedenle daha esnek ve daha etkili bir aralıktır; etkisini sürdürmeyi, güncelle ilişkilenmeyi ve izleyenine sürekli bir zihinsel akışla dokunmayı hedefler.

Türkiye'de sinema sanatı, horbakışlı, sentetik yordamların halkı ve bireyleri birer laboratuar nesnesi olarak ya da değiştirilmesi gereken az gelişmiş ya da gelişmemiş organizma olarak görme zavallılığı, Yeşilçam'ın hastalıklı vücudunun kendi kısırdöngüleri sonucu zayıflayıp ölmesi ile yok olmaya mahkum olsa da, kendisini merkezde gören laisist, ateist, alkolik, şiddete meyyal, seks müptelası İslam düşmanlığının kökleri televizyon dünyasının karanlık ekranlarında dizilerle güç gösterisine devam ediyor. 


Sinema ve dizi koleksiyonlarının insanı ve toplumu anlama çabası acınılacak bir birikime işaret ederken, halkın demokratik seçimleri yeni akımların doğmasını zorluyor; fakat toplumu olduğu gibi görememe hastalığı, iyi niyetli olsalar da yapımcılarda ve senaristlerde devam ediyor. Çünkü batık 'Yeşilçam Sinema Felsefesi'ni temel alan yaklaşım, senaryoların 'öğretici' celselerinde ruhuyla yaşıyor.


Sinema ve dizi gibi ürünler, tıpkı bir bilim dalı, edebi akımlar ya da moda koleksiyonu gibi 'bir felsefenin ürünü olarak' ortaya çıkarlar; o ekranlarda var olan her nesne, her kıvrım, her duygu, her karakter, her davranış seçili paradigmaların sonucudur.


TRT, 2002 sonrası halkın demokratik tercihleri ile oluşan Erdoğan hükümetlerinin, halkın duyarlılıklarına saygı duyan, halkı anlamaya ve zihinsel-duygusal anlamda zenginleştirmeye, geleneklerini hatırlatmaya odaklı bir yayın politikası eşliğinde sinema ve dizi sektörüne yatırım yapıyor. 


Diriliş, Payitaht-Abdulhamid, Filinta, Seddülbahir 32 Saat, Mehmetçik Kût'ülamâre gibi tarihe, köklere dönüş  gibi 'hesaplaşma' kurgulu tepkisel yapımlarla birlikte, Osmanlı Tokadı, Baba Candır, Kalk Gidelim, Yeşil Deniz, Ege'nin Hamsisi, Elimi Bırakma gibi gelenek ve göreneklere vurgu yapan, iyilik-kötülük, bencillik-fedakarlık-yardımseverlik, direniş-vazgeçiş, sağlam ve çürük-kopuk aile bağları gibi karşıtlıklarla senarize edilmiş, sinematografik nitelikleri gelişmiş 'restorasyon' kurgulu âcil yapımlar izliyoruz.


Kuşkusuz TRT'nin 2002 sonrası dönemde bir yayın felsefesi var; ancak bu felsefenin sıkı çalışılmış, kökleri belirgin, analitik çözümlemesi yapılmış bir felsefe olduğunu iddia etmek zor. Türkiye diğer her alanda olduğu gibi kadraj merkezli çalışmalarında da sağlıklı eleştiri alanı ve yeterli-yetkin eleştirmeni olmayan bir geçiş dönemi 'felsefe yetersizliği' çekiyor. Tepkisel ve âcil yapımlarla bir yol almak mümkün mü? Elbette mümkün, ancak bu bir veya birkaç neslin daha felsefe yetersizliği ürünü eserler izlemesi anlamına geliyor ki; bu yadırganması gereken bir durum.




'Elimi Bırakma' TRT'nin 'restorasyon' kurgulu âcil yapımlarından biri; âcil ancak kaliteli bir yapım. Her şeyden önce pazar günleri akşam saat sekizden on bir otuza kadar, özet ve reklamla birlikte yaklaşık üç buçuk saat izleyicilerini ekranın karşısına kilitliyor. Rakip televizyon kanallarını çaresizlikle sinema filmleri yayınlamaya zorlayan bu görsel ve duygusal şölenin iyi eleştirilerek güçlendirilmesi gerek. TRT sorumlu kamu yayıncılığının gereklerini gün geçtikçe daha sık fark ediyor ve adım atıyor, sağlıklı eleştiriler bu adımların kalitesini de olumlu etkileyecek.

'Elimi Bırakma' gibi yapımların yüzeysel sosyolojik eleştirilerle yol alması çok zor ve büyük bir iddiaya sahip olan senaryo bir süre sonra zayıf temellerinden dolayı kısırlaşmaya başlayacak, dizi cazibesini yitirecek... Kurtlar Vadisi gibi bir fenomen dizi senaryo sorunlarından dolayı itibarsızlaştı ve yayın hayatından kopmak zorunda kaldı. Elimi Bırakma, altı bölümde en az yirmi yıl sürebilecek bir izleyici tabanı üretti; ancak ve maalesef bu taban Yeşilçam melodramlarındaki değişkenlere alışkın bir taban ve dizi eşdeğer celselerde Yeşilçam izleklerini hayatta tutmaya devam ediyor, eğer bu durum değişmezse, senaryo kendi köklerini üretmezse ve hayatın diğer alanlarına dokunmazsa kısırdöngüye girerek diğer TRT dizileri gibi sona erecek. Bu fırsat kaçırılmamalı.




Felsefe yetersizliği, senaryonun en zayıf noktası. Peki nasıl bir Felsefe? Bu Türkiye'nin en büyük sorunu. Birey-karakter ve toplum modellerine ilişkin inşâcı bir yaklaşımla oluşturulacak bir felsefeden söz ediyorum. Bugün ideal bir çocuk, genç, yaşlı, erkek, kadın prototipimiz yok; nasıl bir toplum istediğimize dair bir idealimiz de yok. Tepkisel yaklaşımla bir geriye, tarihe dönüş de, âcil çabukluklarla çirkinliklerinden ve yanlışlarından arındırılmamış gelenek ve görenek dediğimiz değerleri restore etmek de bir felsefe yetersizliği anlamına geliyor.



Örneğin, 'Elimi Bırakma' dizisi de sadece 'eşarp bağlamış yaşlı bir kadın'a namaz kıldırıyor ve aynı kadını türbelerde dua etmeye gönderiyor; başka hiçbir karakterin dinle doğrudan ya da dolaylı bir ilgisi yok. Peki bu toplum hangi değerleri talep ediyor? TRT'nin Din ile ilgili hassasiyetleri türbelere gönderdiği yaşlılara hasrederek varmak istediği yer neresi? Uyuşturucu kullanan genç modeline karşıt olarak namaz kılan, iyilik yapan genç modeli neden yok? Azra'nın tutunduğu ve beslendiği şey nedir? Cenk'i dağıtan her şeye karşı ayakta tutacak olan duygu ya da düşünce nedir?



Uyuşturucu ile başı dertte olan Arda ve kız arkadaşı, çok ciddi sorgulamalar eşliğinde Kur'an okumaya ve model hayat biçimi aramaya yönlendirilemez mi? FETÖ, Furkan Vakfı, Oktar Faciası, Menzil gibi birçok lider kültüne dayalı din sömürüsü açıkça her şeyimizi tehdit ederken 'aşk-nefret' temalı  kısır senaryolarla nereye varılabilir? Bu tür temalar koskoca bir imparatorluğu batırmadı mı? Genç bir cumhuriyeti yüz yıla yakın bir süre yerinde saymaya ve gerilemeye sürüklemedi mi? 2002'den sonra halk neyi talep ediyor? Peki, Mert'in ablası Azra'ya dediği gibi halk-toplum ve bireyler devlete 'Elimi Bırakma demiyor mu?



Türkiye toplumu aynı anda binlerce insan modelini barındıran çok çeşitli ve zengin bir toplum. TRT gerçek bir işveren gibi davranmıyor; yatırım yaptığı ürünü doğru ve eksiksiz bir şekilde tanımlama becerisine ve beklentilerini üründe denetleme kapasitesine de sahip değil. Bunlar çok önemli sorunlar ve TRT'nin güçlü isimlerle yapılandırılmış etkin bir Danışma Kuruluna ihtiyacı var.

Öğretmek yerine örneklemek, izleyiciyi çıkarım yapabilecek zihinsel aralıkta tutmak, karşıtlıkları sınırlı tutarak elde edilebilecek bir sonuç değildir; Başrol oyuncularının güzellikleri, yakışıklılıkları, oyunculuk yetenekleri, görüntü kalitesi, kamera açıları, mekanlar, kostümler ve müzik, seyircinin görsel ve işitsel beklentileri için yeterli olabilir; fakat senaryo Yeşilçam Dram stratejisinden kopmadan, eser özgün felsefesinin ürünü olmadan güçlü bir irade ortaya konmuş sayılmaz.


TRT 'Elimi Bırakma' dizisini şöyle tanımlıyor: 


"TRT 1 ekranlarında yaz dönemine damga vuracak olan “Elimi Bırakma” dizisi, her pazar 20.00'de ekranlara geliyor. Daha yayınlanamadan oyun kadrosu ve senaryosu ile çok konuşulan dizinin, başrollerini Alina Boz ve Alp Navruz paylaşıyor. Sahip olduğu tüm değerleri bir gecede kaybeden Azra ile benzer kaderi paylaştıkları Cenk’in yollarının kesişmesiyle başlayan hikaye, İnsanın dönüp gidebileceği bir evinin, ailesinin olması dünyanın en büyük hazinesi” mottosu ile hareket ederek, aile bağlarının önemini bir kez daha seyircinin gözleri önüne serecek."


Ana Karakterler-Oyuncular


1- Alina Boz - AZRA GÜNEŞ


Büyük bir kebapçının kızıdır. Zenginlik içinde büyümüş ama onun içinde kaybolmamış biridir. Vicdanı, merhameti onu değerli kılan özelliklerindendir. Babasının iflası ve ölmesiyle hayatı bir anda tepe taklak olur ama güçlü durur. Haline şükreder. Amerika’da aşçılık eğitimi almıştır. Okurken çalışmış, kendi parasını da kazanmıştır. Bu yüzden kendi ayakları üstünde durması kolay olur. 
Hayatta en değer verdiği ve büyük hazinem dediği kardeşi Mert’tir. Otizmi bulunan Mert bir müzik dehasıdır. Onun eğitimi için her şeyi yapar. Ancak onu kayıp olmasının ardından tek amacı kardeşini bulmaktır! Yardım sever bir kızdır. Biri iyilik yapması için karşılık ya da çıkar beklemez. İnatçı yanı vardır. İnandığı ve doğru olduğuna emin olduğu konularda sonuna kadar diretir. Hak yemez ve kendi hakkını korumak için sonuna kadar savaşır. Mücadelecidir. Cenk’le arkadaşlığı da inatla, didişmeyle başlar. İkisi de hayatlarına birbirinden soslar katar.


2- Alp Navruz - CENK ÇELEN


Feride Hanım’ın büyük umutlar beslediği ilk torunudur. Eğitim için Amerika’ya gitmiş. Uzunca bir süre orada yaşamıştır. Büyük bir zenginliğin içinde doğup büyüdüğü için yokluğun ne demek olduğunu bilmez. Parayla her şeyi elde edebileceğine inanır. Amerika’dan dönünce şirketi satıp başka işlere yatırım yapmak ister. Bunun için karşısında en büyük engel Feride Hanım olur. Cenk’in har vurup harman savuran yapısını fark eden Feride Hanım buna izin vermez. İster istemez Cenk ve babaannesinin karşı karşıya gelmesine sebep olur. Feride Hanım’ın zoruyla konakta yaşar ama kendi evine çıkmak istemektedir. Günübirlik aşkların adamıdır. Cansu ile annelerinin tanışıklığından dolayı liseden beri arkadaşlığı vardır; ancak kıza aşık değildir. Her şeyden önce kendini düşünür. Bencildir. Babasından hakkına düşen ne varsa alıp ailesinden bağımsız bir hayatın peşindedir. Dünyanın merkezinde olduğunu düşünür. Dünyanın onun etrafında döndüğüne inanır. Taki Azra ile karşılaşana kadar.


3- Dolunay Soysert- SUMRU GÜNEŞ


Mantık kadınıdır. Duygularının onu yönetmesine asla izin vermez. Yoksulluktan geldiği için parayı ve gücü sever. Adeta esiridir. Kendi öz kızını bile bu konuda kullanabilecek bir kadındır. İki evlilik yapmıştır. Kocasının iflası ve yangında ölü çıkmasının ardından kocasının çocuklarıyla ilişkisini keser. Bunun asıl sebebi sigorta şirketinden alacağı paradır. O parayı kızının hayatını garanti altına almak için harcayacaktır. İstediği şeyi elde etmek konusunda hırslıdır. Gözünü karartıp hedefine odaklanır. Kızı Cansu’nun Cenk ile evlenmesi için elinden gelen her şeyi yapacaktır!


4- Batuhan Ekşi - TARIK YELKENCİ


Tarık, Feride Hanım’ın şirketinin CEO’su Azmi beyin tek oğludur. Annesi yıllar önce Tarık daha çocukken bırakıp gitmiştir, babasıyla beraber yaşamaya başlamışlardır. Bu durum onu güçlü, aynı zamanda yalnız yapmaktadır. Çünkü babası sabah akşam işiyle ilgilendiği için dadılarla büyümüştür. Babasının izinden gitmek yerine kendi restoranını açmış orası için kendi emeğiyle çabalamıştır. Çok lüks bir restoran olmasa da emek verilen bir yer olduğu bellidir. Feride hanımın gözüne girmiş sağlam karakterli bir çocuktur Tarık. Özel bir ilgiyle sahiplenir Tarık’ı. Fakat Tarık Feride hanımı sevse de onun şirketinin izlediği yolu ya da o şirketle ilgili yapmak istediği herhangi bir şey yoktur. Babası yüzünden böyle bir şirkete karşı tamamen soğuktur. Feride hanımın ailesine göre ise Tarık tamamen komşu çocuğu olarak lanse edilmektedir. Özellikle Cenk’in hiç sevmediği biri olan Tarık, onun gözünde şirketten para koparmaya çalışan bir serseridir. Ama Tarık bunlarla ilgilenmez, kendi restoranı ve haftada bir kurduğu aş evleriyle açları doyurmaya çalışan iyi niyetli düzgün bir kişiliktedir. Koruyucu ve sahiplenici bir özelliği vardır. Azra hayatına girdiği zaman zorluklarını aşması için adımlar atar.


5- Cemre Gümeli - CANSU KARA


Sumru Hanım’ın ilk evliliğinden olan kızıdır. Annesini andıran, gücü seven bir kız olmasına rağmen içinde iyilikten beslenen bir damarı olduğunu biliriz. İflas ve ölüm olayıyla Mert ve Azra’dan ayrılsa da onlara değer verir. Ancak annesinin korkusundan geri durur. Cenk’i uzun zamandır sevmektedir. Aşıktır ona. Cenk’in onu büyük bir tutkuyla sevmediğinin farkındadır. Ama aşk gözünü kör etmiştir bir kere. Azra kadar mantıklı, idealist bir kız değildir. Cansu’ya göre dış görünüş çok önemlidir. İnsanın dışarıya verdiği mesajdır o ve bu yüzden sürekli kıyafete yatırım yapar. İşletme mezunudur.


6- Seray Gözler - FERİDE ÇELEN


Feride Hanım 70 yaşlarında büyük bir yemek firmasının sahibidir. Fakir bir hayattan zengin bir yaşama yelken açmış, çok çalışmış, zeki, merhametli, hak yemeyen bir kadındır. Küçük oğluyla dul kaldığı günden beri çalışmış, bugünlere dişiyle tırnağıyla gelmiştir. Bu yüzdendir ki iş yerinde çalışanları arasında kadınların önceliği her daim ön plandadır.


Sosyal sorumluk projelerinde ön planda her daim rol alır. Adeta kanatsız bir melektir. Feride Hanım için dokunulmaz şey “aile”dir. Ailesi onun hazinesidir. Oğlu öldükten sonra daha sıkı sarılır ailesine ancak ailesini tanımadığını fark eder. Hayatı boyunca inandığı uğurda emin adımlar atan Feride Hanım ailesini hizaya getireceğine emindir! 
Oğlunun ölümünden sonra durağanlaşmıştır. Olgunluğu, inanışı oğlunun ölümünü kabullenmesini kolaylaştırmıştır. “Allah verdi Allah aldı, bu kadarmış yazısı” der içi kan ağlayarak. Onun bu güçlü tavrı aile içinde tepki almasına sebep olur. İyi bir insan olan Feride Hanım’ın hassas olduğu konular arasında insan sağlığı gelir. Yemek işinde olduğu için bu konuda özellikle hassastır. 


TRT için 'Felsefe Yetersizliği' bir handikapa dönüşmeden çözüm bulunması gereken bir hastalıktır. Bu halkın ortak taleplerine yönelik hassasiyet için âcil bir çağrıdır.




Faruk Tamer, 05.09.2018, Görsel Eleştiri- Visual Critique XLII


Dizi ile İlgili Teknik Bilgiler:

Yönetmen: Sadullah Celen

Yardımcı Yönetmen: Duygu Gülenç Nuh
Senaryo: Nilüfer Aydın, Volkan Yazıcı
Editör/Kurgu Yönetmeni: Mehmet Taylan Tuncer
Oyuncular: Alina Boz, Alp Navruz, Seray Gözler, Dolunay Soysert, Cemre Gümeli, Burak Tamdoğan, Gökçe Yanardağ, Ertuğrul Postoğlu, Ebru Aykaç, Batuhan Ekşi, Cemre Baysel, Emre Bey, İpek Yazıcı, Süeda Çil, Pınar Töre, Yıldırım Şimşek, Emre Ozan, Özgür Kaymak, Yiğit Kaan Yazıcı, Ercan Özdal
Görüntü Yönetmeni: Yalçın Yadel
Sanat Yönetmeni: Başak Aykut
Müzik: Ender Gündüzlü, Metin Arıgül; 'Ben Yoruldum Hayat', Söz-Müzik-Yorum; Mümin Sarıkaya, Yapım; Sekiz Dokuz Müzik
Görsel Efekt Jenerik: Baboon Studio
Işık Şefi: Burak Yıldırım
Filmin Türü: Dram,
Orijinal Adı: Elimi Bırakma
Yapımcı: Süreyya Yaşar Önal
Yapımcı Şirket: Üs Yapım
Yapım Yılı: 2018
Yapım Ülkesi: Türkiye
Orijinal Dili: Türkçe
Yayın Kanalı: TRT1
Yayın Günü ve Saati: Pazar, 20:00
1. Bölüm Yayın Tarihi: 22 Temmuz 2018 (Türkiye)
Süresi: 2 saat 20 dakika (ortalama)



Sonsuz Ark'tan


  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.



Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı