26 Ağustos 2020 Çarşamba

SA8811/AŞ117: Gerildik; Nerede Toplum Bilimleri Kurulu?

Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

"Bizimle kim oynuyor? Bizi kim kobay olarak kullanıyor? İzlenmek, kısıtlanmak istemiyoruz. HES denen şeyle hayatımızı yok etmek istemiyoruz, hayatımızın kontrolünü kimseye vermek istemiyoruz."


Kesinlikle eminim ki şu yaşadığımız dönemde insanlık olarak bir deneyin kobaylarıyız. Binlerce yıllık bireysel ve toplumsal alışkanlıklarımız, özgürlüklerimiz, nefes alış-verişlerimiz, bedensel temaslarımız 16 Mart 2020’den beri Çin’den yayıldığı iddia edilen Covid-19 salgını nedeniyle baskı altında. Türkiye bütün dünyayı kasıp kavuran bu salgına karşı doğru politikalar belirledi ve uyguladı, halen uyguluyor; bundan da eminim. Ama artık yeter.

İlk tedbirlerin alınmaya başladığı 16 Mart’tan bu yana, evden çıkma yasağından temizliğe, maskeden temasa ve mesafeye kadar hemen her şeye dikkat ediyorum. Yüzümde maskeyle yürüyorum, kısa bir süre sonra maskenin altında kalan kısımda ter ve buhar oluşuyor, nefes alamıyorum, kalabalık değilse, maskemi çıkarıyorum ve öyle yürümeye devam ediyorum. Eve geldiğim andan itibaren elimi-yüzümü yıkıyor ve dışarıda kullandığım cüzdan, kredi kartları, anahtarlar dahil her şeyi dezenfekte ediyorum.

Evden çıkarken herkesi uyarıyorum: “Maskenizi aldınız mı, yanınızda kolonya var mı?” Kaliteli maske konusunda çok titizim, ama duyuyorum ki tekstilcilerin hiç de güvenilir bulmadıkları ‘tela’dan yapılmış maskelerin hiçbir koruma özelliği yok. Yine de ısrar ediyorum ve el değmeden hazırlanmış olan cerrahi dedikleri maskeden kutu kutu alıyorum.

Akrabalarıma dokunmuyorum, taziyelere mümkünse gitmemeye çalışıyorum, telefonla arıyorum. Düğünlere ise gitmiyorum. Cuma namazını evde çocuklarla cemaat olup kıldık, camiye de gitmedik uzunca bir süre. Pazar-market alışverişlerinde hanım uzun süre ısrar etse de eldiven kullanmaktan vazgeçti.

Bekledik, bekliyoruz. İlaç bulundu umudumuz halen var. Salgının insanlığa kurulmuş bir tuzak olduğuna emin olsak da devletin yayınladığı tüm emirlere uymakta tereddüt etmiyoruz. “Aşı” diyorlar “Bulundu, yok bulunmadı yok bulunacak, olmadı en az bir sene sürecek bulunması.”

Çin aşıyı bulmuş güya, Rusya bulduğunu iddia ediyor DSÖ onaylamasa da. Türkiye ha buldu ha bulacak, ABD başkanı Kasım 2020 seçimlerine ‘Aşı’yı bulduk’ diyerek girmek istiyor.

Kafamız karmakarışık, acaba gittiğimiz şu yerden, uzaktan da olsa konuştuğumuz o insanlardan virüs kaptık mı, acaba ne yapsak, nasıl tedbir alsak, testi herkese uygulamıyorlarmış. Oradan bir haber kopup geliyor. Çin’de virüs bitti, insanlar havuza giriyor; her yerde mutluluk fotoğrafları. Çin resmi haber ajansı CRİ-Türkçe sosyal medya hesapları dünyayla alay eder gibi haberler paylaşıyorlar; “Hayat normale döndü.

İsveç hiçbir kısıtlama getirmemiş halka, Mart’tan bu yana altı bine yakın insanı ölmüş, ama 23 Ağustos 2020 tarihinde ölen kimse yok. Türkiye halen tedbir üstüne tedbir, kısıtlama üstüne kısıtlama uyguluyor.

Bütçe dengeleri sarsılmış, turizm gelirleri azalmış; ekonomiler durmuş, herkes gelecek kaygısına düşmüş; ufukta bir belirsizlik var, ta bilmem nereden bir haber dolanıyor haber bültenlerinde. “Hong Kong'da hasta ikinci kez Covid-19’a yakalandı, ama virüs belirtisi yok.” Güney Kore, salgını sıkı tedbirlerle atlamıştı, ama şimdi çok tehlikeli hale gelmiş durumdaymış.

Trilyonlarca Dolar bastılar, değeri fırladı, 750 milyar Euro bastılar, değeri fırladı. Altın tarihin en yüksek fiyatına ulaştı. Altı ay geçti yoluna giren bir şey yok. Ama tuhaf şeyler oluyor. Okullar açılacak, ama uzaktan eğitimle. Yüz yüze eğitimle ilgili belirsizlik Bilim Kurulu denen yeni otoritemizin iki dudağı arasında.

Maçlar artık seyircisiz oynanmayacak, tatil-turizm beldeleri ardına kadar açık; ama okullara gücü yeten Bilim Kurulu’nun turizme gücü yetmiyor.

Sağlık bakanı da yetmezmiş gibi yüz bine dayamış günlük test sayısını, ama vaka sayısı yerinde sayıyor, ha bire toplumu azarlayıp duruyor: “Yeneceğiz virüsü”

Yenmiyoruz kardeşim virüsü; yenemiyoruz. Yetmedi mi bizi her gün azarlamanız. Yenin gelin sonra bizden hayatımızı isteyin. Virüs’ü kim icat etmişse gidin ona hesap sorun ilacını da versin.

ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Stephen Bigan Moskova'da Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov ile bir araya geliyor; masada ona yakın kişi var, ama ağızlarında maske yok. Niye maskeleri yok kardeşim? Onlar virüse şerbetli mi?


Bizimle kim oynuyor? Bizi kim kobay olarak kullanıyor? İzlenmek, kısıtlanmak istemiyoruz. HES denen şeyle hayatımızı yok etmek istemiyoruz, hayatımızın kontrolünü kimseye vermek istemiyoruz.

Satanizm’in bizi aşılamasını ve köleleştirmesini istemiyoruz; sizin de buna panikle aracı olmanıza razı değiliz.

Anlaşılmıyor mu?

Gerildik; nerede Toplum Bilimleri Kurulu?


Arif Şahin, 26.08.2020, Sonsuz Ark, Şaşkınların Tarihi 117



Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
  4. Sonsuz Ark Yayınlarının Kullanımına İlişkin Önemli Duyuru için lütfen tıklayınız.




Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı