25 Ekim 2017 Çarşamba

SA5059/KY38-SevDur92: Baykal’ın En Büyük Sırrı



Bütün hayatı liderlik mücadelesiyle geçen CHP eski Genel Başkanı, Antalya milletvekili Deniz Baykal, yarım asırdır siyasetin içinde. Ülkeyi yönetmeye talip olduğu halde, elitist görüntüsü ve yaşam tarzıyla kendisini bir türlü halka kabul ettiremedi. Yine de mücadelesinden vazgeçmedi. Şimdi damar tıkanıklığından dolayı hastanede olan ve kritik günler yaşayan Baykal’ın hayatı roman olsa yeridir. 

CHP Genel Başkanlığı koltuğundan edilmesi bile başlı başına bir roman konusu olmaya yeter. Ancak bu romanın yazılabilmesi için, eksik noktaların tamamlanması, Baykal’ın bu ülke için en önemli görevini yerine getirerek konuşması ve gerçekleri anlatması gerekir.

Tarihler 2010 yılının Mayıs ayını gösterdiğinde bir sabah tüm Türkiye Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı, Antalya Milletvekili Deniz Baykal ve CHP Ankara Milletvekili Nesrin Baytok’un bir odada çekilmiş görüntüleriyle uyandı. Şantaj mı, montaj mı tartışmaları yapılırken, birkaç gün sonra Deniz Baykal’ın CHP Genel Başkanlığından istifa etmesiyle kasetin gerçek olduğu anlaşıldı. 

Baykal’ın kaset olayı, FETÖ terör örgütünün emniyetteki adamları eliyle siyaseti dizayn etmeye başladığı ilk hamleydi. Bu olaydan bir yıl sonra MHP’li siyasetçilere yönelik kaset kumpasları gündeme geldi. 10 vekilin gizli görüntüleri ortaya çıktı.

FETÖ’yü temize çıkardı

Deniz Baykal istifa ederken, kaset olayının komplo veya şantaj olmadığını, siyaset yapmak için düzenlendiğini söylediği FETÖ’yü temize çıkartan konuşmasında, ”Ana muhalefet liderine yönelik bu kadar kaba kanunsuzluk, bu kadar kaba ahlaksızlık, bugünlerin ortamında iktidarın bilgisi ve onayı olmadan gerçekleştirilemez, piyasaya sürülemez. Komployu ayıplar gibi yapanlar aslında bizzat ayıbı işleyenlerdir. Bu çerçevede başka bir sorumlu arayışına çıkacaklara yardımcı olmak üzere, ABD’den, Pensilvanya’dan aldığım üzüntü ve destek mesajlarının samimiyetine inandığımı da belirtmek isterim” dedi.

Baykal hala konuşmadı

Deniz Baykal gittikten sonra geldiği günden beri FETÖ’nün amaçlarına hizmet etmeyi boynunun borcu bilen Kemal Kılıçdaroğlu CHP Genel Başkanlığı’na getirildi. Fetullahçı Terör Örgütü Baykal’a yaptıramayacağı her şeyi Kılıçdaroğlu’na yaptırsa da, bunu sineye çeken Baykal bugüne kadar sessizliğini korumaya devam etti. 

Bu siyaset dizaynında 15 Temmuz darbe girişimi sonrası birçok şey ortaya çıktı, fakat bizzat olayın içinde olan kişi henüz konuşmadı. 15 Temmuz sonrası kaset olayıyla ilgili FETÖ’cülerin tutuklanmasının ardından 2010’da yaptığı konuşmanın hala arkasında olduğunu dile getiren Baykal’ın, “Ben ilk gün söyleyeceğimi söylemişim. Onu geçersiz kılan hiçbir somut veriyi de şu ana kadar yakalayamadım. O günden bugüne bir değişiklik olmadı” açıklamasında bulunması, FETÖ’nün başka konularda da Baykal’a şantaj yapıp yapmadığı sorusunu akıllara getirdi.

Kaset kumpası iddianamesi hazırlandı

Baykal’ın bu ifadesinin ardından bir yıl daha geçti ve 2017 Ağustos ayında FETÖ’nün yargıda etkin olduğu dönemde sümenaltı edilen, 2010 ve 2011 yıllarında hayata geçirilen ve CHP ile MHP’yi hedef alan kaset kumpaslarıyla ilgili iddianame tamamlandı. Bir numaralı sanık Fetullah Gülen olmak üzere 171 şüpheli hakkında dava açıldı. Emniyet  istihbarat birimlerinde görev yapan 164 şüpheliden 145’inin FETÖ üyesi olduğu, 118’inin de örgütün kriptolu haberleşme programı ByLock’u kullandığı tespit edildi. Ankara Savcısı Alparslan Karabay tarafından düzenlenen iddianamede, emniyet istihbaratta çöreklenen örgüt üyelerinin kameraları hedef evlere nasıl yerleştirildiği ve örgütün amacı anlatıldı.

Başka görüntüler de mi var

İddianameye göre Deniz Baykal’ın evine 28/08/2008 tarihinde teknik çalışma yapmak maksadıyla girildi. Telefonu usulsüz olarak dinlendi. Bu dinlemeler ve Baykal’ın evine koyulan kameradan herhangi bir görüntü yayınlanmadı. Asıl görüntüler 2010 yılında Nesrin Baytok’un evine koyulan kameralardan yayınlandı. İçeriği malum olan görüntüler, Deniz Baykal’ı koltuğundan ederken, öncesinde kendi evine yerleştirilen kameralardan alınan görüntülerin içeriği hakkında bir malumat yok. 

Şimdi şu soruların cevabı aranıyor: 

15 Temmuz gibi bir süreci atlattıktan sonra FETÖ’nün her deliğe girip ülkeyi ele geçirmek istediği malumken, her türlü dinleme işini yaptıkları ispat edilmişken, Baykal’ın susmasına sebep olan tehditler ne? Baykal bütün bu deliller ortaya çıktıktan sonra hala neden FETÖ’yü koruyor? Yoksa kendi evine konulan kameralardan alınan görüntülerde şantaj niteliği taşıyan içerikler mi var?

Gerçek failler ortaya çıkmasın diye çalışıldı

Deniz Baykal ve MHP’li siyasetçilere yönelik kaset olayının iddianamesi şüpheye yer vermeyecek şekilde kamera görüntüleri, fotoğraflar, sanıkların ifadeleriyle hazırlandı. İddianamede; gerçek faillerin ortaya çıkarılmasına yönelik değil de tam tersi yönde hareket edilerek faillerin belirlenmesini engellemeye yönelik soruşturma dosyasının İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği ve bu delil ve imkanlardan yararlanılmasının önüne geçildiği de belirtildi.

Bir numaralı şüphelinin Fetullah Gülen, iki numaralı şüphelinin de Osman Hilmi Özdil’in olduğu iddianamede, 171 şüpheli arasında FETÖ’nün emniyet yapılanmasında yer alan, birçok kumpasa imza atan ve isimleri kamuoyuna hiç de yabancı olmayan eski emniyet müdürleri var. Ramazan Akyürek, Ömer Altıparmak, Ayhan Falakalı, Recep Güven, Coşgun Çakar, Gürsel Aktepe, Lokman Kırcılı, Yurt Atayün ile Nokta dergisinin eski genel yayın yönetmeni firari Cevheri Güven ve o dönem Vakit Gazetesi Ankara Temsilcisi olan Yener Dönmez iddianamede yer alan isimlerden bazıları.

AK Parti’yi de dizayn etmek istediler

FETÖ terör örgütü bu kumpasların ardından 17-25 Aralık darbe girişimiyle de AK Parti ve Genel Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef aldı. İddianamede, “FETÖ bu operasyonlarla iktidar partisi ve TBMM’de temsil edilen muhalefet partilerinin yönetimini belirlemeye, kendi örgütsel amaçları ve hedefleri doğrultusunda şekillendirmeye çalıştı. Bu operasyonların başarısızlıkla sonuçlanması üzerine 15 Temmuz’da TSK içinde yapılanmış FETÖ mensubu askerler ve bunlarla birlikte hareket eden emniyet mensubu ile siviller tüm demokratik sistemi örgütün hedeflediği biçimde yeniden biçimlendirebilmek için darbe girişiminde bulunmuşlardır” denildi.

FETÖ kaset kumpaslarının yapıldığı sırada İstihbarat Daire Başkanı olan tutuklu şüphelilerden Ömer Altıparmak’a elebaşı Gülen’in gönderdiği mektup da iddianamenin içinde. Altıparmak’ın evinden çıkan mektupta, Gülen’in “Milletin güvenliği adına hayati bir makamda bulunan aydınlık sima mümtaz kardeşim, İstihbarat Başkanı Ömer Altıparmak Bey’e bugüne kadar olduğu gibi bundan sonrada pek çok hayırlı işlere imza atmaları dua ve niyazları ile…Pür Kusur Kardeşiniz: MFG” ifadeleri yazılıydı.

Bir an önce iyileşmesi dileğiyle

Öte yandan, dinlemelere ve kamera görüntülerine ilişkin verilere ulaşılamadı, çünkü bu veriler emniyet istihbarattaki FETÖ’cüler tarafından silinmiş. Arkalarında bilgi ve belge bırakmamaya özen gösteren FETÖ’cüler, ancak sanıkların ifadeleri veya ByLock kayıtlarına göre tespit edilebiliyor. 

Baykal olayının, bir FETÖ organizasyonu olduğu bu iddianame sayesinde ispat edildi. Yapılan dinlemeler, kameraların yerleştirilmesi, çilingirlerin itirafı bütün belgeleriyle iddianamede ortaya koyuldu. FETÖ’nun siyaseti dizayn etmek, Deniz Baykal’a yaptıramadıkları şeyi Kemal Kılıçdaroğlu’na yaptırmak için bu komployu tertiplediği de tahminin ötesinde bir gerçek. 

Bütün bunlar aydınlandığı halde asıl mağdur olan Deniz Baykal kendisine düşen en büyük görevi henüz üstlenmiş değil. Partisini ve kendisini bu duruma getirenleri deşifre ederse, birçok olay aydınlanacak ve yer yerinden oynayacak. Kendisine geçmiş olsun diyor, uzun ve sağlıklı bir ömür dileyerek bir an önce iyileşmesini ve konuşmasını umuyoruz.

* * *

Çilingirler kilit noktaları açtı  

Emniyet İstihbarat Dairesi eski Başkanı Sabri Uzun, “İn-Baykal Kasedi-Dink Cinayeti ve Diğer Komplolar” isimli kitabında, izleme ve dinleme operasyonlarında hedef kişinin ilk önce telefonlarının dinlenmesiyle operasyonların başladığını belirterek, kumpas örgüsünü anlattı. Uzun’a göre dinlemelerin yapılması için önce karar verecek mahkeme aldatılır, ardından hedef şahıs terör örgütü mensubu olarak gösterilir ve dinleme talep edilir. Telefon dinlenmeye başladıktan sonra da özel hayata ilişkin bilgiler derlenir. Özel hayata dair bir birliktelik varsa, buluşacakları yer tespit edilerek buluşma yapılan ev sahibinin telefonları dinlemeye alınır.

Ev sahibinin evde bulunmadığı bir gün ve saatte Ankara’daki çilingir Hasan Usta “Bir çalışma yapacağız” denilerek görevlendirilen ekibin beraberine alınarak götürülür. Hasan Usta’nın açtığı kapılardan girilerek, teknik şube uzman personeli tarafından gizli kamera birlikte olunacak yatak odasını gösterecek şekilde yerleştirilir. Sokakta beklemekte olan alıcı yerleştirilmiş cihazda kayıt yapılıp yapılmadığı tespit edildikten sonra o evden ayrılınır. Telefonu dinlenen erkek ve birlikte olacağı kadın, birbiriyle telefonla konuşup, randevulaştıklarında görevlendirilen kaydetme ekibi de bilinen evin yakınına giderek kayda başlar.

Uzun’un bahsini ettiği çilingirlerden Hasan Polat başta olmak üzere, Abdülvahap Polat, Ayhan Aktaş ve Bahattin Özbek bu davada bilgi sahibi olarak ifade verdi. Polislerin girmek için kendilerini kullandıkları evleri tek tek gösterdiler. Bu evlere mahkeme kararı ile giren polisler, elektrik buatlarına ve televizyonlarının hoparlörlerine gizlenen gizli kameraların izlerini tespit etti. Çilingirlerin ifadeleri doğrultusunda şüphelilerin kimlikleri ve evlere girilen dönemler de ortaya koyuldu.


Sevda Dursun, 25.10.2017, Sonsuz Ark, Konuk Yazar, Röportaj, Eleştiri
Sevda Dursun Yazıları



Sonsuz Ark'ın Notu: Sevda Dursun Hanımefendi'den çalışmalarının yayınlanması için onayı alınmıştır. Seçkin Deniz, 12.09.2015


İlk Yayınlandığı yer: Gerçek Hayat





Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı