6 Temmuz 2018 Cuma

SA6447/KY1-CÇ520: Mata Hari

-bir günün öyküsü-


(OLAY MUHAYYEL BİR ÜLKEDE GEÇER.. YIL 2018)

DIŞ. GÜNDÜZ. 

BAŞKENT YARBUK. BAŞKANLIK SEÇİMLERİNDEN BİR GÜN ÖNCE

13 katlı ‘Anti Terör Güvenlik Dairesi’ yazılı binanın dıştan görünüşü. Deri ceket giymiş, siyah gözlüklü, başında deri bir şapka Kürşat binanın kapısı önünde belirir. Kürşat dış kapı kodunu girerek içeri girer. İç kapı önünde durur. Sağda göz tarama ünitesine yaklaşır. Sol gözünü üniteye uzatır. Kapı açılır. Uzun dar bir koridor. Sağlı sollu asansörler. Geçip giden görevliler. Kürşat en sondaki asansöre doğru gider. Birkaç yanından geçenle selamlaşır. Holün sonundaki asansör önünde durur. Cebinden asansör kartını çıkarır. Kartı okutur. Asansör kapısı açılır. Asansörden içeri girer.

İÇ. GÜNDÜZ.

13. Kat. Anti Terör Güvenlik Müdürünün Odası. Oldukça sade döşeli bir oda. Jaluzi panjurla kapalı boydan boya pencere. Pencerenin önünde çalışma masası. Masanın önünde birkaç derginin durduğu bir sehpa. Sağlı sollu deri koltuklar. Masanın hemen karşısında bir kapı, sağında başka bir kapı. 

Müdür Şahin Subaşı masasında oturuyor. Hemen karşısındaki koltukta istihbarat bölümü sorumlusu Bülent Arpacı oturmakta. Müdür temkinli. Bülent tedirgin, öfkeli görünmekte.

Bülent – Sayın müdürüm baypas ediliyorum gibime geliyor. 

Müdür – Alınganlık yapıyorsun!

Bülent – Yapmayın müdürüm.. kırk yıldır bu işi yapıyorum. Neyin ne olduğunu anlamaz mıyım?

Müdür – Canını sıkan ne?

Bülent – Bölümümde ne olup bittiğini bilmiyorum!

Müdür – Ben ne yapabilirim? Sen bölümüne sahip olamıyorsan ben zorla mı sahip kılacağım?

Bülent – Bir hafta önceye kadar bir problem yoktu.. 

Müdür – Şimdi?

Bülent – Bir haftadır bana gelen bir tek bilgi yok.. hem de böyle allengirli bir dönemde.. Kürşat dersen başına buyruk.. birime uğradığı yok. En güvendiğim en becerikli eleman..

Müdür – Benim için küçük bir iş yapıyor..

Bülent – Özel yani öyle mi? İnanayım mı?

Müdür – Bülent.. Bülent, ben seninle ne yapacağım.. şimdi de bana yalancı diyor gibisin.

Bülent – Ne münasebet Müdürüm.. 

Müdür – Evde bir sıkıntı mı var?..

Bülent – Neyse.. boş ver müdürüm.. Kürşat’ın son günlerdeki tavırları canımı sıkıyor hepsi o.

Müdür – Tamam.. Ben konuşurum.. başka bir şey var mı?

Bülent – (Ayağa kalkar, kuşkuludur) Şimdilik hepsi bu.. 

Bülent – (Kapıya doğru yürür. Kapıyı açacakken durur. Müdür’e döner.) Kürşat’ın kulağını çekebilir miyim?

Müdür – Dedim ya.. benim için küçük bir iş.. ben kendisine söylerim.. şimdilik görmezden gel!

Bülent başını sallar. Dışarı çıkar.


DIŞ. GÜNDÜZ. 

Villamsı bir evin bahçesi. Bahçede sallanır koltukta uyuklayan 60 yaşlarında Anti Terör’den emekli Barlas Yetkin. Balkon kapısında kızı Şahsenem belirir. Elinde battaniye babasına doğru yürür. Battaniyeyi babasının dizlerine örter. Babası uyanır.

Barlas – İçim geçmiş.. nerden geliyorsun?

Şahsenem – Annemden?

Barlas – (Şaşkın, alaylı) Nasıldı bari?

Şahsenem – Aman baba..

Barlas – E kızım mezarlıktan geldim desen ya.. öyle bir diyorsun ki..

Şahsenem – Yine ceryana karşı oturmuşsun.. sonra da ayaklarım ağırıyor diye sızlanıyorsun..

Barlas – Daha yeni geçtim buraya.. 

Şahsenem – Horluyordun baba..

Şahsenem koltuğun arkasına geçer babasının omuzlarına masaj yapar.

Barlas – Canın sıkkın gibi.. yine o it itlik mi yaptı?..

Şahsenem – (İçini çeker) Baba o olay biteli nerdeyse otuz yıl oldu.. sende bitmedi ya!

Barlas – Sözü değişme..

Şahsenem – Ferhat bayrama gelemeyecekmiş.

Barlas yerinden doğrulur gibi yapar. İyice gömülür koltuğuna.

Barlas – Gelse şaşardım.. geleceğine zaten inanmamıştım.. Allah bana iki kız evladı verseymiş ne iyi olurmuş..

Şahsenem – (Babasının iki omuzunu da sıkar) Hadi.. onu benden çok seversin..

Barlas – (Yapmacık bir öfkeyle) Daha neler.. kardeşin olacak namert Aytar itinden daha eşet gözümde..

Şahsenem – Şimdi öfkelisin.. o yüzden.. geldiğinde görürüz..

Barlas – (Öfkeli) Şeytan görsün yüzünü..


İÇ. GÜNDÜZ.


ŞAHİN SUBAŞI'NIN MAKAM ODASI.

Şahin Subaşı laptopda bir takım bilgileri okumakta. Sağdaki kapı hafifçe tıklatılır. 

Şahin – Gel Kürşat, gel!

Kürşat kapıyı açar içeri girer. Davranışlarında teklifsizdir.  Hemen bir koltuğa oturur.

Şahin – Geciktin.

Kürşat – Seninkinin içeride olduğunu anlayınca bekledim.

Şahin – Benimki mi.. senin amirin değil mi?

Kürşat – Ben bir amir tanıyorum müdürüm.

Şahin – (Gülerek) Biraz daha nazik olmalısın adama karşı..

Kürşat – (Dudak büker) Nazik mi.. gözetim altında tuttuğum birine nazik mi davranayım.. kafasını kırmadığıma şükretsin..

Şahin – (Ciddi) Evet.. nazik davranacaksın ki kuş uçmasın..

Kürşat – (Kafasını sallar) Ben olsam kafasına çoktan sıkmıştım.. 

Şahin – (Küçümser bir ifadeyle) Sıkmıştın.. ve halkayı koparmıştın.. her neyse.. var mı bir gelişme!

Kürşat – (Elini deri ceketinin sol cebine sokar, bir flaş bellek çıkarıp müdüre uzatır) Hem de ne gelişme..

DIŞ. GÜNDÜZ. 

Kent varoşunda metruk bir binanın dıştan görünüşü. Duvarlarda garip yaratık resimleri. Kan gölü ortasında kesik baş tasvirleri.


İÇ. GÜNDÜZ.

Metruk binanın mahzeninde yarı aydınlık bir oda. Odanın sağında bir masa. Masanın üzerinde çeşitli kesici aletler, Hafif yanan pürümüz. Odanın ortasında sandalyeye oturtulmuş elleri arkadan bağlı bir adam. Kürşat adamın saçlarından kavrar. Başını yukarı kaldırır.

Kürşat – Beni sınama. Ben çok çetin ceviz gördüm. Bülbül gibi konuşacaksın. Çektiğin de cabası. 

Adamın başını sertçe bırakır. Masaya doğru yürür. Pürümüzü alır. Harlandırır. Adamın suratına yaklaştırır.

Kürşat – Ne diyorsun? 

Adam başını geri çekmeye çalışır. Yalvarır. Ağlamaklı.

Adam – İnan benim bir şeyden haberim yok.. yanlış adamı yakaladın?

Kürşat pürümüzün dipçiği ile adamın suratının sağ tarafına vurur.

Kürşat – Yanlış adam.. kimi aradığımı nereden biliyorsun iblis?

Kürşat adamın tişörtünü yırtar. Pürümüzü adamın sağ memesine götürür. Yakar. Adam çığlıklar savurur. Başı göğsüne düşer. Kürşat adamı tokatlar. Adam kendine gelir. İnler.

Kürşat – Bu daha başlangıç. Onu söyleyeyim.. daha başlangıç.. bitirmek senin elinde. 

Adam yalvarır. Kürşat pürümüzü adamın sol göğsüne götürür. Adam kendini geri atar. Kürşat durur. Tekrar masaya doğru yürür. Pürümüzü masaya bırakır. Keskin sivri uçlu bir şiş alır adamın yanına gelir.

Kürşat – Şimdi de fazlalıklarını alalım.. şu sağ gözün (adamın kafasını geri yatırır. Şişi adamın sağ gözüne doğru götürür) fazla.. tek gözle de görürsün.. 

Kürşat şişi adamın gözüne iyice yaklaştırır. 

Adam – (Haykırarak) Tamam.. tamam.. hepsi flaş bellekte kayıtlı.. 

Kürşat – (Sevinçli) Hah şöyle yola gel adamım.. bak bana içerleme ben adam gibi sordum, sen yarım saattir inkâr ediyorsun.. eh inkârın da sonu bu oluyor.. sözünü ettiğin flaş bellek nerede?

Adam – (Acıdan inleyerek) Yandaki odada, şöminenin içinde, bacada bir raf var.. orada..


İÇ. GÜNDÜZ.


ŞAHİN SUBAŞI'NIN MAKAM ODASI

Şahin, Kürşat’ın uzattığı flaş belleği alır.

Şahin – İnceledin mi?

Kürşat – Evet.. bir sürü takma isim var.. bir de ‘Topaz’ı devreye sokun!’ diye bir şey..

Şahin – Topaz mı? 

Kürşat – Evet.. tezgah bu. Tezgahın adı. 

Şahin – Tam o mendebura ait bir adlandırma.. oldukça eski bir film.. biliyor muydun?

Kürşat – Evet.. inceleyince bir araştırayım dedim.. 69 yapımı sıradan bir casusluk filmi.. yönetmeni bile beğenmemiş.

Şahin – Biliyorum.. gerçekten berbat bir filmdir.

Kürşat – Sorma.. baştan sona kadar izledim.. bir ip ucu bulabilir miyim diye.. iki üç kere uyuya kalmışım. Ama bir şey çıkaramadım.

Şahin – Yönetmen, filmin tarihi.. bunlarla ilişkilendirdin mi?

Kürşat – Müdürüm beni aşan şeyler.. ben tazıyım.. tavşanın kokusunu alır peşinden giderim.. böyle alengirli işlerden anlamam.

Şahin – Daha neler.. isimler dedin.

Kürşat – Mendebur dediğin hüngürdek müstafi eleman tam bir uçuk.. topaz başka bir zamanda geçiyor gel gör ki topazın baş kahramanı Mata Hari..

Şahin – Mata Hari mi?

Kürşat – Evet..

Şahin – Bize dışarıdan bir analist lazım.. ne dersin?

Kürşat – Haklısın derim.

Şahin – Aklına gelen biri var mı?

Kürşat – Benden paso..

Şahin – Biri var.. biri var da..

Kürşat – (Dişlerini gıcırdatarak) Sakın ha müdürüm.. aklıma gelen ise sakın..

Şahin – Bence olur.. adamı ne yaptın?

Kürşat – Hangi adamı?

Şahin – Flaş belleği aldığın adamı..

Kürşat – Teslim olmaya ikna ettiğimi sanıyordum.. 

Şahin – Eee..

Kürşat – Silahımı elimden almaya kalktı..

Şahin – Bize lazım olacağını hiç düşünmedin mi?

Kürşat – İnan doğru söylüyorum müdürüm.. bu arada Aytar’ı unut.. her şeyden önce kendisi kabul etmez.. ve onu bir kaşık suda boğacaklar olduğunu da bil.. kolay değil.. onun tabansızlığı yüzünden altı yiğit arkadaşımızı kaybettik..

Şahin – Peki var mı bildiğin?

Kürşat – Aytar olmaz.. onu biliyorum.. dediğim gibi o it zaten kabul etmez.

Şahin – Diyelim ki ikna edildi.. sen çalışır mısın?

İki adam bir süre birbirlerini süzerler.

Kürşat – Katlanırım.. ama ne kadar bilemem.. yırttığına dua etsin.. hoş o olayda bir çapanoğlu var.. o da içimi kemirmiyor değil.. acaba tabansızlığının bir sonucu muydu? Yoksa sattı mıydı? Henüz kararımı vermiş değilim.. kararımı verdiğimde.. 

Şahin – İbre ne tarafa?

Kürşat – Şimdilik tabansızlık.. ama..

Şahin – Çalışır mısın?

Kürşat – Dedim ya müdürüm.. sineye çekerim.. katlanırım.. bu zor günleri atlattık mı.. sonrasına bakarız.

Şahin – Bu cevabın yeterli..

Kürşat – Yine de ikna olacağını sanmıyorum.. yaralı parmağa işemez o it!

Şahin – Herkesin bir zaafı vardır..

Kürşat – Şahsenem.. Şahsenem’i nasıl ikna edeceksin.. hele Barlas abiyi.. valla benim tanıdığım Barlas abi ilk sana sıkar.. demedi deme..

Şahin – (Güler) Sıkar.. bilirim.. ama önceliğin ne olduğunu da senden benden iyi bilir.. Pekala.. sen ekibi hazırla.. öyle görünüyor ki siber saldırıya maruz kalacağız.. örgütün silahlı kanadı tamamen çökertildi.. ellerinde tek silah adayları ve teknoloji.. iyi bir ekip kur.. yirmi dört saat değil günlerce uyumasalar gözlerini kırpmayacak insanlar.. anlıyor musun?

Kürşat – Katılmasam da anlaşılmıştır.. ekip hazır sayılır.. ama ben yine sokaklardayım.. hiçbir kuvvet beni sokaklardan alamaz.. onlara güven olmaz.. hiç belli olmaz! 

Şahin – Neye katılmıyorsun?

Kürşat – Silahların konuşmayacağına.. onların silahsız yapacağına..

Şahin - Her neyse.. sana bu serbestliği tanıyacağımı söyledim.. sözümdeyim.. dediğim özelliklerde bir ekip yerinde olsun.. kimse bilmeyecek.. bu hepsinden önemli.. 

Kürşat – Arpat’ı emekli et rahat soluk alalım..

Şahin – Sadece Arpat’tan ibaret olduğuna inansam bir dakika durmaz, tekmeyi basardım..  hadi bakalım.. ben Barlas abiyi bir ziyaret edeyim.


DIŞ. GÜNDÜZ. 

YARBUK’un en işlek caddesi üstten görünüş. Yoğun bir araç ve insan trafiği.  


DIŞ. GÜNDÜZ. 

İşlek cadde önden görünüş. Sağ tarafta devasa billboardlar. Seçime katılan beş partinin başkan adaylarının fotoğrafları. Sağdan birinci sırada muhalefet adaylarından Çiğil Gencal, Gencal’ın yanında kadın aday Burçin Karan’ın afişi. Üçüncü sırada iktidardaki aday Bahadır Sermet, dördüncü sırada Çardu Çatık’ın afişi. Beşinci sırada Yeriş Kenza’nın afişi. Kaldırımda yürüyen insanlardan kimsenin başını kaldırıp baktığı yoktur afişlere. Hiç kimse bilbordların varlığından haberdar değil gibidir.


DIŞ. GÜNDÜZ. 

Barlas’ın evinin önü. Şahin kapı önünde beklemekte. Zile basar. Bir süre sonra yeniden basar zile.

Barlasın Sesi – Patlamadın ya..

Şahin gülümser. Birkaç saniye sonra kapı açılır. Barlas çatık kaş Şahin’e bakar. Bir süre birbirlerini süzerler.

Şahin – Ustam konuklarını kapıda bırakmaz ya.. müsait değilsen gideyim.

Barlas geri çekilir. Dışarıya göz gezdirir.

Barlas – (Öfkeli) Ne münasebet.. buyur. 

Birlikte içeri girerler. Kapı kapanır.


İÇ. GÜNDÜZ.

OTURMA ODASI.

İki meslektaş ayakta duruyorlar. Barlas şaşkın. Şahin çekingen bir tavır içinde. Barlas ağır adımlarla tekli koltuğa doğru gider, oturur. Şahin’e yandaki ikili koltuğu gösterir. Şahin de gösterilen yere usulca oturur.

Barlas – Şaşkınlığımı hoş gör.. böyle bir zamanda.. senin kafanı kaşıyacak vaktin olmamalı.. 

Şahin – Haklısın..

Barlas – Hangi rüzgâr niye attı.. fırtına mı diyeyim yoksa?

Şahin – (Gülerek) Kasırga da diyebilirsin..

Barlas – (Dişlerini sıkarak) Sakın..

Şahin – Şahsenem burada mı?

Barlas – (Meraklı) Yukarıda.. üstünü değişiyordu.. Şahsenem için senin büro çoktan kapandı biliyorsun.

Şahin – (Üzüntülü) Biliyorum.. ben ondan elçilik yapmasını isteyecektim.. 

Barlas – Neye kime?

Şahin – Geldiğinde söylesem..

Barlas yerinden doğrulur. Ayağa kalkar. Oturma odasının kapısına kadar gider. Şahsenem’e seslenir.

Barlas – Ne içersin? Soğuk bir şeyler vardı..

Şahin – Gazlı olmasın..

Barlas – Şahsenem gül şerbeti yaptıydı.. duruyor.

Odadan çıkar. Şahin odayı inceler. Sade döşeli bir oda. Kapının solunda antika bir konsol. Konsolun hemen üstünde Barlas’la eşi, çocuklarının olduğu büyük bir fotoğraf.

Barlas elinde tepsi içeri girer.  Elindeki tepsiyi sehpaya bırakır. Kalktığı koltuğa oturur.

Şahin – Şahsenem annesine ne çok benziyor..

Barlas – (Derin bir iç çekerek fotoğrafa bakar) Her geçen gün daha çok benziyor. Bilmeyen ikizi sanır. İşin kötüsü huyu da benzemeye başladı.

Şahin – Rahmetli yengem Bigem’e haksızlık ediyorsun..

Barlas – Ulan kötü anlamda demedim.. hoşuma gidiyor.. Şahsenemi kime elçi göndermeyi kuruyorsun? Sakın, dediğimi de unutma.

Şahin – Zor günlerdeyiz. Ve çok büyük şeyler olacak. Gelen bilgiler onu gösteriyor.. bize işinin ehli bir analist lazım.. provoke edilmeyecek biri.

Barlas – Kızımı yem etmene izin veremem.

Şahin – Yem değil.. ricacı olacak hepsi o.

Barlas – O ite kızımı göndertmem!

Şahin – (Oturduğu koltukta öne çıkar) Abi zor günlerdeyiz. Sen de biliyorsun..

Barlas – Yahu sen aklını mı yedin.. o ite nasıl güveneceksin? Her şeyi yüz üstü bırakıp kaçtığı yetmemiş gibi.. kızıma attığı iftira.. sadece kızıma mı?

Şahin – Bir dostum, bir ağabeyim, bir ustam ‘gerekirse baldıran zehri içebilmeli!’ derdi..

Barlas – (Küçümser ifadeyle) Damardan damardan.. 

Şahin – Abi zor günler diyorum.. beka sorunu..

Barlas – Sen bu fedakârlığı yapar mıydın?

Şahin – Cevabı bildiğini sanıyorum..

Barlas – (Öfkeli) Bilmiyorum..

Şahin – Bana bu işin inceliklerini öğreten, öğretmenim, abim dediğim ve halen de derim, kişi bana ‘sen ülken için gerekirse babana bile sıkarsın.. senin bu idealist yapını seviyorum!’ demişti..

Barlas – Benim sözlerimi bana satmaktan vazgeç Şahin.. kızımı yem yapmam.. aşağılanmasına fırsat vermem..


İÇ. GÜNDÜZ.


BARLAS’IN EVİ. OTURMA ODASI. 

Şahsenem kapıda belirir. Babasının son sözlerini duymuş kapı önünde durmuştur. 

Şahsenem – Kim kimi yem edecek, kim niye yaptırmayacak?

Barlas – (Kalkacak gibi yapar ) Kızım..

Şahin – (Başını Şahseneme çevirir. Güleç bir yüzle) Merhaba Şahsenem.. nasılsın?

Şahsenem – (Şahin’in yanına kadar gelir. Yanına oturur.) Teşekkür ederim.. babam yine her zamanki gibi huysuzluk ediyor değil mi?

Barlas – Sen öyle san.. huysuzlukmuş.. en sevdiğim, canım ciğerim dediğim insanlardan yediğim kazıkların sonu bir türlü gelmedi. Şimdi de oğlum kadar hatta oğlumdan çok sevdiğim bu zat (Şahini işaret eder) seni aşağılatacak bir hevesin peşinde.

Şahin – Haksızlık ediyorsun abi.

Barlas – Kapı dışarı etmediğime şükret.

Şahin öfkeyle yerinden kalkar. Şahsenem elinden tutar, oturtur.

Şahsenem – Konuyu ben de öğrenebilir miyim? Madem benimle ilgili..

Şahin – Bir soruşturma yürütüyorum.. dışarıdan insanlarla yapmak zorundayım.. iyi bir analist lazım..

Barlas – Adamın dairesi kevgire dönmüş.. kimseye güvenemiyor.. dışarıdan yem arıyor..

Şahin – Haklısın..

Şahsenem – Babamın öyle demesine bakma abi.. daha dün seni öve öve bitiremedi.. kevgire dönmüş bir birimi idare etse etse Şahin ederdi.. bu da ülkemizin şansı.. böyle diyordu.. 

Barlas – Seni Aytar’a ricacı olarak göndereceğini anlamadın mı hala?

Şahsenem – Anladım.. ve giderim.. kabul edeceğini sanmıyorum ama..

Barlas – Lan bu dünyada aklını kaybetmeyen bir ben miyim? Siz ne içtiniz.. ne içiyorsunuz? Aytar diyorum.. o müfteri.. senin istikbalini karartan, sana iftira atıp kendisini aklayan o ite diyorum..

Şahsenem – Kişisel bir konu olsaydı sonuna kadar haklısın.. Şahin abi ne zaman gidiyoruz?

Şahin – Eğer sence de uygunsa hemen..

Barlas – (Acıklı bir sesle) Öz kızın bile satıyor seni Barlas, sen ne alemdesin..

Şahsenem yerinden kalkar. Babasının arkasına geçer.. omuzlarına masaj yapmaya başlar. Barlas omuzlarını silkip kurtulmak ister. Şahsenem zorlar masajı sürdürür.

Şahsenem – Ferhat’a kızdı.. bayrama gelemeyecekmiş.. bütün bu öfke ona..

Barlas – Sen öyle san..

Şahin – Ferhat en karışık bölgede görev yapıyor.. izinler kaldırılmıştır.. normal!

Barlas – Sanki başka zaman hep buradaydı da..

Şahsenem masaj yapmayı bırakır. 

Şahsenem – Ben gidip hazırlanayım..


İÇ. GÜNDÜZ.

BARLAS’IN EVİ. OTURMA ODASI

Şahsenem odadan çıkar. Kapıyı kapatır.

Barlas – Kızım beni sattı Şahin.. sayende bunu da yaşadım.

Şahin – Kırıyorsun beni abi, kızına da haksızlık ediyorsun, kızın her şeyi ile sen ve sen de içinden yapılması gerektiğini söylemiyorsan ben de boşuna nefes alıyorum.

Barlas – (sağ elini sallar) Her neyse.. ben de geliyorum.

Şahin – Uygun olur mu?

Barlas – Şartım bu.. uygun ya da değil..

Şahin – Şahsenem ne der?

Barlas – Bir desteğe ihtiyacı var.. o ite hala meyli var bu deli kızın biliyor musun?

Şahin – Neredeyse on yıl oluyor ayrılalı..

Barlas – Evet, ona sorsan otuz.. ama işte.. kadın.. kadınları anla anlayabilirsen..


DIŞ. GÜNDÜZ. 

ANTİTERÖR BİRİM BİNASI. TERASTA OTURMA BÖLÜMÜ. 

Kürşat etrafına göz gezdirir. Terasta kimsecikler yoktur. Kalkar baştan sona kadar her tarafı kontrol eder. Kapı önünde durur. Kapının sürgüsünü çeker. Terasın en ucuna gider. Cep telefonunu çıkarır. Şahin Subaşı’nın telefonunu tuşlar.


İÇ. GÜNDÜZ.


BARLAS’IN EVİ. OTURMA ODASI

Şahin’in telefonu çalar. Telefonu cebinden çıkarır. Barlas’a bakar.

Barlas – Ben gidip hazırlanayım. 

Barlas oturduğu koltuktan kalkar. Odadan çıkar.

Şahin – Evet.

Telefondan Kürşat’ın sesi – Yalnız mısın müdürüm?

Şahin – Evet.

Tel. Kürşat'ın Sesi – Üç tetikçi bilgisi var.

Şahin – Hedef.

Tel. Kürşat’ın Sesi – Çiğil.

Şahin – (Şaşırmış) Yanıltmaca olmasın.. adamın hiç şansı yok ki.. niye o?

Tel. Kürşat’ın Sesi – Karışıklık olsun da nasıl olursa olsun!

Şahin – Tetikçilerle ilgili bir bilgi var mı?

Tel. Kürşat’ın Sesi – Yok.. gerçi iki kişi kaldılar.. 

Şahin – Sorguladığın sonra da intihar eden de onlardan biri olsun bari.

Tel. Kürşat’ın Sesi – (gülerek) Aynen öyle müdürüm. Keşke intihar etmeseydi.

Şahin – İyi.. umarım aklında tutarsın bu sözü. 

Telefonu kapatır. 


DIŞ. GÜNDÜZ. 

ÇOK KATLI BİR OTO PARK. EN ÜST KAT.  

Beyaz bir midibüsün içi. Elektronik takip cihazları. Orta yaşlarda sağ kulağında küpe, keçi sakallı bir adam. Bu adam Kürşat’ın elemanlarından kod adı Atmaca Sami’dir. Dikkatle monitörlere bakmakta. Monitörlerde siyah bir cip kalabalık cadde de hızla gitmektedir. Sami otomobilin plakasını almaya çalışmaktadır. Masasında bir düğmeye basar.

Sami – Çaylak bir, yirmi dördüncü cadde sağ şerit.. siyah cip.. plakaya odaklan. Ben kaçırdım.

Çaylak Bir – Anlaşıldı atmaca.

Sami – (Cip monitörlerden kaybolur) Kahretsin.. Çaylak Bir, kuş benden çıktı. 

Çaylak Bir – Anlaşıldı. Benim görüş alanımda. Plaka tespit edildi.. 06 yarbuk temdid zilan 669

Sami – Anlaşıldı.

Sami cep telefonun çıkarır. Kürşat’ı tuşlar.

Telefonda Kürşat – Evet

Sami – Abi cipin plakası sıfır altı yarbuk temdid zilan altı yüz altmış dokuz

Telefonda Kürşat – Tamam.. 

Sami – Yakın takip yapılsın mı?

Telefonda Kürşat – Hayır.. takibi bırakıyorsunuz.. herkes yuvaya..

Sami – Anlaşıldı.


DIŞ. GÜNDÜZ. 

Yarbuk Kenti Kuzey Çevre Yolu. Tek tük kamyonlar. Gri bir binek otomobil ilk üst geçitten sağa döner. Şahin Subaşı Barlas Yetkin ve Kızı Şahsenem otomobil içindeler. Barlas somurtkan. Dudakları kıpır kıpır. Arkada oturan kızıyla zaman zaman bakışırlar. Şahsenem sahte bir tebessümle bakışlara karşılık verir. O da tedirgin ve çekingendir. 

Otomobil yerleşim alanına ulaşır. Tek katlı evler. İkinci aradan önce sola, sonra sağa döner. Kaldırımlarda sağlı sollu palmiye ağaçları. Otomobil sokağın en başındaki evin önünde durur.

Şahin – (Barlas’a) Abi sen arabada kal istersen.

Barlas somurtuk. Küfreder. Şahsenem kapıyı açar. Otomobilden çıkar. Peşinden Şahin torpido gözünden mavi bir dosya alır, iner. Birlikte bahçeli evin bahçe kapısı önünde dururlar. Şahin zile basar. Şahsenem bir adım geride durmaktadır. Bahçe kapısı otomatik olarak açılır. Şahin önde Şahsenem arkada bahçeden içeri girerler. İki basamaklı merdiveni tırmanırlar. Yarı aralık kapıyı ardına kadar açarlar.


İÇ. GÜNDÜZ.

Şahin ve Şahsenem’i kısa boylu, kısa saçlı, kirli sakal zayıf bir adam karşılar. Bu Aytar Küçük’tür. Şahsenem’i görmezden gelerek.

Aytar – (Şahin’e) Sadece sen! Der.

Şahsenem öfkeyle arkasını döner, evden çıkar. 

Aytar Şahin’i oturma odasına götürür. Davranışlarında oldukça soğuktur. Şahin'e oturması için pencere önündeki sandalyelerden birini işaret eder. Kendisi de tekli deri koltuğa oturur.

Aytar – (Alay ettiğini belli ederek) Müdürüm tek gelsen de kapımı açardım. Gerçi cevabım değişmezdi. Duymak istemiyorum, olurdu.

Şahin – (Umursamaz bir eda ile) Kızdan ne istiyorsun? Bu yaptığın hiç şık değildi.

Aytar – O konuyu hiç konuşmayalım müdür. Bir şey alır mısın? Biraz soluklanıp kalkar mısın?

Şahin – Bana bir analist lazım!

Aytar – Birimdekilere ne oldu? Hepsini mi tutukladınız?

Şahin – Bağımsız, birim dışından birileri lazım.

Aytar – Ben de o birimdeydim..

Şahin – Evet.. ama artık değilsin.. kişisel kırgınlıkları unutsak diyorum.

Aytar – Benim kimseye kişisel kırgınlığım yok.. 

Şahin – (Dosyayı uzatır) Görevi kabul etmesen de.. şuna bir göz atar mısın?

İstifini bozmaz, kendisine uzatılan dosyayı almaz. Şahin dosyayı adamın önündeki sehpaya bırakır.

Aytar – Bana güveniyorsun yani öyle mi? Nasıl bir oyun peşindesin müdür?

Şahin – Oyun yok.. herhalde parmak izinin peşinde değilim.. şu kahrolası dosyaya bir bak.. ve görüşünü bildir.

Aytar – Niye ben? Ciddi ciddi niye ben? Size göre –tüm birime göre- ben tabansızın hatta birilerine göre de hainin biri değil miyim? Üç kuruşa yine satmaz mıyım?

Şahin – Öyle misin?


DIŞ. GÜNDÜZ. 

Aytar’ın evinin önünde otomobilin içi. Şahsenem ağlamamak için kendini güç tutuyor. Barlas öfkeyle arabadan iner. 

Şahsenem – Lütfen baba..

Barlas – Korkma kızım.. kimseyi utandıracak bir şey yapmam, hele seni asla, biraz hava alayım, arabada sıkıldım..

Otomobilin kapısını kapar. Bahçeden içeri girer. Eve doğru yürür.



İÇ. GÜNDÜZ.

Aytar’ın oturma odası.

Aytar dosyayı inceliyor. Şaşırmıştır ve fakat büyük bir ustalıkla şaşkınlığını gizliyor. Bir süre sonra dosyayı tekrar masa üzerine bırakır.

Aytar – (Gülerek) Biri sizinle dalga geçiyor.. en iyimser görüşle hedef şaşırtıyor diyelim.. Topaz.. Mata Hari.. Allah’tan Al Capone, Don Corleone yok.. boktan bir film.. yönetmenini bile film çevirmekten tiksindirmiş bir film.. öteki dünyanın birinci dünya savaşına ait üçüncü sınıf bir casus.. müdürüm siz epey çaptan düşmüşsünüz.. tabi işinin ustalarını işten uzaklaştırırsanız.. olacak olan bu.

Şahin – (Öfkeli) Hain haindir.. işinin ustası diye el üstünde tutacak değildik, görevden aldıklarımızı.. kör müsün? Kendi insanlarına kurşun yağdırdılar.. ayrılıkçı terörün içine sızan arkadaşlarını sattılar.. ne yapacaktık? Bir de madalya mı verecektik işlerinin ehli diye..

Aytar – (Alaylı) Madem öyle bir hainin evinde işin ne?

Şahin – Senin hain olduğunu düşünmedim.. düşünmüyorum.. evet tabansızın tekisin.. ne kadar kabadayı görünmeye çalışırsan çalış.. tabansızın biriydin.. hala da öylesin.. ama hain değil..

Aytar – İnanayım mı?

Şahin – Keyfin bilir.


İÇ. GÜNDÜZ.

Aytar’ın Oturma odası. Barlas elinde tabancayla belirir. Aytar ayağa kalkar. Barlas tetiğe basar. Aytar’ı alnından vurur. Şahin şaşkın. Donup kalır.

Barlas – Çakal soyu.. der.

Sırt üstü yere düşmüş cesedin başında dikilir. Suratına tükürür.

Şahin – (Kendine gelmiştir) Bu ne demek oluyor abi?

Barlas – Bu bir haine cezası verilmek oluyor.

Şahin – (Öfkeli) Kişisel düşmanlıklar artık ihanet kılıfına mı sokuluyor.

Barlas – (Dişleri arasından) Ahmaksın sen.. yazık olmuş emeklerime.. Salak.. bu adam seni niye çalışma odasında değil de burada ağırladı? İş üstünde yakalanmıştı ahmak..

Şahin – (Durur) Anlamadım.

Barlas – (Şahini elinden tutup çekerek) Gel gidelim de gör.. demek kişisel nefretimden sıktım adamın kafasına.. harbiden salaksın.. bir de seni o makama ben önerdim ha.. ben de salağın önde gideniyim.. yahut ihtiyarlık gözümü karartmış, sezgilerimi bulandırmış.


İÇ. GÜNDÜZ.

Aytar’ın çalışma odası. Barlas Şahin’i masaya kadar sürükler. Masanın arkasına geçerler. Barlas masa üstünde kapağı açık laptopu Şahin’e işaret eder.

Barlas – (Öfkeyle) Bak bakalım.. Topaz dosyasını görüyor musun?

Şahin irkilir. Topaz dosyasını açar. İçte kilitli üç dosya vardır. Mata Hari, Al Capone, Don Corleone. 

Şahin – (Barlas’a, şaşkınlığını bastırmaya çalışarak) Bunlar şifreli. Hemen birime götürmeliyim. 

Barlas – O kadar zamanın var mı? En az iki saatini alır.. Şahsenem halleder.

Şahin – Haklısın. Şahsenem aklımdan çıktı..

Barslas – (Masadan ayrılır) ben gidip çağırayım.


İÇ. GÜNDÜZ.

AYTAR'IN MAKAM ODASI

Barlas odanın kapısına doğru yürür. Şahsenem kapıda belirir. Yüzü kireç gibidir.

Şahsenem – (Yutkunarak) Ne oldu?

Barlas – (Sakin) İtin leşini gördün ha?

Şahsenem 'evet' anlamında başını sallar.

Barlas – (Kızının yanına gider, elinden tutar, masaya doğru yürütür) Boş ver şimdi bunu.. vakit yok.. şifreli bir dosya var. Halledebilir misin?

Şahsenem – (Kekeleyerek) Belki.. şey.. denerim.

Barlas – (Sert bir ses tonuyla) Denemeden fazlası lazım..

Şahin – (Laptopun başından ayrılır. Şahsenemi koltuğa oturtur. ) Başarırsın.. başarmalısın.

Barlas – Tereyağından kıl çeker gibi yapar benim kızım..


DIŞ. GÜNDÜZ. 

BÜYÜK HARFLERLE ‘YARBUK MEDYA CENTER’ yazan bir alan. Çeşitli tv. Kuruluşlarına ait aralıklı çok katlı binalar. TİLKİ TV. Yazan binanın önündeki park alanı. Parkın en kuytu köşesinde camları siyah filmle kaplı siyah binek bir otomobil. Kürşat otomobilin içindedir.

Kürşat cep telefonunu çıkarır. Şahin Subaşı’nı tuşlar.

Şahin telefondan sesi- Evet..

Kürşat – İyi haber mi kötü haber mi.. bilmiyorum. Arpacı’yı izledim. 

Şahin telefondan sesi – İyi halt ettin.. neredesin?

Kürşat – Tilki Tv.. 

Şahin telefondan sesi – Ne düşünüyorsun?

Kürşat – Ne yapmamı istersin? İzlemeyi bırakayım mı? Devam mı edeyim.

Şahin telefondan sesi – Benden haber bekle..

Kürşat – Anlaşıldı..


İÇ. GÜNDÜZ.

AYTAR’IN ÇALIŞMA ODASI

Şahsenem laptoptaki şifreli dosyayı kırmak için uğraşmakta. Babası meraklı gözlerle kızına bakmakta. Arada sırada başını kaldırıp odanın kapısına kadar gidip kısık sesle telefonda konuşan Şahin’e bakar.

Şahsenem – (Babasına) Nasıl anladın?

Babası – Aklın işinde olsun kızım.. vakit dar diyorum ya..

Şahsenem – Konuşurken daha iyi odaklanıyorum. Nasıl anladın?

Babası – Yeni anlamış değilim.. 

Şahsenem – (Başını laptopun ekranından kaldırıp babasına kuşkuyla bakar) Hadi canım..

Babası – Evet.. on yıl önce seninle iletişime girdiğinde kuşkulanmıştım.. ama kanıtım yoktu.

Şahsenem – Abartmayı seversin..

Babası – İnan kızım.. araştırdım.. sana iftira atması, yüzüğü çıkarması hep oyunun bir gereğiydi.

Şahsenem – Nasıl?

Babası – O it kapağı bizim bölüme atmak için seninle iletişime girdi.. eşcinsel birinin kalkıp birine aşık olacağını yutacak değilim..

Şahsenem – (İyiden iyiye şaşırmış) Eşcinsel mi?

Babası – Sayılır.. erkek çocuklardan hoşlanıyordu.. oğlancıydı.

Şahsenem – Niye başından söylemedin?..

Babası – Öğrendiğimde iş işten geçmişti.. o kadar karşı çıkışımdan bir şeyler anlamalıydın.. onun yerine abayı yakmıştın..

Şahsenem – (Utanır) Yine de açık açık söyleyebilirdin.. 

Barlas – Kesin kanıtım yoktu..

Şahsenem – Sapıklığına ilişkin mi casusluğuna ilişkin mi?

Barlas – İkisine de.. kanıtım yoktu.. ama kuşkularım güçlüydü.


İÇ. GÜNDÜZ.

AYTAR’IN ÇALIŞMA ODASI

Şahin telefonu cebine koyar masaya doğru yaklaşır.

Barlas – (Fısıltıyla) Sonra devam ederiz..

Şahsenem – (Başını sallar ve sevinçle Şahin’e bakarak) Şefim dosya emrinize amade..

Laptopu şahine çevirir. Dosyaları inceler. Bugünün tarihi ve isimler yazılıdır. 

Şahin – Ne anlayacağız bunlardan?

Barlas – (Gözlerini ekrana diker) Her ne olacaksa bugün olacak. (Laptop ekranından okur) İpini 18/06/2018’de çekeceğiz. Ananas yardımcı olacak.

Şahin – Bunlar Çiğil’i niye öldürmek istesinler ki?

Barlas – (Şahin’in yüzüne tuhaf tuhaf bakar) Niye öldürsünler ki? Sen ipini çekmekten bunu mu anlıyorsun?

Barlas – Şey.. bir dakika.. sanırım haklısın..

Şahsenem – Çiğil’in itibarını yerle bir edecekler.. bu kesin.. Ananas Tilki Tv. Ankırmeni. O da yardımcı olacak..

Şahin – Nasıl? Laptopta başka bir şeyler yok mu?

Şahsenem hızlı hızlı laptopu araştırır.

Şahin aceleyle cebinden telefonu çıkarır. Kürşat'ıı arar.


DIŞ. GÜNDÜZ. 

TİLKİ TV. OTOPARKI

Otomobil içinde Kürşat’ın telefonu çalar. Açar.

Kürşat – Evet Müdürüm.

Şahin telefondan Sesi – Arpacı’yı gözden kaçırmıyorsun. Çıkar çıkmaz ensesine binme ama.. ama gözden kaçırma. Büroya dönerse sessizce işten el çektir. Kimsenin ruhu duymadan.. unutma kimsenin ruhu duymadan. İntihar falan da etmesin. Külahları değişiriz.

Kürşat – (Gülerek) Anlaşıldı.

Şahin – Aytar’ın evine bir temizlik ekibi.. bağlantısız olsun..

Kürşat – (Gülerek ) Allah’tan ben orada değilim.. onu da benden bilirdin..


İÇ. GÜNDÜZ.

 AYTAR’IN ÇALIMA ODASI

Şahsenem – (Şahin’e) Maalesef laptopta bir şey yok.. biz gelmeden önce bir temizlik yapmış.

Şahin – Allah’tan habersiz geldik.. bir tür baskın oldu ama..

Barlas – Baskın oldu zaten.. aceleyle temizlik yapmış.. güvenlik kameralarından görmüştür.. ve düğmeye basmıştır… ardına bir şeyler bırakmış olması kuvvetle muhtemel..

Şahin – Buralarda bir şeyler olmalı.. masa gözlerinde.. oturma odasında.. ne bileyim.. mutlaka bir şeyler vardır..

Barlas – Haydi bakalım.. ben oturma odasına geçiyorum..

Şahsenem – Durun.. ne aradığımızı biliyorum..

Şahin – Emin misin?

Barlas – Biliyorum diyorsa biliyordur.

Şahsenem – Uğur böceği biçiminde bir flash bellek.. "Benim her şeyim", der öperdi onu.

Şahin – O zaman buralardadır..

Şahsenem – ( Babasına) Üzerinde olması lazım.. pantolonun yahut yeleğinin cebinde..

Şahin – (Oturma odasına doğru koşar) Ben bakarım..


İÇ. GÜNDÜZ. 


AYTAR’IN OTURMA ODASI

Şahin oturma odasına girer. Cesede doğru yürür. Pantolon ceplerini kontrol eder. Ceplerde bir şey bulamaz. Öfke ile doğrulur. Etrafa bakınır. Masa üzerindeki şekerliğe uzanır. Kapağını açar. Uğur böcekli flash belleği sevinerek alır. Koşarak odadan çıkar.


İÇ. GÜNDÜZ. 

AYTAR’IN ÇALIŞMA ODASI

Şahsenem – Cebinde miydi?

Şahin – Şekerlikte.

Şahsenem – Hayret.. verin bakalım.

Şahin uğur böceğini Şahsenem’e uzatır. Şahsenem uğur böceğinin üst kapağını ileri doğur sürer. Flash bellek ortaya çıkar, laptopa takar. Üçü birden laptop ekranına odaklanırlar. Flash bellek çalışmaya başlar.

Ekranda iki film dosyası belirir. Birinde ‘Mata Hari Ham’ yazar. Diğerinde ‘İşlenmiş-Hazır’ 

Şahsenem Mata Hari Ham yazan dosyayı tıklar. Dosya açılır. Film gösterime başlar. Her üçü de şaşkın bakışlarla filmi izlerler. 


İÇ. GÜNDÜZ.

Çiğil Gencal yabancı yedi devlet elçisi ile bir toplantı salonundadır. Çiğil’in hemen yanı başında farklı bir koltukta Çiğil’in parti başkanı gülümseyerek konuşmaları dinlemektedir.

Birinci Elçi – (Çiğil’e) Size güveniyoruz Sayın Çiğil. Parti başkanınız da sağolsun bizi kırmadı. O’nun hakkı olmasına karşın adaylıktan feragat etti.

Çiğil – (Tebessüm ederek) Güveninize layık olacağım.

İkinci Elçi – Sayın Çiğil umarım yaş tahtaya ayak basmayız.. oturacağınız koltuk çoğu zaman insanı değiştirir, verdiği sözleri unutturur. Güney bölgesi hakkındaki planımızı gerçekleştirmede bir unutkanlık olmaz değil mi?

Çiğil – (Ellerini ovuşturarak) Daha neler.. kesinlikle.. (Parti başkanına döner) Sayın başkanıma da söyledim. Her türlü güvenceyi verdim.

Parti Başkanı – (Kısık bir sesle) Dostlar ben Çiğil’e sonuna kadar kefilim.


İÇ. GÜNDÜZ.


AYTAR’IN ÇALIŞMA ODASI

Şahin – Bu korkunç. Şunu durdur bakalım..

Şahsenem filmi durdurur. Birbirlerine bakarlar. 

Barlas – İşlenmişe bakalım.. parti başkanının farklı bir koltukta ayrı bir setteymiş gibi oturması tuhaf.

Şahsenem ‘İşlenmiş hazır’ filmi tıklar. Film oynamaya başlar. Filmde parti başkanı yoktur. Çiğil ve elçiler.

Şahin – Kahretsin.. adama tuzak kurmuşlar..

Barlas – Mata Hari kim anlaşıldı.. seçmeni ona yönlendirmek için kendi çocuklarını yiyecekler.

Şahin – (Barlas’a) Ne yapmalı abi? Adam bugün televizyona çıkacak..

Şahsenem – İpi orada çekecekler?

Şahin – Öyle anlaşılıyor. Nasıl engelleriz?

Barlas – Bence engellemeyin.. onlar onun ipini çeksin.. biz de hepsinin ipini çekelim..

Şahin – (Şahsenem’e) Şu işlenmemiş hamı biraz daha izleyelim bakalım başka neler var..

Şahsenem işlenmemiş ham yazan filmi yeniden oynatmaya başlar.

Şahin – Biraz ileri sardır..

Şahsenem denileni yapar.


İÇ. GÜNDÜZ.


TOPLANTI SALONU

Parti başkanı elçiler ve kadın aday Burçin Karan samimi bir şekilde konuşmaktalar.

Burçin Karan – Bu planda bir pürüz var gibime geliyor.

Parti Başkanı – Ne gibi?..

Burçin Karan – Ya bu toplantıda bizlerin de olduğunu söylerse..

Parti Başkanı – Söyleyemez.. bizim Ananas işinin ustasıdır.. yaş tahtaya ayak basmaz.

İkinci Elçi – Karan hanım hepten haksız da sayılmaz.. bir kere ağzından çıktı mı geri alınması zor olur..

Parti Başkanı – Elektrikler kesilecek.. önlemleri aldık.. 

Birinci Elçi – Çiğil kalp hastası.. dolayısıyla Ananas görüntüleri izletince kalpten gidecek.. onun da hazırlığı yapıldı.. kendisine ikram edilecek polonyum-210 radyoaktifli her hangi bir içecek, kalp krizi için yeterli olacak.

Parti Başkanı – Bundan haberim yok.

Burçin Karan – Bak o zaman pürüz kalmaz..


İÇ. GÜNDÜZ.


AYTAR’IN ÇALIŞMA ODASI

Şahin – Bunlar adamı da öldürecek..

Barlas – Adam ne zaman tv'ye çıkacak.

Şahin – (Saatine bakar) dört saat sonra. Yirmi de.

Barlas – Birileri müdahale edebilir.

Şahin – Kürşat orada.. Arpacı da..

Barlas – Kürşat, Arpacı’yı saf dışı etsin.. tv'den kimse kimin ne olduğunu bilmiyor ya?..

Şahsenem – Ananas bilebilir.

Barlas – Sanmam.. öyle olsa bile saf dışı edildiğinde yerine bir başkasının geçmeyeceğini de bilmiyordur ya?

Şahin – Ya biliyorsa?

Barlas – Şahin efendi.. yapacak bir şey yok.. zar atacağız.. hem Çiğil ölse de elimizdeki bu ham dosyayla onların oyununu bozarız.

Şahin – Haklısın.. Çiğil’i sağ kurtarsak daha güzel olur ya.. 

Barlas – Vakit geçirme.. ara şu Kürşat’ı. 

Şahin cep telefonunu çıkarır. Kürşat’ı tuşlar.


DIŞ. GÜNDÜZ. 

 MEDYA CENTER PARKI
Kürşat çalan telefon açar.

Kürşat – Efendim!

Şahin’in Telefondan Sesi – Arpacı’yı saf dışı edip yerine geçmelisin. Ve Çiğil’i içecekle öldürmeyi düşünüyorlar.. onu da engelleyeceksin.. tek başınasın!

Kürşat – Arpacı’yı nasıl saf dışı edeceğim? Gidip kafasına sıksam olmaz!

Şahin’in Telefondan Sesi – Bir şekilde ulaş.. dışarı çıkar.. gerekirse sık kafasına.. yerine geç!

Kürşat – Anladım.

Şahin – Kolay olacağını sanmıyorum.. hatta olup olmayacağını da sanmıyorum.. bir zar atıyoruz. Program sunucusu Ananas olayın ne kadarını biliyor bilmiyoruz.

Kürşat – Onlardan mı?

Şahin’in Telefondan Sesi – Evet.. ama maşa mı? Gönüllü eleman mı? Yönlendirilen mi? Bilgimiz yok!

Kürşat – Kurtların inine gireceğiz yani.. şansımıza ne çıkarsa..

Şahin’in Telefondan Sesi – Aynen.. başka şansımız yok..

Kürşat – Tasalanma müdürüm.. top bende.. artık bir şeyler yapacağız..

Şahin’in Telefondan Sesi– Sana güveniyorum.. temizlik ekibi işi ne oldu?

Kürşat – On on beş dakikaya orada olurlar.

Şahin’in Telefondan Sesi – Tamam.. kolay gelsin..

Kürşat – Teşekkürler müdürüm.. şey..

Şahin – Ne var?

Kürşat- Ne olur ne olmaz.. hakkını helal et..

Şahinin Telefondan Sesi – (İçini çeker) Sen de aslanım.. sen de hakkını helal et!

Kürşat telefonu kapatıp cebine koyar. Torpido gözünden bir tablet çıkarır.

Kürşat – Bakalım bizim bülbülün tabletinde işe yarayacak bir şeyler var mı? 

Tablet açılır. Kürşat ‘Dosya yöneticisi’ni açar.. tek tek dosyalara bakar. Not defteri yazan dosyayı açar.

‘Al Capone’a  ab-ı hayatı Edgar Hoover’e denetleyecek, bizzat kendisinin nezareti daha isabetli olur.’

Kürşat – Al Capone Çiğil.. onu anladık.. Edgar Hoover de sanırım bizim Arpacı..  yoksa ne diye burada bulunsun..


İÇ. GÜNDÜZ.


TV. STÜDYOSU BÜFESİ

Dip masada Bülent Arpacı tek başına oturmuş tabletiyle uğraşmakta. Bir süre sonra enkırmen Ananas gelir. Karşısına oturur.

Ananas – Bizim hazırlıklarımız tamam Bülent bey.. sizin de güvenlik için burada olduğunuz söylendi. 

Bülent – Teşekkür ederim. Zamanlama çok önemli.

Ananas – İkinci bölümün hemen başında gündeme getireceğim.

Bülent – Tamamdır. Yine de ben sizin çağrı cihazınıza sinyal gönderdiğimde başlayın. Bir terslik olmasın.

Ananas – (Ayağa Kalkar) Bana güvenebilirsiniz. Eğer isterseniz benim odaya da geçebilirsiniz.

Bülent – (Göz kırpar) Böyle iyiyim..


DIŞ. GÜNDÜZ. 


TV. PARKI. KÜRŞAT’IN OTOMOBİLİNİN İÇİ

Kürşat telefonunu çıkarır. Atmaca yazan numarayı tuşlar.

Atmaca'nın Telefondan Sesi – Ben atmaca bir.

Kürşat – (Saatine bakar) Telefonu kapadıktan iki dakika sonra bölgenin telefon görüşmelerini kesiyorsun. Sadece telefonu değil.. tüm iletişim. 

Atmaca'nın Telefondan Sesi – Anlaşıldı.

Kürşat – Yineliyorum sadece gsm, normal telefon değil.. tüm iletişim… kameralar dahil..

Atmaca'nın Telefondan Sesi – Anlaşıldı.

Kürşat Bülent Arpacı’nın telefon numarasını tuşlar. Uzun uzun çaldıktan sonra cevap verilir.

Bülent’in Telefondan Sesi – Alo dinliyorum.

Kürşat – (Olanca ciddiyet ve kararlı bir sesle) Edgar, Al Capone’a ab-ı hayat iptal.

Uzun bir sessizlik. Kürşat’ın gözü kolundaki saatte.

Bülent Telefondan Sesi – Anlamadım? Kürşat ne diyorsun?

Kürşat – (Yapmacık bir öfkeyle) Abi çıldırdın mı? Ben bülbül! 


İÇ. GÜNDÜZ. 

TV. STUDYO BÜFESİ.

Bülent şaşkın bir vaziyette etrafını izler. Sesini iyice alçaltır.

Bülent – Neler saçmalıyorsun? Ne bülbülü, ne Edgar’ı ne Al Capone’u?

Kürşat’ın Telefondan Sesi – Sorumluluk sende Edgar.. ben bana düşeni yaptım. Dışarıdayım. Arka parkta.

Bülent – Saçmalıyorsun.. ne tv.si?


DIŞ. GÜNDÜZ. 

TV. STUDYO PARKI. KÜRŞAT’IN OTOMOBİL İÇİ

Kürşat telefonu kapatır. Arabayı arka kapıya doğru sürer. Kapıya yakın bir noktada arabayı durdurur.


İÇ. GÜNDÜZ. 


TV. STUDYO BÜFESİ

Bülent Arpacı elinde telefon şaşkın şaşkın bakar. Hemen aceleyle telefondan bir numarayı tuşlar. 
Telefon Ekranından  “Şebeke Yok!” uyarısını okur. Hızla ayağa kalkar. Büfe'den dışarı çıkar. 


DIŞ. GÜNDÜZ. 

TV. İSTASYONU ARKA PARK

Bülent Arpacı arka kapıyı açar dışarı çıkar. Etrafına bakınır. Kürşat’ın arabasını görür. Arabanın camlarından içeri görünmez. Dikkatli bir biçimde arabanın sağına doğru yürür. sağ kapıyı içeri açar. arabaya biner. Kürşat sol elini yavaşça kaldırır. Elinde susturuculu silahı Bülent Arpat’a yöneltir.

Kürşat – (Tiksinerek) Sol elini direksiyona koy!

Bülent Arpacı – (Şaşkın ve öfkeli) Çıldırdın mı sen?

Kürşat – (Tabancayı Bülent Arpacı’nın sol böğrüne dayar, dürtükler) Dediğimi yap.. bilirsin.. sabırsız biriyimdir.

Bülent Arpacı denilen yapar. Kürşat sağ eliyle cebinden bir kelepçe çıkarır.

Kürşat – (Kelepçeyi Bülent’e uzatır) Şimdi sağ elinle sol elini direksiyona kilitle!

Bülent – Her ne halt sandıysan yanlış sandın.. yanlış yapıyorsun.. bunu ödetirim sana!

Bülent sol elini direksiyona kelepçeler. Kürşat silahını indirir. Bülent ani bir hareketle Kürşat’ın elindeki silahı almaya kalkar. Kürşat ondan daha hızlı davranıp silahın kabzasıyla Bülent’in sol şakağına sert bir darbe indirir. Bülent bayılır. 

Kürşat arabadan iner. Sağa geçer. Arpat’ın ağzını bantlar. Ayaklarına plastik kelepçe vurur.  Bülent’in uyandığında kaçıp kurtulmaması için gerekli önlemleri alır. 

Telefonunu çıkarır.

Kürşat – (Mırıltıyla) Bir.. iki.. üç..  aferin atmaca.. 

Kürşat, Bülent Arpacı’nın çıktığı kapıya doğru yürür. Kapıyı hafifçe iter. Kapı açılır. İçeri girer.

İÇ. GÜNDÜZ.


TV. STUDYOSU. ENKIRMEN ANANAS’IN ODASI

Kürşat odadan içeri sakin bir biçimde girdiğinde enkırmen Ananas iç hat telefon ahizesini sert bir biçimde yerine bırakır. Odadan içeri giren Kürşat’a bakar. Ananas bıraktığı ahizeye sarılır.

Kürşat – (Sakin) Hey.. şefim ürkecek ne var?

Ananas – (Öfkeli) Kardeşim burası dingonun ahırı mı? Kimsin? Seni kim içeri aldı? Ne işin var burada?

Kürşat – Edgar’ın acil bir işi çıktı.. görevi ben devralıyorum..

Ananas – (Şaşkın) Ne görevi? Ne Edgar’ı?

Kürşat – (Sakin eğlenerek) Al Capone'la ilgili görev.. başka bir şey istiyor musun?

Ananas – (Telefon ahizesiniz yerine bırakır. Cep telefonun alır. Bülent Arpcı’nın telefonunu çaldırır.)

Kürşat – Cevap vermez.

Ananas – (Öfkeyle) Eğer hemen dışarı çıkmazsan güvenliği çağıracağım!

Kürşat – (Ananas’a doğru yaklaşır) Sıktın ama.. sen kim oluyorsun da bizim eylemlerimizi sorgulamaya kalkıyorsun? İşini yap.. yoksa intihar edenler kervanına katılırsın! 

Ananas – (Korkuyla geri çekilir) Ama.. bana..

Kürşat – Ama ne? Sen bilmen gerektiği kadarını bileceksin.. hepsi bu! Film hazır mı?

Ananas – (Kuşkusunu yenmeye çalışarak) Hangi film?

Kürşat – Anlaşıldı.. hala salakça sorgu.. hangi film olacak Al Capone’nun toplantıya katıldığı film..

Ananas – (Kekeleyerek) Şey.. size ne diyeceğim?

Kürşat – (Gülerek) Bülbül sana bir şey ifade eder mi?

Ananas – (Korkuyla geri kaykılır) Bülbül mü?

Kürşat – Evet.. film demiştim..

Ananas – (Kürşat’ın Bülent Arpacı’nın yerine görevi devraldığına inanmıştır, kısık bir sesle) Her şey hazır.. buradaki planda bir değişiklik yok.. 

Kürşat – İyi.. Edgar’a yeni görev dışında plan genelinde zaten bir değişiklik yok..

Ananas – Tamamdır.. benim odamda mı beklersiniz?..

Kürşat – Şimdilik.. 

Ananas – İzninle ben son kontrolleri yapayım.. vakit geldi.

Kürşat – Tamam.. saat tam yirmi de..

Ananas – (Yerinden kalkar) Anlaşıldı.. bir şeyler içmek yemek isterseniz iç hattan sıfıra basın..

Kürşat – (Gülerek) Eyvallah..


İÇ. GECE. 


TV. STUDYOSU SAAT 20

Haber stüdyosu. Enkırmen Ananas başkanlığında üç gazeteci ve Devlet Başkanı Adayı Çiğil Gencal.

Çiğil Gencal – (Son cümleleri, gülerek) Yani bu böyle olmalı!

Ananas – (Sinsi bir ifadeyle) Anlıyorum Sayın Başkan..

Çiğil Gencal – (Sahte bir gülüşle) Daha durun sayın Ananas.. seçim yapılıp bitmedi.

Hep birlikte Gülerler.

Ananas – (Ciddi bir ifadeyle) Sayın başkanım hani halkımız ‘Allah söyletti!’ der ya.. o hesap. Latife bir yana Sayın Gencal, sizin seçim sürecinde sık sık şikâyet ettiğiniz bir konu var. Katıldığınız tv. Programlarında sizi sıkıştıracak, terletecek sorulardan kaçınılması. Bunun sizin lehinize değil aleyhinize olduğunu sık sık dillendiriyorsunuz..

Gencal – Doğrudur.. maalesef bu böyle.. burada da aynısı oldu.. seçmen tv. programını izliyor.. oh kek gibi sorular.. sonra seçmen kendi kendine ‘danışıklı döğüş bu.. al gülüm ver gülüm, soru belli cevaplar cepte!’ diyor.. yani ben bile öyle derim.. böylece inandırıcılığım yara alıyor..

Ananas – Anlıyorum Sayın Gencal.. şimdi, size çok, hem de pek çok bir zor soru, hatta terden sırılsıklam yapacak bir soru sorma..

Gencal – (Sahte bir gülüşle) Aman canım.. o kadar da olmasın yedek iç çamaşırı getirmedim?
(Gülüşmeler)

Ananas – (Gülerek) Bunu göz önüne alacağım.. hem kanalımızın satış reyonu var.. hani gerekirse o işi çözeriz..

Gencal – Bak bu iyi..

Ananas- (Ciddi ) Efendim izniniz olursa gerçekten zor bir soru soracağım.. ortalıkta dolaşıp duran bir söylenti var.. hoş söylentiye dayanarak bir şeyler sormayı kendime yakıştıramam.. ama söylenti de olsa inanan birkaç kişiye rastlamadım değil.. üstüne üstlük..

Gencal – Yabancı temsilcilerle gizli görüşmeyi mi diyorsunuz?

Ananas – (Tüm sinsiliğiyle) Evet.. evet.. böyle bir şeyin olmadığına inanmak istiyorum.

Gencal – (Şaşırmış bir halde) Yani öyle bir görüşmenin olduğunu mu düşünüyorsun?

Ananas – (Öksürür, kekeler gibi yapar) Doğrusunu isterseniz asla inanmadım.. ama bugün..

Gencal – (Öfkeli) Ne olmuş bugüne.. yeriyle yalan.. yeriyle iftira.. iktidarın uydurması, kara propaganda. Yabancılarla toplantı yapılmış da.. o toplantıda onların isteklerini yerine getireceğime ilişkin taahhütte bulunmuşum da.. bunlar siyaseti çirkinlik bilenlerin yalanları.. çamur at izi kalsın..

Ses Gazetesi Muhabiri – Sayın Gencal yabancı temsilcilerle her hangi bir toplantıya katılmadınız mı?

Gencal – (Kendinden emin) Katıldım.. belki her adayla yabancı temsilciler görüşmüşlerdir.. bu gizli saklı, kirli bir toplantı değil.. yabancılar ülkemizin yöneticilerini yönetici adayların yakından tanımak ister.. bundan daha doğal ne olabilir ki? Adamların elçilikleri var.. ülkemizde yaşayan yabancılar var.. yatırımları var.. dünya eski dünya değil.. 

Milsiz Medya Temsilcisi – Sayın Gencal sözü edilen gizli bir toplantı..

Gencal – (Daha öfkeli) Yok kardeşim.. yok öyle bir şey.. hiçbir gizli toplantıya katılmışlığım yok.. ben yurtsever biriyimdir.

Ananas – (Sinsi bir ifadeyle) Elbette öyledir.. ama...

Gencal – (Daha öfkeli yüksek sesle) Aması ne sayın Ananas? Beni yeni mi tanıyorsunuz? Siz herkesten iyi tanırsınız beni.. biz birlikte büyüdük, birlikte aynı okullarda okuduk.. bu ana kadar neredeyse her anımız birlikte geçmiştir.. siz benim yurtseverliğime kefil olacak ilk kişisiniz!

Ananas – (Ciddi) Elbette.. ancak şu an internet ortamında bir film dolaşıyor.. birlikte izleyelim mi? 

Gencal – (Kendinde emin ve kızgın) Elbette.. izleyelim.. benim alnım açık.. yine kim bilsin nasıl bir karalamadır.

Ananas – (Yönetmene seslenir) Görüntüler hazırsa ana ekrana verin çocuklar.

Stüdyo ekranında görüntüler oynamaya başlar.

Çiğil Gencal yabancı yedi devlet elçileriyle bir toplantı salonundadır. 

Birinci Elçi – (Çiğil’e) Size güveniyoruz sayın Çiğil. Parti başkanınızın tavrını da unutacak değiliz.. başkanlık O’nun hakkı olmasına karşın feragat etti.

Çiğil – (Tebessüm ederek) Güveninize layık olacağım.

İkinci Elçi – Sayın Çiğil umarım yaş tahtaya ayak basmayız.. oturacağınız koltuk çoğu zaman insanı değiştirir, verdiği sözleri unutturur. Güney hakkındaki planımızı gerçekleştirmede bir unutkanlık olmaz değil mi?

Çiğil – (Ellerini ovuşturarak) Daha neler.. kesinlikle.. burada her ne söylediysem sonuna kadar, ölümüne arkasında duracağım. Güney bölgesi oldum olası ülkemin sırtında bir kambur.. o kıraç bölge ülkeden ayrılmış hiç umurumda değil.. ülkenin neredeyse tüm kaynaklarını harcar..

Gencal donup kalmıştır. Ananas sırıtarak Gencal’a bakar. Diğer gazeteciler şaşkın şaşkın birbirlerine bakarlar..

Gencal – (Bir süre hareketsiz kalır, öfkeyle ayağa kalkar.. haykırır.) Durdurun.. (Tekrar yerine oturur) tamam.. madem beni sattılar.. ben de tüm gerçeği şimdi burada milletin huzurunda açıklayacağım..

Ananas – Hangi gerçeği Sayın Gencal..

Gencal – Bu filmdeki gerçeği.. beni sattılar.. bu filmde hemen yanı başımda şu farklı koltukta..

Ananas – (Yönetmene) Arkadaşlar reklama girelim..

Gencal – Hayır.. reklam falan yok.. kaçamazsınız.. 

Ananas – (Yönetmene) Arkadaşlar reklama girdik mi?

Gencal – Ulan hayta.. sen de oradaydın? Sen de o toplantıdaydın.. beni satamazsınız.. benim de elimde kanıt var.. beni o toplantıya götüren

Ananas – (Yönetmene) Zeki niye yayını niye kesmiyorsun? (Ayağa kalkar)

Gencal – (Sert) Otur oturduğun yerde pislik herif.. o toplantıya birlikte gittik ya.. sen ben parti başkanımız.. giderken de sen, parti başkanı “Adayımız sen olmalısın!” diye diller döküyordunuz ya..

IŞIKLAR SÖNER, SAHNE KARARIR




Cemal Çalık, 06.07.2018,  Konuk Yazarlar,  Sonsuz Ark, Oyun, Senaryo

Cemal Çalık Yazıları





Sonsuz Ark'tan


  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.


Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı