2 Aralık 2014 Salı

SA1019/TG76: ABD ve Türkiye Suriye'de Uçuşa Yasak Bir Bölge Oluşturacak mı?

 "'Uçuşa Yasak Bölge- Air-Exclusion Zone' olarak adlandırılacak bu bölge; Suriye içinde, Türkiye sınırı boyunca bir tampon bölge oluşturacak ve Türk birliklerinin bulunduğu bölgenin korumasını ABD hava güçleri sağlayacak."

Sonsuz Ark'ın Notu: 

Beyaz Saray Sözcüsü Josh Earnest, 1 Aralık 2014'te, Türkiye ile uçuşa yasak bölge konusunu görüşmeye devam ettiklerini, ama şu aşamada bunun Suriye'deki sorunun çözülmesi ihtiyacına uygun olduğunu düşünmediklerini söyledi: “Spesifik olarak uçuşa yasak bölge konusuna da gelince, birçok kereler açıkça belirttiğimiz gibi, Türklerle bu konuyu konuşmaya açık olmamıza rağmen -bu tür konularda onların fikirlerine kesinlikle değer veriyoruz- şu noktada spesifik uçuşa yasak bölge önerisinin, Suriye’deki durumun çözülmesi çabaları kapsamında tanımladığımız çıkarlara en iyi hizmet eden şey olduğunu düşünmüyoruz.  Dolayısıyla, bu görüşmeler devam ediyor ve Türkiye’deki müttefiklerimizden gelen önerilere de açık olmaya devam edeceğiz ama şu aşamada uçuşa yasak bölgenin ihtiyaca uygun olduğuna inanmıyoruz.” Beyaz Saray'ın aşağıdaki analizdeki tartışmaları doğrulayıcı bu tepkisini kamuoyunu hazırlamaya yönelik bir açıklama olarak değerlendiriyoruz. Seçkin Deniz, 02.12.2014

***
Suriye'de iç savaşın başladığı 2011 yılından itibaren kongreden gelen ülkede bir uçuşa yasak bölge oluşturulmasına yönelik çağrılara Obama karşı durdu. Şimdi Obama'nın üst düzey temsilcilerinden birinin bu tür bir planı Suriye'nin komşusu Türkiye ile müzakere ettiğini öğreniyoruz.

Konu hakkında bilgilendirilen üç üst düzey Amerikan yetkilisine göre; yeni öneri ile, "Hava İhraç Bölgesi- Air-Exclusion Zone (ya da Uçuşa Yasak Bölge)  olarak adlandırılacak bu bölge; Suriye içinde, Türkiye sınırı boyunca bir tampon bölge oluşturacak ve Türk birliklerinin bulunduğu bölgenin korumasını ABD hava güçleri sağlayacak.

Hedef, Suriyeli muhaliflerin ve sivillerin, IŞİD ve Esed rejimine karşı korunması ve insani yardımların bu bölgeden Suriye'ye akışının artırılması olacak. Bu fikir 2012'de Fransız hükümeti tarafından dile getirilmiş ve zamanın başkan yardımcısı Hillary Clinton'un bunu desteklediği bildirilmişti.

Emekli deniz generali, Obama yönetiminin IŞİD'e karşı uluslararası koalisyonun baş koordinatörü olan John Allen, bu üç üst düzey yetkiliye göre bu ayın başında Türkiye'ye gerçekleştirdiği ziyaret sırasında yüksek rütbeli Türk yetkililer ile Hava İhraç Bölgesi üzerinde müzakerede bulundu.

Eğer Obama Allen tarafından müzakere edilen planı onaylarsa, bu daha önceki politikalarından bir geri dönüş anlamına gelecek. Beyaz Saray, 2012 senesinden beri Amerikan hava kuvvetleri üzerinde bir baskı oluşturacağı ve uçuşları ölüm tehlikesi ile karşı karşıya getireceği gerekçesiyle bu tür bir bölgenin oluşturulmasına kongredeki her iki partiden gelen çağrılara rağmen karşı durmuştu.

Fakat Beyaz Saray, bir yandan rejim ile çatışma halinde bulunan IŞİD ve el-Kaide'ye karşı savaş yürütürken bu tür bir uçuşa yasak bölgenin kendisini Suriye ile savaşa sürükleyebileceği endişesi ile ihtiyatlı davranmaktadır.

Obama yönetiminde Orta Doğu üzerinde çalışmış eski bir Pentagon yetkilisi şöyle diyor: ”Münhasır bir bölge söz konusuyken rejimle çatışmamayı düşünemezsiniz. Hem kekim bende kalsın hem de onu yiyeyim diyemezsiniz.”

Şu ana kadar Ulusal Güvenlik Konseyi seviyesinde bu ihraç bölgesi konusu resmi olarak değerlendirilmemiş ve üst düzey yetkililer tarafından, Obama'nın bu konuda herhangi bir karara varmadığı ikazında bulunulmuştur.

Konu hakkında bilgi veren bir Amerikan yetkilisine göre: “Türkiye'de gerçekleştirilen görüşmeler ileriye dönük önemli bir adımdır. Her iki taraf da uçuşa yasak bölge önerisini ciddiye almaktadır. Fakat eninde sonunda Obama bu öneriyi imzalamak zorunda kalacak ve bu politik anlamda önemli bir değişim olacaktır.”

Allen tarafından bilgilendirilen ve konu hakkında gazetecilerle konuşan bir Cumhuriyetçi vekil, Allen'ın IŞİD'e karşı verilen mücadeleyi ilerletebilmek adına sahip olduğu düşüncelere karşı, yönetimin politik liderliğinden kaynaklanan muhalefetle karşı karşıya kaldığını ifade etti.

Vekilin ifadeleri şöyle: “General Allen iyi bir iş çıkarıyor. Kamuoyunda desteklenen görüşlerden daha farklı düşünceleri paylaştığını biliyorum ve benim düşünceme göre, tabi bu kendisine kalmış,  zaman içinde kesinlikle mantıklı bir strateji geliştirecektir.”

Üst düzey yetkililere göre Allen bu öneriyi tartışırken bunu Türkiye'nin IŞİD'e karşı mücadeleyi artırması, Amerikan hava saldırılarını destekleyecek şekilde Suriye içinde Türk birliklerinin kullanılması ve IŞİD'le mücadele eden savaş uçaklarının İncirlik Hava Üssünden havalanmasına izin verilmesini de içeren bir paketin parçası olarak gündeme getirmiştir.

Bu öneri Türkler tarafından daha önce yapılan önerilerin kısaltılmış bir versiyonudur. Şöyle ki; öneri, Esed rejiminin hava savunma sistemlerine karşı gerçekleştirilen önleyici hava saldırılarını kapsamayacaktır. Bölgenin çevresel uzunluğu önceden ilan edilecek ve Suriye güçlerine ancak bölgeyi ihlal durumunda müdahale edilecektir. 

Konu hakkında bilgi sahibi olan eski bir Pentagon yetkilisine göre: “Pentagon, rejimin hava savunma sisteminin peşinden gitmesi sonucunda oluşabilecek olası zayiatlar konusunda her zaman için endişe duymuştur. Fakat şu anki inanışa göre rejimin birleşik hava savunma sistemleri zarar görmüştür ve Amerikan unsurlarına karşı bir tehdit oluşturmamaktadır.”

Başkan Yardımcısı Joe Biden da bu ay içerisinde IŞİD’e karşı mücadelede artırılmış işbirliği için Türkiye’yi ziyaret etti fakat üst düzey yetkililere göre Biden, kişisel görüşmelerinde 'Uçuşa Yasak Bölge- Air-Exclusion Zone' önerisi hakkında konuşmadı.

Adı açıklanmayan kıdemli bir hükümet yetkilisi Biden’ın ziyareti hakkında gazetecilere yaptığı açıklamada şöyle dedi: “Orada oturup tamamlanmış bir anlaşmanın altına imza atmadılar, ama düşünceme göre bulunduğumuz yerden nereye gitmemiz gerektiği konusunda çok daha açık bir duruma geldik. Çözülmemiş halde bazı ilave sorunlarımız vardı, gelecek günlerde her iki taraf bu sorunlar üzerine eğilmek zorunda.”

Açıklığa kavuşturulması gereken sorunlardan biri de bölgenin ne büyüklükte olacağı konusudur.

Bazı yetkililer ABD ve Türkiye’nin minimum boyutlarda bir bölge üzerinde anlaşması durumunda elde edilecek kazancın riskleri karşılamayacağını düşünmektedir. Eski Pentagon yetkilisi bu konuda şöyle diyor: “Şeytan ayrıntıda gizlidir, bir şeyi enine boyuna düşünmek zorundasınız. Eğer bu münhasır bölge aşırı derecede sınırlı tutulursa hiçbir işe yaramayacaktır.”

Obama yönetiminin Suriye politikası bağlamında münhasır bölge planının nereye konacağı meselesi biraz problemli bir konudur. Esed ile gerilimin herhangi bir şekilde arttığı algısının oluşması, Beyaz Saraydakilerin çoğu tarafından savaşın tansiyonunu düşürmek için Suriye rejimi ve yerel muhalif gruplar arasındaki savaşın belirli bölgelerde “dondurulması” için gösterilen çabayı olumsuz etkileyecektir. Yerel anlamda gerçekleşecek bu “donmaların” tansiyonu düşürerek insani yardım akışını arttıracağı ve belki de politik süreci yeniden başlatacağı düşünülmektedir.

Bu strateji, bahsedilen donma eylemleri için çağrıda bulunmuş olan Birleşmiş Milletler Suriye özel temsilcisi Staffan di Mistura tarafından da desteklenmektedir.

Kıdemli bir dışişleri bakanlığı yetkilisi bize bu konuda yaptığı açıklamada şöyle diyor: “Kendisi tarafından masaya konan düşünceleri can kulağı ile dinliyoruz. Bunları Şam’da dile getirdi, Ruslar ile de bu konu hakkında konuştu, durumun nereye varacağını göreceğiz. Bu şekilde Suriye’de anlamlı bir gelişme gerçekleştirilebilir mi diye hala di Mistura ile konu üzerinde çalışıyoruz.”

Savaşın tansiyonunun düşürülmesi noktasında Capitol Hill’de (Kongre) ve Obama’nın ulusal güvenlik birimi arasında ciddi bir ihtilaf bulunuyor.

Ulusal Güvenlik Konseyi’nin planı desteklediği, bazı ABD dışişleri bakanlığı ve Amerika Birleşmiş Milletler yetkililerinin ise bu tür bir politikanın, Esed’in ve Kuzey Suriye’ye doğru genişlemekten ve Halep’i ele geçirme çabalarından vazgeçmesinin beklenmediği IŞİD’in yararına olacağı gerekçesiyle planın gerçekçi ve işe yarar olmadığını düşündüğü bildiriliyor. 

Senato Silahlı Kuvvetler Komitesi’nin yeni başkanı Senator John McCain, Halifax Uluslararası Güvenlik Konferansı’nda bize vermiş olduğu mülakatta şöyle diyor:” Ne Esed’in ne de şimdiye kadar başarılı olduğunda şüphe bulunmayan IŞİD’in kendi taraflarında sahip oldukları momentumla bir ateşkese yanaşmalarının pek mümkün olmadığını düşünüyorum.”

McCain, Savaşın tansiyonun düşürülmesi için gösterilen çabanın ancak ABD ve müttefiklerinin, iki cephede de savaşı kaybeden Özgür Suriye Ordusu’na silah akışını artırarak Esed ve IŞİD üzerinde baskı kurmasıyla başarılı olabileceğini belirtiyor.

McCain ayrıca Suriye içerisinde bir tampon bölgeyi desteklerken tansiyonun düşürülmesi fikrine karşı çıkıyor: “İnsanlar ülkelerinin özgürlüğü için savaşırken onlardan bunu dondurmasını istemek çılgınlıktır.”

İçlerinde Savunma Bakanı Chuck Hagel’in de bulunduğu üst düzey yetkililer tarafından yönetimin Suriye politikası olarak görülen fakat ılımlı muhaliflerin ilkönce Özgür Suriye Ordusu’na ve sivillere yönelik katliamlarına devam eden Esed rejimine karşı değil de IŞİD’e karşı savaşmaya ikna edilebileceğini farz ettiği için eksik olan politikalar, Demokratik vekilleri bile usandırmıştır.

İstihbarat Komitesi üyesi demokrat Adam Schiff, ılımlı muhaliflere Esed ile değil IŞİD’le savaşın demenin bir anlamı olmadığını belirterek ABD’nin ılımlı Suriye muhaliflerini eğitme ve silahlandırma planının başarıya ulaşması için uçuşa yasak bölgenin gerekli olabileceğini ifade etti.

“Sonuç olarak bu mezhepçi muhalifler arasında rejime karşı değil de IŞİD’e karşı gerçekleşen işbölümünün sürdürülebilir bir politika olup olmadığından emin değilim. Eğer biz ılımlı bir muhalif gücü silahlandıracaksak onları aynı zamanda korumamız gerekir. Yani eğer rejim onların arkasından giderse bizim de onları korumak için gerekli adımları atmamız gerekecektir.”

Şüphesiz Türkiye ile gerçekleştirilecek bir 'Uçuşa Yasak Bölge- Air-Exclusion Zone' anlaşması bu türden bir stratejinin ilerlemesi için önemli katkıda bulunacaktır.

Josh Rogin & Eli Lake/30 Kasım 2014


Tamer Güner, 02.12.2014, Sonsuz Ark, Çevirmen Yazar, Çeviri



Metnin orijinali:


Seçkin Deniz Twitter Akışı